1. 1 dakikada üye olup sitede yazmaya başlayabilirsiniz
    anında üyelik için TIKLA

Kuran'ın Düz Dünyası

'Kuran' forumunda Orhan Yolcu tarafından 5 Kasım 2017 tarihinde açılan konu

  1. Orhan Yolcu

    Orhan Yolcu Yönetim Kurulu Başkanı

    Mesaj:
    302
    Alınan Beğeniler:
    255
    Cinsiyet:
    Erkek
    Düşünce:
    Agnostik

    Özel Mesaj
    Günümüzde Müslümanların çoğunluğu Kuranda Dünyanın yuvarlak olduğu yazar der, fakat bu doğru değildir. Gerçekte ise İslami uygulamalar düz Dünya modeline göre düzenlenmiştir. İslam'da ki ibadetlerin doğru düzgün uygulanması için Dünyanın düz olması gereklidir.

    Hûd-114 “Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın kısmında namazı ikame et. Muhakkak ki haseneler (kazanılan dereceler), seyyiatı (kaybedilen dereceleri) giderir. İşte bu, zikredenler için bir öğüttür.”

    İsrâ-78 “Güneşin dönmesinden, gecenin kararmasına kadar namaz kıl. Fecrin Kur’ân’ını (fecr vakti okunan Kur’ân’ı) ikame et (yerine getir)! Çünkü fecrin Kur’ân’ı şahitlidir.”

    İsrâ-79 “Gecenin bir kısmında uyan ve sana özel nafile (ilâve) olarak O’nunla (Kur’ân’la) teheccüd namazı kıl! Rabbinin seni Makam-ı Mahmut’a beas etmesi (ulaştırması) yakındır.”

    Ayetlerde görüldüğü gibi Kuran’da Namaz ibadeti Güneş ışığı baz alınarak düzenlenmiş bu nedenlede Kutuplara yakın bölgelerde yaşayan bir Müslüman’ın Kuran’nın hükümlerine uygun günde 5 vakit namaz kılması mümkün değildir. Kutuplarda Altı ay içinde bir kere akşam bir kere de sabah olacaktır.Yani Altı ayda birer kez sabah ve akşam namazı kılınabilir. Özetle Kuran’da yazan namaz hükümleri Küre şeklindeki Dünya yüzeyinin tamamında uygulanamaz. Bu hüküm ancak düz Dünya modelinde doğru olarak uygulanabilir.

    gri.jpg

    Bakara-149 “Nereden yola çıkarsan (namazda) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Bu talimat elbette sana Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. (Biliniz ki,) Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.”

    Gene ayette görüldüğü gibi Namaz kılanların Kabeye dönerek namazlarını kılması istenir. Oysa Dünya küre şeklinde olduğundan kabeye dönülemez. Mekkeye çok yakın yerler harici Nereye dönerseniz dönünün sonuçta önünüzde uzay boşluğu olacak, Gerçekte ne Kabe, neden önceki kıble Kudüs karşında olmayacktır. Kabe’ye yada ilk kıble Kudüs e dönerek ibadet etmeye çalışmak o devirlerde Dünyanın düz olarak bilindiğinin ve Kuran’nın da bu mantıkla yazıldığının kanıtıdır.

    BAKARA-187 “… Fecr vaktinde beyaz iplik, siyah iplikten tebeyyün edinceye (size belli oluncaya, gündüzün aydınlığı, gecenin karanlığından sıyrılıncaya) kadar yeyin ve için. Sonra orucu geceye kadar tamamlayın. …”

    Dünyanın düz olduğu düşünülerek düzenlenen bir İslam emri de oruçtur. Mekke çevresinde olduğu gibi her yerde gece gündüz eşit düşünülerek nasıl oruç tutulacağı belirlenmiştir. Kutuplarda altı ay gece altı ay gündüz olduğu için Kurandaki ilgili ayete göre orucun başlaması ve bitmesi mümkün değildir. Dünyanın yuvarlak olduğu bilinseydi kutup bölgelerine yakın yaşayan insanların açlıktan öleceği bilinirdi. Tabi ki Kuran’nın bütün namaz, oruç ve Kible olarak Mekkeye dönülmesi gerektiği hükümlerini gözardı ederek; Bir Müslüman Oralarda (kutup bölgeleri) ve Dünyanın genelinde Namaz kılabilir, Kabeye dönülebilir ve oruçda tutulabilir ama tam olarak kurana uyulamadığı için yapılan bütün bu ibadetlerin gerçekte dinsel bir anlamı kalmayacaktır.

    Bütün bunlara ilave Kuran’da da Dünya düz olarak tarif edilmektedir. Kuran’da Dünyanın yayılıp döşendiği yazmakta, yayılıp döşenen bu Kuran Dünyasının doğu ve batı sınırlarının olduğu, iyice uzaklaşılırsa bu sınırlara varılabileceği ve Bu kenarlardan aşağıya düşmeden geçebilmek için büyük güç lazım geldiği ayette anlatılmaktadır.

    Rahman-33. “Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.”

    Kurana göre Güneş belli bir yol üzerinde gider. Güneş doğudan doğar ve Uzunca bir yol izleyerek batıdan batardı. Buyüzden Arapların dünyası iki yönlüydü. Sadece iki yönü olan bir Dünya yuvarlak olmaz. Sadece bu iki yönün ve kenarların kuranda yazılı olması Dünyanın döşek gibi düz düşünüldüğünün kutupların bilinmediğinin kanıtıdır. Bu anlayışı yansıtan başka ayetlerde vardır.

    Şuara-28 “Musa devamla şöyle söyledi: «Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.”

    Yine bu ayete göre, biri doğuda, diğeri batıda iki sınır bölgesi vardır. Tanrı Allah da bu sınırlar arasında kalan herşeyin ilahıdır. Bu da, “dünyanın en doğusu” ve “dünyanın en batısı” olduğuna inanıldığını ortaya koymaktadır.

    Kehf-86 “Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar buldu.Orada bir kavim gördü. “Ey Zülkarneyn! Ya cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik.”

    Kehf-90 “Güneşin doğduğu yere ulaştığı zaman onu (güneşi), ondan (güneşten) korunacak bir örtü yapmadığımız bir kavmin üzerine doğarken buldu.”

    Bu iki ayete göre de gün içinde Güneşimiz, Dünya’nın bir ucunda doğuyor, gök kubbe boyunca yükseliyor ve diğer ucunda da batıyor. Yani Kurana göre Dünyamızda “Güneşin doğduğu ve battı uçlar mevcut. Dünyanın bu uclarına kadar giden olursa (Zülkarneyn gibi) Güneş’in doğduğu ve battığı noktaları görebiliyor, hatta Güneş’i “kara bir balçıkta” batarken izleyebiliyor. Bu ifadeden Kuran ve islamın Dünya yı tepsi veya döşek gibi düz sandığı net olarak anlaşılmaktadır.

    Şems-6 “Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun”

    Kuranda hiçbir yerde “Dünya yuvarlaktır” “Dünya Güneşin etrafında dönmektedir “diye de bir cümle bulamazsınız. Yayıp döşedik cümlesi yazar. Dünya yuvarlaktır cümlesini yazmaz. Nedense!

    Kasas-2 “Bunlar apaçık kitabın ayetleridir”

    Enam-3 “Kitapta biz, hiçbir şeyi eksik bırakmadık…”

    Kuran’da herkes anlasın diye hiçbir şeyi eksik bırakılmadı ve apaçık kitabın ayetleridir diye yazar. Oysa mealciler pekçok ayeti içindeki akıl dışı ve bilim dışı şeyleri görmeyelim diye gerçek anlamından farklı meal ederler. Diğer yandan Müslüman insan dürüst ve ahlaklı olur şeklinde hikayeler anlatıp, iyi ahlakın Müslümanlıktan kazanılan bir özellikmiş gibi bahsederler.

    Oysa enbaşta kendileri doğruluk ve dürüstlük gibi erdemleri kuranı meal ederken gözardı etmektedirler. Bir çok mealde kelimelere olduğundan farklı anlamlar vererek, kuranın çağdışı, akıl dışı ve bilim dışı yönlerini gizlemekteler. Bu meal hilelerine dayanarak da dindarlar; Evrenle, gezegenlerle ve Dünyanın yuvarlaklığıyla ilgili içinde birşeyler bulabilirmiyiz diye meal hilelerinin de yardımıyla çabalamaktadırlar
     
    yeniçeri, Kemal ve Mete Turan bunu beğendi.
  2. K B
    K B
    Orhan Yolcu

    Orhan Yolcu Yönetim Kurulu Başkanı

    Mesaj:
    302
    Alınan Beğeniler:
    255
    Cinsiyet:
    Erkek
    Düşünce:
    Agnostik

    Özel Mesaj
    (devamı)

    Ne kadar meal numarası yapılırsa yapılsın Kuran’da ki düz Dünya ve dünya merkezli evren anlayışı gizlenemez haldedir. Bu konuya ve “Meal numaraları ile Kuranda ki açıklar kapatılıyor” iddiamıza birkaç örnekle açıklık getirelim;

    Gâşiye-20 “Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır!” diyanet çevirisi böyledir.

    Gelin şimdi de Gâşiye suresi 20. ayetinin Arapçasına bakalım; “Ve ilel ardı keyfe sutıhat.” burada geçen “sutıhat” kelimesi “yayıp-döşedi” şeklinde çevrilmiş. Halbuki, kelimenin Türkçe tam karşılığı ise “satıh yapılmış, düzleştirilmiş” şeklinde olmalıydı. Ayette bulunan kelimelerin Türkçe karşılıkları;

    1.ve ilâ el ardı: ve arza, yeryüzüne

    2.keyfe: nasıl

    3.sutıhat: satıh yapılmış, düzleştirilmiş

    Ayetin gerçek meali ise “Ve yeryüzüne, nasıl düzleştirilmiş (bakmıyorlar mı)?” olmalıydı. Neden yirmi küsûr mealde ilgili kelime “yayıp-döşedi” diye meal edilir? Bakınız Nâziat 30 şöyle der.

    Nâziat-30 “Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.” Arapçası: “Vel arda ba’de zâlike dehâhâ.”

    1.ve el arda: ve arz, yeryüzü

    2.ba’de: sonra

    3.zâlike: bu

    4.dehâ-hâ: onu yayıp döşedi

    Görüleceği üzere “Dehâ-ha” kelimesi “yayıp-döşemek” olarak çevriliyor. Yâni ilgili kelimenin ilk/esas anlamı bu. Oysa Gaşiye suresi 20 ayette kullanılan “Sutıhat” kelimesi ise “Düzleştirmek” anlamına gelmektedir ve ayet meal edilirken düzleştirilmiş olarak kullanılması gerekirdi.

    Ey mealciler ve tefsirciler; madem samimi olarak inanıyorsunuz neden inandığınız ve tapındığınız Tanrı Allah’ın “düzleştirdi” dediği yeri “yayıp döşedi” diye çeviri cambazlığı ile farklı anlam veriyorsunuz? Bu inandığınız Tanrının açık inkarı değil midir? Tefsir farklılıklarına bakalım;

    Nâziât Suresi 30. Ayet Eski Tefsirleri:

    Taberi, İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan rivayet ediyor: “Kabe, dünya yaratılmadan iki bin sene önce su üzerinde dört direk üzerine kuruldu. Sonra yeryüzü kabenin altından yayıldı” [Hasen. Taberi (3/61, 24/208)]

    Katade dedi ki: “Bundan sonra da yeryüzünü yaydı” dehâhâ; yayıp sermek demektir. [Hasen. Taberi (24/210)]

    Nâziât Suresi 30. Ayet Yeni Tefsiri:

    Prof. Dr. Süleyman Ateş şöyle diyor: “Hasılı dahv döşemek, düzeltmek demek ise de sadece basit bir döşemek ve düzeltmek değil, yuvarlak olarak düzeltmek, döşemek anlamını verir ki bu ayetten Yeryüzünün yuvarlak yaratıldığı anlamı çıkar.” (Yüce Kuran’ın Çağdaş Tefsiri, Süleyman Ateş, cilt 10, sy 308)

    Bazı ilahiyatçılar tefsirler arasında ki bu farklılığı, “İslam ulemâsı, ortaçağın hâkim kültürü nedeniyle, Dünya’nın düz olduğuna dâir, Kuran'dan delil getirme çabası içindeydiler” şeklinde açıklama çabasına girmektedir oysa ayetlerin gerçek anlamlarından farklı meal edilmesi geçmiş tefsirlerin Kurana göre doğru olduğunu ortaya koymaktadır.

    Arapçada bir kelimenin dört beş farklı anlamından faydalanarak, teknolojik gelişmelere göre âyetlerin anlamları ile oynamak ve “Bak gördünüz mü, Kur’an bunu 1400 sene evvel bildirilmiş” şeklindeki ‘Mûcize’ üretmenin amacı nedir? Bu kendini ve çevreyi kandırmak değil midir?

    Mâlûm Kur’an’ın yazıldığı dönem ortaçağdır ve o dönemde insanlar dünyayı düz olarak biliyorlardı. Eğer bu telâşınız bir ‘açık kapama’ ameliyesi ise, Kuran'daki hatâları kapatmaya çabalarken; mantık olarak inandığın tanrıdan da şüphe ettiğini ortaya koymuş olmuyor musun? Eğer Tanrı Allaha samimi olarak inanmış olsaydın onun sözlerini değiştirme ihtiyacı da duymazdın.

    Kuran’da Dünyanın düz tasvir edildiği diğer ayetlere bakalım

    Zariyat-47 “Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.”

    Zariyat-48 “Yeri de biz döşedik. Biz ne güzel döşeyiciyiz.”

    Kaf-7 “Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik.”

    Rad-3 “O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır. O, geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.”

    Bu ayetlerde “yerin” döşendiği, yani bir döşek gibi serildiği, yayıldığı anlatılmaktadır. Ayetlere önyargısız bakanlar bu cümlelerden “Kuran’da Dünya’nın düz tarif edilmiş” sonucuna ulaşacaktır. Aynı anlayış diğer bazı ayetlerde de ifade edilmiştir.

    İlkel çağların Evren ve Dünya anlayışından başka Bir şey olmayan Kuran’daki anlatımlarda Dünya uçsuz bucaksız uzayda herhangi bir gök cismi değil, aksine evrenin merkezidir. Üstelik Dünya’nın üst tarafı “7 kat Göklerden” alttarafı da benzeri şekilde “7 kat Yerlerden” oluşan döşek gibi yayılıp, uzatılmış ve üstü döşenmiş düz bir yüzey olduğu sanılıyordu. Arabistan’da yaşayan 7.yy insanı için dünya “düz” görünür. Girintileri ve çıkıntıları olabilir, fakat uzatılmış ve yayılmış düz bir yüzey olduğu düşünülürdü..

    Kuranda yaydık döşedik yazarak çünkü İslam ve kurana göre dünya yuvarlak olmadığı gibi tam düz de değildir. Bunun neden böyle düşünüldüğünü Taha 106-107 ayetleriyle açıklamak kolaydır.

    Taha-106 “Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan hâlinde bırakacaktır.”

    Taha-107 “Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin.”
     
    Mete Turan ve yeniçeri bunu beğendi.
  3. K B
    K B
    Orhan Yolcu

    Orhan Yolcu Yönetim Kurulu Başkanı

    Mesaj:
    302
    Alınan Beğeniler:
    255
    Cinsiyet:
    Erkek
    Düşünce:
    Agnostik

    Özel Mesaj
    (devamı)

    Yukarıdaki ayetler kıyamet gününde yeryüzünün nasıl olacağını anlatır. Bu ayetlerde görüleceği üzere Dağlar, Tümsekler ve çukurlar yok olacak ve Dünya dümdüz olacaktır. Görüldüğü gibi Kuranda Dünya düz yazmasını engelleyen çukurlar ve tümseklerin olmasıdır. “Dünyayı döşek gibi yaydık” sözü Dünyanın şeklini ”düz” den daha iyi anlatabildiği için tercih edilmiştir. Çünkü döşek tam dümdüz değil biraz pürüzlü yüzeye sahiptir. İnişleri, çıkışları vardır. Örneğin Dağlar yeri çadır gibi sabitlemek için çakılmış kazık görevi yapmaktadır.

    NEBE-6,7 “Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?”

    Hicr-19 “Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik ,yine orada miktarı ve ölçüsü belirli şeyler bitirdik.”

    Söylenmek istenen yatak gibi düz olan Dünyanın sabitlenmesi işlemidir. Kurana göre dağların görevi yayılıp düzleştirilen döşeğin (yer yüzünün) dürülmesini önlemektir.

    Lokman-10 “O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı, sizi sarsmasın diye yere de ulu dağlar koydu ve orada her çeşit canlıyı yaydı. Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydalı nebattan çift çift bitirdik.”

    Araplar, gezgin tüccar hayatı yaşadığından, halı, döşek gibi düz şeylerin sert hava koşullarında hareket edebileceğine dikkat etmişlerdir. Dolayısıyla bu cisimler, bir yere sabitlenmeli, saplanmalı ki sarsılmasın ve dürülüp bozulmasın.

    Bilimsel gerçeklerse Kuran’ın söylediğinin tam tersidir. Biliyoruz ki, Dünya; zaten yayılmış haldeki maddenin kütle çekimi etkisi ile bir araya gelmesinden oluşmuştur. Yani aslında dünya “yayılmamış” tam aksine bir araya toplanmıştır. Dünyadan yani yeryüzünden bakıldığında her yer dümdüz bir tepsi gibi görünecektir elbet. Dikkat ederseniz zaten bütün kutsal kitaplar yeryüzünden bakışla anlatılmış, dolayısıyla dünyada düzdür demişlerdir.

    Tekvir-1, 2 “Güneş, dürüldüğü zaman, Yıldızlar, bulanıp söndüğü zaman,”

    Dünyanın düz olarak düşünülmesini bir kenara bırakırsak Kuranda ve İslam'da güneşin küre şeklinde olabileceği de düşünülememiştir. Defterini dürmek diye bir deyim vardır. Güneş küre olarak bilinse nasıl güneşin dürülmesinden söz edilebilir. Ancak düz yüzeyi olan nesneler dürülebilir. Dürüm yapılabilir. Siz hiç Top’unu dürdüm dendiğini duydunuz mu? Yufka dürülür. Halı dürülür. Döşek dürülür. Top dürülemez. Gök kubbe dürülemez. Ancak düz yer dürülüp yayılıp döşenebilir. Güneşin bile düz olduğunu düşünen İslam ve Kuranın Dünyayı yuvarlak olarak görebilir mi?

    487962_475946439138921_1448628136_n.jpg

    Suudi Arabistan’ın baş müftülerinden Şeyh Abdül Aziz Bin Baz’ın fetvası şöyle: “Kim dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ederse küfür ve delalete düşmüş olur. Çünkü bu iddia hem Allah’ın, hem Kuran’ın, hem Peygamber’in reddidir. Bunu iddia eden kişi tövbeye davet edilir. Ederse ne ala! Aksi takdirde kafir ve dinden dönmüş bir kişi olarak öldürülür. Eğer ileri sürdükleri gibi Dünya dönüyor olsaydı ülkeler, dağlar, ağaçlar, nehirler, denizler bir kararda kalmazdı. İnsanlar batıdaki ülkelerin doğuya, doğudaki ülkelerin batıya kaydığını görürlerdi. Kıble’nin yeri değişir, insanlar kıbleyi tayin edemezlerdi” (Kaynak: “Dünya’nın Sakin Güneş’in Hareketli Olduğuna ve Gezegenlere Çıkmanın İmkansızlığına Dair Akli ve Hissi Deliller”adlı kitabı.1975)

    Müslüman halk ve İslamcılarda bundan farklı düşünmüyorlardı. Bunu yadırgamıyoruz yerçekimi denen kanunu bilmeyen her insan aynı şekilde düşünür. Yerçekimini bilmeyen insanlar. Dünya yuvarlak olursa Dünyanın alt tarafında olanlarının düşmeleri gerekir diye düşüneceklerdir. Böyle düşünülmesi gayet doğaldır. Bilimle uğraşmayan insanların düşüncesi bu şekildedir.

    Kuran’da yazan tüm bu ayetlerden çıkarılacak sonuç;

    Dünyanın düz bir şekilde yayıldığını, Gökyüzünün düz bir sayfa kağıdı gibi dürülebileceğini, Göklerin (veya evrenin) yükseltildiğini, Güneşin doğduğu ve battığı “belirli iki nokta” olduğunu ve En doğu vede en batı arasında kalan yerin “en büyük uzaklık” olduğunu anlatmaktadır. Bütün bu anlatımlar küre şeklinde bir Dünyada ve günümüz astronomi bilminin ortaya koyduğu Evren gerçekleri ile açıklamak mümkün değildir. Bu ayetlerin mantıklı açıklaması ise Kuran’da Dünya merkezli Evren ve düz Dünya modelinin anlatıldığıdır.
     
    Son düzenleme: 5 Kasım 2017
    Mete Turan ve yeniçeri bunu beğendi.
Yükleniyor...

Bu Sayfayı Paylaş