Makroevrimin Bilimsel Olarak İmkansız Olduğunun Kanıtları

fameraft

☆☆
Üye
Mesajlar
334
Tepki puanı
54
Düşünce
Muvahhid
BİLİMİN IŞIĞINDA EVRİM GÖRÜŞÜNÜN SORGULANMASI VE YARATILIŞ

Günümüz gençliği, internet vasıtasıyla büyük bir bilgi bombardımanına tabi tutulmaktadır. Özellikle evrim ve yaratılış konusunda büyük bir bilgi kirliliği vardır. Ateizme dayalı felsefî düşünceler ispatlanmış bilimsel bilgi gibi takdim edilerek gençlerin manevî değerlerle olan bağları gevşetilmeye ve koparılmaya çalışılmaktadır. Gençlerin bu konuda ufkunu açacak, onları geleceğe hazırlayacak doğru, muhakemeli ve objektif düşünmeyi sağlayacak ilmî eserlere ihtiyaç vardır. İşte bu “Bilimlerin Dilinden Yaratılış Kitapları Serisi” yeni yetişen nesillerin bu ihtiyacına cevap verecek şekilde, her ilmin uzmanı bilim insanları tarafından hazırlanmıştır.

Prof. Dr Ahmet AKYÜREK (Genetikçi)
Darwin’in Teorisini Destekleyen Deliller Var Mıdır?/17
Evrim Teorisi Reddedilebilir Mi?/19
Yaratılış İnancı Ne Kadar Bilimseldir?/19
Yaratıcıya İnananlar Bilim Adamı Olamazlar mı?/21
Darwin Teorisine Göre Oluşması Gerekli Ara Türler Nerededir?/25
Ara Tür Diye Bir Oluşum Var Mıdır?/26
Fosil Kayıtları Nasıl Bir Zaman Serisi Gösterirler?/26
Darwin’ciler Sahtekâr Mıdır?/28
Darwin’in Teorisi, Hâlâ Teori Midir?/28
İnsanın Maymundan Gelip Gelmediği Tartışması Nereye Gelmiştir?/29
Darwin’cilik Lobisi Ne Kadar Güçlüdür?/30
Neden Bazı Türler Değişir De Diğerleri Değişmez?/33
Darwin’cilerin Söylediği; “Doğal Seleksiyon Bireyler Üzerinde Olur. Ancak Popülasyonda Gözlenir” Fikri Doğru Mudur?/34
Yaratılış Mu’cizesini Hiç Tereddütsüz %100 Destekleyen ve Darwin Teorisini Tereddütsüz %100 Çöpe Gönderebilecek Bir Olay Var Mıdır?/40
Darwin Teorisi, Bilimsel Çalışmaları İlerletmiş Mi, Yoksa Geriletmiş Midir?/41

Prof. Dr. Osman ÇAKMAK(Yıldız Teknik Üniversitesi)
Sübliminal Mesajlar ve İnkârcılık/71
Bilimin Ateizme Alet Edilmesinde Kullanılan Vasıtalar/72
İnkârcılığın İç Yüzü/73

Prof. Dr. Hasan ÖZÇELİK(Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü)
Kâinatta Her Bir Varlığın Belirli Bir Programa Göre Tanzim Edildiği Görülür/90
Doğruyu Ararken Yanlış Yapma İhtimali, Bilim İnsanlarının Sıkca Karşılaşabileceği Bir Durumdur/91
Evrim Görüşünün Modern Bilim Işığında Kritiği/93 Evrim Soy Ağacı, Mitolojik Bir Semboldür/97
Teoriyi Ortaya Atıp İspatı Sonraya Bırakma Bilim Anlayışına Terstir/98

Prof. Dr. Kazım UYSAL(Dumlupınar Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü)
Her Canlı Ölüme Programlanmıştır/110
Akılsız ve Şuursuz Madde Kendi Başına Program Yapamaz/114
Ölüm Emrini Kim, Nasıl Veriyor?/115
Materyalist Evrimcilere Birkaç Soru/117

Dr. Öğr. Üyesi Kasım TAKIM(Harran Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Temel Bilimler Bölümü, Biyokimya A.B.D)
1.Canlılardaki Kararsız Bileşenlerin Yarılanma Ömrü Noktasından Evrimde Zaman Problemi/135
2.Biyokimyasal Reaksiyonların Zamana Bağımlığı Noktasından Evrimde Zaman Problemi/136
3.Genetik Değişimlerdeki İhtimal Hesaplamaları Noktasından Evrimde Zaman Problemi/138
4.Dünya Atmosferinin Canlılar Üzerindeki Etkisi Bakımından Evrimde Zaman Problemi/140

Araştırmacı Ediz SÖZÜER(Celal Bayar Üniversitesi)
Maddî Sebeplerin Bir Araya Gelerek Canlıları ve Canlılığı Oluşturması Mümkün Müdür?/146

Evrimci Görüşün Körelmiş Organ Yanılgısı/157
Dr. Öğr. Üyesi Kasım TAKIM(Harran Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Temel Bilimler Bölümü, Biyokimya A.B.D)
Kuyruk ve Kuyruk Sokumu/158
Yirmilik Dişler/158
Epifiz, Timus ve Troid Bezleri/160
Apandis/161
Kalbe Kadar Uzanan Yutak Sinirleri (Larengeal Rekürrens)/161

Prof. Dr. Orhan ERDOĞAN(Atatürk Üniversitesi, Fen Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü)
Evrimci Görüşün Yapmış Olduğu Bilimsel Çarpıtmalar/181
Embriyolojik Yapı Benzerliği/181
Geçiş (Ara) Formları ve Fosil Delilleri/182

Prof. Dr. Kenan ÖREN(Süleyman Demirel Üniversitesi)
Yaratılış Gerçeğini Kabul Etmeyenlere Bazı Sorular/241
Laf olsun diye kopyala yapıştır yapıp iş yaptığını sanıyorsun. Zamanımı verdim 20 dakika göz gezdirdim, tamamen fiyasko. Dünyadan haberi olmayan insanlar profesör olmuş. Bu düşünceleri kalburüstü seviyede bilgisahibi insanlarn içinde dilegetirsen, ömrün boyunca daha kimse yüzüne bakmaz.

123123.PNG


Bu ne şimdi, türleşme yoktur diyor birde bakterileri göstermiş. Ya sabır.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
9,454
Tepki puanı
608
Düşünce
Sünni
Laf olsun diye kopyala yapıştır yapıp iş yaptığını sanıyorsun. Zamanımı verdim 20 dakika göz gezdirdim, tamamen fiyasko. Dünyadan haberi olmayan insanlar profesör olmuş. Bu düşünceleri kalburüstü seviyede bilgisahibi insanlarn içinde dilegetirsen, ömrün boyunca daha kimse yüzüne bakmaz.

Ekli dosyayı görüntüle 2968

Bu ne şimdi, türleşme yoktur diyor birde bakterileri göstermiş. Ya sabır.
Yazılanların %100'ü doğru olmayabilir. Bu kitapta yazanlar da tartışmaya ve yanlışlanmaya açıktır. Sadece konu başlıklarına bakarak paylaştım, henüz incelemeye başladım kitabı ama türleşmeyi kabul edip daha büyük çaplı makroevrimlerin imkansızlığı üzerinde durulması daha doğru olur.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
9,454
Tepki puanı
608
Düşünce
Sünni
Laf olsun diye kopyala yapıştır yapıp iş yaptığını sanıyorsun. Zamanımı verdim 20 dakika göz gezdirdim, tamamen fiyasko. Dünyadan haberi olmayan insanlar profesör olmuş. Bu düşünceleri kalburüstü seviyede bilgisahibi insanlarn içinde dilegetirsen, ömrün boyunca daha kimse yüzüne bakmaz.

Ekli dosyayı görüntüle 2968

Bu ne şimdi, türleşme yoktur diyor birde bakterileri göstermiş. Ya sabır.
Progragramlanmış hücre ölümleri, CANLILARDAKİ KARARSIZ BİLEŞENLERİN YARILANMA ÖMRÜ NOKTASINDAN EVRİMDE ZAMAN PROBLEMİ, BİYOKİMYASAL REAKSİYONLARIN ZAMANA BAĞIMLIĞI NOKTASINDAN EVRİMDE ZAMAN PROBLEMİ, DÜNYA ATMOSFERİNİN CANLILAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ BAKIMINDAN EVRİMDE ZAMAN PROBLEMİ,EVRİMCİ GÖRÜŞÜN KÖRELMİŞ ORGAN YANILGISI gibi güzel noktalara değinilmiş ama bahsettiğiniz örnekteki gibi hatalar art niyetliler tarafından kitaptaki tüm bilgiler hatalıymış gibi kullanılabilir.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
9,454
Tepki puanı
608
Düşünce
Sünni
9-Canlılarda gerçekleşen pek çok reaksiyonun beklemeye hiç tahammülü yoktur. Başarılı bir biyokimyasal reaksiyon ancak belirli şartlar (sıcaklık, derişim, pH vs.) ve kısacık zaman dilimleri altında gerçekleşebilir. Hâlbuki makroevrimciler canlılardaki bu hassasiyeti hiç de nazara almayarak, zaman noktasında, iddialarının inandırıcılığının artması için oldukça cömert davranıyorlar. Ancak gözden kaçırdıkları çok önemli bir nokta var ki; biyolojik işleyin bu savurganlığa hiç tahammülü yoktur. Makroevrimcilerin DNA, RNA ve protein gibi kararsız bileşiklerin atmosferik şartlarda ve milyonlarca yılda evrimleştiği iddiası, en başta bu moleküllerin biyokimyasına aykırılık oluşturmaktadır.
10-Cansız tabiattaki kimyasal tepkimelerde bu zaman terimi saniye olabildiği gibi, seneler hatta asırlar alabilmektedir. Biyokimyasal reaksiyonlarda ise, çoğunlukla bu zaman salise ve daha küçük zaman terimlerine denk gelmektedir. Çünkü her canlının belirli ve kısa bir zaman limitini içine alan ömrü ve o canlılığın devamınının sağlanmasında rol alan biyokimyî reaksiyonların, gerçekleşmesi için gerekli belirli ve oldukça kısıtlı bir süresi vardır. Canlılıkta gerçekleşen bu kimyevî reaksiyonları hızlandırmak için enzimler çalıştırılmaktadır. Eğer enzimler olmasaydı canlılar bir nefes alıp vermek gibi en basit görünen faaliyetlerini bile yüz yıllar alacak bir zaman diliminde ancak gerçekleştirebileceklerdi. Hatta denilebilir ki, eğer enzimler olmasaydı canlılık olmayacaktı. Zira bir hücrede aynı anda birbirinden farklı en az 3000 reaksiyon gerçekleştirilmektedir.(B. Alberts, The cell as a collection of protein machines: Preparing the next generation of molecular biologists, Cell. (1998). doi:10.1016/S0092- 8674(00)80922-8)

Eğer canlılardaki reaksiyonlar hızlı bir şekilde, yani çok kısa bir süre içerisinde gerçekleşmeseydi; hücrenin başta enerji ve savunma sistemi olmak üzere hayati ihtiyaçları karşılanamayacak ve hücre bütünlüğü bozulacaktı. Ayrıca biyokimyasal reaksiyonları bozucu etkenler galip gelecek ve reaksiyondan istenen ürünler elde edilemeyecekti. Buna bir örnek verecek olursak; oksijenli solunumun tabiî bir sonucu olarak oksidatif stres unsuru olacak olan, süperoksit gibi kimyasal radikaller ortaya çıkmaktadır. (S. Emen, B. Çeken, G. Kizil, M. Kizil, Dna damage protecting activity and in vitro antioxidant potential of the methanol extract of cyclotrichium niveum, Pharm. Biol. 47 (2009) 219–229. doi:10.1080/13880200802435903.)

Bu radikal bileşikler ise başta DNA ve proteinler olmak üzere hücredeki hayati öneme sahip bileşenleri tahrip etme potansiyeline sahiptir. Ancak hücre içerisine bu radikalleri etkisiz hale getirecek savunma sistemi yerleştirildiği için, çoğunlukla bu zararlı etkiler bastırılmaktadır. Bu radikalik bileşikler baskılanamadığı durumda ise, başta kanser olmak üzere pek çok hastalığın temel sebebi olmaktadırlar.

Bir hücrede sadece DNA'ya her gün 10.000 radikalik saldırı gerçekleşmekte olduğu belirtilmektedir. Ancak bu saldırılar, süperoksit dismutaz, katalaz ve glutatyon peroksidaz gibi enzimler vasıtasıyla önlenmekte ve eğer saldırı başarılı olursa DNA tamir enzimleri devreye girerek zararlı etkiler ortadan kaldırılmaktadır. (A.H.V. Schapira, Oxidative stress in Parkinson’s disease, Neuropathol. Appl. Neurobiol. (1995). doi:10.1111/j.1365-2990.1995.tb01022.x ) (E. Birben, U.M. Sahiner, C. Sackesen, S. Erzurum, O. Kalayci, Oxidative stress and antioxidant defense, World Allergy Organ. J. (2012). doi:10.1097/WOX.0b013e3182439613.) (L.A. Pham-Huy, H. He, C. Pham-Huy, Free radicals, antioxidants in disease and health, Int. J. Biomed. Sci. (2008). doi:10.1073/pnas.0804252105)

Şimdi makroevrimcilerin iddia ettiği gibi, bu savunma sisteminin milyonlarca yılda geliştirildiğini kabul etsek, hücrenin hayatta kalmasına ve kendini nesilden nesile sağlam bir şekilde aktarabilmesine ne ile hükmedeceğiz? Çok kısa bir ömrü olan bir varlık her gün on bin defa gerçekleşen saldırılardan kendini nasıl ve ne ile koruyabildi? Bir mu’cize mi gerçekleşti? Yoksa bu savunma sistemleri ile beraber mi varlık sahasına çıkarıldı?

Akla, mantığa ve bilimsel işleyişe en uygun yaklaşım, elbette rahmetin ve hikmetin bir tecellisi olarak, hücrenin savunma enzimleri ile beraber yaratılmasıdır. Bu yaklaşımı, hücre içerisinde gerçekleşen birbirinden farklı üç bin reaksiyonun her birisi için düşünebiliriz. Zira bütün canlılık biyokimyasal reaksiyonlar üzerine kurulmuştur. Bu yüzden makroevrimcilerin canlılıktaki zaman boyutu ile ilgili söylediği iddialar bilimsel değil, ideolojiktir. Biyokimyada temeli olmayan, makroevrimci görüşteki bu iddiaların gerçekleşmiş olması beklenemez. Beklendiği takdirde, tabiata olağanüstü güçler atfedilmesi ve mu’cize kavramına inanılması gerekmektedir. Halbuki makroevrimci görüş, tam da böylesine ''mu’cizevî bir şeye iman''dan kaçmak istemektedir. Ne hazindir ki; kaçtığı şeyin içine düşmüş, iman etmeyeyim derken, bağnazca bir inanç sisteminin aracı olmuştur.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
9,454
Tepki puanı
608
Düşünce
Sünni
10-Makroevrimcilere göre gelişmiş organizmalar yaklaşık 250 milyon yıl kadar önce ortaya çıktı. Doğrulanmış herhangi bir deneye dayanmayan bu uzun zaman dilimi iddiası, yalnızca basit kabuller ve tahmini hesaplamalarla ortaya çıkmaktadır. Nitekim bu hesaplamalarda kullanılan en önemli tekniklerden biri olan radyokarbon (C-14) tarihleme metodunun yanlış sonuçlar verdiği ve yapılan deneysel çalışmalar sonucunda güvenilir bir teknik olmadığı anlaşılmıştır. (H.E. Suess, The Radiocarbon Record in Tree Rings of the Last 8000 Years, Radiocarbon. doi:10.1017/S0033822200009462) (H.E. Suess, Secular Variations of Cosmogenic 14C on Earth: Their Discovery and Interpretation, Radiocarbon. doi:10.1017/S0033822200007359.)

Ayrıca bu iddiaların sadece kuramsal hesaplamalarla değil, fosil kayıtlarıyla desteklenmiş olması da gerekiyor. Dünya çapında şimdiye kadar yaklaşık 200 milyon büyük, milyarlarca da küçük fosil bulundu ve arşivlendi. Bu kapsamlı ve ayrıntılı fosil kaydı, tüm büyük hayvan gruplarının birdenbire ortaya çıktığını ve sonrasında hemen hemen hiç değişmediğini, birçok türün de aniden ortaya çıkıp aniden kaybolduğunu gösteriyor. (E.C. Scott, Evolution vs. Creationism, 2006. doi:10.1002/sce.20158.)

250 milyon yıl önce dünyanın atmosferindeki gazların miktarı ne kadardı ve özellikle de yüksek organizasyonlu hücrelerin hayat şartlarına uygun muydu? Örneğin radon gazı akciğer kanserinin en önemli sebeplerinden birisidir.

Volkanik patlamalar sonucu bol miktarda açığa çıkan bu gaz, atmosferde varken canlıların hayatta kalması nasıl mümkün olabiliyordu?

250 milyon yıl önce atmosferin oksijen miktarı ne kadardı ve bu oksijenli solunum yapan canlılar için yeterli miydi veya aşırı miktarda olup zehirlenme etkisi yapmıyor muydu?

Ozon tabakası tam olarak ne zaman oluşturuldu?

Ozon tabakasının, fotosentezde görev alan canlıların atmosfere saldıkları oksijenden üretildiği iddia ediliyor. Ozon tabakası yokken bu canlılar kendini radyasyondan nasıl koruyordu?

Tüm bu soruların net cevapları verilmeden, o tarihlerde canlılığın var olup olmayacağına kesin bir cevap bile verilemezken, makroevrimcilerin bu kadar net ve iddialarda bulunması nasıl okunmalıdır?
 
Üst