Kuran Tercümesi

DemoKratos

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,809
Tepki puanı
3,090
Düşünce
Ateist
281.) allaha döndürüleceğiniz günden dolayı çekinceli olun o gün haksızlık yapılmaksızın karşılıklar ödenecektir.

282.) ey inananlar bir süreye kadar birbirinize borç verdiğinizde onu yazın içinizden bir yazıcı yazıcı tam yazsın allahın öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın borcu düzgün yazsın allahtan çekinsin ve ondan bir şey eksik etmesin eğer borçlu aklı ermez yahut zayıf ya da yazdırmaya gücü yetmeyen ise onun velisi adaletle yazdırsın iki erkek şahit tutun eğer iki adam bulamazsanız kabul edeceğiniz şahitlerden bir adam iki kadın ki kadınlardan biri şaşırırsa diğeri ona hatırlatsın şahitler ne zaman çağrılırlarsa kaçınmasınlar borç az da olsa çok da olsa vadesine kadar yazmaya üşenmeyin bu allah katında daha adaletlidir ve şahitlk için daha sağlamdır ve kuşkulanmamanız için daha uygundur ancak aranızda hemen alıp vereceğiniz peşin bir ticaret olursa onu yazmamanız günah olmaz alışveriş yaptığınızda da şahit tutun yazana da şahitlere de zarar verilmesin eğer yaparsanız muhakkak kendinize kötülük edersiniz allahtan korkun allah size öğretiyor allah her şeyi bilir.

283.) yolculukta olup yazıcı bulamazsanız rehin yeterlidir birbirinize güveniyorsanız güvenilen kimse emaneti ödesin rabbi allahtan korksun ve şahitliği gizlemeyin onu gizleyenin muhakkak kalbi günahkardır allah ne yaparsanız bilir.

284.) gökte ve yerde olan her şey allahındır içinizdekini açıklasanız da gizleseniz de allah sizi ondan hesaba çeker allah dilediğini bağışlar dilediğine azap verir allahın her şeye gücü yeter.

285.) elçi rabbinden kendisine indirilene inandı inananlar da hepsi allaha meleklerine kitaplarına ve elçilerine inandılar biz elçilerin hiç biri arasında ayrım yapmayız işittik ve itaat ettik bizi affet rabbimiz dönüş sanadır derler.

286.) allah kimseye başa çıkamayacağını yüklemez kazandığı lehine ve kazandığı aleyhinedir rabbimiz unutur veya yanılırsak bizi alma (*) rabbimiz bize öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme rabbimiz bize gücümüzün üzerinde yük yükleme bizi affet bizi bağışla bize acı sen efendimizsin bize inanmayan kavme karşı yardım et.

(*) Hesaba çekmek için alma demek istiyor.

DEĞERLENDİRME

Tabii ki bir adam yerine iki kadını koymak bir skandal. Şahitlerden borcun miktarını ve vadesini hatırlamaları zaten istenmez. Bunları yanlış hatırlayabilir veya hatırlayamayabilirler. Şahitlerden "evet huzurumuzda bu belge yazıldı" demeleri istenir. Belgede tahrifat varsa o ayrı konudur. O bakımdan unutursa diğeri hatırlatır filan diye mevzu olmaz. Kadınlar salak mı da unutuyorlar, adam çok mu akıllı da unutmuyor? Bu bir rezalet. Çok güvenemiyorsan üç şahit ister, kadın adam lafı da etmezsin! Bu apaçık bir skandal.

Öncekinde belirtilmiş ama son pasajda dua niteliğinde olan sözler için "derler" ibaresi yok! Bu da yine bir anlatım bozukluğu ile bölümü bağlamış demek oluyor. "Sığır Bölümü" böylece bitmiş oldu. Doğrusu en uzun ilk bölüme bu adı vermek tuhaf olmuş ama verilmiş.
 

DemoKratos

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,809
Tepki puanı
3,090
Düşünce
Ateist
Mart bitti Sığır Bölümü bitti ama yeni bölümün tercümesine hiç başlayasım gelmiyor. Bakıyorum tercüme edeceğim pasajlara, bıktırıcı usandırıcı bıdı bıdı bıdı aynı tekrarlar... Daha da bunları yüzelli kere tekrar edecek! Özellikle insanı usandırıp illet edecek ne yazsam desen böyle bir kitap yazılır yani! Yani granitten sabır taşı lazım ki çatlamasın!

Ben ömrümde bu kadar sıkıcı, bıktırıcı kitap hiç okumadım. Bu ne yahu? Hani Nasrettin hoca bir dirhem bal için bir çeki odun çiğneyemem demiş. On sayfa bıdı bıdı bıdı aynı teranelerin tekrarını okuyacaksın da, bir ilginç cümle çıkacak, değerlendireceksin! İş değil! Amana allah şöyledir böyledir de şöyle yapar da böyle yapar. Ya tamam da anladık yani, bir yeter yahu! He he allah öyle böyle, öyle eder böyle tutar he he tamam! Tamam da bir yeter artık yani!

Elimizde tek bir motamot tercüme yok, hep süslü cilalı badanalı sahte tercümeler diyorum, elimizde bir tane ilaç için olsun motamot tercüme olsun diyorum ama... Bu bıktırıcı tekrarların usandırıcılığı da dayanılır gibi değil. Bu kadar da tekrar olur mu arkadaş yahu! Şundan tekrarları kaldır, geriye elli sayfa ya kalır ya kalmaz. Bu nedir yahu!

Kaç gündür İmran Soyu bölümü başlığı ile başlayayım diyorum, yazacağım tekrarları düşündükçe hiç içimden gelmiyor. Tekrar tekrar tekrar... E bi yeter baba, tamam he he anladık yahu!
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,542
Tepki puanı
935
Düşünce
Sünni
şeytanlarına kavuştuklarında. gerçekten sizinleyiz
Sonra, imanın aksine, nifakta tereddüt vardır. Yani münafık olan kimse, kesin bir hüküm sahibi değildir. Bu dahi emniyetsizliği doğurur. Bu ise-kanunen zanlıların her gün ispat-ı vücut etmeleri lüzumu gibi—daima şeytanlarına gidip küfürlerini, ahidlerini tazelemelerini icap ettirir. Kur’ân-ı Kerim bu silsileye ﴾قَالُوۤا اِنَّا مَعَكُمْ﴿ ile işaret etmiştir. Yani, “Bizler sizinle beraberiz” diye ahidlerini yeniliyorlar.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,542
Tepki puanı
935
Düşünce
Sünni
şeytanlarına kavuştuklarında. gerçekten sizinleyiz muhakkak biz alay ediyoruz derler
Sonra mü’minlere gidip gelmeleri sebebiyle ortaya çıkan şüpheyi gidermek için, yemin etmeye mecbur oldular. Ve imanın aksine, hakikatlere saygısızlıkta bulunarak ve küçümseyerek kıymetli şeylere ihanet ettiler ki, kendilerine atfedilen ithamları def etsinler. İşte, Kur’ân-ı Kerim buna ﴾قَالُوۤا اِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِؤُنَ﴿ ile işaret etmiştir. Yani, “Bizim mü’minlerle olan iç içeliğimiz, onlarla alay etmek içindir. Aramızda samimiyet yoktur. Ancak yüzlerine gülüyoruz.”
 

DemoKratos

Vl ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,809
Tepki puanı
3,090
Düşünce
Ateist
Küçükken dalga olsun diye camiye giderdik. En güldüğüm herkesin toplu secdeye yatmasıydı. O kadar komikti ki bazen sesli gülüp kaçmak zorunda kalırdık. İkinci en çok güldüğüm yatsı sonrası aşır okumasıydı. Secdelere gülüp kaçmak zorunda kalmadıysak bunu dinlerdik. Çıkınca "va'fu annaaa!" diye taklidini yapıp gülerdik. Hey gidi çocukluk!

Bir de tecdidi iman tecdidi nikah seremonisi vardı. "Hakkun eşşedü el laaaa..." diye bağrışırlardı, bu da çok komikti. Çıkınca bunu da taklit ederdik. Ama bu her gün değil perşembe akşamları idi. "Her ne hata seyyiat küfür sadır oldu ise cümlesinden..." (:D "Nadim oldum bir dahi işlememeye azmü cezmü..." :kay: Lan ne komikti yaaa!

Muslimler eşşedü eşşedü diye bağrışarak iman tazelesin, biz iki şeytanımızla iki muhabbet ettik diye şeytanımız bol diye kıskanılalım! Bu ne ya?
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,542
Tepki puanı
935
Düşünce
Sünni
allah onlarla alay eder
Sonra, münafıkların şu gidiş ve söyleyişlerini dinleyen dinleyiciler mü’minlerin de karşılık vermelerini beklemekte bulunduğu, sözün gelişinden anlaşıldı. Bunun için Kur’ân-ı Kerim de mü’minlere bedel (اَللهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ) diye karşılık vermiştir. Yani, “Cenâb-ı Hak, onların alayları üzerine en şiddetli ceza ile dünya ve âhirette cezalandırır ve cezalandıracaktır.” Cenâb-ı Hakkın şu karşılığı, mü’minlerin şerefine ve münafıkların yaptıkları alayın, Cenâb-ı Hakkın cezalandırmasına karşı yok hükmünde kaldığına ve onların ahmaklıklarına işarettir.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,542
Tepki puanı
935
Düşünce
Sünni
isyanlarında onlara zaman tanır bocalarlar
Sonra Kur’ân-ı Kerim ﴾وَيَمُدُّهُمْ فِى طُغْياَنِهِمْ يَعْمَهُونَ﴿ cümlesiyle cezalarını alay suretiyle tasvir etmiştir. Yani, “Onlar dalâlet ve tuğyanı netice veren sebeplere kendi kötü tercihleriyle ve arzularıyla yöneldikleri için, sanki hal dilleriyle dalâletin talebinde bulunmuşlardır; Cenâb-ı Hak da onların talepleri üzerine, istediklerine yardım etmiştir.”
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,542
Tepki puanı
935
Düşünce
Sünni
inananlarla karşılaştıkları zaman inandık derler
وَاِذَا لَقُوا الَّذِينَ اٰمَنُوا قَالُوۤا اٰمَنَّا “Bunlar iman edenlerle karşılaştıkları vakit, ‘Biz de mü’miniz.’ derler.
Bu âyetin içerdiği cümlelerin bileşenleri arasında intizam ciheti ise:

Dahil olduğu hükmün kesinliğini ifade eden ﴾وَاِذَا لَقُوا الَّذِينَ اٰمَنُوا﴿ “İman edenlerle karşılaştıkları zaman.” cümlesindeki اِذَا onların mü’minlere olan mülâkatlarını maksatlı olarak ve kasten kesin karar verdiklerine işarettir.

Çoğunlukla yollarda rast gelmek mânâsını ifade eden لَقُوا "Karşılaştılar" onların, yollarda halk içinde mü’minlere mülakatlarını bilerek ve isteyerek yaptıklarına işarettir.

اَلْمُؤْمِنُونَ "Mü’minler" kelimesine tercihen اَلَّذِينَ اٰمَنُوا " İman edenler" kelimesinin zikri, onların mü’minlerle irtibat yönleri, yalnız iman sıfatı nedeniyle olduğuna ve bütün sıfatlar içinde de en seçkin ve önem verilecek nokta yalnız iman sıfatı olduğuna imadır.

﴾قَالُوا﴿ "Dediler" Bu ünvan, onların sözleriyle kalbleri bir olmadığına ve söyledikleri sözler sırf riya ve aldatma perdesi altında kendilerine yapılan ithamları def etmek ve mü’minlerden menfaat elde etmek ile sırlarına vâkıf olmak azminde bulunduklarına işarettir.

﴾اٰمَنَّا﴿ " İman ettik" Makamın gereğiyle bu kelimenin pekiştirmelerle pekiştirilmiş olarak zikredilmesi lâzım iken, pekiştirmesiz zikri, kalblerinde harekete geçirici bir şevkin ve bir aşkın bulunmamasıyla, sözlerini şiddetsiz ve pekiştirmesiz, serserice söylemiş olduklarına işarettir. Ve buna ek olarak onların pekiştirmeleri yok hükmünde olup, mü’minleri inandıramadıklarına işarettir.

اٰمَنَّا " İman ettik" ifadesinin fiil cümlesi ile zikri ise imanlarının sabit ve devamlı olduğuna mü’minlere inandırmak imkânını bulamadıklarına ve yalnız menfaatleri elde etmek ve sırlardan haberdar olmak maksadıyla mü’minlere aldatma ve dalkavukluk yapmakla imanlarını beyan ettiklerine işarettir.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,542
Tepki puanı
935
Düşünce
Sünni
şeytanlarına kavuştuklarında. gerçekten sizinleyiz
﴾وَاِذَا خَلَوْا اِلٰى شَياَطِينِهِمْ قَالُوۤا اِنَّا مَعَكُمْ﴿ "Fakat şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında da: ‘Emin olun biz sizinle beraberiz' derler"

Evvelki âyetle bu âyetin birbirine olan atıfları, onların istikrarsız olduklarına işarettir.

اِذَا’nın ifade ettiği kararlılık, alışkanlık haline getirdikleri fesat ve ifsat gereğince şeytanlarına gitmelerini zarurî bir vazife bildiklerine işarettir.

خَلَوْا " Başbaşa kaldılar" tabiri, cinayetlerinden korktuklarından gizlenmek istediklerine işarettir.

اِلٰى kelimesinin خَلَوْا kelimesiyle daha uygun olan مَعَ kelimesine tercihen zikredilmesi, iki şey içindir: Birisi, acizlik ve zaafları yüzünden sığınmaya mecbur olmalarıdır. İkincisi, fitne ve ifsat gereğince mü’minlerin sırlarını kâfirlere ulaştırmaktır. Bu iki mânâyı مَعَ ifade edemez.

شَياَطِينِهِمْ "Onların şeytanları" Bu ünvan, reislerinin şeytanlar gibi gizlenip vesveseleri attıklarına ve şeytanlar kadar zararlı olduklarına ve şeytanlar gibi şerden başka bir şey düşünmediklerine işarettir.

قَالُواِنَّا مَعَكُمْ Yani, “Sizinle beraberiz.” Bu cümle ile kendilerini temize çıkardıklarına, ahidlerinin yenilenmesine, mesleklerinde sabit kaldıklarına işaret etmişlerdir.

Yalnız bu cümlenin muhataplarında münafıkların münkirleri bulunmadığı halde cümle pekiştirilmiştir.

وَاِذَا لَقُوا الَّذِينَ اٰمَنُوا قَالُوا اٰمَنَّا “Bunlar iman edenlerle karşılaştıkları vakit, ‘Biz de mü’miniz.’ derler." cümlesinin muhatapları hep münkir oldukları halde, cümle pekiştirmesiz bırakılmıştır. Bunun sebebi, birinci cümleyi şevksiz, aşksız, ikinci cümleyi ise aşk ve şevkle söylediklerine işarettir. Şeytanlarına söyledikleri cümleyi, isim cümlesi şeklinde, mü’minlere karşı söylediklerini fiil cümlesi suretinde zikretmeleri, maksatlarının burada ahidlerine sabit ve devamlı kaldıklarını ispat ettiklerine, orada ise yalnız imana geldiklerini beyan ettiklerine işarettir.
 

Son konular

Son mesajlar

Üst