Kuran ve İlkel Ayetler Sorunu

Mesajlar
2
Beğeniler
4
Düşünce
Deist
#1
Modern zamanlarda tuhaf bir Kuran yorumu tarzı ortaya çıktı. Bu tarzın savunucularına göre Kuran geleceğin teknolojilerini ve icatlarını önceden bilmiştir. Yani kendi çağının çok ilerisine ait teknolojilerden ve icatlardan bahsedebilmiştir. Uzayın genişlediğini Kuran önceden bilmiştir. (Eğer bu doğruysa Nasa astronomları bırakıp Kuran hafızlarını işe almalıdır) Ve Kuran denizlerin karışmadığını, insanın gen haritasının nasıl olduğunu, insanlığın uzaya gideceğini, demirin uzaydaki yıldızlarda yapıldığını önceden bilmiştir. Peki bu doğru mudur? Kuran kendi çağına hapsolmamış bir kitap mı? Geleceğin icat ve keşiflerini önceden bilebildiği doğru mu? Şimdi buna yakından bakalım.

- Ve insanların arasında haccı ilân et ki, yaya olarak ve develer (damirin-ضَامِرٍ) üzerinde uzak dağ yollarının hepsinden sana gelsinler. (Hacc 27)

Görüldüğü gibi Kuran uçak ve otomobillerin yapılacağından habersizdir. İnsanların sonsuza kadar deve kullanacaklarını zannediyor.

Ve denizde yüksek dağlar gibi yüzen gemiler, O’nun âyetlerindendir. (Şura 32)

- O dilerse rüzgârı (erRiha-الرِّيحَ) durdurur, o zaman onlar (gemiler) onun üzerinde hareketsiz kalırlar. (Şura 33)

Kuran motorlu gemilerin yapılacağından da habersiz. Sonsuza kadar rüzgarla ilerleyen yelkenli gemilerin kullanılacağını zannediyor. Oysa bu günün motorlu gemileri rüzgar dursa da ilerlemeye devam ediyorlar.

- Onlara karşı gücünüz yettiği kadar savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. (Enfal 60)

Kuran tankların ve savaş uçaklarının icat edileceğini bilmiyor. İnsanlar sonsuza kadar atlarla savaşacak zannediyor. Füzelerin ve tankların icat edileceğinden haberi yok. At besleyin diye emir veriyor. Atların ötesinden bahsedemiyor. Kendi çağının ilkelliğine hapsolduğu çok açık.
''Şüphesizki gündüzün oluşumu,yeryüzünün üzerinde güneşin yaptığı yolculuğun sonucunda oluşur''(Aristoteles-Organon,Topikler bölümü)

Aristo'nun bu yanılgısını Kehf 86 ve Bakara 258 ayetlerinde aynen görüyoruz.
- Allah kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi!İşte o zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti. O da: Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrahim: Allah güneşi doğudan getirmektedir; haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kafir apışıp kaldı. (Bakara 258)

Bu ayet gece ve gündüzün oluşumunu dünya üzerinde güneşin hareketiyle izah ediyor. Güneş bir yere gidip geldiği için gündüz ve gece oluşuyor zannetmektedir.

Oysa olay sadece dünyanın kendi etrafında dönmesinden ibarettir. Güneşin bir yere gidip gelmesiyle olmuyor. Ama dünyanın kendi etrafında döndüğünü bilmeyen ayet yazarı, Güneş bir yere gidip geliyor zannetmektedir. Gündüzü dünyanın üstünde güneşin hareketi olarak tarif ediyor. Kendi çağının astronomi cehaletini aynen sürdürüyor.

Kehf suresine bakılırsa; güneşin dünyadan daha küçük olduğunu sanıyor Kuran.
Güneşin Dünyanın üstünde doğudan batıya bir yolculuk yaptığını, Zulkarneyn'in yolculuk yapan güneşi takip ettiğini, yolculuğun sonunda güneşin balçıklı bir su kuyusuna gömüldüğünü söylüyor.

- Zulkarneyn güneşin battığı mekana ulaştı, güneşi çamurlu bir su kaynağında batarken buldu (vecede-وَجَدَ), ve yanında bir de kavim buldu. (vecede-وَجَدَ) (Kehf 86)

Burada Güneşin içine girdiği, gömüldüğü bir mekana erişimin söz konusu olduğu açıktır. Güneşin dünya içinde bir yere gömülecek kadar küçük olduğunun zannedildiği gayet açıktır. Oysa Güneş dünyadan en az 1 milyon kere daha büyüktür. Müslümanlara göre; Zulkarneyn deniz kenarına gitti ve sahilden Güneşi denize gömülüyormuş gibi gördü. Halbuki ayette DENİZ (BAHRE) kelimesi geçmiyor. Su kuyusu kelimesi geçiyor ve kuyunun sahili olmaz. Artı ayet Güneşi gördü demiyor, Güneşi buldu diyor.

Bütün bu ilkel yanılgılarına ek olarak, Kuran geçmişi bile kesin bir şekilde anlatamamaktadır. Saffat 147 bunu açıkça gösteriyor.
- Biz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha fazla kişiye peygamber olarak gönderdik. (Saffat 147)

Yüce yaratıcının hafızasında bir sorun var galiba. Peygamberini tam olarak kaç kişiye gönderdiğinden emin olamıyor. Kesin rakam veremiyor. Bu ayet Yunus'u kaç kişiye gönderdiniz sorusunun cevabıdır. Ayet, Yunus'u gönderenin ağzıyla konuşuyor. Yunus'u biz gönderdik ama kaç kişiye gönderdiğimizden emin değiliz diyor. Yüz bin kişiye de göndermiş olabiliriz, daha fazla kişiye de göndermiş olabiliriz diyor.
 
Mesajlar
577
Beğeniler
84
Düşünce
Sünni
#2
Öncelikle hoşgeldin foruma. -Ve insanların arasında haccı ilân et ki, yaya olarak ve develer(damirin-ضَامِرٍ) üzerinde uzak dağ yollarının hepsinden sana gelsinler(Hacc 27) O zamandaki insanlara sence ne demeli dostum? Binin uçaklara gelin mi desin?

-O dilerse rüzgârı(erRiha-الرِّيحَ) durdurur,o zaman onlar(gemiler) onun üzerinde hareketsiz kalırlar...(Şura 33) Bu ayette belirtilen geminin o dönemde insanların gördüğü ve rüzgar ile hareket eden gemiler olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca ayette geçen “gemi” kelimesi incelendiğinde konu daha iyi anlaşılacaktır. Arapça’da genel anlamda “gemi” kelimesinin karşılığı “el- sefinu” dur. Fakat bu ayette “el-cevari” kelimesi kullanılmıştır. Tercüme edildiğinde bu kelime de gemi olarak meallerde çevrilmektedir. Bu kelime cereyan etmek, akmak anlamına “Cerea” fiilinden türer. Eski Türkçe’de kullanılan “ceryanda (rüzgarda)kalmak da bu kökten gelir. Harfi cer ile kullanılırsa “cereyne” kelimesi de “gemilerin hoş bir rüzgar ile onları alıp götürdüğü..” anlamına gelmektedir. Yine aynı kökten türeyen “cariyetün” kelimesi ise gemi, bulut, rüzgar anlamlarında kullanılmaktadır. (Kaynak: Kuran’ı Kerim Lügatı, Timaş Yayınları, syf:121)

-Onlara karşı gücünüz yettiği kadar savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz...(Enfal 60) Yine (hacc 27)'deki ile aynı bir ayet.

(Bakara 258) Kuranda geçen güneş sistemiyle ilgili birçok ayet'e değilde kafanın buna takılması .. “Güneş de, kendisi için (tespit edilmiş) olan bir müstakarra doğru akıp gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)ın takdiridir.” (Yasin Suresi, 38) “yüzüp gitmek, akmak, gezmek” anlamlarına gelen Arapça “yesbahune” kelimesi ile tarif edilmektedir. Bu kelime bir kişinin kendi başına yaptığı hareket anlamına gelir. Kuran güneşinde kendi etrafında döndüğünü bildirmiştir.

“Nihayet (Zülkarneyn) batıya ulaştığında, güneşi âdeta kara bir balçıkta batar vaziyette buldu. Orada yerli bir halk bulunuyordu. Biz: 'Zülkarneyn!' dedik, 'ister onlara azab edersin, ister güzel davranırsın.'(Kehf, 18/86). Kur’an’ın burada öğretmek istediği hususlardan biri, Zülkarneyn adındaki cihangir hükümdarın önce batıya doğru yolculuk yaptığı ve bunun son noktası, insan aklının göz penceresinden idrak edip kavradığı kadarıyla güneşin battığı yer olduğudur. Bu ayetlerde “güneşin doğduğu-battığı yerler” gerçek bir doğuş batış mekânı değil, Zülkarneyn’in gözüne göre ve insan olarak akıl erdirdiğine göredir.

"Biz onu yüz bin nüfuslu bir şehre göndermiştik, hatta gittikçe nüfusları artıyordu da."(Saffat, 37/147) Bu âyete: “Biz onu, yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.” diye de mâna verilebilir. Allah Teâla dileseydi, elbette o halkın sayısını tam olarak bildirirdi. Maksat: "Bir kişi oraya girdiğinde yüz bin veya daha fazla olduğunu tahmin ederdi.” demektir.

"Yüz bin veya daha fazlası" ile Ninova ehli kastedilmektedir. Cenab-ı Hak "Biz onu yüz bin veya daha fazlasına gönderdik" diyor. Göndermekten maksat, birinci göndermedir. Yani Hz. Yunus (as)'ın balığın karnına girmezden önceki gönderilmesidir.

Umarım açıklayıcı olmuştur. İyi forumlar. :)
 

Kemal

☆☆☆
Yönetici
Mesajlar
325
Beğeniler
208
Düşünce
Agnostik
#3
Kuranda bu gibi hatalar çoktur. Mesela Kuranın, meninin testiste üretildiğini bilmemesi gibi...
 
Mesajlar
577
Beğeniler
84
Düşünce
Sünni
#4
Kuranda bu gibi hatalar çoktur. Mesela Kuranın, meninin testiste üretildiğini bilmemesi gibi...
Yine kendi kendinize yorumladığınız bir ayet. Aslı şudur: (Tarık 5-8) Ayetlere dikkatli bakarsak; 5, 6 ve 8. ayetlerde insandan bahsedildiğini göreceğiz. 5. ayette “neden yaratılmış olduğuna bir baksın” denilen insandır. 6. ayette “atılan bir sıvıdan yaratılan” da insandır. 8. ayette “yeniden döndürülme”sinden bahsedilen insandır. Pek, o zaman 7. ayette “bel ile kaburgalar arasından çıkar” denilenin insan olduğunu düşünmüyoruz? Bizce önceki iki ayette ve sonraki ayette “insan”a atıf yapıldığı için bu ayette de atıf yapılanın “insan” olduğunu düşünmek daha uygundur. Dolayısı ile 7 ayette meniden ziyade, bel ile kaburgalar arasından çıkan şey insandır. Her ne kadar bazı tefsirler bunu bu şekilde anlamış olsa da, bize göre bu anlayışlar hatalıdır. Ayetin hem öncesinde hem de sonrasında “insan”a atıf yapılması, bu dediğimizi desteklemektedir. Ayrıca 7. ayette geçen “çıkar” fiilinin Arapçası “yahrucu”dur; bu fiilin aynısı 40. sure Mumin Suresi’nin 67. ayetinde “Sonra sizi bebek olarak çıkardı” ifadesinde geçmektedir. Görüldüğü gibi buradaki “çıkmak” ifadesi insanın doğumu için kullanılan fiildir ve insan bebekken bulunduğu bölge herkesin gördüğü gibi “bel ile kaburgaların arası”dır. Bu da “çıkmak” ile insanın doğumunun kastedildiği görüşünü desteklemektedir.

Bizim görüşümüz yukarıdaki gibidir. Fakat ayetten “meni”nin çıkışını anlayanların bir görüşünü de aktararak, siz okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz: “Meni bildiğimiz gibi testislerde oluşur. Testisler ise Mesonephrosdan gelişirler. Mesonephros’lar anne karnındayken bebeğin sağ ve sol tarafında bel kemiği ile kaburga kemikleri arasında yer alırlar. Bebek doğmadan önce Mesonephroslar testislere dönüşürler ve inguinal kanal denen kanaldan testis torbasına inerler. Hatta nadir durumlarda bazı çocuklar testisleri aşağı inmeden doğabilirler. Özetlersek, meniyi üreten testisler, ilk aşamada, bel kemiği ile kaburga arasında oluşmakta, sonra aşağıya inmektedirler.”
 

Mete Turan

☆☆☆☆☆
Yönetici
Mesajlar
1,668
Beğeniler
921
Düşünce
Agnostik
#5
Kuranda bilimsel gerçeklerin olduğu iddiası, Müslümanların her zaman propaganda amaçlı kullandığı bir yöntemdir. Bu iddiayı bir tek soruyla çökertmek mümkündür. O soru da şu: Neden Müslümanlar Kuranda var olduğunu iddia ettikleri bilimsel gerçekleri; buluş yapılmadan önce değilde, buluş yapıldıktan sonra iddia ederler. Batılı bilim insanları bir buluş bulur, Müslümanlarda "aa bu Kuranda varmış" derler. Neden bu bilimsel gerçekleri hiçbir zaman batılı bilim insanlarından önce bulamazlar? Eğer gerçekten bu bilimsel gerçekler Kuranda olsaydı, Müslümanların bunları batılı bilim insanlarından önce keşfetmiş olması gerekirdi.
 

Kemal

☆☆☆
Yönetici
Mesajlar
325
Beğeniler
208
Düşünce
Agnostik
#6
Yine kendi kendinize yorumladığınız bir ayet. Aslı şudur: (Tarık 5-8) Ayetlere dikkatli bakarsak; 5, 6 ve 8. ayetlerde insandan bahsedildiğini göreceğiz. 5. ayette “neden yaratılmış olduğuna bir baksın” denilen insandır. 6. ayette “atılan bir sıvıdan yaratılan” da insandır. 8. ayette “yeniden döndürülme”sinden bahsedilen insandır. Pek, o zaman 7. ayette “bel ile kaburgalar arasından çıkar” denilenin insan olduğunu düşünmüyoruz? Bizce önceki iki ayette ve sonraki ayette “insan”a atıf yapıldığı için bu ayette de atıf yapılanın “insan” olduğunu düşünmek daha uygundur. Dolayısı ile 7 ayette meniden ziyade, bel ile kaburgalar arasından çıkan şey insandır. Her ne kadar bazı tefsirler bunu bu şekilde anlamış olsa da, bize göre bu anlayışlar hatalıdır. Ayetin hem öncesinde hem de sonrasında “insan”a atıf yapılması, bu dediğimizi desteklemektedir. Ayrıca 7. ayette geçen “çıkar” fiilinin Arapçası “yahrucu”dur; bu fiilin aynısı 40. sure Mumin Suresi’nin 67. ayetinde “Sonra sizi bebek olarak çıkardı” ifadesinde geçmektedir. Görüldüğü gibi buradaki “çıkmak” ifadesi insanın doğumu için kullanılan fiildir ve insan bebekken bulunduğu bölge herkesin gördüğü gibi “bel ile kaburgaların arası”dır. Bu da “çıkmak” ile insanın doğumunun kastedildiği görüşünü desteklemektedir.

Bizim görüşümüz yukarıdaki gibidir. Fakat ayetten “meni”nin çıkışını anlayanların bir görüşünü de aktararak, siz okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz: “Meni bildiğimiz gibi testislerde oluşur. Testisler ise Mesonephrosdan gelişirler. Mesonephros’lar anne karnındayken bebeğin sağ ve sol tarafında bel kemiği ile kaburga kemikleri arasında yer alırlar. Bebek doğmadan önce Mesonephroslar testislere dönüşürler ve inguinal kanal denen kanaldan testis torbasına inerler. Hatta nadir durumlarda bazı çocuklar testisleri aşağı inmeden doğabilirler. Özetlersek, meniyi üreten testisler, ilk aşamada, bel kemiği ile kaburga arasında oluşmakta, sonra aşağıya inmektedirler.”
Biraz daha zorlarsan motoru yakacan. Sana tavsiye... Googleye gir. Meni nerede üretilir diye yaz. Bilimsel ve tıpla ilgili sitelere bak. Sonucu kendin gör. Burda yalan yanlış zorlama yorumlar yazmanın bi anlamı yok.
 

dersim

Yasaklı Üye
Mesajlar
40
Beğeniler
32
Düşünce
Deist
#8
Ne meniymiş arkadaş konuş konuş bitmedi, ben inansam dahi bu Kuran a inanamam ya bir yerde değişti şu an tartıştıklarınızdan çok daha farklı bir kitaptı yıllar sonucunda böyle bir hal aldı çünkü gerçekten bu Kuranda güzel şeylerin yanında mantık hataları ve etik olmayan şeyler mevcut öte yandan şu da bir gerçek mevcut dinlerin arasında en akla yatkın bu, diğerleri bir Alice Harikalar Diyarında hele bir de şu eski öğreti dinlerini bir inceleyin bakmışsınızdır mutlaka Hinduizm Budizm gibi çift başlı ejderler 5 kollu tanrılar ya siz Kuran la dalga geçiyorsunuz da meni yi fln tartışıyorsunuz nerede üretildiğine peki bu öğreti dinlerine nasıl inanıyor bu insanlar
 
Mesajlar
577
Beğeniler
84
Düşünce
Sünni
#9
Ne meniymiş arkadaş konuş konuş bitmedi, ben inansam dahi bu Kuran a inanamam ya bir yerde değişti şu an tartıştıklarınızdan çok daha farklı bir kitaptı yıllar sonucunda böyle bir hal aldı çünkü gerçekten bu Kuranda güzel şeylerin yanında mantık hataları ve etik olmayan şeyler mevcut öte yandan şu da bir gerçek mevcut dinlerin arasında en akla yatkın bu, diğerleri bir Alice Harikalar Diyarında hele bir de şu eski öğreti dinlerini bir inceleyin bakmışsınızdır mutlaka Hinduizm Budizm gibi çift başlı ejderler 5 kollu tanrılar ya siz Kuran la dalga geçiyorsunuz da meni yi fln tartışıyorsunuz nerede üretildiğine peki bu öğreti dinlerine nasıl inanıyor bu insanlar
Knk bende diyorum ki, Eğer 4 büyük kitabı (Tevrat, İncil, Zebur, Kuran) bunları Allah yolladıysa nasıl Tevrat, İncil ve Zebur değiştiğinde Allah yeni kitaplar yolladıysa Kuran'da değişince yeni kitap yollardı. Bu yüzden ben senin düşündüğün gibi Kuran'ın değiştiğine inanmıyorum.
 

dersim

Yasaklı Üye
Mesajlar
40
Beğeniler
32
Düşünce
Deist
#10
Knk bende diyorum ki, Eğer 4 büyük kitabı (Tevrat, İncil, Zebur, Kuran) bunları Allah yolladıysa nasıl Tevrat, İncil ve Zebur değiştiğinde Allah yeni kitaplar yolladıysa Kuran'da değişince yeni kitap yollardı. Bu yüzden ben senin düşündüğün gibi Kuran'ın değiştiğine inanmıyorum.
Bu açıdan hiç bakmamıştım ama Kuran da acımasız ve tek taraflı mantıkla da uyuşmaya ayetler mevcut bunların olmaması gerekiyor hadislerden bahsetmiyorum bile burada saçma sapan birilerin kendi elleriyle yazdıkları hadisleri İslam böyledir işte deyip eleştirmeyeceğim tabi ki burada arkadaşların yaptığı gibi, hadi insan eliyle yazılmış değiştirilmiş bariz diyorum hadislere açıklama getirebiliyorum onda sıkıntı yok ama Kuran açık anlaşılır ve sürekli o dönemi anlatmayan evrensel bir kitap olması lazım değil mi ?
 
Mesajlar
577
Beğeniler
84
Düşünce
Sünni
#11
Bu açıdan hiç bakmamıştım ama Kuran da acımasız ve tek taraflı mantıkla da uyuşmaya ayetler mevcut bunların olmaması gerekiyor hadislerden bahsetmiyorum bile burada saçma sapan birilerin kendi elleriyle yazdıkları hadisleri İslam böyledir işte deyip eleştirmeyeceğim tabi ki burada arkadaşların yaptığı gibi, hadi insan eliyle yazılmış değiştirilmiş bariz diyorum hadislere açıklama getirebiliyorum onda sıkıntı yok ama Kuran açık anlaşılır ve sürekli o dönemi anlatmayan evrensel bir kitap olması lazım değil mi ?
Acımasız olarak düşündüğün ayetler neler bilmiyorum, ama öyle olduğunu da zannetmiyorum. Tevrat ya da İncilde "Bu kitaplar korumamız altında." gibi bir nüans yok ve olamaz. Ama Kur'an da var. Demek ki Tevrat ya da İncil'e bunların girmemesinin sebebi zaten bu kitapların ömürlerinin önceden belirli olmasındandır. Kısacası Allah bunların tahrif edileceğini tıpkı diğer her şeyi bildiği gibi biliyordu. Ve Kur'an'a bu sözü koydu. O halde Allah bozulamayacak ve korunacak bir kitap indirdi ve insanları buraya,yoluna çağırdı. O halde Allah Kur'anı kesinlikle koruyor ve insanları Tevrata değil evrensel olan Kur'an'a çağırıyor. Böyle düşünüyorum.
 
Mesajlar
577
Beğeniler
84
Düşünce
Sünni
#12
Bu açıdan hiç bakmamıştım ama Kuran da acımasız ve tek taraflı mantıkla da uyuşmaya ayetler mevcut bunların olmaması gerekiyor hadislerden bahsetmiyorum bile burada saçma sapan birilerin kendi elleriyle yazdıkları hadisleri İslam böyledir işte deyip eleştirmeyeceğim tabi ki burada arkadaşların yaptığı gibi, hadi insan eliyle yazılmış değiştirilmiş bariz diyorum hadislere açıklama getirebiliyorum onda sıkıntı yok ama Kuran açık anlaşılır ve sürekli o dönemi anlatmayan evrensel bir kitap olması lazım değil mi ?
Knk yeni izlediğim bir video. Açıkçası bende düşünmüştüm Kuran'ın o zamandan bu zamana kadar değişmeden gelişi v.s. Bu video bana yardımcı oldu, sanada olur diye atıyorum:

 
Mesajlar
9
Beğeniler
2
Düşünce
Sünni
#13
Kuranda bilimsel gerçeklerin olduğu iddiası, Müslümanların her zaman propaganda amaçlı kullandığı bir yöntemdir. Bu iddiayı bir tek soruyla çökertmek mümkündür. O soru da şu: Neden Müslümanlar Kuranda var olduğunu iddia ettikleri bilimsel gerçekleri; buluş yapılmadan önce değilde, buluş yapıldıktan sonra iddia ederler. Batılı bilim insanları bir buluş bulur, Müslümanlarda "aa bu Kuranda varmış" derler. Neden bu bilimsel gerçekleri hiçbir zaman batılı bilim insanlarından önce bulamazlar? Eğer gerçekten bu bilimsel gerçekler Kuranda olsaydı, Müslümanların bunları batılı bilim insanlarından önce keşfetmiş olması gerekirdi.
Wright Kardeşlerin ilk uçma denemesinden 1000 yıl kadar önce 852 yılında Abbas İbn Firnas adlı bir Arap Cordoba'daki Ulucaminin minaresinden tahtadan kanatlarla atladı. Kuranda rüzgara binmek geçiyor zaten.
 
Üst Alt