Kuran Tercümesi

DemoKratos

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,809
Tepki puanı
3,090
Düşünce
Ateist
BÖLÜM: 1.) AÇILIŞ

Tercüme:

Rahman(*) ve koruyucu allahın adıyla
Övgü alemlerin rabbi (**) allaha hastır.
Rahman ve koruyucudur.
Din gününün sahibidir.
Ancak sana taparız ve ancak senden yardım isteriz.
Bizi doğru yola ilet.
Nimet verdiklerinin yoluna.
Öfkelenilenlerin ve sapkınların yoluna değil.

(*) Koruyucu olarak tercüme edilmiş olan rahim ile aynı kökten gelmekle birlikte anlamı daha geniş tutulur. Daha geniş kapsamlı bir
koruyuculuğu ifade eder.
(**) Rab terbiye, mürebbi sözcükleri ile aynı kökten gelir.

Değerlendirme:

Bu bölümde ilk göze çarpan, kuran'ın çok belirgin bir özelliği olan gereksiz tekrar. Allahın rahman ve rahim olduğu iki kere söylenmiş.
Bu sorun ile devam eden kuran bölümlerinde bıktırıcı bir şekilde karşılaşılacaktır. Kuran bu özelliği ile son derece berbat bir anlatıma sahiptir. Gereksiz tekrarlar kendisine inananları bile rahatsız eder. Tümel olarak ele alındığında zaten aynı konuların bıktırıcı tekrarlamalarından ibaret bir metinler toplamıdır. Bu yüzden kuran'a kitap denilemez. Kitapta giriş, gelişme ve sonuç bölümleri olur. Kuran kitap özelliklerinden yoksundur.

İkinci bir anlatım hatası bu sözleri kim söylüyor allah mı muhammed mi belirlenmemiş. Kuran'daki genel hava allahın konuştuğu
izleniminin verilmesi şeklindedir. Burada ise tam bir belirsizlik var.

Bu bölümdeki en önemli hata ise öfkeden ve sapkınlıktan bahsedilerek daha giriş bölümünde kuran'ın nefret, ayrımcılık pompalayarak başlamasıdır. İlerleyen bölümlerde bu giderek doruğa tırmanacak ve inanç ayrımcılığı doruk yapacaktır. Evrensellik iddiasındaki bir metnin böyle bir tarzda yazılması kabul edilemez.
 

DemoKratos

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,809
Tepki puanı
3,090
Düşünce
Ateist
Konuyu açtıktan sonra kalkmıştım. Geri geldiğimde bir baktım benim kedi bilgisayarın başında. Ne o sen de mi foruma yazacaksın, bana aleyhimde cevap yazma bak mamanı vermem dedim. Bilgisayarın başından kalkmadı. Yavrucuğum şu bu, ı ıh! Kalkmıyor. Baktım inat ediyor bıraktım başka işe baktım. Sonra baktım laptopun üzerinde uyumuş. Yavaşça kaldırdım. Bakınca ne göreyim? Forumda yeni başlık açmış!

Neyse ki sadece açtığım başlığı tekrar göndermiş! @rhynkar ve @Hypatia dostlar, benim kedinin başlığını beğenmiş oldunuz! Kedi de ateist olmuş meğer iyi mi! :D Bakmış başlığı önemli bulup bir daha göndermiş! :p Eee kedi sahibine çekermiş! (Mal demek istemedim kediciğime!)

Bu tekrar bundan kaynaklandı. Yöneticiler tekrarını silerlerse boşuna kalabalık etmemiş olur.
 

DemoKratos

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,809
Tepki puanı
3,090
Düşünce
Ateist
Evet kedimin de onayladığı gibi bu konu önemli. Bir tane ilaç için olsun ne diyorsa o şeklinde motamot, süslemeden eklemeden yazılmış Türkçe tercüme yok! Mealcilik demek sahtecilik demek olmuş! En berbatı kuşkusuz Ahmet Tekin meali! Adam kişisel görüşlerini Kuran ile hiç alakası olmaksızın döşenmiş de döşenmiş! Ben bu meali komedi kitabı gibi okuyup yahu bunu nerden uydurdun diye gülmek için okuyorum! Yazdıklarının Kuran'la hiç alakası yok! Yani bu kadar da olmaz!

Fakat bu konuda büyük bir eksiklik var. Mutlaka motamot süslenmeden eklenmeden ne yazıyorsa o şeklinde bir tercüme bulunmalı. O yüzden vaktim oldukça tercüme etmeye çalışacağım.

Kuşkusuz en az süsleme yapılan Elmalılı eski meali. Bu Atatürk'ün direktifiyle yazılan meal. Elmalılı tabii din adamı, tarafsız olması beklenemez ama en azından tam anlamını vermek istemediği yerleri orijinal Arapça sözcüğü yazıp geçmiş. Pek zülfü yâre dokunmak istememiş. Örneğin "bacak açılır ve secdeye davet edilirler" ifadesini açıkça yazmak istemeyip "bir sak keşfolunur" şeklinde komik bir ifade yazmış. Sak keşfolunur :D ne yahu? Tabii allah bacağını açınca secde etmeleri emredilir anlamı çıksın istemediği için böyle yapmış. Allah da sanki otomobil durduruyor! :D Ne bacak açılması yahu? Bizim bildiğimiz bacak otomobil durdurmak için açılır! Secde için değil!

Bu şimdi deyim tabii, bacak açıldı demek Arapçada gerçek ortaya çıktı demek ama böyle sıradan adi bir deyimin Kuranda kullanılması çok abes! Yoksa allah bacağını açacak gerçekten demek herhalde istenmemiştir. Bazı hadislerde allah bacağını açacak kıyamette denilmişse de cahil uydurması kabul ediyorum. Ama bu deyim çok banal ve adi, kutsal olduğu iddia edilecek bir kitapta olmamalıydı!
 

DemoKratos

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,809
Tepki puanı
3,090
Düşünce
Ateist
BÖLÜM: 2.) SIĞIR

*Elif Lam Mim. (*)
*Şu kitap içinde hiç bir şüphe yoktur.
*Korkanlar için rehberdir.
*Onlar bilinmeyene iman ederler namazı yerine getirir ve verdiğimiz rızıklarından dağıtırlar.
*Ve onlar sana her ne indirdiysek ve daha önce ne indirdiysek iman ederler.
*Ahiret (**) ile ilgili ikna olmuşlardır.
*İşte onlar rablerinden bir doğruluk üzerindedirler ve onlar kurtulanlardır.

(*) Bu harflerin ne anlama geldiği bilinmemektedir. Olasılıkla sanki ortada gizemli bir tılsım varmış izlenimi yaratmak için kullanılmıştır ve hiç bir anlamı yoktur. Varsa da hiç bir önemi bulunmamaktadır. "Salon" sözcüğünün "sln" diye yazılmasıyla hiç bir anlam oluşmayacağı gibi.

(**) Ölümden sonra yaşam olduğu.

DEĞERLENDİRME:

Bölümün adı bir tuhaf ama anlamı bu, yapacak bir şey yok.

Açılıştan sonraki ilk bölüme tılsımlı gizem taşıyan harfler imajı verilerek başlanması başlı başına bir fiyasko. Bunun illüzyonistin sihir yapıyorum diye abraka dabra demesinden bir farkı bulunmuyor.

Böyle ucuz basit numaralar ile insanları kandırmak ve etki altına almak aldatmacadır. Daha başlarken nasıl bir kandırmaca ile karşı karşıya olduğumuz hemen anlaşılmaktadır. Üç harfi yan yana getirip bunda bir olağanüstülük, derin anlamlar varmış havası yaymak kadar ucuz ve basit bir numara daha yoktur herhalde. Bu yani illüzyon yaparken abraka dabra demekten bile çok ucuz!

Kuran yazarlarının en hoşlarına gitmeyenin şüphe olduğu kendini ele vermektedir. Şüpheye karşı buldukları çare ise korkudur.
Doğruluk adını verdikleri boyun eğmenin, ancak korku ile sağlanabileceğini düşündükleri ve korkuya değer verdikleri anlaşılmaktadır. Kullanılan kelime "ittikan" tam olarak korku anlamına gelmez. Arapçada korku "hafa" dır. İttikan çekinme, dikkatli olma, uyanık olma anlamlarına gelmektedir. "Gaflet"in tersidir.

Dini yaymak için iki araç öne çıkartılmaktadır: Sorgusuz itaati ve köleliği vurgulayan namaz, dayanışma ve toplumlaşmayı sağlayan erzak dağıtımı ve paylaşımı. Oluşturulacak toplumu bir arada tutmak için bu iki aracın şart olduğu düşünülmüştür.

Ortaya atılan bu ayetlerin allahtan geldiğine inandırmak için, daha önce bu iddia ile ortaya atılmış tüm metinlerden destek alınmasının yararlı olacağı düşünülmüştür.

Fakat en önemli olan, elbette insanların ölümden sonra yaşam olduğuna ikna olmasıdır. İtaatin ve koşulsuz mutlak köleliğin anahtarı budur. Bu olmadan zaten din olmaz.

Kurtuluştan bahsedilerek ikna bakımından cezadan kurtulmanın mükafat kazanmanın önünde olduğu varsayılmıştır. Korkutmak, vaadetmekten her zaman daha etkilidir. Vaat, daha çok teşvik edici olarak kullanılır. Temel olarak din, korku ve ceza tehdidi üzerine kuruludur.

Tabii ki bu ilkeleri dört cahil çöl yağmacısı icat etmemiştir. Bunlar binlerce yıldır bilinen din dayatma yöntemleridir. Kafaları
çalışıyormuş, yöntemi iyi kurmuşlar gibi bir izlenim yersizdir. Din nasıl iyi dayatılır, bunu bilmek için zeki olmaya gerek yoktur.
Bunu her zorba faşist bilir.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

Tiglath

☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
992
Tepki puanı
526
Düşünce
Ateist
Allah, rahman ve rahim bolca tekrarlanması
Kuran’ın çoğunlukla hristiyan yapıtı olduğunu biliyoruz.
Rahim ve Rahman, Arami ( Suriye hristiyanlarına ait dil) kelimeler, Arapça veya Arap mitlerine ait değil.
Rahim: Meryem’e bir ithaf..( Ana rahmi, döl yatağı)
Rahman: İsa’ya bir ithaf.. ( Tanrı’nın yeryüzündeki cisimleşmiş hali, bağışlayan, rahmet eden)

Besmele de böylece üçleme yapılıyor.

Allah-Meryem-İsa= Besmele
 

Hypatia

Yazar
Mesajlar
141
Tepki puanı
167
Düşünce
Ateist
Kuran’ın çoğunlukla hristiyan yapıtı olduğunu biliyoruz.
Rahim ve Rahman, Arami ( Suriye hristiyanlarına ait dil) kelimeler, Arapça veya Arap mitlerine ait değil.
Rahim: Meryem’e bir ithaf..( Ana rahmi, döl yatağı)
Rahman: İsa’ya bir ithaf.. ( Tanrı’nın yeryüzündeki cisimleşmiş hali, bağışlayan, rahmet eden)

Besmele de böylece üçleme yapılıyor.

Allah-Meryem-İsa= Besmele
Bunun sebebi ise oradaki sami halkların kültürel ve antropolojik olarak akraba millet olmaları.
 

kavak

Vl ☆☆
Yazar
Mesajlar
5,170
Tepki puanı
2,702
Düşünce
Ateist
BÖLÜM: 2.) SIĞIR

İlginçtir.
Bu Arap menşeili kitabın içeriğini Türkçe´ye tercüme edenlerin neredeyse tümü, bölümlerin başlıklarını Türkçe´ye tercüme etmeye pek meyilli değiller sanki. Örneğin bakaranın nesi üstün, sığırın neyi eksik?
Yoksa Araplar, bakaranın sığır olduğunu bilmiyorlar mı? :p
 

DemoKratos

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,809
Tepki puanı
3,090
Düşünce
Ateist
Rahim: Meryem’e bir ithaf

Tabii ki, daha geriye götürürsek doğurgan bereket tanrıçalarına kadar gider. Konu dağılmasın belli bir rotada gitsin diye ayrıntıya girmiyorum. Kısaca kelimenin ne anlam vermeye yönelik yerleştirilmiş olduğunu belirtip geçiyorum. Yani kullanılan kelime zihinlerde ne imaj uyandırması amacıyla Kuran'a konulmuş, ona bakıyorum.
 

DemoKratos

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,809
Tepki puanı
3,090
Düşünce
Ateist
İlginçtir.
Bu Arap menşeili kitabın içeriğini Türkçe´ye tercüme edenlerin neredeyse tümü, bölümlerin başlıklarını Türkçe´ye tercüme etmeye pek meyilli değiller sanki. Örneğin bakaranın nesi üstün, sığırın neyi eksik?
Yoksa Araplar, bakaranın sığır olduğunu bilmiyorlar mı? :p

Evet, işte Elmalılı'nın bacak açılır demeye yüzü tutmayıp sak keşfolunur deyip geçiştirmesinin aynısı bu da. Kimse Sığır sûresi demiyor! Ama Sığır sûresi işte! Buna neden sığır dendiği ilerde tercüme ettikçe gelecek. Yani ben olsam o anlatım için koskoca en uzun bölüme Sığır Bölümü demezdim! Olacak bir iş değil ama böyle. Neyse onu yazıyorum. Yakıştırma yok! Motamot tercüme!
 

DemoKratos

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,809
Tepki puanı
3,090
Düşünce
Ateist
Rahim ve Rahman, Arami ( Suriye hristiyanlarına ait dil) kelimeler

Fazla kurcalarsak hacerül esved de rahimi temsil ediyor, muhafazası da vagina şeklinde. Yani İsa'nın zuhurunu temsil ediyor. Detaya girersem sonuna kadar tercüme edemem. Ama tabii ki gerek gördüğün açıklamaları eklemen yararlı olur.

Detay deyince önemsiz kesinlikle değil! Bu şimdi önemsiz mi, tabii değil. Adamlar İsa'nın zuhur ettiği yeri öpüyorlar! Yoksa yani putlara onca karşı olan İslam'da niye taş öpme olsun ki? Bu taşı siz niye öpüyorsunuz şimdi diye sorsan bıdı bıdı bıdı. Kıvırtmadan bir yanıt yok! Bal gibi de Meryem'in vaginasını öpüyorlar! Baksan taaa Sümer'de vardır tanrıça İnanna'nın vaginasına bereket amaçlı tapınma!
 

Minik Kuş

Yazar
Mesajlar
690
Tepki puanı
53
Düşünce
Sünni
konu kim daha uzağa işiyecek yarışmasına dönmüş resmen. : D
 

Tiglath

☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
992
Tepki puanı
526
Düşünce
Ateist
Ama tabii ki gerek gördüğün açıklamaları eklemen yararlı olur.
Mesela hristiyan Abraha’nın yazdırdığı anıtta Rahman kelimesi İsa için kullanılmıştır.
6BF0A57E-E38B-439C-80D4-BCC9694FA34A.png
 

DemoKratos

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,809
Tepki puanı
3,090
Düşünce
Ateist
Şeytan taşlama da negatif tapınmadır. Şeytan taşı dikmek de put dikmektir. Muslimler bu çelişkilerine bir okka mum alıp yansalar yeridir ama yüz yok işte, yüz olacak insanda utanacak, bir de beyin olacak düşünmeye! Biz de olduk zamanında bu muslim olma denen belayı biz de yaşadık, çocukluktan beynine çakıyorlar, elinde olan bir şey değil.

Ama ben ergenlik dönemimde kıvrım kıvrım kıvrandım dindeki bu çelişkiler yüzünden, gece uykularım kaçtı bunları dine kim sokmuş bunlara inanmak mümkün değil diye. Hep kafamdaki imaj dine birileri bir şeyler sokuşturmuş, bozmuş şeklindeydi. Kim bunlar diye bir yığın kitap okudum, o aptalca kitapları okuyarak harcadığım zamana acıyorum. Salak, ne onları okuyorsun, direk aç, Kuran'ı oku! İşte Arapça bilmeme filan, meallere güvenmeme, direk Kuranı okumamı geciktirdi. Bize meal şeytan işi, okuyan kafir olur diye söylemişlerdi. Kuran Türkçe okunmaz diye yasaklamışlardı.

Bazıları nerden buldun bu kadar yobazları diye soruyor. Ben bulmadım. Onlar beni buldu. Üniversite okumak istiyordum ve baktım bunlar bu konuda bana yardımcı olacaklar. Bunları zaten kullanan kullanana... Bir de ben kullanmışım çok mu. Sayelerinde üniversite okudum yani, inkar edemem. Yoksa okumam mümkün değildi.
 

Minik Kuş

Yazar
Mesajlar
690
Tepki puanı
53
Düşünce
Sünni
eski mısır arşivlerini dökersem şimdi konu çok uzar gençler xD

kısaca anlattim : D
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,542
Tepki puanı
935
Düşünce
Sünni
Bu bölümde ilk göze çarpan, kuran'ın çok belirgin bir özelliği olan gereksiz tekrar. Allahın rahman ve rahim olduğu iki kere söylenmiş.
Bu sorun ile devam eden kuran bölümlerinde bıktırıcı bir şekilde karşılaşılacaktır. Kuran bu özelliği ile son derece berbat bir anlatıma sahiptir. Gereksiz tekrarlar kendisine inananları bile rahatsız eder. Tümel olarak ele alındığında zaten aynı konuların bıktırıcı tekrarlamalarından ibaret bir metinler toplamıdır. Bu yüzden kuran'a kitap denilemez. Kitapta giriş, gelişme ve sonuç bölümleri olur. Kuran kitap özelliklerinden yoksundur.
Her parlayan şey, yakıcı ateş değildir. Evet, tekrar bazen usanç veriyor, fakat tekrarın usanç vermesi her yer, her kelâm ve her kitap için geçerli değildir. Usanç verici varsayılan pek çok görünüşteki tekrarlar, belâgatçe güzel karşılanmakta ve takdir edilmektedir. Evet, insanın yediği yemekler, biri gıda, diğeri tefekküh (meyve) olmak üzere iki kısımdır.

Birinci kısım, tekrar ettikçe memnuniyet verir, kuvvet verir, kat kat teşekkürlere sebep olur. İkinci kısmın tekrarında usanç, yenilenmesinde lezzet vardır. Aynen öyle de, kelâmlar da iki kısımdır.

Bir kısmı ruhlara gıda, fikirlere kuvvet verici hakikatlerdir ki, tekrar ettikçe güneşin ışığı gibi, ruhlara, fikirlere hayat verir. Meyve türünde iştahı açan kısımda tekrar makbul değildir, güzel karşılanmaz. Buna binaen Kur’ân, bütünüyle kalblere gıda ve kuvvet olup, tekrarı usanç değil, tatlılık ve lezzet verdiği gibi, Kur’ân’ın âyetlerinde de öyle bir kısım vardır ki, o kuvvetin ruhu hükmünde olup tekrar ettikçe daha fazla parlar, hak ve hakikat nurlarını saçar.

هُوَ الْمِسْكُ مَا كَرَّرْتَهُ يَتَضَوَّعُ "O misk gibidir, karıştırıldıkça kokususu yayılır."

Mesela بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ "Rahmân ve Rahîm Allah'ın adıyla" gibi âyetlerde bulunan hayat çekirdeği ve nuranî esaslar, tekrar ettikçe iştahları açar; misk gibi, karıştırıldıkça kokar. Demek tekrar zannedilen, hakikatte tekrar değildir. Ancak وَاُتُوا بِهِ مُتَشَابِهًا "“(Cennet ehline) Rızıkları birbirine benzer şekilde kendilerine sunulur.” (Bakara Sûresi, 2:25.) türünden, o ayrı ayrı hikmetleri, nükteleri, gayeleri ifade eden tekrarlı kelâmlar, yalnız ibarece, lâfızca birbirine benzedikleri için tekrar zannedilir. Hattâ Mûsâ kıssası, çok erdemleri ve hikmetleri içermektedir. Her makamda o makama uygun bir yönüyle zikredilmesi, belâgatin ta kendisidir.

Evet, Kur’ân-ı Azîmüşşan, o meşhur kıssayı, gümüş iken, yed-i beyzâsına alarak altın şekline çevirmesiyle öyle bir belâgat nakışına kavuşturmuştur ki, bütün belâgat uzmanları, onun belâgatine hayran olmuşlar, secdeye varmışlardır.

Ve bunun gibi, bereket dileme ve yardım dileme gibi çok yönleri içeren; ve tevhid, tenzih, senâ, celâl ve cemal ve ihsan gibi çok makamları kapsayan; ve tevhid ve nübüvvet, haşir ve adalet gibi dört temel maksada işaret eden besmele, zikredilen yerlerin her birisinde bu yönlerden, bu makamlardan biri itibarıyla zikredilmiş ve edilmektedir. Böyle olmakla birlikte, hangi sûrede tekrar varsa, o sûrenin ruhuyla uygun olan bir yön bizzat kasdedilmekle öteki yönlerin parantez içi ve dolaylı zikirleri, belâgate aykırı değildir.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,542
Tepki puanı
935
Düşünce
Sünni
Bir tane ilaç için olsun ne diyorsa o şeklinde motamot, süslemeden eklemeden yazılmış Türkçe tercüme yok! Mealcilik demek sahtecilik demek olmuş! En berbatı kuşkusuz Ahmet Tekin meali! Adam kişisel görüşlerini Kuran ile hiç alakası olmaksızın döşenmiş de döşenmiş! Ben bu meali komedi kitabı gibi okuyup yahu bunu nerden uydurdun diye gülmek için okuyorum! Yazdıklarının Kuran'la hiç alakası yok! Yani bu kadar da olmaz!

Fakat bu konuda büyük bir eksiklik var. Mutlaka motamot süslenmeden eklenmeden ne yazıyorsa o şeklinde bir tercüme bulunmalı.
Ayetleri ve hadisleri bağlamından koparmak ayetleri ve hadisleri değil, dalga geçeni komik duruma düşürür. Örnek vereyim:
Türkçe bilmeyen insanlara sizin bazı sözlerinizi bağlamından kopararak, öncesi ve sonrasında ne dediğinize bakmadan, hangi olay üzerine öyle dediğinize bakmadan yalan yanlış iftiralarla aktarsalar; sizi tanıyan ve Türkçe bilen birileri de "Hayır orada öyle demek istememiş, Türkçedeki şu metaforu kullanmış" dese; Türkçe bilmeyen insanlar da dalga geçip "Hep kıvırıyorsunuz" deyip yalanların peşinden gitmeyi tercih etse ne kadar aptal durumuna düşerler değil mi?
Aynen öyle de Kuran ve hadisler Arapçadır. Arapçada kelimelerin Türkçeden daha çok farklı manaları vardır. Arapçada Türkçeden daha çok metafor vardır. Kuran ayetlerini ve hadisleri doğru anlamak için diğer ayet ve hadislere, o ayetlerin ve hadislerin hangi olay üzerine geldiğine, ilk muhatap olan Peygamber ve Sahabenin nasıl anladığına bakmak lazım. Bütün bunları yapmayan kişi, İngilizce bir kitaba bakıp "Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor" diye çevrilen ifadelerin orijinalinde "It rains cat and dog" ifadesini görünce, "bu çevirmenler yalancı, bu kitabın orijinaline bakın, saçmalık bu kitap" diye yaygara yapan veya Türkçe bir kitapta "Bir su dökeyim" ifadesini görünce "Bunlar israfı teşvik ediyor, su çok kıymetli, boşa dökülür müymüş hiç, getirin ben içeyim" diye kendince dalga geçen ama ne kadar aptal durumuna düştüğünün farkında olmayan kişiler gibidir.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,542
Tepki puanı
935
Düşünce
Sünni
Şimdi tercümede göremeyeceğiniz, ancak Arapça gramer ve belagat ilmiyle ortaya konulabilecek şeyleri yazalım da motamot tercümenin saçmalığı, Kuranın eşsiz bir kitap olduğunun sadece motamot tercümeyle belli olamayacağını göstermiş olalım
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,542
Tepki puanı
935
Düşünce
Sünni
Rahman(*) ve koruyucu allahın adıyla
Kuranda anlatılan dört temel unsur vardır. Bunlar Tevhid (Allahın varlığı ve birliği), Nübüvvet (peygamberlik), Haşir (ahiret) ve adalettir. Bu dört unsur, Kur’ân’ın bütününde bulunduğu gibi, Kur’ân’ın sûrelerinde, âyetlerinde, kelâmlarında, hattâ kelimelerinde bile açıkça veya işareten veya remzen (gizli bir manayı ince bir işaretle göstererek) bulunmaktadır.
بِسْمِ اللهِ اَلرَّحْمٰنِ اَلرَّحِيمِ (Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla) ifadelerine bakalım:
Evet, قُلْ (De ki) kelimesi, Kur’ân’ın çok yerlerinde kelime olarak bizzat veya mukadder (lafız olarak söylenmediği halde gizli olarak kastedilen mana) olarak vardır. بِسْمِ اللهِ tan evvel قُلْ kelimesi mukadderdir. Yani, “Ya Muhammed! Bu cümleyi insanlara söyle ve tâlim et.” Demek besmelede İlâhî ve gizli ve dolaylı bir şekilde bir emir var. Bundan dolayı, şu mukadder olan قُلْ emri, risalet ve nübüvvete işarettir. Çünkü resul olmasaydı, tebliğ ve tâlime memur olmazdı. Hasrı yani bir hükmün yalnızca bir şeye verilmesini ifade eden câr (بِ) ve mecrûrun (سْمِ) öne alınması, tevhide îmadır. اَلرَّحْمٰنِ (Kullarına karşı çok merhametli olan ve şefkat eserleri bütün varlık âlemini kuşatan Allah) nizam ve adâlete, اَلرَّحِيمِ (Rahmeti herşeyi kuşatmakla birlikte, dilediği varlıklara çok özel ihsanı ve hususî rahmet tecelîsi olan Allah) de haşre delâlet eder. Çünkü اَلرَّحْمٰنِ dünyada daha çok tecelli eden isimken ve Allah bu ismin tecellisiyle kabul eden ve inkar eden her varlığa rızık ve ihsanda bulunmaya devam ederken, اَلرَّحِيمِ daha çok ahirette tecelli edecek olan isimdir ve Allah bu ismin tecellisiyle sadece kabul edenlere ihsan edecektir.
Görüldüğü gibi sadece besmele olan bir ayette bile bu dört unsur vardır
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,542
Tepki puanı
935
Düşünce
Sünni
Rahman(*) ve koruyucu allahın adıyla
Besmele harf-i cer olan ب ile başlar. سِا م ْ ٌ kelimesinin sonu kesre kılınmıştır. Kesre, inkisardan gelir. Ve başlangıçtaki bu kesre bize Allah’ın huzuruna gelirken âdeta münkesir, yani kırık bir kalble gelmeyi ders verir. Esasen, her hayırlı işte havl ve kuvvetine dayanacağımız Allah’a karşı kalbimiz münkesir olmalıdır ki, aczimiz O’nun kuvvetini davet eden bir şefaatçi olsun...
 

Son konular

Son mesajlar

Üst