Kuran'ın Düz Dünyası

Orhan Yolcu

☆☆☆☆
Yönetim Kur. Üyesi
ÖDG Üyesi
Mesajlar
490
Beğeniler
347
Düşünce
Agnostik
#1
Günümüzde Müslümanların çoğunluğu Kuranda Dünyanın yuvarlak olduğu yazar der, fakat bu doğru değildir. Gerçekte ise İslami uygulamalar düz Dünya modeline göre düzenlenmiştir. İslam'da ki ibadetlerin doğru düzgün uygulanması için Dünyanın düz olması gereklidir.

Hûd-114 “Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın kısmında namazı ikame et. Muhakkak ki haseneler (kazanılan dereceler), seyyiatı (kaybedilen dereceleri) giderir. İşte bu, zikredenler için bir öğüttür.”

İsrâ-78 “Güneşin dönmesinden, gecenin kararmasına kadar namaz kıl. Fecrin Kur’ân’ını (fecr vakti okunan Kur’ân’ı) ikame et (yerine getir)! Çünkü fecrin Kur’ân’ı şahitlidir.”

İsrâ-79 “Gecenin bir kısmında uyan ve sana özel nafile (ilâve) olarak O’nunla (Kur’ân’la) teheccüd namazı kıl! Rabbinin seni Makam-ı Mahmut’a beas etmesi (ulaştırması) yakındır.”

Ayetlerde görüldüğü gibi Kuran’da namaz ibadeti Güneş ışığı baz alınarak düzenlenmiş bu nedenlede kutuplara yakın bölgelerde yaşayan bir Müslüman’ın Kuran’nın hükümlerine uygun günde 5 vakit namaz kılması mümkün değildir. Kutuplarda altı ay içinde bir kere akşam bir kere de sabah olacaktır. Yani altı ayda birer kez sabah ve akşam namazı kılınabilir. Özetle Kuran’da yazan namaz hükümleri küre şeklindeki Dünya yüzeyinin tamamında uygulanamaz. Bu hüküm ancak düz Dünya modelinde doğru olarak uygulanabilir.

kuranin-duz-dunyasi.jpg

Bakara-149 “Nereden yola çıkarsan (namazda) yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Bu talimat elbette sana Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. (Biliniz ki,) Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.”

Gene ayette görüldüğü gibi namaz kılanların Kabeye dönerek namazlarını kılması istenir. Oysa Dünya küre şeklinde olduğundan kabeye dönülemez. Mekkeye çok yakın yerler harici nereye dönerseniz dönünün sonuçta önünüzde uzay boşluğu olacak, gerçekte ne Kabe, neden önceki kıble Kudüs karşında olmayacktır. Kabe’ye yada ilk kıble Kudüs e dönerek ibadet etmeye çalışmak o devirlerde Dünyanın düz olarak bilindiğinin ve Kuran’nın da bu mantıkla yazıldığının kanıtıdır.

BAKARA-187 “… Fecr vaktinde beyaz iplik, siyah iplikten tebeyyün edinceye (size belli oluncaya, gündüzün aydınlığı, gecenin karanlığından sıyrılıncaya) kadar yeyin ve için. Sonra orucu geceye kadar tamamlayın. …”

Dünyanın düz olduğu düşünülerek düzenlenen bir İslam emri de oruçtur. Mekke çevresinde olduğu gibi her yerde gece gündüz eşit düşünülerek nasıl oruç tutulacağı belirlenmiştir. Kutuplarda altı ay gece altı ay gündüz olduğu için Kurandaki ilgili ayete göre orucun başlaması ve bitmesi mümkün değildir. Dünyanın yuvarlak olduğu bilinseydi kutup bölgelerine yakın yaşayan insanların açlıktan öleceği bilinirdi. Tabi ki Kuran’nın bütün namaz, oruç ve kıble olarak Mekkeye dönülmesi gerektiği hükümlerini gözardı ederek; bir Müslüman oralarda (kutup bölgeleri) ve Dünyanın genelinde namaz kılabilir, Kabeye dönülebilir ve oruçda tutulabilir ama tam olarak kurana uyulamadığı için yapılan bütün bu ibadetlerin gerçekte dinsel bir anlamı kalmayacaktır.

Bütün bunlara ilave Kuran’da da Dünya düz olarak tarif edilmektedir. Kuran’da Dünyanın yayılıp döşendiği yazmakta, yayılıp döşenen bu Kuran Dünyasının doğu ve batı sınırlarının olduğu, iyice uzaklaşılırsa bu sınırlara varılabileceği ve bu kenarlardan aşağıya düşmeden geçebilmek için büyük güç lazım geldiği ayette anlatılmaktadır.

Rahman-33. “Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.”

Kurana göre Güneş belli bir yol üzerinde gider. Güneş doğudan doğar ve uzunca bir yol izleyerek batıdan batardı. Buyüzden Arapların dünyası iki yönlüydü. Sadece iki yönü olan bir Dünya yuvarlak olmaz. Sadece bu iki yönün ve kenarların kuranda yazılı olması Dünyanın döşek gibi düz düşünüldüğünün kutupların bilinmediğinin kanıtıdır. Bu anlayışı yansıtan başka ayetlerde vardır.

Şuara-28 “Musa devamla şöyle söyledi: «Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.”

Yine bu ayete göre, biri doğuda, diğeri batıda iki sınır bölgesi vardır. Tanrı Allah da bu sınırlar arasında kalan herşeyin ilahıdır. Bu da, “dünyanın en doğusu” ve “dünyanın en batısı” olduğuna inanıldığını ortaya koymaktadır.

Kehf-86 “Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar buldu.Orada bir kavim gördü. “Ey Zülkarneyn! Ya cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik.”

Kehf-90 “Güneşin doğduğu yere ulaştığı zaman onu (güneşi), ondan (güneşten) korunacak bir örtü yapmadığımız bir kavmin üzerine doğarken buldu.”

Bu iki ayete göre de gün içinde Güneşimiz, Dünya’nın bir ucunda doğuyor, gök kubbe boyunca yükseliyor ve diğer ucunda da batıyor. Yani Kurana göre Dünyamızda “Güneşin doğduğu ve battı uçlar mevcut. Dünyanın bu uclarına kadar giden olursa (Zülkarneyn gibi) Güneş’in doğduğu ve battığı noktaları görebiliyor, hatta Güneş’i “kara bir balçıkta” batarken izleyebiliyor. Bu ifadeden Kuran ve İslamın Dünya yı tepsi veya döşek gibi düz sandığı net olarak anlaşılmaktadır.

Şems-6 “Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun”

Kuranda hiçbir yerde “Dünya yuvarlaktır” “Dünya Güneşin etrafında dönmektedir “diye de bir cümle bulamazsınız. Yayıp döşedik cümlesi yazar. Dünya yuvarlaktır cümlesini yazmaz nedense!

Kasas-2 “Bunlar apaçık kitabın ayetleridir”

Enam-3 “Kitapta biz, hiçbir şeyi eksik bırakmadık…”

Kuran’da herkes anlasın diye hiçbir şeyi eksik bırakılmadı ve apaçık kitabın ayetleridir diye yazar. Oysa mealciler pekçok ayeti içindeki akıl dışı ve bilim dışı şeyleri görmeyelim diye gerçek anlamından farklı meal ederler. Diğer yandan Müslüman insan dürüst ve ahlaklı olur şeklinde hikayeler anlatıp, iyi ahlakın Müslümanlıktan kazanılan bir özellikmiş gibi bahsederler.

Oysa enbaşta kendileri doğruluk ve dürüstlük gibi erdemleri kuranı meal ederken gözardı etmektedirler. Bir çok mealde kelimelere olduğundan farklı anlamlar vererek, kuranın çağdışı, akıl dışı ve bilim dışı yönlerini gizlemekteler. Bu meal hilelerine dayanarak da dindarlar; Evrenle, gezegenlerle ve Dünyanın yuvarlaklığıyla ilgili içinde birşeyler bulabilirmiyiz diye meal hilelerinin de yardımıyla çabalamaktadırlar
 

Orhan Yolcu

☆☆☆☆
Yönetim Kur. Üyesi
ÖDG Üyesi
Mesajlar
490
Beğeniler
347
Düşünce
Agnostik
#2
(devamı)

Ne kadar meal numarası yapılırsa yapılsın Kuran’da ki düz Dünya ve dünya merkezli evren anlayışı gizlenemez haldedir. Bu konuya ve “meal numaraları ile Kuranda ki açıklar kapatılıyor” iddiamıza birkaç örnekle açıklık getirelim;

Gâşiye-20 “Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır!” diyanet çevirisi böyledir.

Gelin şimdi de Gâşiye suresi 20. ayetinin Arapçasına bakalım; “Ve ilel ardı keyfe sutıhat.” burada geçen “sutıhat” kelimesi “yayıp-döşedi” şeklinde çevrilmiş. Halbuki, kelimenin Türkçe tam karşılığı ise “satıh yapılmış, düzleştirilmiş” şeklinde olmalıydı. Ayette bulunan kelimelerin Türkçe karşılıkları;

1. ve ilâ el ardı: ve arza, yeryüzüne

2. keyfe: nasıl

3. sutıhat: satıh yapılmış, düzleştirilmiş

Ayetin gerçek meali ise “Ve yeryüzüne, nasıl düzleştirilmiş (bakmıyorlar mı)?” olmalıydı. Neden yirmi küsûr mealde ilgili kelime “yayıp-döşedi” diye meal edilir? Bakınız Nâziat 30 şöyle der.

Nâziat-30 “Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.” Arapçası: “Vel arda ba’de zâlike dehâhâ.”

1. ve el arda: ve arz, yeryüzü

2. ba’de: sonra

3. zâlike: bu

4. dehâ-hâ: onu yayıp döşedi

Görüleceği üzere “Dehâ-ha” kelimesi “yayıp-döşemek” olarak çevriliyor. Yâni ilgili kelimenin ilk/esas anlamı bu. Oysa Gaşiye suresi 20. ayette kullanılan “sutıhat” kelimesi ise “düzleştirmek” anlamına gelmektedir ve ayet meal edilirken düzleştirilmiş olarak kullanılması gerekirdi.

Ey mealciler ve tefsirciler; madem samimi olarak inanıyorsunuz neden inandığınız ve tapındığınız Tanrı Allah’ın “düzleştirdi” dediği yeri “yayıp döşedi” diye çeviri cambazlığı ile farklı anlam veriyorsunuz? Bu inandığınız Tanrının açık inkarı değil midir? Tefsir farklılıklarına bakalım;

Nâziât Suresi 30. ayet eski tefsirleri:

Taberi, İbn Abbas radıyallahu anhuma’dan rivayet ediyor: “Kabe, dünya yaratılmadan iki bin sene önce su üzerinde dört direk üzerine kuruldu. Sonra yeryüzü kabenin altından yayıldı” [Hasen. Taberi (3/61, 24/208)]

Katade dedi ki: “Bundan sonra da yeryüzünü yaydı” dehâhâ; yayıp sermek demektir. [Hasen. Taberi (24/210)]

Nâziât Suresi 30. Ayet Yeni Tefsiri:

Prof. Dr. Süleyman Ateş şöyle diyor: “Hasılı dahv döşemek, düzeltmek demek ise de sadece basit bir döşemek ve düzeltmek değil, yuvarlak olarak düzeltmek, döşemek anlamını verir ki bu ayetten Yeryüzünün yuvarlak yaratıldığı anlamı çıkar.” (Yüce Kuran’ın Çağdaş Tefsiri, Süleyman Ateş, cilt 10, sy 308)

Bazı ilahiyatçılar tefsirler arasında ki bu farklılığı, “İslam ulemâsı, ortaçağın hâkim kültürü nedeniyle, Dünya’nın düz olduğuna dâir, Kuran'dan delil getirme çabası içindeydiler” şeklinde açıklama çabasına girmektedir oysa ayetlerin gerçek anlamlarından farklı meal edilmesi geçmiş tefsirlerin Kurana göre doğru olduğunu ortaya koymaktadır.

Arapçada bir kelimenin dört beş farklı anlamından faydalanarak, teknolojik gelişmelere göre âyetlerin anlamları ile oynamak ve “Bak gördünüz mü, Kur’an bunu 1400 sene evvel bildirilmiş” şeklindeki ‘mûcize’ üretmenin amacı nedir? Bu kendini ve çevreyi kandırmak değil midir?

Mâlûm Kur’an’ın yazıldığı dönem ortaçağdır ve o dönemde insanlar dünyayı düz olarak biliyorlardı. Eğer bu telâşınız bir ‘açık kapama’ ameliyesi ise, Kuran'daki hatâları kapatmaya çabalarken; mantık olarak inandığın tanrıdan da şüphe ettiğini ortaya koymuş olmuyor musun? Eğer Tanrı Allaha samimi olarak inanmış olsaydın onun sözlerini değiştirme ihtiyacı da duymazdın.

Kuran’da Dünyanın düz tasvir edildiği diğer ayetlere bakalım

Zariyat-47 “Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.”

Zariyat-48 “Yeri de biz döşedik. Biz ne güzel döşeyiciyiz.”

Kaf-7 “Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik.”

Rad-3 “O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır. O, geceyi gündüze bürüyor. Şüphesiz bunlarda, düşünen bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.”

Bu ayetlerde “yerin” döşendiği, yani bir döşek gibi serildiği, yayıldığı anlatılmaktadır. Ayetlere önyargısız bakanlar bu cümlelerden “Kuran’da Dünya’nın düz tarif edilmiş” sonucuna ulaşacaktır. Aynı anlayış diğer bazı ayetlerde de ifade edilmiştir.

İlkel çağların Evren ve Dünya anlayışından başka Bir şey olmayan Kuran’daki anlatımlarda Dünya uçsuz bucaksız uzayda herhangi bir gök cismi değil, aksine evrenin merkezidir. Üstelik Dünya’nın üst tarafı “7 kat göklerden” alttarafı da benzeri şekilde “7 kat yerlerden” oluşan döşek gibi yayılıp, uzatılmış ve üstü döşenmiş düz bir yüzey olduğu sanılıyordu. Arabistan’da yaşayan 7.yy insanı için dünya “düz” görünür. Girintileri ve çıkıntıları olabilir, fakat uzatılmış ve yayılmış düz bir yüzey olduğu düşünülürdü..

Kuranda yaydık döşedik yazarak çünkü İslam ve kurana göre dünya yuvarlak olmadığı gibi tam düz de değildir. Bunun neden böyle düşünüldüğünü Taha 106-107 ayetleriyle açıklamak kolaydır.

Taha-106 “Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan hâlinde bırakacaktır.”

Taha-107 “Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin.”
 

Orhan Yolcu

☆☆☆☆
Yönetim Kur. Üyesi
ÖDG Üyesi
Mesajlar
490
Beğeniler
347
Düşünce
Agnostik
#3
(devamı)

Yukarıdaki ayetler kıyamet gününde yeryüzünün nasıl olacağını anlatır. Bu ayetlerde görüleceği üzere dağlar, tümsekler ve çukurlar yok olacak ve Dünya dümdüz olacaktır. Görüldüğü gibi Kuranda Dünya düz yazmasını engelleyen çukurlar ve tümseklerin olmasıdır. “Dünyayı döşek gibi yaydık” sözü Dünyanın şeklini ”düz” den daha iyi anlatabildiği için tercih edilmiştir. Çünkü döşek tam dümdüz değil biraz pürüzlü yüzeye sahiptir. İnişleri, çıkışları vardır. Örneğin Dağlar yeri çadır gibi sabitlemek için çakılmış kazık görevi yapmaktadır.

NEBE-6,7 “Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?”

Hicr-19 “Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik ,yine orada miktarı ve ölçüsü belirli şeyler bitirdik.”

Söylenmek istenen yatak gibi düz olan Dünyanın sabitlenmesi işlemidir. Kurana göre dağların görevi yayılıp düzleştirilen döşeğin (yer yüzünün) dürülmesini önlemektir.

Lokman-10 “O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı, sizi sarsmasın diye yere de ulu dağlar koydu ve orada her çeşit canlıyı yaydı. Biz gökyüzünden su indirip, orada her faydalı nebattan çift çift bitirdik.”

Araplar, gezgin tüccar hayatı yaşadığından, halı, döşek gibi düz şeylerin sert hava koşullarında hareket edebileceğine dikkat etmişlerdir. Dolayısıyla bu cisimler, bir yere sabitlenmeli, saplanmalı ki sarsılmasın ve dürülüp bozulmasın.

Bilimsel gerçeklerse Kuran’ın söylediğinin tam tersidir. Biliyoruz ki, Dünya; zaten yayılmış haldeki maddenin kütle çekimi etkisi ile bir araya gelmesinden oluşmuştur. Yani aslında dünya “yayılmamış” tam aksine bir araya toplanmıştır. Dünyadan yani yeryüzünden bakıldığında her yer dümdüz bir tepsi gibi görünecektir elbet. Dikkat ederseniz zaten bütün kutsal kitaplar yeryüzünden bakışla anlatılmış, dolayısıyla dünyada düzdür demişlerdir.

Tekvir-1, 2 “Güneş, dürüldüğü zaman, Yıldızlar, bulanıp söndüğü zaman,”

Dünyanın düz olarak düşünülmesini bir kenara bırakırsak Kuranda ve İslam'da güneşin küre şeklinde olabileceği de düşünülememiştir. Defterini dürmek diye bir deyim vardır. Güneş küre olarak bilinse nasıl güneşin dürülmesinden söz edilebilir. Ancak düz yüzeyi olan nesneler dürülebilir. Dürüm yapılabilir. Siz hiç Top’unu dürdüm dendiğini duydunuz mu? Yufka dürülür. Halı dürülür. Döşek dürülür. Top dürülemez. Gök kubbe dürülemez. Ancak düz yer dürülüp yayılıp döşenebilir. Güneşin bile düz olduğunu düşünen İslam ve Kuranın Dünyayı yuvarlak olarak görebilir mi?

487962_475946439138921_1448628136_n.jpg

Suudi Arabistan’ın baş müftülerinden Şeyh Abdül Aziz Bin Baz’ın fetvası şöyle: “Kim dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ederse küfür ve delalete düşmüş olur. Çünkü bu iddia hem Allah’ın, hem Kuran’ın, hem Peygamber’in reddidir. Bunu iddia eden kişi tövbeye davet edilir. Ederse ne ala! Aksi takdirde kafir ve dinden dönmüş bir kişi olarak öldürülür. Eğer ileri sürdükleri gibi Dünya dönüyor olsaydı ülkeler, dağlar, ağaçlar, nehirler, denizler bir kararda kalmazdı. İnsanlar batıdaki ülkelerin doğuya, doğudaki ülkelerin batıya kaydığını görürlerdi. Kıble’nin yeri değişir, insanlar kıbleyi tayin edemezlerdi” (Kaynak: “Dünya’nın Sakin Güneş’in Hareketli Olduğuna ve Gezegenlere Çıkmanın İmkansızlığına Dair Akli ve Hissi Deliller”adlı kitabı. 1975)

Müslüman halk ve İslamcılarda bundan farklı düşünmüyorlardı. Bunu yadırgamıyoruz yerçekimi denen kanunu bilmeyen her insan aynı şekilde düşünür. Yerçekimini bilmeyen insanlar. Dünya yuvarlak olursa Dünyanın alt tarafında olanlarının düşmeleri gerekir diye düşüneceklerdir. Böyle düşünülmesi gayet doğaldır. Bilimle uğraşmayan insanların düşüncesi bu şekildedir.

Kuran’da yazan tüm bu ayetlerden çıkarılacak sonuç;

Dünyanın düz bir şekilde yayıldığını, gökyüzünün düz bir sayfa kağıdı gibi dürülebileceğini, göklerin (veya evrenin) yükseltildiğini, Güneşin doğduğu ve battığı “belirli iki nokta” olduğunu ve En doğu vede en batı arasında kalan yerin “en büyük uzaklık” olduğunu anlatmaktadır. Bütün bu anlatımlar küre şeklinde bir Dünyada ve günümüz astronomi bilminin ortaya koyduğu Evren gerçekleri ile açıklamak mümkün değildir. Bu ayetlerin mantıklı açıklaması ise Kuran’da Dünya merkezli Evren ve düz Dünya modelinin anlatıldığıdır.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

NoTThingLosE

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
907
Beğeniler
239
Düşünce
Sünni
#4
Suudi Arabistanlı imam Şeyh Bender El Hayberi, dünyanın dönmediğini söyleyip, "Eğer dünya dönüyorsa bir uçak havada durduğunda Çin'in uçağa doğru gelmesi gerekmez miydi?"diye saçma bir soru sorarak fen bilgisinin ne kadar olduğunu ortaya çıkmasının ardından bu durumu malzeme haline getiren laik zihniyet, bunun üzerinden İslam'a ve Müslümanlara saldırmaya başladı. Suudi İmamdan bile cahil olan bu zihniyet, Kur'an'da dünyanın yuvarlak oluşu ve dönüşünün 1400 yıl öncesinde belirtildiğinden habersiz...
Sorularla İslamiyet sitesindeki yer alan yazıda Kur'an'da dünyanın yuvarlak oluşunun 1400 yıl önce geçtiğini belirtiyor.
Sorularla İslamiyete sorulan bir soruya cevap olarak şu ifadeler veriliyor:
"Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Herşeyi 'sapasağlam ve yerli yerinde yapan' Allah'ın sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır." (Neml, 27/88)


Neml suresindeki ayette Dünya'nın sadece döndüğü değil, dönüş yönü de vurgulanmaktadır. 3.500-4.000 metre yükseklikteki ana bulut kümelerinin hareket yönü daima batıdan doğuya doğrudur. Hava durumu tahminleri için çoğunlukla batıdaki duruma bakılmasının sebebi de budur.

Bulut kümelerinin batıdan doğuya doğru sürüklenmesinin asıl sebebi Dünya’nın dönüş yönüdür. Günümüzde bilindiği gibi, Dünyamız da batıdan doğuya doğru dönmektedir. Bilimin yakın tarihlerde tespit ettiği bu bilimsel gerçek, Kur'an’da yüzyıllar öncesinden -Dünya'nın bir düzlem olduğu, bir öküzün başının üstünde sabit durduğu sanılan 14.yy.da haber verilmiştir.

Dünyanın yuvarlak olduğunu haber veren diğer ayetler:

“Ey cin ve insan topluluğu! Göklerin ve yerin kuturlarından geçmeye gücünüz yetiyorsa haydi çıkın. Çıkamazsınız, ancak bir imkan ile çıkabilirsiniz.”(Rahman, 55/33)

Ayetteki ‘kuturlar’ tabiri bilindiği gibi çaplar demektir. Çap, yuvarlak bir şekil olduğuna göre, hem göklerin, hem dünyanın yuvarlak olduğu anlaşılır.

Einstein’e göre, kainatta her şey, kainata tabi olarak küreseldir. Ondan yedi yüz sene önce yaşamış olan Muhyiddin ibn Arabî ise, Fütuhat'ın birinci cildinde aynen şöyle der: “Allah, kemal sahibidir. Kainatta kendi kemal sıfatını göstermiş, gökleri mükemmel yaratmıştır.” Mükemmel şekil küredir. Onun için Allah kainatı küreler şeklinde yaratmıştır.

“Bundan sonra arzı yapıp düzenledi, ondan suyunu ve otlağını çıkardı.” (Nâziât, 79/31-31)

“Allah geceyi gündüze dolar, gündüzü de geceye dolar.” (Zümer, 39/5)

Ayetlerindeki ‘daha’ fiili yapıp düzenlemek’ anlamına geldiği gibi ‘deve kuşunun yumurtlama yeri, udhiyye, uhuvve, yuvarlak taş ve ceviz atmak’ anlamına gelen 'dahu’ mastarıyla da alakalıdır. Arapça’da bir fiilin iki değişik anlama gelebilmesi özelliğinden faydalanılarak, Dünya’nın yuvarlak olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca ikinci ayette “dolamak” diye tercüme edilen Arapça ‘tekvir’ kelimesi, yuvarlak şekilde sarmak manasına gelir. Bu ayette de, gece ve gündüzün oluşmasına, Dünya’nın yuvarlak olması ve dönmesinin sebep olduğu kastedilmektedir.

“Gece de bir alamettir onlara. Ondan gündüzü soyar çıkarırız.”(Yâsîn, 36/37)

“Soyup çıkarmak” fiilinin Arapça’sı olan ’sehl’ kelimesinin “yuvarlak bir şeyi soymak”tır. Türkçe’de de hayvanların derilerinin soyulduğu yere ’salhane’ (selhhane) denir.

Onlar hiç bilmedikleri bir zamanda aniden kıyametin gelmesini mi gözlüyorlar?” (Zuhruf, 43/66)

Kur’an-ı Kerim, kıyametin ansızın, bir anda kopacağını, bu ayetle ifade ederken, A’raf suresinin 97. ve 98. ayetleri şöyle demektedir:

“Kasabaların halkı, geceleri uyurken onlara gelecek baskınımızdan güvende midirler? Yahut kasabaların halkı, kuşluk vakti eğlenirken, baskınımızın kendilerine gelmesinden güvende midirler?”

Kıyamet aniden gelecek ve geldiği zaman Dünya’nın bir tarafında gündüz, öbür tarafında gece olacaktır. Bu da küre şeklinden başka bir şey değildir.

Ayrıca konuya koyduğun resim beni cidden güldürdü. Sen o gösteriğin ilk ok yönünde ilerleyince nereye varıyorsun? :)
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
907
Beğeniler
239
Düşünce
Sünni
#7
Hep aynı şeyler. Kehf 86'da zaten Zülkarneyn'in görüşünden bahsediyor. Şu'ara 28 Tartışmaya gerek bile yok. Diğer ayetleri çok merak eden olursa yazarım. Şu kıbleye yöneliş mevzusu. Şimdi biz yönelirken kıbleye dönüyoruz, siz bunu uzaya doğru dönüyor diye yorumluyosunuz. Bize yakın olan tarafa yöneliyoruz. Siz kıbleye dönüp gidince uzaya mı varıyorsunuz kıbleye mi? Demiş ki dünyanın döndüğünü teyit eden ayetler yok. Bu doğru. Ama video'yada koymuş Yasin Suresinin 38. ayetini:

“Ve’ş-şemsu tecrî li müstekarrın leha.” (Güneş kendi yörüngesinde akar gider.)

Güneşin bir yörüngede döndüğünden bahseden bir ayet. Yine Yasin 36/37 de:

“Gece de bir alamettir onlara. Ondan gündüzü soyar çıkarırız.”

“Soyup çıkarmak” fiilinin Arapça’sı olan ’sehl’ kelimesinin “yuvarlak bir şeyi soymak”tır.

Mesela yine, Kur’an-ı Kerim, kıyametin ansızın, bir anda kopacağını, bu ayetle ifade ederken, A’raf suresinin 97. ve 98. ayetleri şöyle demektedir:

“Kasabaların halkı, geceleri uyurken onlara gelecek baskınımızdan güvende midirler? Yahut kasabaların halkı, kuşluk vakti eğlenirken, baskınımızın kendilerine gelmesinden güvende midirler?”

Kıyamet aniden gelecek ve geldiği zaman Dünya’nın bir tarafında gündüz, öbür tarafında gece olacaktır. Bu da küre şeklinden başka bir şey değildir.

Biraz da siz cevaplasanız?

 
Mesajlar
6
Beğeniler
4
Düşünce
Deist
#8
Hep aynı şeyler. Kehf 86'da zaten Zülkarneyn'in görüşünden bahsediyor. Şu'ara 28 Tartışmaya gerek bile yok. Diğer ayetleri çok merak eden olursa yazarım. Şu kıbleye yöneliş mevzusu. Şimdi biz yönelirken kıbleye dönüyoruz, siz bunu uzaya doğru dönüyor diye yorumluyosunuz. Bize yakın olan tarafa yöneliyoruz. Siz kıbleye dönüp gidince uzaya mı varıyorsunuz kıbleye mi? Demiş ki dünyanın döndüğünü teyit eden ayetler yok. Bu doğru. Ama video'yada koymuş Yasin Suresinin 38. ayetini:

“Ve’ş-şemsu tecrî li müstekarrın leha.” (Güneş kendi yörüngesinde akar gider.)

Güneşin bir yörüngede döndüğünden bahseden bir ayet.
Yasin 38. ayetteki li mustekarrin (لِمُسْتَقَرٍّ) kelimesi,'kararlaştırılan için' anlamına gelir. Yani Güneş kendisine kararlıştırılan son için, kıyamet günü uğrayacağı son için hareket eder diyor. Yörüngeyi nereden uydurdun? Muste-karrin=Uygun görülmüş karar. Yani uygun görülmüş son için, kendi sonunu getirecek gün için hareket eder. Lİ (لِ) harfi ceri İÇİN anlamına gelir.

Ve Bakara 258. ayete bakarsan Kuran yazarı dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü bilmediği için, Güneş dünyanın etrafında dönüyor zannetmektedir.

Allah kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi!İşte o zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti. O da: Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrahim: Allah güneşi doğudan getirmektedir; haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kafir apışıp kaldı. (Bakara 258 KURAN)

Görüldüğü gibi Güneş bir yere gidip geliyor sanmaktadır Kuran. Oysa olay sadece Dünyanın kendi etrafında dönmesidir. Güneşin bir yere gidip geldiği yoktur. Yani Kuran kendi çağının astronomi cehaletini aynen paylaşmaktadır.

O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay ise bir nûrdur, ona birtakım konaklar da tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz. (Yunus 5 KURAN)

Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor.
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/uyduruk-mucizeler-ve-nurcu-mantik.html
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
907
Beğeniler
239
Düşünce
Sünni
#9
Yasin 38. ayetteki li mustekarrin (لِمُسْتَقَرٍّ) kelimesi,'kararlaştırılan için' anlamına gelir. Yani Güneş kendisine kararlıştırılan son için, kıyamet günü uğrayacağı son için hareket eder diyor. Yörüngeyi nereden uydurdun? Muste-karrin=Uygun görülmüş karar. Yani uygun görülmüş son için, kendi sonunu getirecek gün için hareket eder. Lİ (لِ) harfi ceri İÇİN anlamına gelir.

Ve Bakara 258. ayete bakarsan Kuran yazarı dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü bilmediği için, Güneş dünyanın etrafında dönüyor zannetmektedir.

Allah kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik) verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya gireni (Nemrut'u) görmedin mi!İşte o zaman İbrahim: Rabbim hayat veren ve öldürendir, demişti. O da: Hayat veren ve öldüren benim, demişti. İbrahim: Allah güneşi doğudan getirmektedir; haydi sen de onu batıdan getir, dedi. Bunun üzerine kafir apışıp kaldı. (Bakara 258 KURAN)

Görüldüğü gibi Güneş bir yere gidip geliyor sanmaktadır Kuran. Oysa olay sadece Dünyanın kendi etrafında dönmesidir. Güneşin bir yere gidip geldiği yoktur. Yani Kuran kendi çağının astronomi cehaletini aynen paylaşmaktadır.

O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay ise bir nûrdur, ona birtakım konaklar da tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz. (Yunus 5 KURAN)

Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor.
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/uyduruk-mucizeler-ve-nurcu-mantik.html
Bakarayı falan konuştuk hiç değinmicem ona. Yunus'a gelirsek: Nur kelimesi, ışığı dışarıdan olan cisimler için kullanılır. Ziya kelimesi ise, ışığı kendisinden olan cisimler için kullanılır. Kur’an’da güneş için ziya, Ay için ise nur kelimesi kullanılmıştır. Bununla, güneşin ışığın kaynağı olduğuna, Ay’ın ise ışığını güneşten aldığına işaret edilmiştir.
 
Mesajlar
13
Beğeniler
3
Düşünce
Agnostik
#10
Hep aynı şeyler. Kehf 86'da zaten Zülkarneyn'in görüşünden bahsediyor. Şu'ara 28 Tartışmaya gerek bile yok. Diğer ayetleri çok merak eden olursa yazarım. Şu kıbleye yöneliş mevzusu. Şimdi biz yönelirken kıbleye dönüyoruz, siz bunu uzaya doğru dönüyor diye yorumluyosunuz. Bize yakın olan tarafa yöneliyoruz. Siz kıbleye dönüp gidince uzaya mı varıyorsunuz kıbleye mi?
Ankara'dan Mekke'ye gidebilmekle yüzünü Ankara'dan mekkeye yüzünü dönebilmek aynı şeymi?Artı Ankaradan dünyanın eğimini takip ederek güneye doğru gidersen Mekke'ye varıyorsan,Ankara'dan kuzeye doğru giderekte Mekke'ye varırsın.Bu durumdada kıbleye yönelmenin bir anlamı kalmamış oluyor.Çünkü yuvarlak bir dünyada kuzeyede yürüsende aynı yere varırsın,güneyede yürürsende aynı yere varırsın.Ekvator üzerinde doğuyada gitsen,batıyada gitsen aynı yere varırsın.Başlangıç meridyeni üzerinde kuzeyede gitsen,güneyede gitsen aynı yere varırsın.

Mekkeye yüzünü çevirebilmekle yürüyerek Mekkeye varmak aynı şey değildir. Kitap her nerede olursan yüzünü mekkeye çevirebilirsin diyorsa dünyayı düz sanıyordur. Yuvarlak olduğunu bilseydi heryerden yüzünü Mekke'ye çeviremeyeceğinide bilirdi.

''Her nerede olursanız olun yüzünüzü Mescidi Haram'a(Kabe'ye) çevirin... Bakara 144''

Oysa bu dünyanın eğiminden dolayı Arap yarımadasının her tarafından bile yapılamayacak bir şeydir.

Artı, eğer Ankaradayken yüzünü döndüğün yönde dünyanın eğimine kapılmadan ilerlersen Mekke'ye değil uzaya gitmiş olursun. Ankaradan dünyanın eğimi doğrultusunda yürüdükçe yüzünün Ankara'daki bakış yönünü de kaybetmiş olacaksın. Yani Mekke'ye doğru ilerledikçe Ankaradaki yüzünün bakış yönüde değişmiş olacaktır. Ortalama bir mantık seviyesine bile sahip olan biri bunları düşünebilir.

Artık müslümanlar bile hem yuvarlak dünyanın hem kıblenin aynı anda mümkün olamayacağını biliyorlar. Aşağıda sana bir müslüman videosu gösteriyorum. Bari onun üzerindeki resmi incele.

 

NoTThingLosE

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
907
Beğeniler
239
Düşünce
Sünni
#11
Ankara'dan Mekke'ye gidebilmekle yüzünü Ankara'dan mekkeye yüzünü dönebilmek aynı şeymi?Artı Ankaradan dünyanın eğimini takip ederek güneye doğru gidersen Mekke'ye varıyorsan,Ankara'dan kuzeye doğru giderekte Mekke'ye varırsın.Bu durumdada kıbleye yönelmenin bir anlamı kalmamış oluyor.Çünkü yuvarlak bir dünyada kuzeyede yürüsende aynı yere varırsın,güneyede yürürsende aynı yere varırsın.Ekvator üzerinde doğuyada gitsen,batıyada gitsen aynı yere varırsın.Başlangıç meridyeni üzerinde kuzeyede gitsen,güneyede gitsen aynı yere varırsın.

Mekkeye yüzünü çevirebilmekle yürüyerek Mekkeye varmak aynı şey değildir. Kitap her nerede olursan yüzünü mekkeye çevirebilirsin diyorsa dünyayı düz sanıyordur. Yuvarlak olduğunu bilseydi heryerden yüzünü Mekke'ye çeviremeyeceğinide bilirdi.

''Her nerede olursanız olun yüzünüzü Mescidi Haram'a(Kabe'ye) çevirin... Bakara 144''

Oysa bu dünyanın eğiminden dolayı Arap yarımadasının her tarafından bile yapılamayacak bir şeydir.

Artı, eğer Ankaradayken yüzünü döndüğün yönde dünyanın eğimine kapılmadan ilerlersen Mekke'ye değil uzaya gitmiş olursun. Ankaradan dünyanın eğimi doğrultusunda yürüdükçe yüzünün Ankara'daki bakış yönünü de kaybetmiş olacaksın. Yani Mekke'ye doğru ilerledikçe Ankaradaki yüzünün bakış yönüde değişmiş olacaktır. Ortalama bir mantık seviyesine bile sahip olan biri bunları düşünebilir.

Artık müslümanlar bile hem yuvarlak dünyanın hem kıblenin aynı anda mümkün olamayacağını biliyorlar. Aşağıda sana bir müslüman videosu gösteriyorum. Bari onun üzerindeki resmi incele.

"Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Herşeyi 'sapasağlam ve yerli yerinde yapan' Allah'ın sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır." (Neml, 27/88)

Neml suresindeki ayette Dünya'nın sadece döndüğü değil, dönüş yönü de vurgulanmaktadır. 3.500-4.000 metre yükseklikteki ana bulut kümelerinin hareket yönü daima batıdan doğuya doğrudur. Hava durumu tahminleri için çoğunlukla batıdaki duruma bakılmasının sebebi de budur.

Bulut kümelerinin batıdan doğuya doğru sürüklenmesinin asıl sebebi Dünya’nın dönüş yönüdür. Günümüzde bilindiği gibi, Dünyamız da batıdan doğuya doğru dönmektedir. Bilimin yakın tarihlerde tespit ettiği bu bilimsel gerçek, Kur'an’da yüzyıllar öncesinden -Dünya'nın bir düzlem olduğu, bir öküzün başının üstünde sabit durduğu sanılan 14.yy.da haber verilmiştir.

Dünyanın yuvarlak olduğunu haber veren diğer ayetler:

“Ey cin ve insan topluluğu! Göklerin ve yerin kuturlarından geçmeye gücünüz yetiyorsa haydi çıkın. Çıkamazsınız, ancak bir imkan ile çıkabilirsiniz.”(Rahman, 55/33)

Ayetteki ‘kuturlar’ tabiri bilindiği gibi çaplar demektir. Çap, yuvarlak bir şekil olduğuna göre, hem göklerin, hem dünyanın yuvarlak olduğu anlaşılır.

Einstein’e göre, kainatta her şey, kainata tabi olarak küreseldir. Ondan yedi yüz sene önce yaşamış olan Muhyiddin ibn Arabî ise, Fütuhat'ın birinci cildinde aynen şöyle der: “Allah, kemal sahibidir. Kainatta kendi kemal sıfatını göstermiş, gökleri mükemmel yaratmıştır.” Mükemmel şekil küredir. Onun için Allah kainatı küreler şeklinde yaratmıştır.

“Bundan sonra arzı yapıp düzenledi, ondan suyunu ve otlağını çıkardı.” (Nâziât, 79/31-31)

“Allah geceyi gündüze dolar, gündüzü de geceye dolar.” (Zümer, 39/5)

Ayetlerindeki ‘daha’ fiili yapıp düzenlemek’ anlamına geldiği gibi ‘deve kuşunun yumurtlama yeri, udhiyye, uhuvve, yuvarlak taş ve ceviz atmak’ anlamına gelen 'dahu’ mastarıyla da alakalıdır. Arapça’da bir fiilin iki değişik anlama gelebilmesi özelliğinden faydalanılarak, Dünya’nın yuvarlak olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca ikinci ayette “dolamak” diye tercüme edilen Arapça ‘tekvir’ kelimesi, yuvarlak şekilde sarmak manasına gelir. Bu ayette de, gece ve gündüzün oluşmasına, Dünya’nın yuvarlak olması ve dönmesinin sebep olduğu kastedilmektedir.

“Gece de bir alamettir onlara. Ondan gündüzü soyar çıkarırız.”(Yâsîn, 36/37)

“Soyup çıkarmak” fiilinin Arapça’sı olan ’sehl’ kelimesinin “yuvarlak bir şeyi soymak”tır. Türkçe’de de hayvanların derilerinin soyulduğu yere ’salhane’ (selhhane) denir.

Onlar hiç bilmedikleri bir zamanda aniden kıyametin gelmesini mi gözlüyorlar?” (Zuhruf, 43/66)

Kur’an-ı Kerim, kıyametin ansızın, bir anda kopacağını, bu ayetle ifade ederken, A’raf suresinin 97. ve 98. ayetleri şöyle demektedir:

“Kasabaların halkı, geceleri uyurken onlara gelecek baskınımızdan güvende midirler? Yahut kasabaların halkı, kuşluk vakti eğlenirken, baskınımızın kendilerine gelmesinden güvende midirler?”

Kıyamet aniden gelecek ve geldiği zaman Dünya’nın bir tarafında gündüz, öbür tarafında gece olacaktır. Bu da küre şeklinden başka bir şey değildir.
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
907
Beğeniler
239
Düşünce
Sünni
#12
Ankara'dan Mekke'ye gidebilmekle yüzünü Ankara'dan mekkeye yüzünü dönebilmek aynı şeymi?Artı Ankaradan dünyanın eğimini takip ederek güneye doğru gidersen Mekke'ye varıyorsan,Ankara'dan kuzeye doğru giderekte Mekke'ye varırsın.Bu durumdada kıbleye yönelmenin bir anlamı kalmamış oluyor.Çünkü yuvarlak bir dünyada kuzeyede yürüsende aynı yere varırsın,güneyede yürürsende aynı yere varırsın.Ekvator üzerinde doğuyada gitsen,batıyada gitsen aynı yere varırsın.Başlangıç meridyeni üzerinde kuzeyede gitsen,güneyede gitsen aynı yere varırsın.

Mekkeye yüzünü çevirebilmekle yürüyerek Mekkeye varmak aynı şey değildir. Kitap her nerede olursan yüzünü mekkeye çevirebilirsin diyorsa dünyayı düz sanıyordur. Yuvarlak olduğunu bilseydi heryerden yüzünü Mekke'ye çeviremeyeceğinide bilirdi.

''Her nerede olursanız olun yüzünüzü Mescidi Haram'a(Kabe'ye) çevirin... Bakara 144''

Oysa bu dünyanın eğiminden dolayı Arap yarımadasının her tarafından bile yapılamayacak bir şeydir.

Artı, eğer Ankaradayken yüzünü döndüğün yönde dünyanın eğimine kapılmadan ilerlersen Mekke'ye değil uzaya gitmiş olursun. Ankaradan dünyanın eğimi doğrultusunda yürüdükçe yüzünün Ankara'daki bakış yönünü de kaybetmiş olacaksın. Yani Mekke'ye doğru ilerledikçe Ankaradaki yüzünün bakış yönüde değişmiş olacaktır. Ortalama bir mantık seviyesine bile sahip olan biri bunları düşünebilir.

Artık müslümanlar bile hem yuvarlak dünyanın hem kıblenin aynı anda mümkün olamayacağını biliyorlar. Aşağıda sana bir müslüman videosu gösteriyorum. Bari onun üzerindeki resmi incele.

1 Ayet mi? 7 Ayet mi?
 
Mesajlar
13
Beğeniler
3
Düşünce
Agnostik
#13
O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay ise bir nûrdur, ona birtakım konaklar da tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz. (Yunus 5 KURAN)

Ay’ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor.
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/uyduruk-mucizeler-ve-nurcu-mantik.html
Bakarayı falan konuştuk hiç değinmicem ona. Yunus'a gelirsek: Nur kelimesi, ışığı dışarıdan olan cisimler için kullanılır. Ziya kelimesi ise, ışığı kendisinden olan cisimler için kullanılır. Kur’an’da güneş için ziya, Ay için ise nur kelimesi kullanılmıştır. Bununla, güneşin ışığın kaynağı olduğuna, Ay’ın ise ışığını güneşten aldığına işaret edilmiştir.
Nur kelimesi ışığı dışardan olanlar için midir? Bunu da nerden çıkardın? Hem Kuran'a hemde Arapçaya iftira atıyorsun. Işığı kendinden olan için Nur kelimesinin geçtiği ayetlere hiç bakmadın mı? Allah Nurunu tamamlayacaktır dediğinde, Allah başkasından alıp yansıttığı ışığı tamamlayacaktır şeklinde mi anlıyorsun?

Onlar, ağızları ile Allah’ın nurunu söndürmeyi istiyorlar. Ve Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlayacak olandır. Saff 8

Ya da allah göklerin ve yerin Nurudur dediğinde, Allah başkasından aldığı ışığı göklere ve yere yansıtıyor şeklinde mi anlıyorsun?

Allah, göklerin ve yerin Nur´udur. Onun nurunun örneği, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer. Kandil, bir sırça içerisindedir. Sırça, inciden bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nispeti olmayan bereketli bir zeytin ağacından yakılır. Bu ağacın yağı, neredeyse ateş dokunmasa bile ışık saçar. Nur üzerine nurdur o. Allah, dilediğini kendi nuruna kılavuzlar... Nur 35

Ve nuruhum kelimesi Kuran'da geçer ki, bu da kendi ışığına sahip demektir. Nuh Suresi 16. ayet Ay ve Güneş için onların içine (fi hinne) bir nur var etti diyor. Nuru yansıtan değil içinde Nur olan şeklinde tarif ediliyor Ay.

Üstelik Kuran Güneş'in ve Dünyanın yörüngesel hareketini bilseydi, gün ve yıl hesabını Güneşe göre yapın derdi. Ay hareketlerine göre yapın demezdi. Çünkü günlerin ve yılın oluşumu Güneş etkisi ve dünya güneş arasındaki hareketten doğar. Dünya kendi etrafında döner ve güneş ışığına olan açısı değişir (GÜN), ve bu döngüyü 365 kerede tamamlar (YIL). O yüzden gün ve yıl hesabı Güneşe göre yapılmalıdır. Mevsimsel döngüyü de hesaba katmak için bu gereklidir. Ama Kuran bu hesapların aya göre yapılmasını söylüyor. Yani 365 günlü Güneş takvimi yerine hatalı olarak 354 günlü ay takvimini öneriyor. Bunu Yunus 5. ayette açıkça görmekteyiz.

Güneş’i bir ışık yaptı. Ay ise bir nûrdur, ona birtakım konaklar da tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz. Yunus 5 KURAN
 
Mesajlar
13
Beğeniler
3
Düşünce
Agnostik
#14
"Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Herşeyi 'sapasağlam ve yerli yerinde yapan' Allah'ın sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır." (Neml, 27/88)

Neml suresindeki ayette Dünya'nın sadece döndüğü değil, dönüş yönü de vurgulanmaktadır.
Bu çok yanlış bir anlama. Sana verilen linke bile hiç göz atmamışsın. Orada bu dağlar konusuna değinilmiş zaten.
http://cernomirdinxxxx.blogspot.com/2018/07/uyduruk-mucizeler-ve-nurcu-mantik.html

KURAN DÜNYA NIN DÖNDÜĞÜNÜ ÖNCEDEN BİLDİRMİŞ MİDİR?

Ve sabit gördüğünüz dağlar bulutlar gibi geçip giderler = NEML 88
Bu ayetten Dünya nın dönmekte olduğunu anlıyorlar. Yani yer kabuğunun üstündeki dağlar yer kabuğu ile birlikte mantonun üzerinde dönüyor anlamına geliyormuş bu ayet. Oysa gene Kuran ın genel mantığından ve diğer ayetlerden bağımsız düşünmekteler.

Oysa bu ayet in ne anlattığı çok açıktır ve basitçe anlaşılabilir. DAĞLARIN EBEDİYEN BÖYLE SARSILMADAN KENDİ YERLERİNDE KALACAKLARINI SANMAYIN. KIYAMET GÜNÜ YERLERİNDEN SÖKÜLÜP HAVAYA FIRLATILACAKLAR VE BULUT GİBİ UÇUP GİDECEKLER. Hatta diğer ayetler bunu daha da açık izah ediyorlar:

Yeryüzüne SABİT DAĞLAR YERLEŞTİRDİK = HİCR 19
Ve o gün geldi mi DAĞLAR HAVAYA ATILMIŞ koyun yünü gibi olacaklar = KARİA 5
Sana dağların durumunu soruyorlar: de ki, rabbim DAĞLARI UFALAYIP HAVADA SAVURACAK = TAHA 105


Yani dağları sağlam ve sabit yaptı. AMA O GÜN DAĞLARIN SAĞLAMLIGI VE SABİTLİĞİ de işe yaramayacak. Yerlerinden sökülüp bulut gibi atılacaklar. Rüzgarın savurup götürdüğü bulutlar gibi dağlarda gözümüzün önünden savrulup gideceklerdir.
 
Üst Alt