Kuranda Olmayanların Listesi

Heretik

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
942
Tepki puanı
399
Düşünce
Ateist
Senin tasman twitterındakinin elinde belli oldu havhavcı it!
Şeriatçı Gerici YOBAZ.
 

Heretik

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
942
Tepki puanı
399
Düşünce
Ateist
Olmayan birşeye (Şeytan) satamam olmayan bir şeyimi (Ruh).
 

Heretik

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
942
Tepki puanı
399
Düşünce
Ateist
Şarkı adı bu, ben şarkıya tapmıyorum. Ayrıca sanane?
 

Heretik

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
942
Tepki puanı
399
Düşünce
Ateist
Ben senden cidden bıkmaya başladım. Hiçbir şeye düzgün bir cevap vermiyorsun, burada herhangi biri ben kurtarıcı sayesinde Müslüman oldum derse çıkar giderim bu forumdan.

Açtığın konuları görüp de Müslüman olan varsa gerçekten utanırım buraya kaydolduğum için.

Neymiş erkek kadını yönetirmiş, el kesilirmiş, şarkı harammış, özgürlük diye bir şey yokmuş, aklını vahye uyduracakmışın bu ne arkadaş?

Alakasız konularda dilin papuç kadar ama yok senin adın Ruh kendinle çelişiyorsunmuş.

Anima sevdiğim bir şarkıdır diyip duruyorum anlama sorunu diyecem okumuyorsun ki yazdıklarımı boş boş cevap veriyorsun sadece.

Ben Ruh olarak kullanmıyorum sanane kardeş??? İlla ruh anlamında kullanmak mı zorundayım?
 

Ra's Al Ghul

☆☆☆
Üye
Mesajlar
1,338
Tepki puanı
118
Düşünce
Sünni
Ben senden cidden bıkmaya başladım. Hiçbir şeye düzgün bir cevap vermiyorsun, burada herhangi biri ben kurtarıcı sayesinde Müslüman oldum derse çıkar giderim bu forumdan.

Açtığın konuları görüp de Müslüman olan varsa gerçekten utanırım buraya kaydolduğum için.

Neymiş erkek kadını yönetirmiş, el kesilirmiş, şarkı harammış, özgürlük diye bir şey yokmuş, aklını vahye uyduracakmışın bu ne arkadaş?

Alakasız konularda dilin papuç kadar ama yok senin adın Ruh kendinle çelişiyorsunmuş.

Anima sevdiğim bir şarkıdır diyip duruyorum anlama sorunu diyecem okumuyorsun ki yazdıklarımı boş boş cevap veriyorsun sadece.

Ben Ruh olarak kullanmıyorum sanane kardeş??? İlla ruh anlamında kullanmak mı zorundayım?
Anima sen anima kelimesine hangi anlamı yüklersen yükle dışarıdan biri bu kelimeyle ruhun kastedildiğini bilecektir. O zaman senin nick seçerken daha dikkatli olman lazım ki kimse sana benim dediklerimi demesin. Hem ruhuma inanmayıp hem ruh anlamında bir nick almak dışarıdan bakan herkes için çelişkidir. Ve şuan kendine kızıyorsun bana değil. Çünkü içine düştüğün çelişkinin (tutarsızlığın) farkındasın.
 

eyyupk

Üye
Mesajlar
10
Tepki puanı
0
Düşünce
Muvahhid
Hani her şey yazıyordu :(
(Bizi kim diriltir derler. De ki, sizi ilk defa yaratan diriltir. [Alaylı bir tarzda] başlarını sallayıp “Ne zaman” derler. De ki, yakındır.) [İsra 51]


(Ey insanlar, eğer öldükten sonra dirilmekten şüpheniz varsa, [bilin ki] biz, sizi [Âdem'den, Âdem'i de] topraktan, sonra nutfeden [spermadan] sonra alekadan [embriyodan] sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yarattık. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra bir bebek olarak çıkartırız, sonra sizi, olgunluk çağına erişmeniz için bırakırız. Kiminiz öldürülür, kiminiz de önceki bilgisinden sonra, ömrünün en verimsiz çağına ulaştırılır ki bilirken bilmez hale gelir. Yeryüzünü de kupkuru, ölü bir halde görürsün; ama biz onun üzerine yağmur indirince, harekete geçer, kabarır ve her çeşit, çift çift bitki bitirir. Bütün bunlar gösteriyor ki, Allah elbette haktır, ölüleri o diriltir ve o her şeye kadirdir. Kıyamet de şüphesiz gelecek ve muhakkak Allah kabirlerdekileri de diriltecektir.) [Hac 5-7]

(İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor? Evet, biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle, yeniden yaratmaya kadiriz.) [Kıyamet 3,4]

2/BAKARA-28: Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda O’na döndürüleceksiniz.

Bakara, 2:260 – İbrahim Rabbine: Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, demişti. Rabbi ona: Yoksa inanmadın mı? dedi. İbrahim: Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim), dedi. Bunun üzerine Allah: Öyleyse dört tane kuş yakala, onları yanına al, sonra (kesip parçala), her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Bil ki Allah azizdir, hakimdir, buyurdu.


Öncelikle sözüme şurdan başlayayım

Allah, "eL-fettah" ismiyle insanların kalbinde ve aklında kapılar açar.Onu her farklı tanıyışımız Ona olan imanımızı,muhabbetimizi ve sevgimizi arttıracaktır maddede görülmeyeni gösterecektir tıbki bu ayetlerde görmek istediğimiz gibi.Siz de her farklı delil ile başka kardeşlerimizin "hiç böyle düşünmemiştim" demesine, Rabbimize olan bağlılığının ve imanının daha artmasına vesile olabilirsiniz.Hatta O'na inanmayanların hidayete ermesine de vesile olabilirsiniz. Bir de bakmışsınız ki,Rabbimiz bu amelinizden dolayı sizden razı olur.Bu vesileyle konuya geçiyorum.

İzmir’de hazırcevaplılığı ile ün yapmış Çantacı Necmi olarak tanınan Necmi İlgen yine bir sohbetinde bir ateiste verdiği cevabı anlatıyor.

Üniversiteli bir ateist olan, öldükten sonra dirilmeyi ilkel bulan Şinasi ile arasında geçen ilginç diyaloğu Necmi İlgen şöyle anlatıyor:

— Üniversiteli bir gençle tanıştım. Adı Şinasi… ‘Ben öldükten sonra dirilmeyi çok ilkel görüyorum’ dedi. Yani ‘ilkel insanlar buna inanır’ dedi. ‘Böyle bir asırda böyle bir şeye inanılmaz’ dedi. ‘Öldükten sonra toprağa giriyoruz benim nötronlarım protonlarım toprağa karışıyor.’

Aklınca beni bu bilgilerle boğacak. ‘Sonra atomlar protonlar topraktan otlara geçecek ve otları inekler, koyunlar ve keçiler yiyecek ve ben onlara geçeceğim ve onlarda vazife görmeye devam edeceğim’ dedi. ‘Eğer birine kendini dinlettirmek istiyorsan önce dinleyeceksin daha sonra kendini dinleteceksin’ dedim.

Eğer sen karşıdakini dinlemezsen kendini karşındakine dinletemezsin.

Şinasi’ye sordum ‘kaç yaşındasın’ diye. ‘25’ dedi. ‘Şinasi peki 26 yıl önce nerdeydin’ dedim. O da ‘yoktum bilmiyorum’ dedi. ‘Vardın’ dedim.

Şinasi’ye ‘baban önce ıspanağı yedi; ineğin sütünü içti; koyunun köftesini yedi; keçinin pastırmasını yedi ve babanın kanında sen dolaşmaya başladın ve annene geçtin. Annen yedi koyun etini, kayseri pastırmasını, içti sütü, Amerikan kahvesini içti ve sen doğdun’ dedim.

‘Bu kadar dağınık yerlerden seni dağıtıp yeniden toplayan Allah seni yine dağıtıp toplayamaz mı’ dedim. Bir işi bir defa yapan Allah ikinci defa daha aynı işi yapması daha kolay olur. Zaten onun için her iş çok koladır. Şinasi’ye ‘şimdi anladın mı’ dedim ‘anladım hocam’ dedi.

‘Ben bu soruları hocalarıma soruyorum’ dedi. ‘Bana gavur diyorlar’ dedi. ‘Sana gavur diyen bu durumda yobaz oluyor’ dedim Şinasi’ye.


Bir insan aklının var olduğunu söyler fakat ona denseki: Sen aklının var olduğunu söylüyorsun ve buna inanıyorsun bize aklını gösterir misin?
O insan aklının var olduğuna inanır fakat göstermeye gücü yetmez...

Askere giden insan bilir komutan veya çavuş tek düdükle 1 eri yat kalk sürün yaptırırmı? Aynı komutan 1 tabur askeride aynı düdük hareketiylede bütün tabura yat kalk sürün yatırırmı? O komutan o erleri kendine alıştırmışmı ? O erleri eğitmişmi yada başka bir deyişle evcilleştirmişmi kendine ? İşte atonm çağındayız kardeşim o her bir eri atom zerreciği olarak düşündüğünde her biri Allah ın emrine musahhar kılınmış bir er hükmündedir o kendine alıştırdı her zerreye isteğini yaptıryo Kuran ayetlerin de her şeyin bir ölçüsü olduğu söyleniyor periyodik tamloya baksan aynı atomlarda oluşup farklı proton sayısıyla farklı elementler oluşturmakta her biri ölçüyle dizilmiş.Gelelim ayetler ilk yaratılmada bizler doğaya serpiştirilmiş bir atomlardık yani ölü gibiydik sonra toplatıldık ana rahmine yerleştirildik diriltildik sonra tekrar atomlarımız dağıtılacak bir gübre gibi sonra tekra toplatılacağız.Allah o kendine alıştırdığı atomları toplamaya dağıtmaya muktedirdir.

Şimdi gelelim bu ayetlerde başka başka şeyler varmı inceleyelim bunun üzerinden;

Kardeş bak bu ayette sen cep telefonun veya diğer elektronik aletlerin icadını ve transistör kondansatör mikro işlemci vb. elektronik devre elemanlarının icadının yazdığını görebiliyormusun ben görebiliyorum .Çünkü o atom zerreleri evcilleştirilmiş bir er hükmündeydi öyle değilmi.Bak bir kısmını insan oylunu idresine nasıl veriyorda kontrol edip ona istediğini yaptırabiliyorsun.Bak cep telefonunun dokunmatiğine dokunduğun anda kaçtane atoma bunu yap şunu yap diye emir veriyorsun transistörler kondansatörler işlemci ve programlama diliyle ne yapacağını ona emir veriyorsun.Yukardaki ayette kuşları kendine alıştırmayı bu dokunmatik telefonlarla karşılaştır bakalım senin basit düşündüğün o hikmetli sözlerde görülmeyeni görebiliyormusun.

Kuranda Ezan yoktur diyen varsa yukarda anlattıklarımı okuduktan sonra Rabbimizin basit bir uslupla değil ötenin ötesini gösterecek üstün bir zekayla ayetleri sıraladığını göreceksiniz.

Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.
62/CUMA-9

Ayrıca Rabbim leş haramdır deyip bütün hayvanların isimlerini tek tek kitapta yazması ne kadar abes olur ayrıca onun o onsuz ilmiyle niye yazmamış dememiz ne kadar abes .Senin evine gelsem desem ki Alper niye bu televizyonu buraya koymadın bunu buraya koyalım çamaşır makinasını niye buraya koymadın desen seni iki dakika sonra beni evden kovarsın be.
 

eyyupk

Üye
Mesajlar
10
Tepki puanı
0
Düşünce
Muvahhid
(Biz herşeyi bir ölçüye göre yarattık:'' gerçektende dünya gezegenler ve yıldızlar ve herşey öyle ilahi bir ölçüyle yaratılmıştırki sadece bu hakikati bile gören insan Allaha iman eder.Elbise ve zırh işte ayet(nahl.81)'' Sizi sıcaktan koruyacak elbiseleri savaşta sizi koruyacak zırhları yarattık .''Kuran bize ırmak,yol ve yıldızlara bakarak yol bulmayı öğretir. işte ayet(nahl.15-16)'' Allah yolunuzu bulmak için ırmakları ve yolları yarattı daha nice alametleri yarattı onlar yıldızlardanda yol bulurlar.'' Bu ayette daha nice alametler vardır derken radar,pusula,uzaydan takip ve benzerlerine işaret vardır.Araba ve uçaklara işaret. işte ayet.(Nahl.8)'' Allah katırları ve eşekleri binmeniz için ve gözlere ziynet olsun diye yarattı. Allah şu anada bilemiyeceğiniz daha nice nakil vasıtaları yaratır.''Atmosferin delinmesinin önlenmesi gerektiğini bazı gazların ve parfümlerin hava kirliliğinin , dengeyi bozduğunu bunu engellemek gerektiğini bildiren ayet. (rahman7-8)'' Göğü Allah yükseltti ve dengeyi o koydu sakın dengeyi bozmayın.''Güneş ve ayın ve dünyanın ve bütün gezegenlerin belirli bir hesaba göre döndüğünü bildiren ayet.(rahman.5)''güneş ay ve gezegenler.belirli bir hasaba göre kendi etraflarında ve birbirlerinin etrafında dönmektedirler.''Demirin büyük bir kuvvet olduğunu bildiren ayet.(hadid.25)'' Biz demiride indirdikki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için sayısız faydalar vardır.'' ayın ışığını güneşten aldığına dair ayet.(şems.2)'' ay ışığını güneşten alır.''Güneşin kendi etrafında döndüğünü bildiren ayet.(Yasin.33)''ne güneş aya yetişebilir nede gündüz geceyi geçebilir.herbiri kendi yörüngesinde yüzer''

YILDIZLAR VE GÖK HAKKINDAKİ AYETLER
Yıldızların hareket ettiğine dair ayet(NAHL 12)''Yıldızlar Allahın emriyle hareket ederler.'' Gece ve gündüzün takvimi belirtmek için yaratıldığına dair ayet.(isra.12)'' Yılların sayı hesabını bilesiniz diye gece ve gündüzü yarattık. ''Yeryüzünün kıtalara bölündüğünü bildiren ayet.(rad.4)''Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar yarattık:''Meyvelerin ve bitkilerin d...işi ve erkek tohum halinde döllendiğini bildiren ayet(rad.3)''Yeryüzünde ki bütün nebadatı dişi ve erkek yaratan odur.''Bir yilda 12 ay olduğuna dair ayet.(tevbe.36)''Allah katında ayların sayısı 12 dir.''Göğe yükseldikçe oksijenin azaldığını bildiren ayet(enam.125)''Herkimki sapıklıkta direnirse sanki o zorla göğe yükseliryormuş gibi nefesi daralır gönlü sıkışır.''Dünyanın ilk oluşumunun güneşten kopan bir parça olduğunun yer ve göğün ilk önce bitişik olduğunu Allahın sonra göğü ve yeri birbirinden ayırdığını bildiren ayet.(enbiya.30)''Kafir olanlar görmüyorlarmıki gökler ve yer kapalı ve bitişik iken biz onları ayırdık.''Her canlının sudan yaratıldığına dair ayet(enbiya.30)'' Canlı herşeyi sudan vucuda getirdik.''Herşeyin çift yaratıldığına dair ayet.(zariyat.49)''İbret alasınız diye herşeyi çift yarattık.''(şuara.7)'' Yeryüzüne bakmıyorlarmıki onda nice bitkiden güzel çiftler yarattık.''(şura.4)''Davarlarıda kendi cinslerinden çift çift yarattık ''Yağmurun bulutların birleşmesi ile meydana geldiğini bildiren ayet(hicr.22)''Aşılayıcı rüzgarları gönderipgökyüzünden yağmur.yağdırdık. size onu içirdik yoksa siz onu toplayamazdınız.''''İnsanın meniden meydana geldiğini bildiren ayet(tarık.5-7)''İnsan neden yaratıldığına bir baksın o sırt ile kaburga kemikleri arasından çıkan atılıp dökülen bir sudan yaratılmıştır.''öğüt vermenin faydalı olduğuna dair ayet(zariyat.55)'' Öğüt ver öğüt müminler için çok faydalıdır.''


Ali imran .7)''Sana kitabı(kuranı)indiren odur.onun bazı ayetleri muhkemdirki bunlar kitabın esasıdır.diğerleride müteşabihtir.Kalplerinde eğrilik olanlar fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler.Halbuki onun tevilini Allah ve ilimde yüksek payeye erişenler bilir. İlimde yüksek payeye erişenler(tevili yaptıktan sonra)ona inandık hepsi Rabbimiz tarafındandır derler.Ancak akıl selim sahipleri düşünüp anlar.''


LAFZI MUHKEM YALINIZ ANLAŞILAN KURANIN
ÇÜNKÜ KAYDINDA DEĞİL HİÇBİRİMİZ MANANIN
YA AÇAR NAZM-I CELİLİN BAKARIZ YAPRAĞINA
YAHUT ÜFLER GEÇERİZ BİR ÖLÜNÜN TOPRAĞINA
İNMEMİŞTİR HELE KURAN BUNU HAKKIYLA BİLİN
NE MEZARLIKTA OKUNMAK NEDE FAL BAKMAK İÇİN
 

eyyupk

Üye
Mesajlar
10
Tepki puanı
0
Düşünce
Muvahhid
Sebe suresi 11. ve 12. ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
“Rüzgârı da Süleyman’a boyun eğdirdik ki, sabahtan bir aylık, öğleden sonra da bir aylık yol giderdi”
Yani Süleyman (a.s.) sabah kahvaltısını yapar, emrine verilen rüzgâra biner, öğle yemeğini bir aylık uzaklıkta bulunan İstahır şehrinde yerdi. Öğleden sonra tekrar rüzgâra biner, yine bir aylık mesafede bulunan Kabil’e giderdi. Bu yaklaşık 1800 km.lik yol demekti.
Bu mucize kuşlar gibi uçulabileceğini göstermekte. Adeta insanlara şöyle demektedir:
“Ey insanlar tembelliği bırakıp çalışınız. O kadar çalışınız ki, uçabilesiniz. Kuşlar size örnek olsun, Süleyman peygamberin mucizesi sizin deliliniz olsun. Onu biz uçurduk, siz de yeryüzüne koyduğumuz kanunları kullanarak uçabilirsiniz”


Deprem yanardağ patlaması
Ankebut Süresi
40. Özetle herbirini günahı ile yakaladık; kiminin başına bir taş yağdıran gönderdik, kimini korkunç bir ses alıverdi, kimini yerin dibine geçirdik kimini de boğduk. Allah onlara haksızlık etmiyordu. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
“Sakinlerini sarsmasın diye yere sabitlenmiş ulu dağların (revasi) konulduğunu” (Lokman, 31/10), “Dağların birer kazık (evtad) olarak yaratıldığını” (Nebe, 78/7)
Duhan Suresi
10-11: O halde o göğün açık bir duman ile geleceği günü gözetle
 

eyyupk

Üye
Mesajlar
10
Tepki puanı
0
Düşünce
Muvahhid
Sakal
Allah Teâlâ (c.c), "Peygamber size neyi getirip verdi ise onu kabul edin, alın ve sizi yasakladığı şeyden de sakının." (el-Haşr, 59/7) ve "Allah'ın Rasulünde sizin için güzel örnekler vardır." (el-Ahzâb, 33/21)
«Gerçekten Allah'ı, âhiret gününü arzulayanlar ve Allah'ı çok zikredenler için, size Allah'ın Resulünde (takip edeceğiniz) pek güzel bir örnek vardır.»1
Nisa suresi
﴾118-119﴿
Allah şeytanı lânetlemiştir, o da "Kullarından belli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara kaptıracağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler" demiştir. Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinen kimse elbette apaçık bir ziyana düşmüş olur.
Fıtratını bozmadan bahsediyor burada Allah Resulünün açıklamasıyla anlıyoruz.
Hz. Aişe (r.anha)'den rivayet edilen bir hadislerinde
"On şey fıtrattandır: Bıyıkları kesmek; sakalı salıvermek; misvak ile ağzı, dişleri temizlemek; su ile burnu temizlemek; tırnakları kesmek; kirlerin barınabileceği yerleri yıkamak; koltuk altındaki kılları gidermek, kasıkları tıraş etmek; necaset yolunu su ile pak eylemektir." (Müslim, Tahare, 56; Ebu Davud Tahare, 29; Nesâî, Zine, I)
Kıyamet günün zamanı
Ve: "Eğer gerçekçiyseniz bu vaad ne zaman olacak?" diyorlar.
De ki: "Size vaad edilen öyle bir gündür ki, ondan ne bir an geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz." (SEBE/29-30)
Yaklaşan yaklaştı. Onu Allah'tan başka açığa çıkaracak yoktur. (NECM/57-58)
(Onlar): "Doğru iseniz bu tehdit ne zaman olacak?" diyorlar
De ki: "(O'na ait) bilgi, Allah'ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım." (MÜLK/25-26)
Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye.
Sen nerde, onu anlatmak nerde?
Onun son ilmi Rabbine aittir. (NAZİ'AT/42-44)
İnsanlar sana kıyamet saaatini soruyorlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allah'ın nezdindedir. Ne bilirsin belki kıyamet yakında olur." (AHZAB/63)
Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın şanı yücedir. Kıyâmet saatinin bilgisi de yalnız onun yanındadır. Siz sadece O'na döndürüleceksiniz. (ZUHRUF/85)
Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. (A'RAF/187)
Şüphesiz ki, kıyamet saatinin bilgisi Allah yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde ne varsa (erkek veya dişi oluşunu, renk ve özelliklerini) O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir, her şeyden haberdardır. (LOKMAN/34)
Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur. (NEBE/17)
Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a aittir. Kıyametin kopuşu yalnız bir göz kırpması veya daha az bir zamandan başkası değildir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir. (NAHL/77)
Kişinin kıyameti kendi ölümüdür.

Küllî irade:
"Bir şeyi(n olmasını) dilediği zaman, O’nun emri, ona sâdece “Ol!” demektir, (o da) hemen oluverir." (Yâsin, 82)
"...Şübhesiz ki Allah, ne dilerse hükmeder." (Mâide,1)
"Gökler ve yer durdukça orada ebedî olarak kalıcıdırlar; ancak Rabbinin dilediği müstesnâ.Çünki Rabbin, ne dilerse hakkıyla yapandır." (Hûd, 107)

"Rabbin ise, dilediğini (dilediği gibi) yaratır ve seçer. Onların (o kulların, bu yaratılışta) seçme hakkı yoktur. Allah (onların) ortak koşmakta oldukları şeylerden pek münezzeh ve pek yücedir."(Kasas, 68)
Külli irade de insanın cüzi iradesinin rolü yoktur.

Mesela, vücudumuzdaki kan dolaşımı ve hücrelerin çoğalıp ölmeleri gibi biyolojik faaliyetler ya da insanın ne zaman ve nerede doğacağı, cinsiyeti , anne-babasının kim olacağı gibi…
Küllî irade Kelâm ilminde Allah'ın bir sıfatıdır.
Allah'ın sıfatı olarak irade; O'nu diğer sıfatlarıyla beraber tavsif eder. Allah nasıl her şeyin kusursuz ve mükemmeline sahipse ve her konuda mutlak kemâl O'na nisbet edilmek gerekiyorsa; irade hususunda da Allah mutlak irade sahibidir. Yani Allah'ın iradesini kısıtlayan, onu tehdit eden herhangi bir başka irade söz konusu olamaz. Öyleyse Allah'ın iradesi bütün yaratıklar üzerinde mutlak surette geçerlidir.

Cüzî irade:
Allah’ın kendi külli iradesinin küçük bir numunesi olarak insanlara verdiği az bir seçme hakkıdır. Kul iradesiyle ister Allah da küllî irade ve kudretiyle kulun istediğini verir. İnsanın mesleğini, çevresini, eş ve arkadaşlarını seçmesi bu kısma girer.
Bununla ilgili binlerce ayet var 1 örnek
2:221 -​
Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup, öğüt alırlar.

İmam
“Her insanı imamı/önderi ile birlikte çağıracağımız gün kimlerin amel defteri sağından verilirse onlar en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar. Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür, üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.” (İsrâ, 17/71-72)
“Sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten imamlar/önderler tayin etmiştik.” (Secde 32/24). (Ayrıca bakınız. Enbiya 21/73).

“O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar. Biz de onu ve askerlerini yakalayıp denize atıverdik. Bak işte, zalimlerin sonu nice oldu! Onları, (insanları) ateşe çağıran imamlar/önderler kıldık. Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir.” (Kasas 28/39-41). (Ayrıca bakınız. Tevbe 9/12).
 

eyyupk

Üye
Mesajlar
10
Tepki puanı
0
Düşünce
Muvahhid
Bu yazılar araştırıldıkça veya daha ileri ilime ulaştıkça Kuranın içindeki matematiksel ebced ve gizli ilimlerle farklı hesaplamalarla hiçbir harfinin yanlış sıralanmadığını üstün bir zeka sahibinin gönderdiğini anlatmaktadır Ben buraya binlerce copy paste yaparım.Bunlar örnek.Örneğin hadid süresini webde araştırısanız periyodik tablonun atom ve kütle elementlerin nasıl bir sırayla yerleştirildiğini görebilirsiniz.dünyanın herhangibir yerinde doğan bir kişinin doğum günü anne basının ismi belli bir hesaplamayla kuranda onunla ilgili bilgilerin olduğunu söyleyebilirim.
"Hadis-i şerifte varid olduğu gibi, her âyetin birer zâhir ve bâtın ve her zâhir ve bâtının birer had ve muttalaı ve her had ve muttalaın çok şücun ve gusunu vardır."
Ayetin zahiri manası herkesçe bilinen ve kabul edilen manasıdır ki, bunu inkar eden küfre girer. Kur’an’ın geneli zahiri ve muhkem manalardan oluşuyor.
Ayetin zahiri manasının yanında bir de remzi ve işari manaları vardır ki, buna batinî mana denir. Batınî manalar ancak ilimde ileri seviyede olanların anlayabildiği ince ve latif manalardır ki bu manaları inkar etmek küfür olmaz. Yani zahiri mana ile batinî mananın derece ve makamları iştibak (karıştırılmamalıdır) edilmemelidir.
Ayetin batini manalarının kendi içinde de çok dal ve budakları bulunuyor. Bazen bu manaların birisi dal gibi zahir ve açıkken, bir diğeri budak ve yaprak gibi latif ve gizli olabiliyor. Ayete ait bu muhtelif manaların dereceleri, hükümleri ve makamları bir birinden çok farklı ve değişiktir.

Bir iki örnek
Kabe (Beyt) kelimesi Kuran'da farklı ayetlerde geçer fakat ilk geçtiği ayet 2:125 numaralı ayettir. İlginçtir ki modern haritalarda Kabe ve Mekke enlemi de 21° 25′ olarak gösterilir (21 derece 25 dakika) Yani Kabe'nin ilk geçtiği ayetin numarası gelecekte Kabe'nin hangi enlemde olacağını haber vermektedir.(2-1-2-5)

İkinci örnek
Kuran-ı Kerim'de sadece Enam suresi 35.ayette geçen bir cümle çok dikkat çekmektedir. 6:35 (7.cüz) numaralı bu ayette Dünya'ya bir delik açıp aşağı inmekten bahsediliyor. Gerçekten de kutuplardan bir delik açıp dünyanın merkezine inseydik 6357 km inmemiz gerekirdi çünkü dünyanın yarıçapı kutuplardan 6357 km'dir (Ekvatorda ise yirmi km fazladır) Farkettiyseniz bu ayetin numarası 6:35 cüz numarası 7 ile birlikte 6357 km mesafeye işaret ediyor. NASA resmi internet sitesinde de 6357 km dünyanın yarıçapı olarak belirtilmektedir.

Üçüncü örnek
Kuran'da geçmişte yok edilmiş ülkelerden söz edilir fakat İsra 58 ayetinde gelecekteki ülkelere işaret edilmesi oldukça dikkat çekicidir. Bu ayetteki Karye kelimesi Arapça'da ülke, memleket, şehir anlamlarında kullanılır. Kuran'ın indirildiği dönemde Amerika yani USA isminde bir ülke yoktu hatta Amerika kıtası bile keşfedilmemişti.

İlginçtir ki aynı surede 17:83 numaralı ayetin okunuşunda USA harfleri yan yana gelmektedir (1783 yılı Amerika'nın bağımsızlığını kazandığı yıldır) Üstelik Kuran'ın başından sonuna kadar sadece 17:83 numaralı ayet USA harfleriyle bitmektedir yani sonunda USA harfleri olan tek ayet bu ayettir ve ayetin numarası açıkça 1783 yılına işaret etmektedir. Bu mucizenin tesadüf olması zor görünüyor çünkü USA harfleri çok sık yan yana gelmez. Örneğin İsra suresinden önce Rad suresinde bu harfler geçer ve arada yüzlerce ayet vardır (Arapça vav-sin-elif). Ek olarak 17:58 ayetinin başlangıcındaki kelimeler de anagram şeklinde amerikan harflerini oluşturabilir.


dördüncü ve son örnek
TELEVİZYONUN İCADI VE 1927 YILI

Televizyon yayınları ışık hızındaki elektromanyetik dalgaların evlerimize kadar ulaşmasıyla gerçekleştirilmektedir. Televizyon dalgaları öylesine hızlıdır ki kilometrelerce uzaklıktan aynı saniye içerisinde görüntü nakli yapılabilmektedir. Kuran'daki Neml suresinde Süleyman Peygamber'in farklı bir ülkede bulunan kraliçenin tahtını aynı saniye içerisinde mucizevi bir biçimde getirttiği anlatılır. Bu ayet ilk bakışta bize teleportasyon (ışınlama) veya görüntü naklini (televizyonu) anımsatmaktadır.

Bu olayın anlatıldığı Neml suresinde bazı harflerin gizli bir biçimde yan yana gelip TELEVİZYON kelimesini oluşturduğunu görüyoruz. Televizyon kelimesini oluşturan harfler tamda Hz.Süleyman'ın bu surede isminin geçmeye başladığı ayetlerde yan yana dizilmiş durumdadır. (17.ayet)


"Yanında kitaptan bir ilim olan kimse ise: "Gözünü açıp kapamadan ben onu (tahtı) sana getiririm" dedi. (O anda Süleyman) onu (tahtı) yanıbaşına yerleşmiş olarak görünce..." (40.ayet)

transportasyon yani nakil yapılan birşey taşıma manasında burda hem televizyon hem ışınlanma iki farklı ilme işaret vardır.

Ayrıca Neml suresinin bu ayetleri 19.cüzdedir ve Neml 27.suredir. Bu sayılar birleşince 1927 yılı ortaya çıkıyor.Televizyon tarihinde 1927 yılında ilk defa uzak mesafeli yayın yapıldı (700 km) 1926 yılında yapılan yayın bu kadar uzak mesafeye ulaşamamıştı. (Neml 55.ayetten sonrası 20.cüzdür fakat bizim bahsettiğimiz ayetler 19.cüzdedir)

Televizyon kelimesi Türkçe, İngilizce, Arapça ve farklı dillerde hemen hemen aynı şekilde yazılıp okunmaktadır.(Fransızca ve İngilizce'de Television) Televizyon kelimesini oluşturan bu harfler normalden farklı olarak ayette soldan sağa yanyana geliyor.(Diğer şekilde bu harfler tüm Kuran'da sağdan sola hiç yan yana gelmiyor)
 

eyyupk

Üye
Mesajlar
10
Tepki puanı
0
Düşünce
Muvahhid
Zaman yolculuğu
[“İçlerinden söze başlayan biri, ’Bu halde ne kadar kaldık?’ diye sordu. ’Bir gün, yahut daha da az’ dediler.” Kehf Sûresi, 18:19] âyetiyle [“Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar, buna dokuz yıl daha kattılar.” Kehf Sûresi, 18:25] âyeti tayy-ı zamanı gösterdiği gibi, [“Rabbinin katında bir gün, sizin hesabınıza göre bin yıl gibidir.” Hac Sûresi, 22:47] âyeti de bast-ı zamanı gösterir.(Lemalar, s. 24)


Kefh suresinde geçen mağara ashabı zaman sıçramasına, zaman yolculuğuna en büyük delillerden birisidir.


Kuranda HZ. MUSA VE HZ. HIZIR KISSASI (zaman yolcusu Hızır a.s.)
"Hani Musa genç yardımcısına demişti: İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim." (Kehf, 18/60)

"Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu. (Varmaları gereken yere gelip) Geçtiklerinde (Musa) genç-yardımcısına dedi ki: 'Yemeğimizi getir bize, andolsun, bu yaptığımız-yolculuktan gerçekten yorulduk.' (Genç-yardımcısı) Dedi ki: 'Gördün mü, kayaya sığındığımızda, ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı şeytandan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu.' (Musa) Dedi ki: 'Bizim de aradığımız buydu.' Böylelikle ikisi izleri üzerinde geriye doğru gittiler." (Kehf, 18/61-64)

"Musa ona dedi ki: Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" (Kehf, 18/66)

"Dedi ki: Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin. (Böyleyken) Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?" (Kehf, 18/67-68)

"(Musa:) 'İnşaallah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim.' dedi." (Kehf, 18/69)

"Dedi ki: Eğer bana uyacak olursan, hiçbir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar." (Kehf, 18/70)

"Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: 'İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın.'" (Kehf, 18/71)


"Dedi ki: 'Gerçekten benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?' (Musa:) 'Beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama ve bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma.'dedi." (Kehf, 18/72-73)

"Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: 'Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın.'" (Kehf, 18/74)

"Dedi ki: 'Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?' (Musa:) 'Bundan sonra sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme. Benden yana bir özre ulaşmış olursun.' dedi." (Kehf, 18/75-76)

"(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: 'Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin.'" (Kehf, 18/77)

"Dedi ki: İşte bu, benimle senin aranda ayrılma (zamanı)mız. Sana, üzerinde sabır göstermeye güç yetiremeyeceğin bir yorumu haber vereceğim." (Kehf, 18/78)

"Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı." (Kehf, 18/79)

"Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından endişe edip-korktuk. Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik." (Kehf, 18/80-81)

"Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu."(Kehf, 18/82)

sağlıcakla kalın
 

Entropyy22

☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
510
Tepki puanı
136
Düşünce
Ateist
TELEVİZYONUN İCADI VE 1927 YILI

Televizyon yayınları ışık hızındaki elektromanyetik dalgaların evlerimize kadar ulaşmasıyla gerçekleştirilmektedir. Televizyon dalgaları öylesine hızlıdır ki kilometrelerce uzaklıktan aynı saniye içerisinde görüntü nakli yapılabilmektedir. Kuran'daki Neml suresinde Süleyman Peygamber'in farklı bir ülkede bulunan kraliçenin tahtını aynı saniye içerisinde mucizevi bir biçimde getirttiği anlatılır. Bu ayet ilk bakışta bize teleportasyon (ışınlama) veya görüntü naklini (televizyonu) anımsatmaktadır.

Bu olayın anlatıldığı Neml suresinde bazı harflerin gizli bir biçimde yan yana gelip TELEVİZYON kelimesini oluşturduğunu görüyoruz. Televizyon kelimesini oluşturan harfler tamda Hz.Süleyman'ın bu surede isminin geçmeye başladığı ayetlerde yan yana dizilmiş durumdadır. (17.ayet)


"Yanında kitaptan bir ilim olan kimse ise: "Gözünü açıp kapamadan ben onu (tahtı) sana getiririm" dedi. (O anda Süleyman) onu (tahtı) yanıbaşına yerleşmiş olarak görünce..." (40.ayet)

transportasyon yani nakil yapılan birşey taşıma manasında burda hem televizyon hem ışınlanma iki farklı ilme işaret vardır.

Ayrıca Neml suresinin bu ayetleri 19.cüzdedir ve Neml 27.suredir. Bu sayılar birleşince 1927 yılı ortaya çıkıyor.Televizyon tarihinde 1927 yılında ilk defa uzak mesafeli yayın yapıldı (700 km) 1926 yılında yapılan yayın bu kadar uzak mesafeye ulaşamamıştı. (Neml 55.ayetten sonrası 20.cüzdür fakat bizim bahsettiğimiz ayetler 19.cüzdedir)

Televizyon kelimesi Türkçe, İngilizce, Arapça ve farklı dillerde hemen hemen aynı şekilde yazılıp okunmaktadır.(Fransızca ve İngilizce'de Television) Televizyon kelimesini oluşturan bu harfler normalden farklı olarak ayette soldan sağa yanyana geliyor.(Diğer şekilde bu harfler tüm Kuran'da sağdan sola hiç yan yana gelmiyor)
İlk tv uzaktan yayini 1927 degil 1928 dir. Londrada Felix isimli animasyon kedinin görüntüleri ile başlamıştır. Yani iddan çöptür.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

eyyupk

Üye
Mesajlar
10
Tepki puanı
0
Düşünce
Muvahhid
https://www.cnnturk.com/teknoloji/televizyonlarin-evrimi
1926'da John Baird, 30 çizgi çözünürlüğünde ve saniyede 5 kare hızında bir sistem yaptı. 1927 yılında bu sefer Philo Farnsworth adlı mühendis ilk tamamen elektronik televizyon sisteminin patentini aldı.

Amerika’da televizyon aygıtının ilk yayın denemeleri 1927 yılında,

Farnsworth tamamen elektronik bir televizyon hayalini gerçekleştirmek üzere sıkı bir çalışma yürüttü ve Farnsworth’un Image Dissector kamera tüpü 1927 yılında ilk görüntüsünü aktarmayı başardı.

Farnsworth ilk başarılı elektronik televizyon yayınını 7 Eylül 1927'de yaptı .
Yetermi gözüm.
 

Burcuva

☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
412
Tepki puanı
232
Düşünce
Ateist
Ha gayret Kuran'da telefonu da bulun! Çok basit ne olacak, t, l, f, n harflerini buldunuz mu tamamdır! :D

Komedi bu müslimler yahu!
 

alemdar27

Üye
Mesajlar
73
Tepki puanı
49
Düşünce
Deist
TELEVİZYONUN İCADI VE 1927 YILI


television= ingilizcesi(İngiliz adama bu mucizeyi nasıl anlatacaksın. (Verdiğin harfleri okuyacak olursak TILÂVSUN -tılavsin- tılavsen diye okunur)
télévision = Fransızcası (fransız adama bu mucizeyi nasıl anlatacaksın.)
Fernseher= Almancası (Alman adama bu mucizeyi nasıl anlatacaksın.)
テレビ = japoncası :) :) (japon adama bu mucizeyi nasıl anlatacaksın.))
Televizyon = Türkçesi ( Verdiğin harflerde " z" yok :) eksik harf nedeniyle kabul edemem :))

daha yazayım mı? Ya siz hakikaten şaka mısınız? bu nasıl bir anlayış. siz dininizi böyle anlatıyorsanız, neden deizm ve ateizimin yükseldiği anlaşıldı. Hem 1927 senesini neden miladi alıyorsunuz? yeri geldiğinde hicri takvimin faziletlerini anlatıyorsunuz. bu hesapta neden hicri takvimi almadında miladi takvimi aldın. Atatürk takvim değişikliğine gittiğinde yaygara kopardınız, şimdi de onun getirdiği takvimle mucize oyunlarına yatıyorsunuz. Hem siz latin harflerine de karşıydınız. Atalarımızın yazılarını okuyamıyoruz diye bağırıyordunuz. Allah ingilizce karşılığı olan bir kelimeyi nasıl referans gösterir.
Hem bu nasıl bir mantık? altı çizili olan harfler sırasıyla: vav- elif-lam-elif-nun-sin-vav-elif-lam-tı-ye-re
------------------------------------------------ okunuşları: v-e-l-i-n-s-v-e-l-t(a)-y-r >>>>>> ula hani burda televizyon, (ula hani kablo) :) biraz akıllı olun lütfeen. Biraz mantıklı olun lütfen. Paylaşacağınız şeyleri önceden kontrol edin lütfen. Siz dini böyle anlatırsanız 50 sene sonra inanancak adam bulamazssınız. ALLAHINIZI SEVERSENİZ BU İŞİ BIRAKIN... DİNE ZARAR VERİYORSUNUZ :)
 

alemdar27

Üye
Mesajlar
73
Tepki puanı
49
Düşünce
Deist
Ayrıca; şimdi bile televizyon izleyen çok azalmışken, diyelim ki bundan 200 yıl sonra televizyon denilen bir cihazın varlığı bile hatırlanmazsa bu ayet çöp mü olacak. Yorgan gitti kavga bitti misali, televizyon yok oldu ayet çöp oldu mu olacak...... O.O;)O.oO.o;)
 

Entropyy22

☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
510
Tepki puanı
136
Düşünce
Ateist
https://www.cnnturk.com/teknoloji/televizyonlarin-evrimi
1926'da John Baird, 30 çizgi çözünürlüğünde ve saniyede 5 kare hızında bir sistem yaptı. 1927 yılında bu sefer Philo Farnsworth adlı mühendis ilk tamamen elektronik televizyon sisteminin patentini aldı.

Amerika’da televizyon aygıtının ilk yayın denemeleri 1927 yılında,

Farnsworth tamamen elektronik bir televizyon hayalini gerçekleştirmek üzere sıkı bir çalışma yürüttü ve Farnsworth’un Image Dissector kamera tüpü 1927 yılında ilk görüntüsünü aktarmayı başardı.

Farnsworth ilk başarılı elektronik televizyon yayınını 7 Eylül 1927'de yaptı .
Yetermi gözüm.
Yetmez gözüm bana magazin sitelerini kaynak diye gönderme 1927 aktarılan görüntü değil sinyaldir. Dediğim gibi ilk uzaktan
görüntülü sinyal aktarım yılı 1928'dir. Londra'dan Newyork'a aktarılmıştır.

Al içinde 233 tane kaynak var.

https://en.wikipedia.org/wiki/History_of_television

Bu arada Çelakılın mucizeleri artık eskide kaldı çürüdü yeni moda 19 mucizesi islamdan geri kalma biraz takip et.

Bana sorsan evlatlığının karısı ile evlenmek için ayet indiren birinin yazdığı kitaptan mucize çıkmaz ama yinede sen bilirsin.

Güle güleee.
 
Üst