Kuran'dan Belagat Örnekleri

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
Başta demiştik ki:
Kuranda anlatılan dört temel unsur vardır. Bunlar Tevhid (Allahın varlığı ve birliği), Nübüvvet (peygamberlik), Haşir (ahiret) ve adalettir. Bu dört unsur, Kur’ân’ın bütününde bulunduğu gibi, Kur’ân’ın sûrelerinde, âyetlerinde, kelâmlarında, hattâ kelimelerinde bile açıkça veya işareten veya remzen (gizli bir manayı ince bir işaretle göstererek) bulunmaktadır.
اَلْحَمْدُ ِللهِ’taki “Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü Allah’a mahsustur.” ل bir şeye has, özgü yapmayı ifade ettiğinden tevhide işarettir.

رَبِّ الْعَالَمِينَ "Bütün âlemlerin Rabbi" adaleti ve nübüvveti ince bir işaretle gösterir. Çünkü terbiye, resuller vasıtasıyla olur. مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ "Hesap gününün yegane sahibi, yöneticisi ve hakimi Allah." zaten açıkça haşir ve kıyamete delâlet eder.
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
Fatiha neden "hamd" ile başlıyor? Şükür ve medih değil de neden hamd? Hamd sadece hamde layık olana yapılır. Nimeti bize ulaşıp ulaşmaması önemli değildir; hamde layık bir zat olması yeterlidir. Şükür ise; yalnız iyiliği bize ulaşana yapılır. Medih ise hem canlı ham de cansız varlıklar için kullanılabilir. Bu açıdan şükür veya medih kelimeleri değil de hamd kelimesinin seçilmesi manidardır.
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
Yine demiştik ki:
اَلْحَمْدُ ِللهِ’taki “Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü Allah’a mahsustur.” ل bir şeye has, özgü yapmayı ifade ettiğinden tevhide işarettir. Mü’min işte bu imanı elde edip her şeyi Allah’ın kudret eline verdikten sonra, kâinattaki bütün eşya ile bir münasebet kurar. Artık onun ruhunda vahşet, tiksinti ve ürküntü yoktur. O taş, toprak, kuş, ağaç, kısaca bütün hayvanlar ve bütün bitkilerle kardeş olur. Mü’min, kâinata kardeşlik beşiği nazarıyla bakar. Çünkü her şey “Bir”den gelmiş ve neticede “Bir”e dönecektir.
Ne güzel der Yunus Emre:
Yaradılanı severiz Yaradandan ötürü
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
اَلْحَمْدُ ِللهِ cümlesinde aslında meleklere de işaret vardır, şöyle ki;
اَلْحَمْدُ ِللهِ cümlesinde en ulvî şekilde Allah’a hamd etmek anlamı vardır. Hâlbuki zaaf ve isyanlarıyla insan, çok kere, esas ulviyetine lâyık şekilde hamdetmekten uzaktır. Sadi Şirâzî, Gülistan’ında: “Bir insan her nefeste Allah’a karşı iki şükür borçludur.” der. Bir soluk alıp vermede hayatını iki defa bağışlayan Allah’tır. Soluk alamazsan ölürsün, aldığın soluğu veremezsen yine ölürsün. İnsan her nefes için Allah'a iki defa hamd edemez.
Demek ki, isyan etmeyen, unutmayan ve daima Allah’a kulluk yapıp O’nu yâd eden kullar olmalıdır. Evet, Allah’ın böyle mükerrem kulları vardır ve dinde onlara “melek” denir.
Hz. İbrahim Hakkı:
“Hakk’ın mükerrem ibâdıdır melekler yerde-göklerde,
Avâmından avâm-ı nâsı efdal eylemiş Allah.”
ifadesiyle bize bu hakikati anlatmaktadır.
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
اَلْحَمْدُ ِللهِ cümlesinde peygamberlere ve kitaplara da işaret vardır, şöyle ki;
Peygamberler ve kitaplar olmasa Allah'a nasıl kulluk ve hamd edeceğimizi bilemezdik...
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
اَلْحَمْدُ ِللهِ cümlesinde ahirete de işaret vardır, şöyle ki;
Zira devam etmeyen nimet, nimet değil nikmettir. Nikmet ise, insandaki dostluk ve muhabbet duygularını düşmanlık ve nefrete dönüştürür. Dünyada kendisini bunca nimetleriyle tanıtan, sevdiren Allah, bu dünyada kendisine hamdettirirken, ölünce nimetini keserek, edilmekte olan hamde bir son verdirmeyecektir. Aksine, ebedî bir hayatta, insanlara ebedî olarak hamdettirecektir
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
Görüldüğü gibi, bir اَلْحَمْدُ ِللهِ cümlesinde Allah'ın varlığı ve birliğine, meleklere, peygamberlere, kitaplara ve ahirete imana işaretler vardır...
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
الْعَالَمِينَ "âlemler" anlamına gelir. Âlem ise alâmetten gelen bir sözcüktür. Zerreler âleminden, yıldızlar âlemine kadar her âlem, Allah'a’a ait bir alâmet ve bir delil olması nedeniyle, âleme âlem ismi verilmiştir.
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
الْعَالَمِينَ kelimesi, akıllı varlıklar için kullanılan çoğul kipi ile üretilmiştir. Yoksa اَْل َع َوالِم denilirdi. Burada şöyle bir nükte de vardır ki; Allah kainatı terbiye edince şuursuz varlıklar bile şuurlu gibi davranmaya başlıyor. Mesela Allah'ın terbiyesinden geçen bir bitki adeta kimya uzmanı gibi hareket ediyor.
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
رَبِّ الْعَالَمِينَ "Bütün âlemlerin Rabbi" ifadesinin altında şu anlamlar da düşünülebilir:
Terbiyede amaç muhatabı kemale sevk etmektir. Kainatta sürekli bir kemale gidiş vardır. Cansızlar toprak aracılığıyla kemale ererek bitkilere doğru koşar. Bitkiler, hayvan mertebesine çıkabilmek için kendini feda eder ve hayvan da insan mertebesine çıkmak ister. Bu kemale gitme isteği ve yardımlaşmayı anlamayanlar, üsttekiler alttakilerin hukukunu gasb ediyormuş zannederek, kainatta bir mücadele ve kavga var hükmüne ulaşır.
İşte kendi iradeleri haricinde kemale doğru gerçekleşen bu koşuya insanın da iradesiyle dahil olması gerekir; çünkü kemalin durduğu noktada bozulma başlar. Bütün âlem bir kemale doğru koşup giderken insan yerinde mi sayacak? Bütün âlem meyve verirken o böyle meyvesiz ve bodur mu kalacak? İnsanın meyvesi de نَعْبُدُ daki kulluktur.
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
رَبِّ kelimesi masdardır. Allah öyle terbiye edicidir ki, O’nda terbiyenin dışında bir şey göremeyiz. Demek oluyor ki; Allah’ın terbiye kanunları dışındaki terbiyeye terbiyesizlik denir. Allah'ın terbiyesine uygun hareket edildiği zaman mazlumların sığınağı olduğumuza ve refah seviyemizin yüksekliğine de, Allah'ın terbiyesinden uzaklaşıp başka terbiyelerin veya terbiyesizliklerin tesirine girildiği zaman nasıl zilletlere ve fakirliğe maruz kaldığımıza da tarih şahittir.
 

KuranMumini2698

☆☆
Üye
Mesajlar
507
Tepki puanı
64
Düşünce
Muvahhid
İlk başta Belagat sanatına verdiğin örnekler için tebrik ederim. "En son ve en büyük Peygamber olan Hz. Muhammed" cümleni kurmana çok üzüldüm. Çünkü müminler Elçiler/Peygamberler arasında ayrım yapmazlar.

2:285-Elçi, Rabbinden kendisine indirilene inandı, inananlar da... Hepsi, ALLAH'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar: 'Elçilerinin hiçbirisi arasında ayırım yapmayız.' Derler ki: 'İşittik ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla; dönüş sanadır.'
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
İlk başta Belagat sanatına verdiğin örnekler için tebrik ederim. "En son ve en büyük Peygamber olan Hz. Muhammed" cümleni kurmana çok üzüldüm. Çünkü müminler Elçiler/Peygamberler arasında ayrım yapmazlar.

2:285-Elçi, Rabbinden kendisine indirilene inandı, inananlar da... Hepsi, ALLAH'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar: 'Elçilerinin hiçbirisi arasında ayırım yapmayız.' Derler ki: 'İşittik ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla; dönüş sanadır.'
Tabii ki iman etmek noktasında ayrım yapmayız ama Bakara 253te bazılarına daha fazla fazilet verildiği belirtiliyor. Demek ki fazilet farkı var
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
اَلرَّحْمٰنِ اَلرَّحِيمِ Besmele’de geçen bu iki isim Fatiha’da tekrar zikrediliyor. Bunda şu hikmetler olabilir:
Birincisi: Fıkıh açısından ele alınırsa; Besmele Fatiha’nın bir âyeti olmadığını işaretle böyle denilmiştir. Dolayısıyla, bu isimlerin Fatiha'da zikri tekrar değildir.
İkincisi: اللهِ lafzından sonra bu iki ismin zikredilmesi, sakındırma ve korkutmadan sonra, teşvik ve rağbet verme anlamını taşımaktadır. Zaten, Kur’ân'da, nerede bir terhib (sakındırma) varsa hemen bir terğib (rağbet verme) ve nerede terğib zikredilirse ardından onu bir terhib takip eder. Bu bir âdet-i ilâhîdir
 

bilgelikyolunda

Üye
Mesajlar
1,635
Tepki puanı
142
Düşünce
Sünni
اَلرَّحْمٰنِ اَلرَّحِيمِ için Besmele'de değindiğimiz gibi: Allah eşyayı yoktan var ediyor. Âdeta bize diyor ki, “İsteseniz de istemeseniz de Rahmâniyetimle sizi var ediyor ve sizin için gerekli olan şeylerle varlığınızı devam ettiriyorum. Rahmâniyetimin kemalini göstermek için; size Rahîmiyetimle de bir irade veriyorum. İradenizi kullanmanıza göre de ötede size mükâfat vereceğim. Sakın heva ve hevesinize uyarak Benim rıza dairemin dışına çıkmayınız. Aksi takdirde orada cezanızın daha ağır olacağını düşününüz.” Şimdi اَلرَّحْمٰنِ اَلرَّحِيمِ ile bunları düşünen insanın karşısına مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ “Hesap gününün yegane sahibi, yöneticisi ve hakimi Allah.” ayeti çıkınca, bu iki ayet arasında ne kadar mükemmel bir uyum olduğunu görürüz.
 

KuranMumini2698

☆☆
Üye
Mesajlar
507
Tepki puanı
64
Düşünce
Muvahhid
İlgili Ayette Peygamberlere verilen faziletin farklı olduğu yazıyor. En büyük fazilet Kurandır, demek ki en faziletli peygamber Hz Muhammed’dir
Saçmalıyorsun şu an. Allah, Kur'an'da ne diyor Musa'ya "seni kendim için yarattım." ayeti var. Bu ne demek ? Ben buna dayanarak en büyük peygamber Musa falan demiyorum. Sen 2:285 ayetini uymadığın için ayetlerini Kur'an dışı yorumluyarak ayeti çarpıtıyorsun. Ayette geçen ifade "O elçilerin bazısına diğerlerinden daha fazla lütufta bulunduk" Ayet budur. Bu ayette nereden Muhammed çıkarttınız ? Ayette bazısını bazısına üstün kıldığını söylüyor ama kim olduğunu söylemiyor. Sen dogma olan kafandan çarpıtarak Muhammed çıkartmaya çalışıyorsun?
 
Üst