Mevlanâ Müslüman mıdır?

Sirius

Üye
Mesajlar
50
Tepki puanı
34
Düşünce
Ateist
Bu konuyu çok araştırmama rağmen hâlâ net bir cevabım yok. Vahdet-i Vücud (Panteizm'e eşdeğer) yani Tümtanrıcılık anlayışını temel aldığını biliyorum. Evrendeki her şey Tanrı'nın yansımasıdır. "Ne olursan ol, yine gel." Sözündeki gibi, insan Tanrı'nın yansımasıdır. Onu sevmemek Tanrı'yı sevmemektir. Bu yüzden kim olduğuna bakmadan sevilir. Mevlanâ "Ben ne Hristiyan, ne Yahudi, ne Zerdüşt, ne de Müslümanım." Derken, neyden bahsetmiş olabilir?
 

Ahlaksız

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
676
Tepki puanı
417
Düşünce
Ateist
Bir ara nette bir video/haber dolanıyordu..
Radikal Müslümanlar,kamyon şoförlerini aşağı indirip şii mi filan diye soru soruyorlardı..İstedikleri cevabı alamazlarsa,kafalarına sıkıyorlardı..Yani kimin Müslüman olduğu tartışılır..Bir sünniye göre şiiler Müslüman mı?Ya da bir şiiye göre sünniler?
Sünnilerin içinde onlarca/yüzlerce fırka var ve bunlar birbirlerini sürekli tekfir ederler..KAFİRSİN SEN FİLAN..
Şiiler de çok bölünmüştür..
Bu tasavvufçuları zaten Müslüman yerine koyan kim?
Mevlana kendisi Müslüman olmadığını söylerken,biz nasıl Mevlana'ya Müslümandır diyelim?!
Mevlana gibi isimler,kendilerini Allah yerine koyarlar..Mesnevi'nin başında bu tarz cümleler var zaten..
 

Minik Kuş

Üye
Mesajlar
607
Tepki puanı
33
Düşünce
Sünni
Vahdet-i şuhûd o.vücud değil.İbnü'l arabi ile karıstırdın sanırım.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,267
Tepki puanı
400
Düşünce
Sünni
Bu konuyu çok araştırmama rağmen hâlâ net bir cevabım yok. Vahdet-i Vücud (Panteizm'e eşdeğer) yani Tümtanrıcılık anlayışını temel aldığını biliyorum. Evrendeki her şey Tanrı'nın yansımasıdır. "Ne olursan ol, yine gel." Sözündeki gibi, insan Tanrı'nın yansımasıdır. Onu sevmemek Tanrı'yı sevmemektir. Bu yüzden kim olduğuna bakmadan sevilir. Mevlanâ "Ben ne Hristiyan, ne Yahudi, ne Zerdüşt, ne de Müslümanım." Derken, neyden bahsetmiş olabilir?
Vahdet-i vücud, varlığın birliğini esas alan bir varlık tasavvurunu ortaya koyar.

Bu tasavvura göre "Allah her şeydir." veya "Her şey Allah'ın bir parçasıdır." denilmemiştir. Bu anlayış, panteizm yani vahdet-i mevcud olur.

Vahdet-i vücud
mevcudun değil varlığın birliğini esas alır.

Bu konuda temel hareket noktası şudur:

Varlık vardır, o da Allah’tır. Allah hakiki varlıktır. Diğer varlıklar, yani kevn alemi ise onun varlığı gibi hakiki bir varlığa sahip değildir.

Allah’ın varlığını kevn aleminin varlığından farklı kılan iki hususiyet vardır:

1. Allah, varlığı hem ezelî hem de ebedî olandır.

2.
Allah, varlığı kendinden olandır. Yani var olmak itibariyle başka bir varlığa ihtiyaç duymayandır.

Halbuki kevn alemi, hem ezelî ve ebedî değildir hem de varlığı kendinden değildir. Yani var olmak için başka bir varlığa ihtiyaç duymaktadır.

Bu bakımdan Allah’ın varlığı ile alemin varlığı bu iki keyfiyet itibariyle bir değildir. Bu yüzden bazı sufiler Allah’a hakiki varlık, aleme ise izafi / zıllî varlık demişlerdir.

Kişi ve gölgesi örneğini düşünürsek, kişi asıl varlık sahibidir, gölgesi ise ona bağlı olarak vardır. Gölgenin kendi başına bir varlığı yoktur. Allah ile alem münasebeti de bu nisbetledir.

“Her mevcud Allah’tır.”
önermesi ile “Allah’tan başka varlık yoktur.” önermesi aynı şeyi ifade etmez. Her mevcud Allah’tır dediğimizde panteizm olur ve sufiler bunu asla söylememişlerdir.

Ancak “Allah’tan başka varlık yoktur.” Allah’tan başka hakiki varlık yoktur anlamı çıkar.

Nitekim kevn alemi hakiki varlık değil izafi / zıllî varlıktır.

"Allah her şeydir.", "Her şey Allah'ın bir parçasıdır." ifadeleri panteist bir anlayışın ilkeleridir ve tasavvufun varlık anlayışı içerisinde bir karşılığı yoktur.

Biri her şeyi Allah olarak görmek, diğeri her şeyin arkasında Allah’ı görmektir.

İz, işaret anlamına gelen alem, Allah’ın bir parçası değil O’nun sıfat ve isimlerinin tecellileri ile izafi bir varlık şeklinde ortaya çıkmasıdır.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,267
Tepki puanı
400
Düşünce
Sünni
Bu konuyu çok araştırmama rağmen hâlâ net bir cevabım yok. Vahdet-i Vücud (Panteizm'e eşdeğer) yani Tümtanrıcılık anlayışını temel aldığını biliyorum. Evrendeki her şey Tanrı'nın yansımasıdır. "Ne olursan ol, yine gel." Sözündeki gibi, insan Tanrı'nın yansımasıdır. Onu sevmemek Tanrı'yı sevmemektir. Bu yüzden kim olduğuna bakmadan sevilir. Mevlanâ "Ben ne Hristiyan, ne Yahudi, ne Zerdüşt, ne de Müslümanım." Derken, neyden bahsetmiş olabilir?
Tasavvuf ehli insanlar, yaşadıkları manevi ruh halini anlatmak için kelime bulamadıkları için, çok fazla mecaz kullanırlar. Bu yüzden ehli olmayan insanların kafasına göre yorum yapması, mecazı anlamadıkları için çok yanlış sonuçlara kişiyi götürebilir. Mesela bu ifadeleri önü ve arkasıyla birlikte okuyunca ölmüş kabirde olan bir insanın sözlerini yansıttığı düşünülebilir:

"Ben ne Hristiyan, ne Yahudi, ne Zerdüşt, ne de Müslümanım,
Ne doğudan, ne batıdan, ne karadan, ne denizden,
Ne doğanın darphanesinden, ne de göklerin çemberinden,
Ne topraktan, ne sudan; ne havadan, ne de ateştenim,
Ne arşı aladan, ne tozdan, ne varoluştan, ne de varlıktan,
Ne Hintliyim, ne Çinli, ne Bulgar, ne de Saksonum,
Ne Irak krallığı , ne de Horasan ülkesinden,
Ne bu dünyadan, ne öte dünyadan, ne cennet, ne de cehennemdenim"



Hazreti Mevlana, yolunu şöyle dile getirmektedir:

Ben sağ olduğum müddetçe Kur'ânın kölesiyim.

Ben Muhammed muhtârın yolunun tozuyum.

Benim sözümden bundan başkasını kim naklederse;

Ben ondan da bîzârım, o sözlerden de bîzârım.
 
Üst