Kuran Tercümesi

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
*Ahiret (**) ile ilgili ikna olmuşlardır.
يُوقِنُونَ ifadesinin muzâri kipiyle gelmesi, bu konuda, ademoğluna, içinde bulunduğu andan başlayarak, sonsuz istikametinde hayatının sonuna kadar karşısına çıkan “bedihî, yakînî” bütün delilleri değerlendirerek ahiret akidesini güçlendirmesi gerektiğini ihtar etmektedir. Dolayısıyla insan, hayatı boyunca hep bu yakîni pekiştirmeye çalışmalıdır.
Muzari kipinintam türkçe karşılığı olmaması bile tercüme iddiasındaki bu kelimelerin gerçek ulviliği ve anlam derinliğini yansıtmaktan ne kadar uzak olduğuna başka bir delildir
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
*İşte onlar rablerinden bir doğruluk üzerindedirler
اُولٰۤئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ “İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler.”

Bu cümledeki ince ve derin manalara işaret eden kaynaklar şunlardır:

1. Önceki cümle ile bu cümlenin diziliş şekli.
2. اُولٰۤئِكَ " İşte onlar…" ile somut işaret.
3. اُولٰۤئِكَ " İşte onlar…"kelimesindeki uzaklık.
4. عَلٰى "…üzere, …üzerinde" ifadesindeki yücelik.
5. هُدًى " Bir hidâyet" kelimesinin nekre ile gelmesi.
6. مِنْ "…den"
7. رَبِّهِمْ "Rablerinden" kelimesindeki terbiyeden ibaret yedi kaynaktır.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
İşte onlar rablerinden bir doğruluk üzerindedirler
1. Önceki cümle ile bu cümlenin diziliş şekli.

“Hidayetin neticesi, semeresi ve hidayetteki lezzet ve nimet nedir?” diye akla gelecek sorulara cevaptır. Yani, hidayette iki dünya saadeti vardır. Hidayetin neticesi ve meyvesi, hidayetin ta kendisidir. Zira, hidayet kendi başına büyük bir nimettir ve vicdanî bir lezzettir ve ruhun cennetidir. Nasıl ki dalâlet ruhun cehennemidir; öyle de وَبِا ْلاٰخِرَةِ "Ve âhirete…" yani ahirete iman ahiretin kurtuluş ve mutluluğunu netice verir.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
*İşte onlar rablerinden bir doğruluk üzerindedirler
2. اُولٰۤئِكَ " İşte onlar…" ile somut işaret.

Bir şeyin çeşitli sıfatlarını zikretmek, o şeyin zihinlerde şekillenmesine sebep olur. Bununla beraber, geçmiş zikirlerinden bir bilinilirlik çıkar. Bilinir olmaları ile, üstün ve seçkin insanlar oldukları açığa çıkar ki, insanlık içinde gözünü açıp bakanların gözlerine en önce onların parıltıları çarpar.
 

DemoKratos

Vll ☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,828
Tepki puanı
3,114
Düşünce
Ateist
62.) muhakkak ki iman edenler ve onlarla birlikte yahudi ve hristiyan ve sabiilerden kim allaha ve ahiret gününe iman ederse ve iyi işler işlerse onların karşılıkları rablerinin katındadır onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir

63.) hani sizden söz almıştık ve tur dağını tepenize dikmiştik sakınmanız için size verileni sıkıca tutun ve onun içindekileri tekrarlayın

64.) bundan sonra yine yüz çevirdiniz allahın iyiliği ve koruyuculuğu üzerinize olmasa siz hüsrana uğrayanlardan olurdunuz

65.) mutlaka ki içinizden cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz onlara dedik ki aşağılık maymunlar olun

66.) biz bunu uyanık olanlar için ellerinin arasında nakledilen ve onun arkasından öğüt olsun diye yaptık

67.) hani musa kavmine allah size bir sığır kesmenizi emrediyor demişti. bizi eğlence mi yapıyorsun demişlerdi cahillerden olmaktan allaha sığınırım dedi

68.) bizim için rabbine dua et onun nasıl bir sığır olduğunu açıklasın dediler yaşlı değildir körpe değildir bu ikisi arasındadır emredileni yapın

69.) bizim için rabbine dua et onun rengini açıklasın dediler muhakkak o diyor ki o muhakkak sarı bir sığırdır parlak rengi bakanlara sevinç verir

70.) bizim için rabbine dua et onun nasıl olduğunu bize açıklasın dediler muhakkak sığırlar bizce benziyor ve muhakkak biz allah dilerse doğruyu buluruz

71.) o muhakkak şöyle dedi muhakkak o yeri sürmek için düşmemiş ve ekin sulamamıştır salınmış lekesizdir şimdi doğruyu getirdin dediler onu kestiler neredeyse yapmayacaklardı

72.) hani bir kişiyi öldürmüş sonra onu umursamamıştınız ve allah gizlediğinizi çıkarandır

73.) hemen bunu ötekine vurun dedik allah ölüleri bunun gibi diriltir ve siz akıl edin diye ayetlerini gösterir

74.) bundan sonra kalpleriniz katılaştı taş gibi oldu hatta bundan da katı ve muhakkak ki taşlardan öylesi vardır ki ondan nehirler fışkırır Ve muhakkak onlardan yarılıp ondan su çıkanlar vardır ve muhakkak onlardan allah korkusuyla düşenler vardır allah yaptıklarınızdan habersiz değildir

75.) şimdi bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz ve onlardan bir grup olmuştu allahın sözünü işitirler sonra onu değiştirirler ondan sonra onu anladılar ve onlar biliyorlar

76.) ve iman edenlerle karşılaştıkları zaman inandık derler ve yalnız kaldıkları zaman onların bazıları diğerlerine allahın size açtığı şeyi onunla rabbiniz yanında size delil olsun diye mi onlara haber veriyorsunuz derler hala akıl etmiyor musunuz

DEĞERLENDİRME:

62 ayeti son derece politik bir ayet… Ne yana istenirse çekilebilir. Araya alakasız sıkıştırılmış, ayrıntısına girilmemiş ve ne yönde kullanırsan kullan diye ortaya atılmış ikiyüzlü sahtekârca bir laf. Bunu istersen “bak islam nasıl iyi hoşgörülü” diye kullanırsın, ister “kardeşim bak eğer allaha ahiret gününe iman etmeniz, yani müslüm olmanız şartıyla, yoksa olmaz, müslüm olacaksınız, öyle affedilirsiniz” diye kullanırsınız. Burada Yahudileri tavlama ve iktidarı ele geçirirken onlarla uğraşmak zorunda kalmama çabası gözleniyor. Onlar iktidarı ele geçirdikten sonra halledilecekler. Plan bu şekilde. Bunun için bir yandan tehdit, yok şöyle yaptıydınız yok böyle yaptıydınız, bir yandan tavlama biz sizi yine de kaç kere affettik filan falan…

Yok maymuna çevirdik yok bilmem ne diye saçma sapan masallarla işi götürdüğü gibi, bu saçma hikayeyi anlatın, vaaz edinin diye de müslümlere akıl öğretiyor. Yani böyle saçma sapan masallarla milleti korkutun sindirin diyor. Rezalet yani, kepazelik…

Bu sığırın nasıl bir sığır olduğuna dair gereksiz saçma sapan lafların bu kadar ayrıntılı uzatılması ayrı saçmalık. İşte kuran denen ilkel cep ajandasının en tipik özelliği. Önemli konularda tek bir kısa cümle ile işi geçiştirmek, terelelli uyduruk saçma sapan konularda lafı uzattıkça uzatmak. Yok sığır sarıymış, yok ne genç ne yaşlıymış, yok bakanların içini açarmış, yok bilmem neymiş, ülen sığır işte, sığır! Altı üstü bir sığır keseceksiniz diyorsun!

Yahudiler sığır kesin deyince bizimle eğleniyor musun niye demişler, orası da meçhul. Bunlar vaktiyle buzağıya taptıydı diye bunlarda sığır kutsal mıydı, Hinduizmle bir bağlantı mı var, artık neyin nesiyse o da belli değil. Belki de bu, Hinduizm ile semitik dinlerin bir bağlantısı olduğunun bir ipucudur. Olmayacak bir şey değil, Hinduizm vahşette ve ilkellikte İslam ile yarışan ve onu geçen bir dindir. Bir çok ortak yönleri vardır.

Uzun uzadıya nasıl bir sığır kesileceğini defalarca dua edip sordurduklarını anlattıktan, konuyu lastik gibi çeke çeke uzattıktan ve defalarca “rabbine dua et nasıl bir sığır” diye aynı lafı tekrarladıktan sonra nihayet sadede gelecek derken son derece bozuk bir anlatımla ne dediği anlaşılmaz bir yere bağlıyor. Ne demeye çalıştığını ancak tahmin etmeye çalışabiliyorsun, herhalde sığırın etini ölüye vurdular, o da dirildi demeye çalışıyor diyorsun. Bir bu nasıl bu kadar bozuk anlatılır, inanılır gibi değil. Bu kadar bozuk ifadeli bir kitap daha bulmak çok zor olabilir. Büyük olasılıkla bu kadar bozuk anlatımlısı bulunamaz.

Burada ne olduğunu anlatmaya çalıştığı hiçbir şekilde belli değildir. Bozuk anlatımın başyapıtı olmaya aday bir geveleme. Ancak tahmin yürütebilirsiniz. Heralde sığırın etini vurunca ölü dirildi, “beni filanca öldürdü” diye dile geldi demeye çalışmış dersiniz. Başkaca yapılabilecek bir şey yoktur. Mealcilerin tefsircilerin safsatacıların arayıp bulamadığı hazine. Bire bin katarak süsle, sıva, sayfalarca döşen.

Başka bir bozuk anlatım örneği hemen arkasından geliyor. Taştan nehir çıkması ile su çıkması aynı şey… Birine bari lavlar fışkırır dese de düzgün bir laf etmiş olsa… Taşların yerçekimi nedeniyle değil de allah korkusundan düştükleri de fizikçilerin kulağına küpe olacak cinsten!!! Fizik ve jeolojide depremler yaratacak, çığır açacak bir teori doğrusu!!! Bilim boşmuş meğer!!!

Hayır şimdiye kadarki anlatımda bunlar ne naneler yemişlerdi, peygamberler bile öldürmüşlerdi de affedilmişlerdi, bir sığırı kesmekte nazlandılar diye verip veriştirmeye başladı! Yani bunun bir önem sırası olur, önce bu sığırı neredeyse kesmeyecek olduklarından başlanır, ağır suçlarına sonra gelinirdi de en ağır suç söylendikten sonra bunlar inanmaz, bunlar adam olmaz denirdi!

Anlatırken anlatırken birden öfke krizi mi ne geliyorsa saydırmaya başlıyor. Bunun da anlatımının bozuklukta kendisiyle yarışması cabası… Bu kadar bozuk ifadeleri süslemeden hiçbir mealcinin yazması olanaksızdır. İg-Nobel ödülünü Edebiyat dalında kimseciklere kaptırması söz konusu olmayan bir anlatım.

Şimdi allahları ne yazdığından ne gönderdiğinden habersizmiş de müslümler “ahana bak rabbimiz, yahudilere bunları göndermişsin, kendileri söylediler” diye delil getirecekler! Bu nasıl bir kafadır, allahın her şeyi bildiğini iddia ettikten sonra bu ne yaman çelişkidir, bunu allah diye bir çöl tanrısının yazdığına kim inanır, artık onu insanlar bilecek…
 

DemoKratos

Vll ☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,828
Tepki puanı
3,114
Düşünce
Ateist
Bu noktada ilk en uzun bölüme niye Sığır Sûresi adının verildiği ortaya çıktı. Bu kadar uyduruk ve bozuk anlatılmış, ipe sapa gelmeyen bir masal için hiç kimse en uzun bölüme sığır adını vermezdi! Şu masalın ipe gelir yanı olsa sapa gelir yanı yok! Bu nedir yahu? Ben ömrümde bu kadar bozuk anlatılmış uyduruk bir masal görmedim!

Hayır adam, bir masal anlattın, bir sonuca bağla be! Bıktıracak kadar dönüp dönüp rabbine dua et nasıl sığır diye sayıklayacağına bu sığırı niye kestirdin, onu bir anlat yahu! Ben ömrümde bu kadar bozuk anlatımlı bir şey görmedim! Berbat yani, uzun lafın kısası bu!

Hayır şimdi ben bunun namazda okunduğunu düşünüyorum, gülsem mi ağlasam mı! "Rabbine duaaaaa eeeet nasııııl biiir sığıııır rabbim diyooor kiiiiii sarı biiiiir sığııııır..."

Bu ne yahu?! İnanamıyorum, bu ne be?
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
*İşte onlar rablerinden bir doğruluk üzerindedirler
3. اُولٰۤئِكَ " İşte onlar…"kelimesindeki uzaklık.

Uzaklığı ifade eden اُولٰۤئِكَ " İşte onlar" onların kısmen yakın oldukları halde uzak gösterilmeleri, derecelerinin yüksekliğine mecazî bir işarettir. Çünkü, uzakta bulunanlara bakıldığı zaman, boyca en uzunları görünür. Bununla birlikte, zamana ve mekâna ait olan uzaklık, hakikî kastedilirse, belâgate daha uygun olur. Çünkü bütün asırlar Asr-ı Saadet gibi, bu âyeti zikrediyorlar. Öyleyse, اُولٰۤئِكَ " İşte onlar" ile yapılan işaret, safların evvellerine işarettir. Ve bu itibarla uzaklık, hakikî olur, mecazî değildir. Dolayısıyla, onların hakikaten zaman ve mekânca uzak oldukları halde somut işaret ile gösterilmeleri, yüceliklerine ve derecelerinin yüksekliğine işarettir.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
*İşte onlar rablerinden bir doğruluk üzerindedirler
4. عَلٰى "…üzere, …üzerinde" ifadesindeki yücelik.

Bir parça cam büyük bir sahrayı gösterdiği gibi, bazen olur ki, bir kelime, uzun ve hayalî bir macerayı bize gösterir. Bir kelime, çok ilginç bir olayı bizim gözümüzün önüne getirir, temessül ettirir. Yahut bir kelâm, zihnini alır, gezdirir.

Meselâ, بَارَزَ "savaştı" kelimesi savaş meydanını, ثَمَرَةَ "Bir meyve" kelimesi büyük bir meyve bahçesini insanın fikrine getirir. Buna binaen, buradaki عَلٰى "…üzere, …üzerinde" kelimesi, analojik bir üslûba pencere açar, gösterir kastıyla zikredilmiştir. Şöyle ki: Sanki İlâhî hidayet, bir burak olup mü’minlere gönderilmiştir. Mü’minler dosdoğru yolda ona binerek faziletlerin zirvesine yürürler.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
*İşte onlar rablerinden bir doğruluk üzerindedirler
5. هُدًى " Bir hidâyet" kelimesinin nekre ile gelmesi.

Arapça dil kurallarına göre marife kelimenin tekrar edilmesi aynı şeyi ifâde ederken, nekre kelimenin tekrarlanması farklı bir şeyi ifade etmektedir. İlk defa geçen هُدًى " Bir hidâyet" kelimesinin elif-lamsız (yani nekre) gelmesi, ikinci defa geçen هُدًى " Bir hidâyet" lafzının öncekinden farklı olduğuna bir işarettir. Çünkü aynı kelime ikinci defa da nekre gelmiştir. Bu da ikincisinin birincisinden farklı bir manayı ifade ettiğini ve öncekiyle aynı olmadığını gösterir. Yani dünya ve ahiret saadetinin kaynağı, doğru yol üzerinde gitmeye bağlıdır.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
*İşte onlar rablerinden bir doğruluk üzerindedirler
6. مِنْ "…den"

Hidayetin Allah’tan olduğunu ifade eden مِنْ kelimesinden burada bir zorunluluk hissedilmekteyse de, hakikatte zorunluluk değildir. Çünkü, onların özgür iradeleriyle hidayete yönelmeleri üzerine, Cenâb-ı Hak, o hidayeti yaratmış ve ihsan etmiştir. Demek ihtida, yani hidayete doğru yürümek, onların çabası ve iradeleri dahilindedir; fakat hidayeti yaratmak, Allah’tandır.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
*İşte onlar rablerinden bir doğruluk üzerindedirler
7. رَبِّهِمْ "Rablerinden" kelimesindeki terbiye

Bu kelimenin burada tercih edilmesi; onların rızık ile terbiyeleri, Rab olmanın özelliklerinden olduğu gibi, hidayetle de beslenmeleri Rab olmanın özelliklerinden olduğuna işarettir.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
onlar kurtulanlardır.
وَاُولٰۤئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ “Dünya ve âhirette saâdet ve kurtuluşa erenler de onlardır.”

Bu cümledeki inceliklerin kaynakları:

1. و ile atıf.
2. اُولٰۤئِكَ "İşte onlar" ifadesinin tekrarı.
3. Cümle içinde başka bir kelimeye bitişmeksizin kendi başına ayrı olarak gelen zamir olan هُمْ "Onlar"
4. اَلْ edatı.
5. Kurtuluş yollarının zikredilmemesiyle مُفْلِحُونَ "Kurtuluşa erenler" ifadesinin genel bırakılması gibi beş kaynaktan ibarettir.
 

DemoKratos

Vll ☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,828
Tepki puanı
3,114
Düşünce
Ateist
77.) onlar bilmiyorlar mı ki allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir

78.) onların ümmi olanları kitabı bilmezler ancak kuruntulanır ancak zan ederler

79.) yazıklar o kimselere ki elleriyle kitap yazarlar sonra onu az bir bedelle satmak için derler ki bu allahın katındandır yazıklar olsun elleriyle yazdıklarından dolayı onlara ve yazıklar olsun kazandıklarından dolayı onlara

80.) ve dediler ki ateş bize sayılı birkaç günden başka dokunmayacak de ki allahtan bir söz mü edindiniz öyle ise allah sözünden dönmez yoksa allah hakkında bilemeyeceklerinizi mi söylüyorsunuz

81.) öyle değil kim kötülük kazanırsa hatalarla kaplanmıştır onlar ateş sahipleridir orada sonsuz kalacaklar

82.) iman edip iyi işler yapanlar cennet sahipleridir orada sonsuz kalacaklar

83.) hani biz israil oğullarından söz almıştık allahtan başkasına tapmayacaksınız ebeveyne iyi davranacaksınız ve yakınlara ve düşkünlere de ve halka güzel söz söyleyecek ve namazı kılacak zekatı vereceksiniz sonra pek azınız hariç yüz çevirdiniz ve sözünüzden döndünüz

DEĞERLENDİRME:

Hâlâ Yahudilere yüklenmeyi sürdürüyor. Zaten bu kitabın yazılma nedeni Yahudiler olduğuna göre, şaşılacak bir durum yok. Bu çöl yağmacıları Yahudilere gözlerini dikmişler ve onları yağmalamak istiyorlar. Arap aşiretlerini bir sancak altında toplayıp Yahudilere saldırmak, planları bu… Bu planlarına habire zemin hazırlamak için Yahudileri durmadan suçlayıp duruyorlar.

Bu daha böyle sayfalarca gidecek ve dır dır dır Yahudiler şunu yaptı Yahudiler bunu yaptı kafadan beyinden edecek. Bu kitabı oturup okumak kaçık işidir aslında. Aynı teraneleri bıktırıncaya kadar uzatır da uzatır, üstüne üstlük bir de defalarca tekrarlar.
Ama bunun arabın terellellisi olduğunu göstermek için tercüme etmekten başka çare yok. O yüzden katlanmak gerekiyor.
 

DemoKratos

Vll ☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,828
Tepki puanı
3,114
Düşünce
Ateist
84.) hani sizden söz almıştık ki kanlarınızı dökmeyeceksiniz kendinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız sonra dilinizle tekrarlamıştınız bunun şahitlerisiniz

85.) sonra siz o kimseler oldunuz ki kendinizi öldürür ve sizden bir grubu yurtlarından çıkarırsınız onlara karşı günah ve düşmanlıkta yardımlaşıyorsunuz size esirler gelirse fidye alırsınız ve o size haram olduğu halde onları çıkarırsınız kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz artık sizden kim bunu yaparsa cezası dünya hayatında rezillikten başka değildir kıyamet gününde de azabın en şiddetlisine uğratılırlar allah yaptıklarınızdan habersiz değildir

86.) onlar o kimselerdir ki ahireti verip dünyayı satın alırlar Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez ve onlara yardım edilmez

87.) biz musaya kitabı verdik ve arkasından elçiler yolladık ve Meryem oğlu isaya açık kanıtlar verdik ve onu kutsal ruh ile destekledik her sefer size elçiler geldiğinde nefisleriniz hoşlanmadı öyle mi kibirlendiniz hemen bir kısmınız yalanladı ve bir kısmını öldürdünüz

88.) ve bizim kalbimiz kılıflıdır dediler hayır tersine allah onları küfürleri nedeniyle lanetledi bu yüzden çok az iman ederler

89.) ve onlara allah katından onların yanında olanı onaylayan kitap geldiği zaman önceden kafirlere karşı fetih istedikleri halde onlara gelen bildikleri şeyi inkar ettiler bu yüzden allahın laneti kafirler üzerine olsun

90.) allahın indirdiğine allahın iyiliğiyle onu kulları içinden istediği kimseye indirmesi nedeniyle isyan ederek onunla kendilerine ne kötü şey satın aldılar böylece gazap üstüne gazaba uğradılar ve alçaltıcı azap kafirler içindir

91.) onlara allahın indirdiğine iman edin dendiği zaman biz bize ne indirildiyse ona inanırız dediler ve onun arkasındakini inkar ediyorlar ve o yanlarında bulunanı onaylayan gerçektir de ki öyleyse niye daha önce allahın elçilerini öldürüyordunuz eğer inananlar iseniz

92.) ve and olsun musa size açıklamalarla geldi sonra siz buzağıyı edindiniz ve siz zalimlersiniz

93.) ve biz tur dağını üzerinize kaldırarak size verdiğimizi kuvvetle alın ve işitin diye söz almıştık işittik ve isyan ettik dediler ve küfürleri nedeniyle kalplerine buzağı sevgisi sindirildi de ki inancınız size ne kötü şey emrediyor eğer inananlar iseniz

DEĞERLENDİRME:
Hâla Yahudilere çemkirmeyi sürdürüyor. Bu bıktırıncaya kadar sürecek. Başka bir mevzuya kolay kolay geçmeyecek. Buradan kesin şekilde anlaşılıyor ki İslamın ortaya atılmasının nedeni Yahudileri yağmalamaktan başka değil. İslam tamamen bu amaç için icat edilmiştir. Yahudiler şunu etti Yahudiler bunu etti… Başka mevzu kolay kolay yok. Onları lanetledik diyerek de aslında son niyetini açık etmiş. Bunlar hep insanlık suçudur. Bir ırkı, bir toplumu lanetlemek arkasından soykırımı getirir. İslam, tarihte işlenmiş en ağır insanlık suçlarından biridir. Kendi gibi inanmayanı yağmalamak, öldürmek, köle etmek üzerine kuruludur. Kuran okundukça bu apaçık ve net, kesin biçimde görülecektir.

Yahudileri suçlayıp suçlayıp iyice çemkirdikten sonra soykırım, yağma, talan, köleleştirme için temeli atmış oluyor bu sayfada. Buna rağmen hızını alamayıp daha sayfalarca Yahudilere çemkirecek. Yani artık bir şeyin de insanı bıktıranı, usanç vereni, yeter be kafa ütülediğin dedirteni vardır, tam o cinsten. Ne kadar çemkirse hıncını alamıyor. İlla ağzından köpükler çıkana kadar çemkirecek…

Yahudilere çemkirmekten ve lanet okumaktan bıkmayıp bir türlü öfkesini alamayışı çok ilginç. İkide bir Tur dağını tepenize kaldırdık, buzağıya taptınız diye tekrarlaması artık kabak tadı verdi. İşin ilginci buzağıya taptınız diye açıkça da iddia etmiyor. Buzağıyı edindiniz diyor. İlah edindiniz demiyor. Ne edindiklerini söylemiyor. Süs olsun diye koymuş, tapmamış olsalar bile vaaay siz misiniz bunu yapan! Bunun nedeni kural koymayan, yasa uygulamayan bir şeyi aslında pek kaale almayışı olabilir. Buzağı firavun kadar çetin bir düşman değil. Tabii bu, en uzun bölüme sığır bölümü adını verip sığırı kutsal görmeye yığma yapmasına engel değil. Sığırı elbette hayatları ona bağlı olduğu için yüceltebilirler de, mesele Yahudilere yüklenmek için bahane aramak!

Bu kadar çok size musa geldi inanmadınız, elçileri öldürdünüz, buzağı edindiniz diye tekrarla sayıklamak şiddetli bir saplantının göstergesi: Bu Yahudileri imha etmemiz şart! Kafa buna takılmış. Şiddetli bir Yahudi nefreti görülüyor. Bu nefreti bu kadar aynı suçlamaları defalarca tekrarlayarak tırmandırmak, Yahudi soykırımının amaçlandığının net ve kesin göstergesi.

Paranoyak bir saplantıyla sayıklamanın bundan güzel örneği olmaz. Ayrıca 90 numaralı pasajda yine ifade bozukluğu gözleniyor. Verdiğim tercüme, söylemeye çalıştığı tahmin edilen biçimdir. Olasılıkla söylemeye çalıştığı, yazılan şekildedir.
 

DemoKratos

Vll ☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,828
Tepki puanı
3,114
Düşünce
Ateist
Burada eklenmesi gereken bir konu daha var:

Amaçlarına alet etmek için allahı kullanmak ne kadar kullanışlı görüyor musunuz? Geçmişte şöyle yaptıydınız böyle ettiydiniz böyle dediydiniz diye alabildiğine suçluyor. Suçlananlar yok böyle şeyler, bunlar masal dese de yararı yok! Çünkü iddia, bunların olduğunu her şeyi bilen allahın söylediği! Üstüne bir de vaaay siz allahı mı yalanlıyorsunuz kafirler diye bir kat daha suçlarlar!

Üstelik tamam böyle olduysa da bunları yapanlar bizim atalarımız, bizim suçumuz ne deseler, olmaaaaz, allah sizin soyunuzu lanetledi! Hepiniz lanetlisiniz!

Şu Yahudileri ne yapıp edip soykırım edelim ki şu yarımadayı tamamen Araplaştıralım diye karar alındığı ve Kuran'ın bu amaca hizmet eder şekilde yazıldığı apaçık! Habire Yahudi nefreti pompalıyor, habire nefreti körüklüyor. Nefretin el kitabı sanki!
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

DemoKratos

Vll ☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,828
Tepki puanı
3,114
Düşünce
Ateist
94.) de ki eğer ahiret yurdu sizin için allah katında halkın dışında size özelse ölümü dileyin eğer doğruculardan iseniz

95.) fakat elleriyle yaptıkları yüzünden asla dileyemezler. allah zalimleri bilendir

96.) andolsun onları hayat üzerine halkın en hırslısı bulursun her biri bin seneyle ödüllendirilseler yine ortak koşarlar ama bu ödül onu azaptan uzaklaştırıcı değildir allah ne yaptıklarını görüyor

97.) de ki kim cibrile düşmansa muhakkak o senin kalbine ellerindekini doğrulayıcı ve doğru yolu gösteren ve inananlara müjde olanı indirmiştir

98.) kim allaha ve meleklerine ve elçilerine ve cibrile ve mikaile düşmansa bilsin ki muhakkak allah da kafirlerin düşmanıdır

99.) ve andolsun biz sana apaçık kanıtlar indirdik ve günahkarlardan başkası inkar etmez

100.) ve ne zaman anlaşma yapılsa bir grup onu bozdu asla onlar inanmazlar

101.) onlara allah katından yanlarındakini doğrulayan elçi gelince kitap verilenlerden bir grup sanki bilmiyorlarmış gibi allahın kitabını arkalarına attılar

DEĞERLENDİRME:
Söylediğim gibi daha bu Yahudileri suçlama bıktırıp usandırıncaya kadar aynı sözleri papağan gibi tekrarlaya tekrarlaya sürecek. İlla bıktırıp usandıracak. Onlardan bir grup deyip duruyor. Her toplumun içinde bir takım gruplar olur. Bu papağan tekrarı suçlamalar artık bir zeka ve bilgi düzeyi sorunu halini almış bulunuyor.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
*İşte onlar rablerinden bir doğruluk üzerindedirler
1. Önceki cümle ile bu cümlenin diziliş şekli.

“Hidayetin neticesi, semeresi ve hidayetteki lezzet ve nimet nedir?” diye akla gelecek sorulara cevaptır. Yani, hidayette iki dünya saadeti vardır. Hidayetin neticesi ve meyvesi, hidayetin ta kendisidir. Zira, hidayet kendi başına büyük bir nimettir ve vicdanî bir lezzettir ve ruhun cennetidir. Nasıl ki dalâlet ruhun cehennemidir; öyle de وَبِا ْلاٰخِرَةِ "Ve âhirete…" yani ahirete iman ahiretin kurtuluş ve mutluluğunu netice verir.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
*İşte onlar rablerinden bir doğruluk üzerindedirler
2. اُولٰۤئِكَ " İşte onlar…" ile somut işaret.

Bir şeyin çeşitli sıfatlarını zikretmek, o şeyin zihinlerde şekillenmesine sebep olur. Bununla beraber, geçmiş zikirlerinden bir bilinilirlik çıkar. Bilinir olmaları ile, üstün ve seçkin insanlar oldukları açığa çıkar ki, insanlık içinde gözünü açıp bakanların gözlerine en önce onların parıltıları çarpar.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
*İşte onlar rablerinden bir doğruluk üzerindedirler
3. اُولٰۤئِكَ " İşte onlar…"kelimesindeki uzaklık.

Uzaklığı ifade eden اُولٰۤئِكَ " İşte onlar" onların kısmen yakın oldukları halde uzak gösterilmeleri, derecelerinin yüksekliğine mecazî bir işarettir. Çünkü, uzakta bulunanlara bakıldığı zaman, boyca en uzunları görünür. Bununla birlikte, zamana ve mekâna ait olan uzaklık, hakikî kastedilirse, belâgate daha uygun olur. Çünkü bütün asırlar Asr-ı Saadet gibi, bu âyeti zikrediyorlar. Öyleyse, اُولٰۤئِكَ " İşte onlar" ile yapılan işaret, safların evvellerine işarettir. Ve bu itibarla uzaklık, hakikî olur, mecazî değildir. Dolayısıyla, onların hakikaten zaman ve mekânca uzak oldukları halde somut işaret ile gösterilmeleri, yüceliklerine ve derecelerinin yüksekliğine işarettir.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
12,602
Tepki puanı
938
Düşünce
Sünni
*İşte onlar rablerinden bir doğruluk üzerindedirler
4. عَلٰى "…üzere, …üzerinde" ifadesindeki yücelik.

Bir parça cam büyük bir sahrayı gösterdiği gibi, bazen olur ki, bir kelime, uzun ve hayalî bir macerayı bize gösterir. Bir kelime, çok ilginç bir olayı bizim gözümüzün önüne getirir, temessül ettirir. Yahut bir kelâm, zihnini alır, gezdirir.

Meselâ, بَارَزَ "savaştı" kelimesi savaş meydanını, ثَمَرَةَ "Bir meyve" kelimesi büyük bir meyve bahçesini insanın fikrine getirir. Buna binaen, buradaki عَلٰى "…üzere, …üzerinde" kelimesi, analojik bir üslûba pencere açar, gösterir kastıyla zikredilmiştir. Şöyle ki: Sanki İlâhî hidayet, bir burak olup mü’minlere gönderilmiştir. Mü’minler dosdoğru yolda ona binerek faziletlerin zirvesine yürürler.
 

Son konular

Üst