Kuran ve Söz Sanatları

FİLEozof

ll ☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,891
Tepki puanı
901
Düşünce
Panteist
وَاِذَا قِيلَ لَهُمْ اٰمِنُوا كَمَآ اٰمَنَ النَّاسُ قَالُوۤا أَنُؤْمِنُ كَمَآ اٰمَنَ السُّفَهَآءُ أَلاٰۤ اِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَآءُ وَلٰكِنْ لاَيَعْلَمُونَ “Ne zaman onlara: ‘Şu güzel insanların iman ettiği gibi siz de iman edin.’ denilse onlar, ‘Yani o beyinsizlerin inandıkları gibi mi inanalım?’ derler. Asıl beyinsizler onların kendileridir de bunun farkında değiller.”

Bu âyetteki cümlelerin arasındaki irtibat ise:

Ne zaman ki وَاِذَا قِيلَ لَهُمْ اٰمِنُوا كَمَآ اٰمَنَ النَّاسُ "“Ne zaman onlara: ‘Şu güzel insanların iman ettiği gibi siz de iman edin.’ denilse" cümlesiyle farz-ı kifâye olan nasihat vazifesi ifa edilmek üzere kâmil insanlara uyarak, hâlis bir imana dâvet edildikleri zaman, onların cahillikten gelen gururları heyecana gelerek قَالُوا أَنُؤْمِنُ كَمَآ اٰمَنَ السُّفَهَآءُ "‘Yani o beyinsizlerin inandıkları gibi mi inanalım?’ derler" deyip gurur ve inatlarında ısrar ettiler ve “Dâvâmız haktır ve bizler hak üzereyiz” diye bâtıl ve inatçıların âdeti gibi bâtıl dâvâlarını hak ve cehaletlerini ilim iddia ettiler. Çünkü onların nifakla kalpleri fesada uğramıştır. Şüphesiz fesada uğramış bir kalb, kibirli olur ve fesat çıkaran şeylere yönelir. Dolayısıyla, onlar kalblerinin fesada uğramış olmasından temerrüt ve inat ediyorlar.

Ve hedef tuttukları ifsat gereğince yekdiğerlerine halkı yoldan çıkarmayı tavsiye ediyorlar. Ve gururlarının hükmüyle, diyanet ve imanı cahillik ve sefalet kabul ediyorlar. Ve nifaklarının gereğiyle, bu sözlerinde de münafıklık yapıyorlar. Zira bu sözlerinin dış yüzünden “Biz divaneler değiliz, nasıl cahiller gibi olacağız?” diye bir mânâ çıkar. İç yüzünden ise “Nasıl çoğunluğu fukara ve nazarımızda cahil olan mü’minler gibi olacağız?” diye diğer bir mânâ çıkıyor. Sonra, Kur’ân-ı Kerim, onların mü’minlere attıkları cahillik taşını أَلآٰ اِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَآءُ "Asıl beyinsizler onların kendileridir" cümlesiyle onlara iade etmekle kendilerine yutturmuştur. Çünkü inat ve cehaletleri bu dereceye ulaşanın hak ve müstehakı, insanlar arasında teşhir edilmekle cahilliğin kendisine ait olduğunu ilân etmektir.

Sonra وَلٰكِنْ لاَيَعْلَمُونَ “Fakat bunu bilmezler” cümlesiyle onların katmerli cehaletle cahil olduklarına işaret etmiştir ki, bu gibi cahillere nasihat tesir etmediğinden, onlardan tamamıyla yüz çevirmek lâzımdır. Çünkü, nasihati dinleyen ancak cehlini bilenlerdir. Bunlar cehillerini de bilmezler.

﴾أَلآٰ اِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَآءُ﴿ "Dikkat edin, asıl beyinsizler onların kendileridir"

Sınırlandırmayı ifade eden هُمْ "onlar" kelimesi, nefislerine iddia ettikleri temize çıkarmayı red ve mü’minlere isnat ettikleri akılsızlığı def eder. Yani, bir geçici lezzet için âhiretini terk eden akılsızdır. Sonsuz bir mülkü geçici heveslerinin terkiyle satın alan akılsız değildir.

اَلسُّفَهَآءُ "akılsızlar" kelimesindeki elif ve lâm, hükmün bilinirliğine ve kemaline işarettir. Yani, onların akılsızlığı malûmdur. Ve akılsızlığın son sistemi onlardadır. “Mutlak zikir, kemaline masruftur.” prensibinden hareketle “akılsızlar” denince, tam anlamıyla sefih olan münafıklar akla gelmektedir.


Tahir Efendi bana kelb demiş
İltifatı bu sözde zâhirdir
Malikî mezhebim benim zira
İtikadımca kelp tahirdir
~Nef’i

Açıklama:
Tahir, bir müftüdür ve Nef’i’ye kelb (köpek) demiştir.
Bu ağır ithama rağmen şair, ilk mısrada ‘Tahir Efendi’ diyerek üslubunu korumaktadır.
Bana kelb demiş diyerek olayı özetlemiştir.

İltifatı bu sözde zahirdir.

Bunu okuduğunuzda “Nasıl yani, köpek iltifat mı?” diyeceksiniz. İşte okuyucu burada da meraklanıyor. “Bu adam n’apmaya çalışır?” diyor.
‘zahirdir’ kısmı ise bir onaylamadır. Yani şair bu durumu iyice kabulleniyor.
Çünkü:
Maliki mezhebim benim zira
Mezhebimce kelb tahirdir

Diyerek taşı gediğine koyuyor.

Şair, mezhebinin Maliki olduğunu ve köpeğin mezhebince necis olmadığını, tahir (temiz) olduğunu anlatıyor.
Bununla da kalmayıp Tahir’e köpek demiş oluyor son dizesinde!..

İlk baştaki kabullenme, onaylama ve resmi üslup bir anda pozitiften negatife dönüyor. Aşikardır ki pozitif ne kadar büyük, ne kadar ulu bir makam ise negatif o kadar insanı küçültür, alçaltır.

Hem de şair karşı tarafı yermekle kalmamış köpeğin mezhebince temiz olduğunu da söyleyip zeytinyağı gibi üste çıkmıştır.

Tahir Efendi’nin mezhebine bakmak lazım doğrusu. :D

Eline, diline, yüreğine sağlık Nef’i...
 
Yazan tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

lll ☆
Yazar
Mesajlar
14,453
Tepki puanı
1,107
Düşünce
Sünni
Tahir Efendi bana kelb demiş
İltifatı bu sözde zâhirdir
Malikî mezhebim benim zira
İtikadımca kelp tahirdir
~Nef’i

Açıklama:
Tahir, bir müftüdür ve Nef’i’ye kelb (köpek) demiştir.
Bu ağır ithama rağmen şair, ilk mısrada ‘Tahir Efendi’ diyerek üslubunu korumaktadır.
Bana kelb demiş diyerek olayı özetlemiştir.

İltifatı bu sözde zahirdir.

Bunu okuduğunuzda “Nasıl yani, köpek iltifat mı?” diyeceksiniz. İşte okuyucu burada da meraklanıyor. “Bu adam n’apmaya çalışır?” diyor.
‘zahirdir’ kısmı ise bir onaylamadır. Yani şair bu durumu iyice kabulleniyor.
Çünkü:
Maliki mezhebim benim zira
Mezhebimce kelb tahirdir

Diyerek taşı gediğine koyuyor.

Şair, mezhebinin Maliki olduğunu ve köpeğin mezhebince necis olmadığını, tahir (temiz) olduğunu anlatıyor.
Bununla da kalmayıp Tahir’e köpek demiş oluyor son dizesinde!..

İlk baştaki kabullenme, onaylama ve resmi üslup bir anda pozitiften negatife dönüyor. Aşikardır ki pozitif ne kadar büyük, ne kadar ulu bir makam ise negatif o kadar insanı küçültür, alçaltır.

Hem de şair karşı tarafı yermekle kalmamış köpeğin mezhebince temiz olduğunu da söyleyip zeytinyağı gibi üste çıkmıştır.

Tahir Efendi’nin mezhebine bakmak lazım doğrusu. :D

Eline, diline, yüreğine sağlık Nef’i...
Siz bir ayet verip bundaki belagatı sordunuz ben de yazdım.

Bizim "Kurandan başka kimse belagatlı cümle kuramaz" diye bir iddiamız yok ki, niye bunu cevap olarak yazdınız? :)
 

FİLEozof

ll ☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,891
Tepki puanı
901
Düşünce
Panteist
10 sayfa dolusu “Kuran’ın belagatini aşmayı bırakın...” diye devam eden cümleler yazılmamıştı ya hani? Heh işte tam da o nedenle yazdım :)
 

bilgelikyolunda

lll ☆
Yazar
Mesajlar
14,453
Tepki puanı
1,107
Düşünce
Sünni
10 sayfa dolusu “Kuran’ın belagatini aşmayı bırakın...” diye devam eden cümleler yazılmamıştı ya hani? Heh işte tam da o nedenle yazdım :)
İyi de işin ehli hiç kimse verdiğiniz örneğin Kuranı aşan veya Kurana yetişen belagata sahip olduğunu iddia etmiyor ki :)

Hatta şairin bile böyle bir iddiası yok :)
 

bilgelikyolunda

lll ☆
Yazar
Mesajlar
14,453
Tepki puanı
1,107
Düşünce
Sünni
Olmasın. Bu tespiti yapmadığı boynuzun kulağı geçmediği anlamına gelmez ki :)
İlgili şair dahil işin ehli hiç kimse verdiğiniz örneğin Kuranı aşan veya Kurana yetişen belagata sahip olduğunu iddia etmemiş ama bu büyük sırrı siz çözdünüz, öyle mi? :)
 

FİLEozof

ll ☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,891
Tepki puanı
901
Düşünce
Panteist
Size Kurandaki tek bir cümleyi yazacağım. Bu kitap dahil bırakın daha güzelini aynı kurallara uyan cümle içeren kitap var mı?

Dünyadaki tüm şairlerden yardım alabilirsiniz. Size Kurandan sadece bir belagat örneği vereceğim. Kuranın bütün ayetleri belagatli ama hadi siz 6000 küsur değil hatta 1000 de değil 100 tane böyle belagatli bir ifade yazın bakalım yazabilecek misiniz? Ne kadar süre sonra "gördünüz mü yazamadınız, öyleyse Kuranın benzeri yazılamadığını siz de gördünüz” diyelim?

Kelâmların güzelliğini artıran ve güzelliğini fazlaca parlatan belâgatın esaslarından biri de şudur ki: Bir havuzu doldurmak için etrafından süzülen sular gibi, beliğ kelâmlarda da zikredilen kelimelerin, kayıtların tamamen o kelâmın takip ettiği esas maksada yönelik olmakla onun takviyesine hizmet etmeleri, belâgat mezhebinde lâzımdır.

وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ Bu cümle, azabın dehşetini göstermek için en hafif azabın şiddetli tesirine işaret eder. Yani azabın en azını ifade ederek ayetin bütünündeki manayı kuvvetlendirir. İşte:

لَئِنْ [eğer] kelimesi, şüphede bırakmayı ifade eder. Şüphe, azlığa bakar;

مَسَّ [dokunsa] kelimesi, azıcık dokunmak manasındadır, yine azlığı ifade eder.

نَفْحَةٌ [küçük bir esinti] kelimesi, hafif bir kokuya işaret edip azlığı ifade ettiği gibi, kipi de birliği gösterir. "Masdar-ı merre", yani fiilin bir defa yapıldığını bildiren mastar, gramer ilminde "biricik" demektir, azlığı ifade eder

نَفْحَةٌ kelimesindeki belirsizliğe işaret eden tenvin, azlığı ifade etmek içindir; o kadar küçük ki, bilinemiyor demektir.

مِنْ ifadesi, "bir parça" demektir, azlığı bildirir.

عَذَابِ[azap] kelimesi de azlığa işaret eder, çünkü nekale yani şiddetli azaba ve ikaba yani ahiret azabına nispeten hafif bir cezadır.

رَبِّكَ [Rabbin] kelimesi de, Cenab-ı Hakk'ın Kahhar, Cebbar ve Muntakim isimlerine karşılık yine şefkati hissettirmekle azlığa işaret ediyor

Türkçe olabilir mi?


•Kör
Körler siyah görür. Edebiyatta kör diyince aklımıza siyah rengi gelir.

•zencinin
Zenci siyahtır.

•siyah
Siyah siyahtır.

•kıllarında
Kıl genel olarak siyah olmasıyla birlikte ‘kıllar’ ifadesi çoğuldur. Ve tasviri daha siyah yapar.

•saklanan
Saklanırsanız hangi rengin ardındaysanız o renge bürünürsünüz. Kamufle olursunuz.
Öte yandan saklanmak siyahların ardında olur.

•beni
Ben, siyahtır.

•karanlığı
Karanlık siyahtır.

•karartır
Karartmak siyah ile olur.

Birkaç belagat daha mevcuttur ki onlara da bakmak elzemdir.

‘Kör zencinin siyah kıllarında saklanan beni, karanlığı karartır. Ki bu on dokuzdan biridir.’

Birincisi şudur ki karanlığı karartmasından kasıt gerçek manadaki karanlığı iyice karanlık kılmasıdır. Zerre ışık dahi bırakmamasıdır. Bir diğer anlamı ise o kafirlerin yüzünü karartmasıdır. O zebaniyi gördüklerinde yüzleri simsiyah olur.

İkincisi ise on dokuzdan biri ifadesidir. Bu, şu gördüğün zebaninin, işin korkunç yanının 19’da 1’i olduğunu gösterir. Bir diğeri ise zebanideki bu benlerin 18 tane daha olmasıdır.

Bütün bunlar düşünüldüğünde en dehşetli sahnenin 19’da birinin 19’da biri anlatılmakta ki bu ifadeler, dehşetin en hafif kısmınının en hafif parçasını anlatır. Varın tamamını siz düşünün.

4*19 harf de ayrı bir tevafuktur. :)
 

bilgelikyolunda

lll ☆
Yazar
Mesajlar
14,453
Tepki puanı
1,107
Düşünce
Sünni
Kör zencinin siyah kıllarında saklanan beni, karanlığı karartır. Ki bu on dokuzdan biridir.
Anladığım kadarıyla burada bütün kelimelerin "siyah" anlamını desteklediğini düşünerek yazdınız ama

1-Kıl ifadesi siyahı desteklemiyor. Bütün kıllar siyah olsaydı o zaman desteklerdi.

2-Karanlığı karatmak tabiri kullanılmaz.

3-Ki dahil peşindeki hiçbir kelime tek başına siyah anlamını desteklemiyor.

4-Yazdığınız diğer sözde anlamlarla siyah anlamından uzaklaşıp zebaninin kaç beni olduğundan dem vurup üstüne hafiflikten bahsetmişsiniz.

Sonuç olarak biraz daha uğraşın, bir cümle olunca yazarsınız bakarız. Tamam olursa 100 cümle için başarılar dileriz :)
 

FİLEozof

ll ☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,891
Tepki puanı
901
Düşünce
Panteist
Kıl ifadesi siyahı desteklemiyor. Bütün kıllar siyah olsaydı o zaman desteklerdi.
Kıllar genelde siyahtır. Siyah olduğu da belirtilmiş zaten.
Karanlığı karatmak tabiri kullanılmaz.
Gayet tabii kullanılabilir. Abartılı bir anlatım olur. Karanlığı kelimesinin içi kararmış kafirler anlamına geldiği de unutulmamalıdır.
3-Ki dahil peşindeki hiçbir kelime tek başına siyah anlamını desteklemiyor.

4-Yazdığınız diğer sözde anlamlarla siyah anlamından uzaklaşıp zebaninin kaç beni olduğundan dem vurup üstüne hafiflikten bahsetmişsiniz.
Bunlar noktadan sonraki kısım. Aynı şey Kuran ayeti için de geçerli :)
 

FİLEozof

ll ☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,891
Tepki puanı
901
Düşünce
Panteist
Birincisi şudur ki karanlığı karartmasından kasıt gerçek manadaki karanlığı iyice karanlık kılmasıdır. Zerre ışık dahi bırakmamasıdır.
Belirtmekte yarar var ki buradaki karanlık gözün gözü görmediği bir karanlık değildir. Öyle olsa idi zifiri karanlık tabiri kullanılırdı.
Zaten buradaki ifadeler çok az miktardaki ışıktan hiç ışıksız ortama geçişi anlatmaktadır.
Aynı şekilde o kafirlerin yüzünde yaptıkları iyiliklerden dolayı zerre miktarınca nur varsa o nur da söner.
 

FİLEozof

ll ☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,891
Tepki puanı
901
Düşünce
Panteist
Andolsun ki onlara Rabbinin azabından ufak bir esinti dokunsa mutlaka: "Yazık bize! Gerçekten biz zalimlermişiz" diyeceklerdir.


Ayetin tamamını alalımda kimse yanlış yönlendirilmesin :)
 

bilgelikyolunda

lll ☆
Yazar
Mesajlar
14,453
Tepki puanı
1,107
Düşünce
Sünni
Kıllar genelde siyahtır. Siyah olduğu da belirtilmiş zaten.
Her zaman siyah olmadığı için kıl kelimesi kuralı bozmuş.
Gayet tabii kullanılabilir.
Olmayan tabirler uydurup kullanmakta bir beis görmüyorsanız size diyecek sözüm yok :)
Kuran’dan aynı şekilde yazılmış 100
cümle getir, biz de yazalım
1 cümle yazın da sonra diğer ayetlere bakarız :)
 

FİLEozof

ll ☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,891
Tepki puanı
901
Düşünce
Panteist
Her zaman siyah olmadığı için kıl kelimesi kuralı bozmuş.
Zencilerde siyah kıldan başka bir renkte kıl olmaz. :)
Olmayan tabirler uydurup kullanmakta bir beis görmüyorsanız size diyecek sözüm yok :)
Tasvirler ve betimlemelerin hepsi insan ürüdür.
Bu mantıkla tüm betimlemeler yanlıştır. Ayrıca yazmıştık:

Karanlığı kelimesinin içi kararmış kafirler anlamına geldiği de unutulmamalıdır.
 

bilgelikyolunda

lll ☆
Yazar
Mesajlar
14,453
Tepki puanı
1,107
Düşünce
Sünni

FİLEozof

ll ☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,891
Tepki puanı
901
Düşünce
Panteist
[eğer] kelimesi, şüphede bırakmayı ifade eder. Şüphe, azlığa bakar;
Eğer kelimesi şart kelimesidir. Şüpheyi ifade ettiği temelsiz bir uydurma.
Kaldı ki şüphenin azlığa bakma zorunluluğu da yok :)
Gayet tabii çokluğa da bakabilir. Bağlamına göre anlam kazanır. Tıpkı kıl kelimesi gibi.

Tekrar belirtelim: ‘Eğer’ bir koşul ifadesidir. Şüpheyi ifade ettiği temelsiz bir uydurma.
Dillerin kaynağı ilahi de olabilir, bu yüzden kesin konuşmak yanlış olur.
İster dini ister insani olsun. Çelişki barındırmadığı sürece tasvirler doğrudur.
Örneğin kimse kuru su demez.
 

Son konular

Üst