Müslüman Alimlerin Bilime Katkıları

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
9,674
Tepki puanı
637
Düşünce
Sünni
Bazıları Müslümanların dogmalara saplandığı için geri kaldığını iddia ederler. Oysa ki bence geri kalışımızın üç büyük sebebi var:
1-Fakirlik
2-Cehalet
3-Tefrika
İslam bunlarla mücadele etmeyi emretmiştir. Bu yüzden tarih boyunca İslama sarıldığımız dönemlerimizde altın çağlarımızı yaşarken, İslamdan elimizi gevşettiğimizde geri kalmışız.
İşte sizlere İslamın ilmi teşviki ile Dünya tarihine katkı sunmuş Müslüman Alimlerden sadece 51 tanesi:
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
796
Tepki puanı
139
Düşünce
Deist
Müslüman bilim insanlarının olmasında herhangi bir problem yoktur.

Ben bu insanları takdir de ediyorum. Buradan nereye varmam gerektiğini bilmiyorum.

Avrupa da en iyi ve en ünlü bilim insanları Kiliseye yakın olanlar veya din adamları olmuşlardır? Peki neden?

Çünkü Kiliseler evlere göre daha gelişmiş ve kilisenin kaynakları daha zengindir. Bildiğimiz anlamda bir okul yok, aslında şimdiki üniversitelerin kaynakları da o Katolik okullarıdır her neyse, Müslüman da olsa Hristiyan da olsa, okuma yazma bilmesi, en başta da yazabilmesi yani eğitimli olması gerekmektedir. Bu da dini okullara gitmeden olmaz.

Zorunlu olarak bazı dönemlerdeki bilim insanları zaten din eğitiminden de geçmiş kişilerden olacaktı. Burada din ile bir olumsuz korelasyon beklemek bu nedenle saçma olur.

Hem bu kişiler çok dindar oldukları için mi yoksa devlet nazarında da eğitimli olmanın şartı din okullarından da geçtiği için mi böyleydiler?

Elbette diğerlerinin aralarından sıyrılıp eğitim alma hakkına sahip olmaları da onların durumunu bazılarının zekiler doktor olur söylemine benziyor.

Aslında zekiler doktor olmuyor, zeki olanlar doktor olmayı tercih ederek Türkiye de akıllıca bir hareket yapıyorlar.

Yine dönemin dehaları için de din makamı ve din ile ilgili kurumlar da buna benzerdir. Devlete de girdi mi, kaynakları ve imkanları topluma göre daha fazla olur.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
9,674
Tepki puanı
637
Düşünce
Sünni
Meşhur doğu bilimci Rosenthal diyor ki:

Eğer İslam dini ta başlangıcından beri bilimin (ilm) rolünü dinin ve böylece bütün bir insan hayatının asıl itici gücü olarak öne sürmemiş olsaydı.Müslümanlara tıp vb. pozitif bilimlerle tanışmayı cazip gösteren ne pratik faydacılık, ne de felsefi-teolojik sorunlarla uğraşmalarına sebep olan teorik faydacılık yeterli olabilirdi, .. ‘Bilim’ İslam’da böylesine merkezî bir konuma yerleştirilmiş, hatta neredeyse dinî bir saygı görmüş olmasaydı, muhtemelen çeviri faaliyeti, olduğundan daha az bilimsel, daha az sürükleyici ve daha çok yaşamak için zaruri olanı almaya –gerçekte bilinenden farklı bir şekilde– sınırlanmış olarak kalırdı.(Das Fortleben der Antike im Islam, s. 18, Fuat Sezgin, Islam’da Bilim ve Teknik, sf.5)
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
9,674
Tepki puanı
637
Düşünce
Sünni
Prof. Dr. Fuat Sezgin şunları söylüyor:

“Câbir b. Hayyân Musahhahâtu Eflâtûn, Musahhahâtu Aristotles, Musahhahâtu Câlînûs diye çeşitli eserler kaleme almıştır.(Bu kitaplar bahsedilen ünlü filozofların hatalı görülen fikirlerinin doğrusunu göstermek üzere kaleme alınmıştır). Üstelik bu şahıs Musahhahâtunâ nahnu diye kendisini tenkit eden bir kitap yazmaktan bile çekinmemiştir. Burada gözden kaçan şey ‘müslümanlarda ortaya çıkmış olan tenkit ahlâkı’, yani insaflı tenkittir. Avrupa’da milâdî XIII. yüzyıldan itibaren küfürden ibaret olan bir tenkit vardır. Bu tenkit değil küfürdür. İlimler tarihiyle uğraşanlar bu ayrıma dikkat etmedikleri için müslümanlarda bunu bulamamışlar ve tenkit yok iddiasını ortaya atmışlardır. Müslümanlar Aristotales’i hem tenkit etmişler hem de Muallimü’l-evvel diyerek onu taltif etmişlerdir. Aynı şekilde Calinus’u zikrederken Câlînûsü’l-fâzıl diye övgü ifadesi kullanmışlar, Eflâtûn’a da Eflâtunü’l-fâzıl demişlerdir. Onların dinlerini, inançlarını hiç göz önüne almadan faziletli pâyesini vermişlerdir. Nasıl tenkit ettiklerine dair bir misal vermek gerekirse: Büyük bir astronom ve matematikçi olan Ebû Nasr b. Irâk kitabında, Ebû Ca‘fer Hâzım hakkında şöyle bir değerlendirme yapmıştır: “Ebû Ca‘fer Apollionus’u haksız yere şu, şu meselelerde tenkit etmiştir. Biraz insaflı davranmalıydı. Eğer Ebû Ca‘fer böyle bir tenkit seviyesine ulaştıysa, bu kabiliyetini ve bu durumunu seleflerine, hocalarına borçlu olduğunu unutmamalıdır.” Ebû Nasr’ın bu yaklaşımını ve tenkit ahlâkını başka bir kültür merkezinde bulmak zordur. (“İslâm Medeniyetinin Duraklama Sebepleri” Konferansı;Fuat SEZGİN, Prof. Dr. 25 Eylül 2003)
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
9,674
Tepki puanı
637
Düşünce
Sünni
İlginç gerçekten. Bir de şimdiki duruma bak.
Tarih bize gösteriyor ki Müslüman olsun olmasın fark etmeden İslama uygun yaşayan toplumlar gelişip ilerlerken, İslama aykırı davrananlar geri kalıp zayıflamıştır.

O dönem İslama daha uygun yaşıyormuşuz öyle olmuş, şimdi dinin özünden uzaklaşıp şekle önem verdiğimiz için halimiz ortada...
 
Üst