Ahlaksız

lll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,745
Tepki puanı
1,398
Düşünce
Ateist
Erol Sever - "İslam'ın kaynakları 2 - Muhammed" kitabında şöyle yazar;

Müslüman (ayrılan / terkeden / hain) tanımlaması aslında İslam ordusundaki savaşçılara karşıtlarının -hristiyan aşiretlerinin- verdiği bir ad, bir sövgüydü ve bu adlandırma sonunda yeni dine bağlananların onurla taşıdıkları bir paye oldu. Bu tür adlandırmaların anlamlarının değişmesi din tarihinde yeni bir şey değil. Bir Amerikan tarikatı olan Quakerler'in adı korkudan titreyenler anlamına geliyor. Bu ad da, bu tarikata karşı olanların sövgüsünden oluşmuştur.

Ayrıca aslama / müslim / islam sözcüklerinin tamamen bırakmak, terketmek, ihanet etmek gibi anlamlarına geldiğini,
Kuran'da aslama / müslim / islam sözcüklerinin 62 kere, amana / mümin / iman sözcüklerinin de 812 kez geçtiğini belirtir.

Kuran'da ey müslümanlar diye bir ifadenin olmadığını ama ey müminler diye sık sık seslenildiğini de belirtir.
Daha detaylı bilgi için kitaba bakabilirsiniz.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Tumudurere

Yazar
Mesajlar
57
Tepki puanı
32
Düşünce
Ateist
Anladığım kadarıyla ey müslümanlar hitabı yerine ey müminler hitabının sebebi, SLM kökünden müslüman'ın siyasi taraf ve grup belirtmesiydi muhammed'in zamanında. Ey müminler hitabı ise emin olmakla alakalı bireye hitap ediyor.
 

Ahlaksız

lll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,745
Tepki puanı
1,398
Düşünce
Ateist
Anladığım kadarıyla ey müslümanlar hitabı yerine ey müminler hitabının sebebi, SLM kökünden müslüman'ın siyasi taraf ve grup belirtmesiydi muhammed'in zamanında. Ey müminler hitabı ise emin olmakla alakalı bireye hitap ediyor.
Mümin ifadesi,hristiyanlığa ait bir ifadedir..Kuran'ın litürjik bir okuma kitabı,yani hristiyan ayinlerinde okunan bir kitap olduğunu da belirtirsek,kurandaki bu ''müminler'' ifadesinin gayet normal olduğu ortaya çıkar..
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
14,370
Tepki puanı
1,090
Düşünce
Sünni
Erol Sever - "İslam'ın kaynakları 2 - Muhammed" kitabında şöyle yazar;

Müslüman (ayrılan / terkeden / hain) tanımlaması aslında İslam ordusundaki savaşçılara karşıtlarının -hristiyan aşiretlerinin- verdiği bir ad, bir sövgüydü ve bu adlandırma sonunda yeni dine bağlananların onurla taşıdıkları bir paye oldu. Bu tür adlandırmaların anlamlarının değişmesi din tarihinde yeni bir şey değil. Bir Amerikan tarikatı olan Quakerler'in adı korkudan titreyenler anlamına geliyor. Bu ad da, bu tarikata karşı olanların sövgüsünden oluşmuştur.

Ayrıca aslama / müslim / islam sözcüklerinin tamamen bırakmak, terketmek, ihanet etmek gibi anlamlarına geldiğini,
Kuran'da aslama / müslim / islam sözcüklerinin 62 kere, amana / mümin / iman sözcüklerinin de 812 kez geçtiğini belirtir.

Kuran'da ey müslümanlar diye bir ifadenin olmadığını ama ey müminler diye sık sık seslenildiğini de belirtir.
Daha detaylı bilgi için kitaba bakabilirsiniz.
İslam Arapça sin harfi olan seleme kökünden gelir ve Kuranda 62 kere geçen kelime de budur. Aslama kelimesinde "sin" değil "sad" harfi kullanılır. Arapçada bırakın bir harfin değişmesini aynı harflerden oluşan kelimelerin uzatılıp uzatılmadan okunması bile anlamı değiştirir. Sizin iddianız, Arapça "ha" harfiyle başlayan ve tıraş eden anlamına gelen "halık" kelimesiyle "hı" harfiyle başlayan ve yaratan anlamına gelen "halık" kelimesinin aslında aynı kelime olduğunu iddia etmek gibi :)

İslam, sözlükte “kurtuluşa ermek, boyun eğmek, teslim olmak; teslim etmek, vermek; barış yapmak” anlamlarındaki silm (selm) kökünden türemiştir. İslâm’ın sözlük anlamındaki inkıyâd ve itaat her ne kadar mutlak ise de kelimenin örfteki kullanımı sadece “doğruya ve hakka uyma” mânası taşır. Yanlışa ve kötüye boyun eğme şeklinde bir teslimiyet İslâm’a aykırıdır ve isyan olarak nitelendirilir.

İslâm kelimesinin semantik tahlilini yapan Toshihiko Izutsu’ya göre Câhiliye döneminin hâkim telakkisi olan şirk inancının aksine Kur’an’ın mesajıyla Allah kâinatın mutlak hâkimi ve tek rabbi olarak kabul edilmiş; O’na yapılan kulluk ise itaat, teslimiyet ve tevazu ifade eden terimler arasında en önemlisi olan, “kişinin bilerek ve samimiyetle kendisini Allah’a teslim etmesi” anlamına gelen İslâm terimiyle belirtilmiştir.

Câhiliye döneminde, insanın kendi gücüne güvenmesi, sınırsız benlik, hiçbir otorite karşısında eğilmeme gibi Kur’an’da “câhiliye karakteri olan taassup (hamiyyete’l-câhiliyye)” (el-Feth 48/26) şeklinde nitelenen ve insanı Allah’a teslim olmaktan alıkoyan özellikler belirginleşmektedir. Bir insanın müslüman oluşu ise onun bencillikten kurtulmasını, gücüne fazlaca güvenmekten vazgeçip alçak gönüllü bir kul olarak Allah’ın huzurunda durmasını ifade eder. Bu durumda bir yanda Allah’a karşı kibir, gurur ve küstahlığı temsil eden câhiliye, öte yanda tevazu ve teslimiyeti simgeleyen İslâm kavramı vardır. Câhiliye kelimesi semantik açıdan tahlil edildiğinde “cehl” kökünün en ufak bir kızgınlık anında iradesini kaybeden, kontrolsüz bir ihtirasla öfkesine kapılıp sonucu düşünmeden ileriyle atılan sabırsız kişinin sorumsuz davranışını nitelemekte kullanıldığı görülür. İslâm öncesi Arap kültüründe bu anlamdaki cehlin karşıtı ise hilimdir. Hilim duygularına hâkim olan, her durumda sakin kalmasını bilen insanın tavrını nitelemektedir. İslâm’ın doğuşuyla birlikte cehl kavramı insanlar arası ilişkilerdeki etkinliğini kaybedip inanmayanların Allah’ın hidayetine ve bunu sağlayan dine karşı gösterdikleri kin ve düşmanlığı temsil eden bir tavır olarak anlaşılmıştır. Fakat cehlin karşıtı olan hilim kavramı da artık dinî anlamda İslâm’a denk bir içerik taşımamaktadır. Çünkü Kur’an’a göre yalnız Allah kullarına karşı halîm olur (el-Bakara 2/225; Âl-i İmrân 3/155), kullar Allah’a karşı halîm olamaz. Gerçek kulluk Allah karşısında tevazu ve teslimiyete ulaşmaktır. Fert bütün kibir ve ihtiraslarından vazgeçip tam teslimiyete eriştiğinde artık bunun adı hilim değil İslâm’dır. Buna göre İslâm âdeta hilim kavramının esaslı bir şekilde tâdil edilmiş halidir (Izutsu, s. 187-207).
 

Ahlaksız

lll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,745
Tepki puanı
1,398
Düşünce
Ateist
Oku;
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
14,370
Tepki puanı
1,090
Düşünce
Sünni
Oku;
Bütün yazdıklarınızı الْاَعْرَابُ kelimesinin Araplar anlamına gelmesi üzerine kurgulamışsınız. Bu kelime Bedeviler demektir. Google çeviriye Araplar yazdığınızda العرب kelimesi karşınıza çıkar. Bu durumda tüm kurgunuz çöp oluyor :)
 

Science

☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
862
Tepki puanı
511
Düşünce
Ateist
Bir muhabbet kuşu ortalama 18 cm boyundadır bir ebabil kuşu ise 16 muhabbet kuşundan bile küçük bir kuşun koskoca fil ordusuna taş atarak yenebileceğine inanan bu saçmalıklara iman eden ama sorgulamayan çünkü sorgulama yeteneği olmayan kişiye müslüman denir
 

Athena

Yazar
Mesajlar
26
Tepki puanı
26
Düşünce
Ateist
@Science neden güldüğünü anlatabilir misin?
Edit: Lan boyu yazacagima, fiyati yazmisim.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

Ahlaksız

lll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,745
Tepki puanı
1,398
Düşünce
Ateist
Başka bir konuda yazdığım mesaj,bu konuyla alakalı..Buraya aktarıyorum;

Eski arapça incil çevirilerinin 4 yerinde elence paradidonai(bırakmak,ihanet etmek) kavramı geçer ve bu kavramın arapça karşılığı olarak ASLAMA/MÜSLİM/İSLAM sözcükleri kullanılır..Matta ve Markos incillerinin 8 yerinde,Yudas İskaryot'un ihanetinden söz edilirken bu kavramlar kullanılır..
Yazımdaki bu sözleri Erol Sever'den aktardım..Erol Sever,islam veya müslüman kelimelerinin çözümü konusunda Helmer Ringgren'in ''islam aslama and müslim'' çalışmasından yararlanmış..Kitaptan(Erol Sever;İslam'ın kaynakları 2-Muhammed) birkaç veri daha paylaşacağım;
''Arapça aslama/müslim/islam sözcüklerinin köken anlamı bırakmaktır ama sözcüklere yarı yolda bırakmak,ihanet etmek veya terketmek gibi olumsuz anlamlarda verilmiştir..''
Burada şunu belirteyim..Bu anlamlara bakarak dönmek veya dönek anlamı da verilebilir..
''Eski arapça ilaç reçetelerinde ''bu reçete sizi (yarı yolda) bırakmaz'' anlamında ''la müslim'' yazar..''
La olumsuzluk anlamına gelir..Haliyle müslim kelimesine burada verilen anlam önemlidir..Bu verinin eski Arapçadan bahsetmesi,daha da önemli..Demek ki,islam dini yaratılmadan hemen önce,müslim kelimesi olumsuz bir anlamda kullanılıyormuş..
Bir de Muhammed'in hayat hikayesini yazan İbni Hişam'ın ettiği bir laf aktarılmış,bu da önemli..İbni hişam,Muhammed'in yakın çevresinde bulunan birinden şöyle söz etmiş;
''Peygambere ihanet eden bir hain (müslim) olmadığını açıkladı..''
Burada da müslim kelimesinin olumsuz anlamda kullanıldığını görüyoruz..Burada bir paradoks var gibi ama aslında yok..İbni Hişam Muhammed'den bahseden ilk metinlerin yazarı olduğu için,bu tarz ifadelerin olması normal..Demek ki,Helmer Ringgren,bir dedektif gibi bu ifadeleri arayıp bulmuş veya denk gelmiş..Önceleri hain anlamında kullanılan müslim ifadesi,sonradan islam dininin müntesiplerini tanımlamak için kullanılmış..Kitapta şu da yazıyor;
''Müminler/inançlılar karşıtlarına söverken müslim/müslüman diyorlardı..''
Yani,İslam dininin başlarında ve hemen öncesinde,''müslim'' kelimesi,yarı yolda bırakan,ihanet eden,dönen,terk eden anlamlarında kullanılmıştır..
Müslümanlar bilindiği gibi islam ve müslüman kelimelerini teslimiyetle bağdaştırırlar..Mesela bu konuların uzmanlarından Toshihiko ızutsu,Esleme'den İslam'ın türediğini,İslam'ın kişinin kendisini Allah'a teslim etmesi manasına geldiğini yazar..Yani kelimeye olumlu bir anlam verilir..Teslim olmak veya boyun eğmek,olumlu ifadelerdir..Yine de İslam kelimesi açıklanırken,aslında kelimenin asıl olumsuz yanı isteyerek veya istemeden belli edilir..Bir başka uzman Ignaz Goldziher,İslam kelimesini şöyle tanımlar;
''İslam sözcüğü insanın bireysel iradeden vazgeçip kendisini mutlak ve hudutsuz bir kudrete (tanrıya) terk etmesi ve ona boyun eğmesi manasına gelir..''
Görüldüğü gibi terk etme ifadesi kullanılmış..Bu tarif/tanım,özünde olumsuz bir ifadeden,nasıl da olumlu bir ifade yaratıldığının açık bir kanıtı..
Kuran'da geçen islam/selam/müslim/müslüman gibi kelimelerinin hepsine tek tek baktım..Toplamda 127 ayette bu ifadeler kullanılmış..Hangi anlamı veripte,bu ayetleri okumaya/anlamaya çalıştım?''Dönmek'' anlamını verdim..Birkaç ayeti çevirirken zorlandım,diğerlerinde bu anlam cuk oturdu..Rahatlıkla şunu diyebilirim ki;Kuran,islam ve müslüman kelimelerine olumsuz anlam vermiştir..Tıpkı İslam dininin ilk zamanlarında ve hemen öncesinde verildiği gibi..!
İbrahim putlara tapmadı,ne yaptı,döndü..
Muhammed putlara tapmadı,ne yaptı,döndü..
İsa ne yaptı,o da Yahudilikten döndü..
Hep bir dönme,ihanet,terk etme meselesi var..
127 ayeti burada paylaşmayacağım tabi..Bir örnek vereyim..Nahl suresi 102.ayet..Diyanet şöyle çevirmiş;
De ki: "Kuran'ı; Ruhul Kudüs (Cebrail) Rabbinin katından, inananların inançlarını pekiştirmek, Müslümanlara doğruluk rehberi ve müjde olmak üzere gerçekle indirmiştir."
Ben şöyle çeviriyorum..Parantez filan yok bende..
''De ki,yahudilikten dönenlere müjde olarak imanlarını sağlamlaştırmak için,rabbinden bir hak olarak ruhul Kudüs'ü indirdi..''
Ayetteki ''müslimine'' kelimesini müslümanlar olarak çeviremeyiz..Çünkü ayet,müslümanlarla alakasız bir konudan,ruhul Kudüs'ten bahsediyor..Ruhul Kudüs dediğimiz şey,Cebrail filan değil,kutsal ruhtur..Yani Hristiyanlıktaki üçlemenin üçüncüsüdür..Ayette Kuran kelimesi de yok ama mealciler var gibi yazmışlar..!
Üçün üçüncüsü,yani ruhul Kudüs,yani kutsal ruh,kime ait?Hristiyanlara..Hristiyanlar kimler?Yahudilikten dönenler..Bu yüzden işte,ayette dönme anlamına gelen müslimine kelimesi geçiyor..
Aynı Kuran'ın maide suresinin 73.ayetinde üçün üçüncüsünün Allah ilan edilemeyeceği de söylenir..Yani nereden bakarsak bakalım,nahl 102'deki müslimine kelimesi,müslüman anlamına gel(e)mez..Yahudilikten dönenler anlamına gelir..Kim bunlar ya da hangi hristiyanlar,burası tartışılır işte..
Bir ayet daha göstereyim..Maide 44..Ayetin baş tarafını şöyle çevirmişler;''Doğrusu biz içinde bir hidayet ve bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Rabbani âlimler ve bilginler de Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahitler olduklarından (onunla hükmederlerdi).''
Ayetin arapça metni ile verilen anlamın zerre alakası yok..
''Teslim olmuş peygamberler'' ne demek?Ayetteki ''eslemü'' ifadesini ''teslim olmak'' olarak lanse ediyorlar..Tevrat zamanında eslemü ifadesi veya teslim olan peygamberler ifadesi filan yok ki..Ayette tevratla hüküm verecek kimseler tanıtılıyor..Bu kimseler 4'e ayrılıyor;1-Peygamberler..2-Yahudilikten dönenler..3-Rabbaniler..4-Ahbarlar..
Yahudilikten dönenler,yani Hristiyanlar,neye bakarak hüküm verdiler?Tevrata bakarak..!Haliyle burada verdiğim anlamda,bir anlaşılmazlık yok..Yani ayetin başını şöyle çevirmek lazım;
''İçinde hidayet ve nur olan tevratı indirdik..Ahbarlar,rabbaniler,yahudilikten dönenler ve peygamberler onunla hüküm verirler..''
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
14,370
Tepki puanı
1,090
Düşünce
Sünni
Bir muhabbet kuşu ortalama 18 cm boyundadır bir ebabil kuşu ise 16 muhabbet kuşundan bile küçük bir kuşun koskoca fil ordusuna taş atarak yenebileceğine inanan bu saçmalıklara iman eden ama sorgulamayan çünkü sorgulama yeteneği olmayan kişiye müslüman denir
Aksine Yaratıcının koskoca evreni yaratmaya gücü yettiğini düşünen insanların, ebabil kuşuna fillere taş attırarak yendirmeye gücü yetmez diye düşünmeleri saçma olur zaten :)
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
14,370
Tepki puanı
1,090
Düşünce
Sünni
''Arapça aslama/müslim/islam sözcüklerinin köken anlamı bırakmaktır ama sözcüklere yarı yolda bırakmak,ihanet etmek veya terketmek gibi olumsuz anlamlarda verilmiştir..''
Hangi sözlükler?
''Eski arapça ilaç reçetelerinde ''bu reçete sizi (yarı yolda) bırakmaz'' anlamında ''la müslim'' yazar..''
Kaynak? Ne zamanki reçetelerde?
İbni hişam,Muhammed'in yakın çevresinde bulunan birinden şöyle söz etmiş;
''Peygambere ihanet eden bir hain (müslim) olmadığını açıkladı..''
Hangi kitabının kaçıncı sayfasında bu ifade geçiyor?
''Müminler/inançlılar karşıtlarına söverken müslim/müslüman diyorlardı..''
Kaynak? Ne zaman, nerede, kim, kime böyle demiş?
Yani nereden bakarsak bakalım,nahl 102'deki müslimine kelimesi,müslüman anlamına gel(e)mez..
Hz Ademden günümüze kadar tüm dinlerin adı İslamdır ve İslamı din olarak kabul edenlere de Müslüman denir. Yahudilik din değil ırk ifade eder. Yahudilere de Hz Musanın getirdiği dinin adı İslamdı. Hristiyanlık demek İsevilik demektir. Hz İsaya tabi olanlara İsevi dendiği gibi, Hz Musaya tabi olanlara Musevi, Hz Muhammede tabi olanlara da Muhammedi denilir. Hz Musa da, Hz İsa da, Hz Muhammed de İslam dinini tebliğ etmiştir. Bu gerçeği kabullenmediğiniz için ayetlerin anlamlarının içinden çıkmakta zorlanıyorsunuz.
 

kavak

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,632
Tepki puanı
3,591
Düşünce
Ateist
Aksine Yaratıcının koskoca evreni yaratmaya gücü yettiğini düşünen insanların, ebabil kuşuna fillere taş attırarak yendirmeye gücü yetmez diye düşünmeleri saçma olur zaten :)
Sen şimdi bu ebabil kuş masalının sahi olduğunu mu ima ediyorsun?
Yok böyle bir şey; sadece masal!
 

Son konular

Üst