Makroevrimin Bilimsel Olarak İmkansız Olduğunun Kanıtları

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,155
Tepki puanı
526
Düşünce
Sünni
1-Biliyoruz ki genetik benzerlikler, fizyolojik benzerlikler için şarttır. Bu durumda benzer fizyolojiye sahip canlıların benzer genetiğe sahip olması normaldir. Hayali varsayım olan, bu benzerliklerin birbirinden makroevrim sonucu oluşmuş olması. Bu benzerliklerin yaratılış tezinde de gayet mantıklı açıklamaları var. Yani genetik, fizyolojik, anatomik olarak var olan benzerliğin makroevrim haricinde hiçbir mantıklı açıklaması yokmuş gibi makroevrime kanıt olarak sunmak ya mantık eksikliğini ya da bilinçli olarak bilimsel etiğe aykırı olarak ideolojik yönlendirmeyi gösterir.

2-İlk oluşan canlı kemosentez gibi bir enerji elde etme yöntemi ile hayatını devam ettiriyor idiyse, çok karmaşık bir sistem olan bu yöntemi cansızken öğrenemezdi. Canlı olduğu andan itibaren öğrenmesi mümkün mü? Enerji elde etmeden hayatını devam ettiremeyeceği için mümkün değil.
İkinci olarak kemosentez yapan canlı mesela solunuma geçmesi için bir çok mutasyon geçirmesi gerekir. Ama daha ilk mutasyonda kemosentez yapma özelliğini kaybeder. Henüz solunum da yapamadığı için ölür.
Elimizde bu çelişkiyi çürüten tek bir bilimsel çalışma bile yokken, laf kalabalığı ve çarpıtma ile zaten bilimsel bir gerçeklik olan değişim anlamındaki evrimi doğrulayan her şeyi makroevrim VARSAYIMının ispatı diye sunmak ya cehalettir ya da art niyet.

3-Kabriyen patlaması döneminde 50 filumtam ve eksiksiz organ ve yapılarıyla 540 milyon yıl önce hiçbir ara tür olmadan ortaya çıkmıştır. Bunun anlamı ise, anlık yaratılıştır. Kuran'da "ol der hemen oluverir" ifadesiyle buyrulan gerçeğin bir bilimsel tespitidir.

4-İki sölekant türünün genetik dizilimi arasındaki fark %1,3, insan ile şempanze arasındaki fark %1,23 olarak hesaplanmıştır. Aslında bu, genetik dizi benzerliğinin evrimsel atalarının ortak olduğunu gösterdiği tezini çürütüyor. Bu tez makroevrimcilerin en çok kullandıkları tez. Demek ki mikroevrimler birikerek makroevrimi netice vermek zorunda değil. Mikroevrimler insan ile şempanze arasındaki farktan daha çok birikmiş ama makroevrimi netice vermemiş.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,155
Tepki puanı
526
Düşünce
Sünni
5-Coelacanth (sölekant) ların 150 ila 600 metre arası derinlikte yaşadıkları, hayatları boyunca 150 metre derinliğin üstüne çıkmadıkları tespit edilmiştir. Coelacanth'ların sözde atası hakkında hiçbir bulgu yoktur. Fosiller Coelacanth’ın, dinozorların sahneye çıkmasından 150-200 milyon yıl önce var olduklarını gösteriyor ve Güney Afrika’da bulunan dünyaca ünlü JLB Smith Balık Bilimi Enstitüsü’nün yöneticisi profesör Michael Bruton Coelacanth’ı son derece karmaşık bir hayvan olarak tanımlamaktadır ve hiçbir atası olmadan aniden ortaya çıkmışlardır.

Doğum, bu canlıların kompleks özelliklerinden biridir. Coelacanthlar yavrularını doğumla dünyaya getirirler. Portakal büyüklüğündeki yumurtaları, balığın içindeyken çatlar. Üstelik yavruların annenin bedeninden plasenta benzeri bir organ sayesinde beslendiklerine dair bulgular mevcuttur. Plasenta anneden yavruya oksijen ve besin sağlamanın yanı sıra yavrunun bedeninde solunum ve sindirimden arta kalan maddeleri uzaklaştıran kompleks bir organdır. Karbonifer döneme ait (360-290 milyon yıl önceki dönem) embriyo fosilleri böyle kompleks bir sistemin memelilerin ortaya çıkmasından çok önce var olduğunu göstermektedir.

Öte yandan, Coelacanthların çevredeki elektromanyetik alanlara duyarlı olduğunun tespit edilmesi bu canlılarda kompleks bir duyu organının da varlığını göstermiştir. Focus dergisinde bu sorun şöyle ifade edilmektedir:

Fosillere göre, balıkların ortaya çıktığı tarih, günümüzden yaklaşık 470 milyon yıl öncesine denk geliyor. Coelacanth’ın ortaya çıkması ise bu tarihten 60 milyon yıl sonra. Çok ilkel özelliklere sahip olması beklenen bu yaratığın, son derece karmaşık bir yapı sergilemesi şaşkınlık uyandırıyor.

Tüm bunlar makroevrim teorisine büyük birer darbedir: Plasenta benzeri bir organın ve elektromanyetik dalgaları algılayan kompleks yapıların bu kadar eski dönemlerde kusursuz şekilde bulunduklarının gösterilmesi, doğa tarihinde makroevrim teorisinin iddia ettiği gibi basitten komplekse doğru aşamalı makroevrim yaşanmadığını açıkça göstermektedir.

1966 yılında ele geçirilen bir Coelacanth yakalandıktan hemen sonra donduruldu. Bilim adamları balığın kanı üzerinde inceleme yaptıklarında çok şaşırdılar: Coelacanth, köpek balığı kanı taşıyordu!
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,155
Tepki puanı
526
Düşünce
Sünni
6-Focus, Coelacanth’da köpek balığı kanı bulunmasını, Profesör Keith S. Thomson’un ifadesiyle “evrimsel bir sorun” olarak nitelemektedir. Dergi sorunu daha açık hale getirmekte ve moleküler analizlere dayanılarak, kıkırdaklı balıklar sınıfındaki köpek balıklarıyla, kemikli balıklar sınıfındaki Coelacanthlar arasında hiçbir evrimsel akrabalık kurulamadığını belirtmektedir. Görüldüğü gibi iki canlı arasındaki benzerliğe getirilecek hiçbir makroevrim yanlısı açıklama bulunmamaktadır. Makroevrimcilerin çoğu benzerliği açıklamada başvurdukları moleküler analiz yöntemleri bile bu konuda bir işe yaramamaktadır. Getirilebilecek tek açıklama, bu canlıların ortak bir tasarımla, yani Allah’ın yaratışıyla yaratıldıkları gerçeğidir.

7-Şempanzelerle insanlar arasındaki genetik fark %1,23 tür. Makroevrimcilere göre bu farkın oluşmasının mutasyondan başka yolu yok. İnsan DNA sında 3,5 milyara yakın nükleotid olduğu düşünülürse bu fark aşağı yukarı 43 milyon nükleotide karşılık gelir. Makroevrimcilerin iddiasına göre 50-60 milyon yıl önce ortada maymun bile yoktu. Yani insan ve şempanzenin 43 milyon farklı nükleotide ulaşması için ortalama her yıl bir mutasyon geçirmiş olması gerekir. Bunun mümkün olmadığı elimizdeki bilimsel verilerle net olarak ortada

Maddeleri artırabilirim. Mesela köpekbalığı, yarasa gibi canlılara hiçbir ata gösterilemediğinden bahsedebilirim ama uzatmamak için yazmıyorum
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,155
Tepki puanı
526
Düşünce
Sünni
8-Ara form dedikleri sadece basit benzerliklerden ibaret. 1. maddede benzerliklerin normal olduğunu, benzerliklerin birbirinden türediği anlamına gelmeyeceği belirtilmiş.

Mesela dinozorun kuşa dönüşmesini ele alalım. Milyonlarca yıl sürdüğü iddia edilen bu dönüşüm esnasında pençeler kanata dönüşürken deforme olur. Bu da canlıyı pençesi deforme olmamış dinozorlar karşısında dezavantajlı konuma düşürür. Ancak yeni bir işlev kazanınca bu dezavantaj tolere edilebilir. Yeni bir işlev kazanması da çok uzun zaman alacaktır. Bu uzun zaman boyunca deforme olduğu için eski işlevini tam yerine getiremeyen pençeler yüzünden dezavantajlı konuma düşen canlı, henüz yeni işlev de kazanmadığı için doğal seleksiyonda elenir ve makroevrim asla gerçekleşemez. Bunu makroevrimin iddia ettiği bütün organ değişimleri için düşünebilirsiniz.

Araform diye karşımıza hep işlevsel organları çıkarıyorlar. Halbuki pençeleri deforme olmuş ama henüz yeni bir işlev kazanmamış organlara sahip canlılar gösterebilmeleri de gerekir ama ne dinozordan kuşa ne de başka hayali dönüşümlere örnek olarak böyle bir araform hiçbir canlı için gösterilemiyor. Sanki bir organdan başka işlevi olan diğer bir organa tak diye geçilmiş.

Derek W. Ager (Ünlü İngiliz Paleontolog) şöyle diyor:

Problemim şudur: Fosil kayıtlarını detaylı olarak incelediğimizde, türler ya da sınıflar seviyesinde olsun, sürekli olarak aynı gerçekle karşılarız; kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde meydana gelen gruplar görürüz”(Pierre Derek A. Ager, "The Nature of the Fossil Record", Proceedings of the Britis GeologicalAssociation, cilt 87, s. 133)

Edmund Ambrose şöyle der:

Şunu kabul etmeliyiz ki, fosil kayıtlarında yaratılışçıların görüşlerine ters düşecek hiçbir şey yok”(SBS Vital Topics, David B. Loughran)

Kendisi de evrimci olan Paleontolog Mark Czarnecki bunu şöyle dile getirir:

Türler aniden teşekkül ederler ve yine aniden yok olurlar. Ve bu beklenmedik durum, türlerin Allah tarafından yaratıldığını savunan yaratılışçı argümana destek sağlamıştır”(Mark Czarnecki, "The Revival of the Creationist Crusade", MacLean's, s. 56)

Carlton Brett hakkında wikipedia da şöylebir bilgi var:
"Carlton Brett, Cincinnati Üniversitesi Jeoloji Profesörüdür. Araştırmaları, deniz seviyesi, iklim ve karbon döngüsündeki bölgesel ve küresel değişimlerin biyotik değişim (biyoeşiller) ve nesli tükenme ve zamana özgü tortul yüzey bölümleriyle ilişkilendirilmesine odaklanmaktadır."

"Yeryüzünde hayat zaman içinde, yavaş yavaş ve kademe kademe mi gelişti? Fosil kayıtlarının bu soruya cevabı; "Hayır"dır." (Carlton E. Brett, "Statis: Life in the Balance", Geotimes, vol. 40, s.18 )
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,155
Tepki puanı
526
Düşünce
Sünni
Bilimsel olarak kanıtı olamaz çünkü zaten bilim evrimi kabul etmiştir. Senin bilimsel dediğin yine senin aklındır.
Değişim anlamındaki evrimi bilim tabii ki kabul ediyor. Yalnız bilimsel etik, ahlak vs tanımayan bir zihniyet bilimsel bir gerçek olan değişim anlamındaki evrimi dinozorun kuşa dönüşmesi gibi hayali ve bilimsel olarak imkansız makroevrim VARSAYIMı ile aynı şey gibi çarpıtıyor. Bu yüzden değişim anlamındaki evrimi mikroevrim olarak adlandırıyorum. Mikroevrim zaten bilimsel bir gerçek ama dinozorun kuşa dönüşmesi gibi makroevrim iddiaları tamamen hayali VARSAYIMlar ve bilimsel olarak imkansız. Sebeplerini yukarıda saydım. Makroevrimi savunan farklı plarformlarda da paylaştım, şimdiye kadar yazdıklarımda yanlış olan bir kısım gösterebilen çıkmadı.

Yazdıklarım sadece benim aklı yürütmem değil, dikkatli okursanız tamamen bilimsel verileri paylaştığımı görürsünüz :)
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,155
Tepki puanı
526
Düşünce
Sünni
Hristiyan papa bile evrimi kabul etti. Ve ayrıca Evrim teorisinin bilimsel kanıtlarıda vardır. Yani kısaca evrim teorisi gerçektir. https://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/10/141027_papa_evrim
Bu cevap sizin için de geçerli, saygılar
Değişim anlamındaki evrimi bilim tabii ki kabul ediyor. Yalnız bilimsel etik, ahlak vs tanımayan bir zihniyet bilimsel bir gerçek olan değişim anlamındaki evrimi dinozorun kuşa dönüşmesi gibi hayali ve bilimsel olarak imkansız makroevrim VARSAYIMı ile aynı şey gibi çarpıtıyor. Bu yüzden değişim anlamındaki evrimi mikroevrim olarak adlandırıyorum. Mikroevrim zaten bilimsel bir gerçek ama dinozorun kuşa dönüşmesi gibi makroevrim iddiaları tamamen hayali VARSAYIMlar ve bilimsel olarak imkansız. Sebeplerini yukarıda saydım. Makroevrimi savunan farklı plarformlarda da paylaştım, şimdiye kadar yazdıklarımda yanlış olan bir kısım gösterebilen çıkmadı.

Yazdıklarım sadece benim aklı yürütmem değil, dikkatli okursanız tamamen bilimsel verileri paylaştığımı görürsünüz :)
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,155
Tepki puanı
526
Düşünce
Sünni
Burada da aynı şey yapılmış. Bilimsel bir gerçek olan mikroevrim makroevrime delil gibi çarpıtılmış.
Örneklerde de görüleceği gibi kuş halen kuş, insan da halen insan. Bunlardaki çevre şartlarına ve genetiğe bağlı küçük değişimler kuşun dinozordan, insanın maymundan geldiğine delil değil ki.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,155
Tepki puanı
526
Düşünce
Sünni
Yazının ana fikri yazıdaki şu ifadeler:
"Eğer ki mikroevrim varsa; makroevrim de olmak zorundadır (eğer türün soyu tükenmezse). Mikroevrim, damla damla birikerek, makroevrimi doğurur."

Bu ifadeler bilimsel olarak yanlış. Zaten asıl çarpıtma ve hayali VARSAYIM da burada başlıyor.

Yukarıda 4. maddede bu VARSAYIMın bilimsel olrak yanlış olduğu net olarak gösterilmiş
4-İki sölekant türünün genetik dizilimi arasındaki fark %1,3, insan ile şempanze arasındaki fark %1,23 olarak hesaplanmıştır. Aslında bu, genetik dizi benzerliğinin evrimsel atalarının ortak olduğunu gösterdiği tezini çürütüyor. Bu tez makroevrimcilerin en çok kullandıkları tez. Demek ki mikroevrimler birikerek makroevrimi netice vermek zorunda değil. Mikroevrimler insan ile şempanze arasındaki farktan daha çok birikmiş ama makroevrimi netice vermemiş.
Elimizde mikroevrimlerin birikerek makroevrimi netice vermediğini gösteren bilimsel net bir gözlem var ama mikroevrimlerin birikerek makroevrimi netice verdiğini gösteren bilimsel bir gözlem yok. Makroevrime delil diye çarpıtılan örneklerde hep kuş kuş olarak, insan insan olarak, bakteri bakteri olarak kalmaya devam ediyor.

Araştırmacı Michael Pitman da deneyler sonucu ortaya çıkan başarısızlığı şöyle ifade eder:

Sayısız genetikçi meyve sineklerini nesiller boyunca sayısız mutasyona maruz bıraktılar. Peki, sonuçta insan yapımı bir evrim mi ortaya çıktı? Maalesef hayır. Genetikçilerin yarattıkları canavarlardan sadece pek azı beslendikleri şişelerin dışında hayatlarını sürdürebildiler. Pratikte mutasyona uğratılmış olan tüm sinekler ya öldüler, ya sakat ya da kısır oldular” (B. G. Ranganathan Origns?, Pensylvania:The Banner Of Truht Trust,)

Yine bakterilerin 20 dakikada bir yeni nesil ürettiğini düşünürsek bakterilerin bir dakikası bizim bir yılımız gibidir. Makroevrim doğru olsaydı on yıllardır bakterileri laboratuvar ortamında evrimleştiren bilim adamlarının bakterilerinde biriken mikroevrim makroevrimi netice vermesi gerekirdi. Çünkü her dakikayı bir yıl gibi düşünün. Bakterilerin 10 yılı bizim 5 milyon 256 bin yılımıza denktir. Laboratuvarlarda bakterilerle yapılan evrim çalışmaları kaç on yıldır varsa bu 5 milyon 256 bin yılı o kadarla daha çarpın. Bu kadar zamandır bakterilerde mikroevrim birikiyor ama hiç makroevrimi netice vermedi. Bakteri halen bakteri.
 

Hypatia

☆☆
Üye
Mesajlar
142
Tepki puanı
139
Düşünce
Ateist
Veteriner Fakültesi derslerinde comparative anatomy yani insan ve hayvan karşılaştırmalı anatomi öğretilir karşılaştırmalı anatominin paleontoloji 'nin babası fransız bilim insanı olan georges cuvier.

Eğer evrimi anlamak istiyorsanız teorik saglam temeli olusturmak için bu karşılaştırmalı anatomiyi öğrenin derim bir de fizyoloji. (Insan hayvan)

Benim kanatimce makroevrimin en iyi kanıtlarından biri bu. Bu veriler makroevrimin en iyi kanıtlarından, makroevrimin son derece çürütülmez kanıtlarından.
Bu görseli şöyle bırakayım;
parative-anatomy-read-biology-of-comparative-anatomy-worksheet.png
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,155
Tepki puanı
526
Düşünce
Sünni
Veteriner Fakültesi derslerinde comparative anatomy yani insan ve hayvan karşılaştırmalı anatomi öğretilir karşılaştırmalı anatominin paleontoloji 'nin babası fransız bilim insanı olan georges cuvier.

Eğer evrimi anlamak istiyorsanız teorik saglam temeli olusturmak için bu karşılaştırmalı anatomiyi öğrenin derim bir de fizyoloji. (Insan hayvan)

Benim kanatimce makroevrimin en iyi kanıtlarından biri bu. Bu veriler makroevrimin en iyi kanıtlarından, makroevrimin son derece çürütülmez kanıtlarından.
Bu görseli şöyle bırakayım;
Ekli dosyayı görüntüle 2162
İstediğiniz şeklin üstünü ortasını ve altını aynı renge boyayıp birbirinden evrimleşmiş diye iddia edebilirsiniz. :)

En iyi kanıtlardan biriymiş bir de :)
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,174
Tepki puanı
416
Düşünce
Muvahhid
Bilim yanlışlanmaya açık bir kavramdır. Her bilim adamının söylediğine inanmak ne kadar doğru orasını bilemem.
Bende bunu anlamıyorum. Bilim adamlarının her dediği doğru olarak hemen alınıyor. Kesin doğruyu hiç bir zaman bilemeyiz. Bilimin yüzlerce kez yanıldığını gördük..
 
Mesajlar
94
Tepki puanı
13
Düşünce
Muvahhid
Bende bunu anlamıyorum. Bilim adamlarının her dediği doğru olarak hemen alınıyor. Kesin doğruyu hiç bir zaman bilemeyiz. Bilimin yüzlerce kez yanıldığını gördük..
2015-de Fransa Bilim Adamları, atmosfere birşey olduğunu ve insanların sokağa çıkarlarsa 10 dakikalığına uça bileceklerini söylemişti hatırladığım kadarıyla.
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,174
Tepki puanı
416
Düşünce
Muvahhid
2015-de Fransa Bilim Adamları, atmosfere birşey olduğunu ve insanların sokağa çıkarlarsa 10 dakikalığına uça bileceklerini söylemişti hatırladığım kadarıyla.
Dolu böyle şeyler. İlerisini göremedikleri yerde bulduklarını doğru kabul ediyorlar. En küçük parcacığa atom demeleri gibi. Daha sonra proton nötron v.s keşfedildi.
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,174
Tepki puanı
416
Düşünce
Muvahhid
Aynen öyle buluyorlar bir tahmin olarak ileri sürüyorlar.
Elalemde "aha bilim demiş bilim ne söylediyse kanundur" diye kabul ediyorlar. Halbuki dedikleri yanlışta olabilir.
Bizde o yok mesela. Allah yanlış yapmayacağı için böyle bir ikileme düşmüyoruz. Ama insanlar bilim adamlarını Tanrı gibi görüp, yanlış olmasına yer bile vermiyorlar.
 
Üst