Müslümanlık İle İlgili Akıl Karıştıran Sorular!!!

Burcuva

☆☆
Üye
Mesajlar
142
Tepki puanı
88
Düşünce
Ateist
Saçmalamakta illa level atlayacaksınız müslimler! Nasıl belli bir grup müşrikler namazı kılıp zekatı verecek yahu? Öyle saçmalık mı olur? Sen sen sen namazı kıl zekatı ver. Sen sen sen ise kılmasan da vermesen de olur!

Hadi diyelim böyle bir seçicilik var. Hangi şartlara göre hangi müşrik namazı kılıp zekatı verecek, hangi şartlara göre hangisinin kılmasına da vermesine de gerek yok?

Gördüğünüz gibi saçmalamakta levelin dibine gittiniz!
 

Hakann_0

Üye
Mesajlar
32
Tepki puanı
25
Düşünce
Sünni
Kardeşim bak ayeti okdugu gibi okuyorsun. Kur'an bu şekilde yorumlanmaz. O ayet hangi olay üzerine nazil oldu ? Kimler hakkında nazil oldu ? Bu şekilde tefsire müracaat edeceksin. Bilmiyorsun ve bizi saçmalamakla suçluyorsun.
 

Burcuva

☆☆
Üye
Mesajlar
142
Tepki puanı
88
Düşünce
Ateist
Kuran hangi olay üzerine yazıldı filana girersen iyice safsataya uydurmaya saçma sapan rivayetlere girersin. Uydurulmayacak hikaye yoktur. Her türlü uydurulabilir masala dayalı Kuran yorumu bataklığın dibidir artık.

Tefsir dediğin safsatanın saçmalamanın ve uydurmacılığın son levelidir.
 

Hakann_0

Üye
Mesajlar
32
Tepki puanı
25
Düşünce
Sünni
Kardeşim tefsir Kur'an ayetlerinin ne kastettiğini, hangi olay üzerine indiğini anlatır. Safsatayla alakası yok. Açıp kendin okuyup bakabilirsin.
 

Burcuva

☆☆
Üye
Mesajlar
142
Tepki puanı
88
Düşünce
Ateist
Ben Kuran'ı her muslimden çok daha iyi araştırdım. Susturamayacağım mealci tefsirci yoktur. Varım diye iddia eden karşıma çıkar. Esbabı Nüzulü de okudum, zırvanın safsatanın uydurmacılığın dibi. Benim kadar Kuranı incelemiş olsalar yeryüzünde müslim kalmazdı.

Kuran okumayan müslüm, okuyan dinsiz olur. Çünkü böyle bir şeyin evreni yaratan bir şeyden gelmiş olması olanaksızdır.
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
1,120
Tepki puanı
277
Düşünce
Sünni
Ben Kuran'ı her muslimden çok daha iyi araştırdım. Susturamayacağım mealci tefsirci yoktur. Varım diye iddia eden karşıma çıkar. Esbabı Nüzulü de okudum, zırvanın safsatanın uydurmacılığın dibi. Benim kadar Kuranı incelemiş olsalar yeryüzünde müslim kalmazdı.

Kuran okumayan müslüm, okuyan dinsiz olur. Çünkü böyle bir şeyin evreni yaratan bir şeyden gelmiş olması olanaksızdır.
Ki daha bizi susturamadın :D. Ayrıca hatim eden binlerce kardeşimiz var. Okuduktan sonra müslüman olan onlarca kardeşimiz var. "Kuran okumayan müslüm, okuyan dinsiz olur." bu iş yaş yani. Niyet önemli okurken ;).
 

alemdar27

Üye
Mesajlar
58
Tepki puanı
44
Düşünce
Deist
Cesur bir sahabi ve kahraman bir mücahit olan Hz. Ebû Ubeyde, bütün savaşlarda Peygamberimizle birlikteydi. “İslam’ın en mühim savaşı” olan Bedir’de üstün gayret sarf etmişti. Kendisi müminlerin safında, babası Abdullah da müşriklerin arasındaydı. Babasıyla karşı karşıya geldi. Babası peşini bırakmıyordu. Öldürmek için fırsat kolluyordu. Ebû Ubeyde ise, müşrik babasının kanını dökmemek için değişik yerlere geçiyordu. Fakat bir türlü elinden kurtulamıyordu. Nihayet babasını dinine feda etti. Bu hadise üzerine, “Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerin, babaları veya oğulları veya kardeşleri veya soyu sopu, aşiretleri olsa da yine Allah ve Peygamber’ini düşman tutanlara dostluk ettiğini göremezsin.[2] âyet-i kerimesi nazil oldu.


Sizler @NoTThingLosE gibiler gerçekten dininizi bilmiyorsunuz. Adam babasını dini(!) için öldürmüş(bunun gibi birkaç örnek daha var) haberiniz yok. objektif olarak islam tarihini bir okusanız nelerin döndüğünü anlarsınız.
 

Hakann_0

Üye
Mesajlar
32
Tepki puanı
25
Düşünce
Sünni
Cesur bir sahabi ve kahraman bir mücahit olan Hz. Ebû Ubeyde, bütün savaşlarda Peygamberimizle birlikteydi. “İslam’ın en mühim savaşı” olan Bedir’de üstün gayret sarf etmişti. Kendisi müminlerin safında, babası Abdullah da müşriklerin arasındaydı. Babasıyla karşı karşıya geldi. Babası peşini bırakmıyordu. Öldürmek için fırsat kolluyordu. Ebû Ubeyde ise, müşrik babasının kanını dökmemek için değişik yerlere geçiyordu. Fakat bir türlü elinden kurtulamıyordu. Nihayet babasını dinine feda etti. Bu hadise üzerine, “Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerin, babaları veya oğulları veya kardeşleri veya soyu sopu, aşiretleri olsa da yine Allah ve Peygamber’ini düşman tutanlara dostluk ettiğini göremezsin.[2] âyet-i kerimesi nazil oldu.


Sizler @NoTThingLosE gibiler gerçekten dininizi bilmiyorsunuz. Adam babasını dini(!) için öldürmüş(bunun gibi birkaç örnek daha var) haberiniz yok. objektif olarak islam tarihini bir okusanız nelerin döndüğünü anlarsınız.
Kardeşim evet bu hadise doğrudur meraklanma bu hadiseydi biliyorum. Bedir günü yaşanmıştır. Ebu ubeyde b. Cerrah babasını öldürmemek için kaçıp duruyordu ancak babası her defasında karşısına dikiliyordu. Bakin arkadaşlar Kur'an bu durumlarda sana illa git babani öldür demez. Siz anlamiyorsunuz. Hep bi denge, itidal ve ince çizgiler vardır.
"Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever." (Mumtehine süresi 8. Ayet)

"Gerçi insana anasına, babasına (itaat etmeyi) de tavsiye ettik. Anası onu zayıflık üstüne zayıflıkla taşıdı. (Onun) sütten ayrılması da iki yıl içindedir. Bana ve anana babana şükret diye de (tavsiye ettik). Dönüş ancak Banadır.
Bununla beraber her ikisi de sana hakkında hiçbir bilgin olmayan hiçi Bana ortak koşturmaya uğraşırlarsa, o vakit onlara itaat etme; onlara dünyada maruf surette iyi ve nazik davran; Bana yüz tutanın yolunu tut; sonra dönüp Bana geleceksiniz; Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim."
(Lokman 14-15. Ayetler)

Sizler algıcılık yapıyorsunuz resmen. Bakin ayetler anne babanin kafir dahi olsa ve evladini şirke sürüklese dahi ona itaat edilmemesi ama yinede zarif ve nazik davranılması gerektiğini emrede. Ve yine din hususunda seninle savaşmayıp seni yurdundan çıkarmadığı sürece kafire iyilikte bulunmana dahi Allah engel olmaz. Arada ki farkları ve çizgileri anlamıyor ve işinize geleni alıyorsunuz.
 

Burcuva

☆☆
Üye
Mesajlar
142
Tepki puanı
88
Düşünce
Ateist
Kişiler hakkında anlatılan ve uydurma olduğu kesin olan hikayeler bağlayıcı olamaz. Kuran'da müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün yazıyor mu yazıyor. Babansa kardeşinse öldürme yazıyor mu yazmıyor. Olay biter.

Savunma savaşı diye bir şey ise yok bu İslam olayında. Müslimlerin kendi yazdıkları tarihe göre Mekke tanrılarına her gün küfreden hakaretler eden müslimler. Çatışmayı tahrik eden kışkırtan ve ayrılık çıkaran müslimler. Mekke kervanına yağmalamak için Bedir'de saldıran da müslimler. Hudeybiye barışı yapıldığında müşrikler Müslimlerin Kabe ziyaretine izin verdikleri halde kendileri Kabe'yi ele geçirince müşrikleri pislik ilan edip Kabe'ye sokmayın diyen de müslimler.

Sen allaha taparsın başkası hubala tapar istediğine tapar. Karışamazsın. Onun taptığını aşağılayamazsın. Senin inancın sana, onun inancı ona. Benim allahıma tapmıyor diye öldüremezsin, pislik ilan edemezsin. Bunlar hep insanlık suçudur.

Bu zamana bağlı bir konu da değildir. Müslimler bunların olmayacak işler olduğunu bal gibi de biliyorlar. Çünkü ellerinde güç yokken Kuran'a sizin dininiz size benim dinim bana yazmışlar. Ama gücü ele geçirince müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün yazmışlar.

Biz Kuran okuyan Müslimleri görüyoruz. Öyle aptesler alarak eüzüler çekerek okursan ona okuma denmez. Ona tapınma denir. Öyle okursan ne anlayacağın belli. Peşin fikir ve dogmatik inançla hiç bir okuma geçerli değildir. Hiç biri anlayarak okumaz. Bu bilinen bir husus. Müslimler bile yakınır Kuran'ı okumuyoruz diye. Bu çok iyi bilinen bir sorundur. Ama anlayarak okursak dinden çıkarız ondan okumuyoruz diye itiraf etmezler.

Bazısı dolaylı itiraf eder. Kuran okumayın tefsir okuyun diye açıkça söylerler. Ne dediği anlaşılamayan, insanların ne dediğini açıkladıkları allah olur mu sorusunu ise es geçerler.
 

Hakann_0

Üye
Mesajlar
32
Tepki puanı
25
Düşünce
Sünni
Kişiler hakkında anlatılan ve uydurma olduğu kesin olan hikayeler bağlayıcı olamaz. Kuran'da müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün yazıyor mu yazıyor. Babansa kardeşinse öldürme yazıyor mu yazmıyor. Olay biter.

Savunma savaşı diye bir şey ise yok bu İslam olayında. Müslimlerin kendi yazdıkları tarihe göre Mekke tanrılarına her gün küfreden hakaretler eden müslimler. Çatışmayı tahrik eden kışkırtan ve ayrılık çıkaran müslimler. Mekke kervanına yağmalamak için Bedir'de saldıran da müslimler. Hudeybiye barışı yapıldığında müşrikler Müslimlerin Kabe ziyaretine izin verdikleri halde kendileri Kabe'yi ele geçirince müşrikleri pislik ilan edip Kabe'ye sokmayın diyen de müslimler.

Sen allaha taparsın başkası hubala tapar istediğine tapar. Karışamazsın. Onun taptığını aşağılayamazsın. Senin inancın sana, onun inancı ona. Benim allahıma tapmıyor diye öldüremezsin, pislik ilan edemezsin. Bunlar hep insanlık suçudur.

Bu zamana bağlı bir konu da değildir. Müslimler bunların olmayacak işler olduğunu bal gibi de biliyorlar. Çünkü ellerinde güç yokken Kuran'a sizin dininiz size benim dinim bana yazmışlar. Ama gücü ele geçirince müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün yazmışlar.

Biz Kuran okuyan Müslimleri görüyoruz. Öyle aptesler alarak eüzüler çekerek okursan ona okuma denmez. Ona tapınma denir. Öyle okursan ne anlayacağın belli. Peşin fikir ve dogmatik inançla hiç bir okuma geçerli değildir. Hiç biri anlayarak okumaz. Bu bilinen bir husus. Müslimler bile yakınır Kuran'ı okumuyoruz diye. Bu çok iyi bilinen bir sorundur. Ama anlayarak okursak dinden çıkarız ondan okumuyoruz diye itiraf etmezler.

Bazısı dolaylı itiraf eder. Kuran okumayın tefsir okuyun diye açıkça söylerler. Ne dediği anlaşılamayan, insanların ne dediğini açıkladıkları allah olur mu sorusunu ise es geçerler.
Müsait bir zamanda cevaplayacağım.
 

Hakann_0

Üye
Mesajlar
32
Tepki puanı
25
Düşünce
Sünni
Kişiler hakkında anlatılan ve uydurma olduğu kesin olan hikayeler bağlayıcı olamaz. Kuran'da müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün yazıyor mu yazıyor. Babansa kardeşinse öldürme yazıyor mu yazmıyor. Olay biter.

Savunma savaşı diye bir şey ise yok bu İslam olayında. Müslimlerin kendi yazdıkları tarihe göre Mekke tanrılarına her gün küfreden hakaretler eden müslimler. Çatışmayı tahrik eden kışkırtan ve ayrılık çıkaran müslimler. Mekke kervanına yağmalamak için Bedir'de saldıran da müslimler. Hudeybiye barışı yapıldığında müşrikler Müslimlerin Kabe ziyaretine izin verdikleri halde kendileri Kabe'yi ele geçirince müşrikleri pislik ilan edip Kabe'ye sokmayın diyen de müslimler.

Sen allaha taparsın başkası hubala tapar istediğine tapar. Karışamazsın. Onun taptığını aşağılayamazsın. Senin inancın sana, onun inancı ona. Benim allahıma tapmıyor diye öldüremezsin, pislik ilan edemezsin. Bunlar hep insanlık suçudur.

Bu zamana bağlı bir konu da değildir. Müslimler bunların olmayacak işler olduğunu bal gibi de biliyorlar. Çünkü ellerinde güç yokken Kuran'a sizin dininiz size benim dinim bana yazmışlar. Ama gücü ele geçirince müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün yazmışlar.

Biz Kuran okuyan Müslimleri görüyoruz. Öyle aptesler alarak eüzüler çekerek okursan ona okuma denmez. Ona tapınma denir. Öyle okursan ne anlayacağın belli. Peşin fikir ve dogmatik inançla hiç bir okuma geçerli değildir. Hiç biri anlayarak okumaz. Bu bilinen bir husus. Müslimler bile yakınır Kuran'ı okumuyoruz diye. Bu çok iyi bilinen bir sorundur. Ama anlayarak okursak dinden çıkarız ondan okumuyoruz diye itiraf etmezler.

Bazısı dolaylı itiraf eder. Kuran okumayın tefsir okuyun diye açıkça söylerler. Ne dediği anlaşılamayan, insanların ne dediğini açıkladıkları allah olur mu sorusunu ise es geçerler.
Senin yönetiminden gidip cevap vereceğim.

"Bununla beraber her ikisi de sana hakkında hiçbir bilgin olmayan hiçi Bana ortak koşturmaya uğraşırlarsa, o vakit onlara itaat etme; onlara dünyada maruf surette iyi ve nazik davran; Bana yüz tutanın yolunu tut; sonra dönüp Bana geleceksiniz; Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim."
(Lokman, 15)
Baba ve anne hakkında Kuran; Bana ortak koşturmaya uğraştırırlarsa dahi onlara iyi ve nazik davran diyorsa olay biter.
Baba ve anneye iyi ve nazik davran diyorsa bu öldürmenin zıttıdır ve öldürmemek anlamına gelir. Bu şekilde senin konun kapanmıştır. Gayet mantıklı ve itiraza kesinlikle kapalı. Yukarıda attığım ayetlerde açıklama olarak yeter.

Yinede cevaplayacağım hepsini tek tek.
Sen şuan resmen ırkçılık yapıyorsun. Neden mekkeli müşriklerin müslümanlara yıllarca uyguladığı boykotları ve işkenceleri konuşmuyorsun ?
1) Haşim ve Muttaliboğulları ailelerinden kız alınmayacak.
2) Haşim ve Muttaliboğulları ailelerine kız verilmeyecek.
3) Haşim ve Muttaliboğullarına hiç bir şey satılmayacak.
4) Haşim ve Muttaliboğullarından hiç bir şey satın alınmayacak. ( İbni Hişâm, Sîre, 1/375; İbni Sa'd, Tabakât, 1/208-209; Belâzurî, Ensab, 1/229-230; Taberî, 2/225 )

Niye Bilal-i Habeşi'ye, Yasir ailesine, Habbab b. Eret'e ve daha nicelerine yapılan çok ağır zulüm ve işkenceleri hatta şehit edilişlerini konuşmuyorsun ?
Kabe avlusunda Hz. Ebu Bekr'in dövülüşünü, Hz. Muhammed'in yollarına hayvan pisliklerinin atıldığını, kendisinin taşlandığını ve daha yine bunun gibi nice örnekleri niye konuşmuyorsun ?
Asıl önemli soru Hicretin neden gerçekleştiğini niye konuşmuyorsun kardeşim ?
Sen şuan kendinle çelişerek, karşıdaki insanın inanç özgürlüğüne değiniyorsun ancak Mekkeli müşriklerin müslümanlara yaptığı inanç zulmünü göz ardı ediyorsun ? Sana ilmi cevaplar vermeden önce senin çelişki ve hatalarını izah etmek istiyorum.

Hicret dolayısıyla mallarının Mekke'de kalmasına karşın ve kervanda satılan malların parası ile müslümanlara karşı silah alınacağı için Müslümanların kervanı ele geçirmek istemesine neden şaşıyorsun ?

Hudeybiye'de müşriklerin Kabe'yi ziyarete izin verdiğini söylüyorsun. Hudeybiye'de, müşrikler Kabe ziyaretine kati surette izin vermediler. Ve anlaşma maddeleri gereğince bir sonraki yıl Kabe'nin ziyaretine izin vermişlerdi. Ve bu anlaşma maddeleri müslümanlar tarafınca çok ağır bir anlaşmaydı. Bu da ayri bir bahis tabi. Ağır maddelere karşın Hz. Muhammed'e giden Hz. Ömer :
"Sen Allah'ın hak peygamberi değil misin?" diye sordu.
Resûl-i Ekrem, "Evet, ben Allah'ın peygamberiyim." buyurdu. Sonra da aralarında şöyle bir konuşma oldu:
"Biz Müslümanlar hak, düşmanlarımız olan müşrikler ise bâtıl üzere bulunmuyorlar mı?"
"Evet, öyledir."
"Bu halde dinimizi küçük düşürmeye niçin meydan veriyoruz?"
"Ey Hattab'ın oğlu, ben Allah'ın kulu ve Resûlüyüm. Allah'ın emirlerine aykırı harekette bulunamam. Bu muâhede maddelerini kabul etmekle de Allah'a isyan etmiş değilim. O, beni hiçbir zaman zarara uğratmayacaktır."
"Sen bize Allah'ın nusret buyuracağını, gidip Kâbe'yi hep beraber tavaf edeceğimizi vaad etmiş değil miydin?"
"Evet, vaad etmiştim. Ancak, bu yıl gidip tavaf edeceğimizi söylemiş miydim?"
"Hayır!.."
"O halde tekrar ediyorum: Sen muhakkak Mekke'ye gidecek ve Kâbe'yi tavaf edeceksin."
(Sîre, 3:331; Müsned, 4:330; Müslim, 3:1412. )

Bir de bunun Ebu Cendel hadisesi var ki hiç girmeyeceğim o bahise konu bütünlüğü dağılmaması adına.
Bunca ağır maddeye ve Kabe'nin ziyaretine engel olunmasına rağmen Hz. Muhammed'in anlaşmaya sadık kalarak Medine'ye dönmesine nasıl bir açıklama getireceksin merak ediyorum.
 

Hakann_0

Üye
Mesajlar
32
Tepki puanı
25
Düşünce
Sünni
Kişiler hakkında anlatılan ve uydurma olduğu kesin olan hikayeler bağlayıcı olamaz. Kuran'da müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün yazıyor mu yazıyor. Babansa kardeşinse öldürme yazıyor mu yazmıyor. Olay biter.

Savunma savaşı diye bir şey ise yok bu İslam olayında. Müslimlerin kendi yazdıkları tarihe göre Mekke tanrılarına her gün küfreden hakaretler eden müslimler. Çatışmayı tahrik eden kışkırtan ve ayrılık çıkaran müslimler. Mekke kervanına yağmalamak için Bedir'de saldıran da müslimler. Hudeybiye barışı yapıldığında müşrikler Müslimlerin Kabe ziyaretine izin verdikleri halde kendileri Kabe'yi ele geçirince müşrikleri pislik ilan edip Kabe'ye sokmayın diyen de müslimler.

Sen allaha taparsın başkası hubala tapar istediğine tapar. Karışamazsın. Onun taptığını aşağılayamazsın. Senin inancın sana, onun inancı ona. Benim allahıma tapmıyor diye öldüremezsin, pislik ilan edemezsin. Bunlar hep insanlık suçudur.

Bu zamana bağlı bir konu da değildir. Müslimler bunların olmayacak işler olduğunu bal gibi de biliyorlar. Çünkü ellerinde güç yokken Kuran'a sizin dininiz size benim dinim bana yazmışlar. Ama gücü ele geçirince müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün yazmışlar.

Biz Kuran okuyan Müslimleri görüyoruz. Öyle aptesler alarak eüzüler çekerek okursan ona okuma denmez. Ona tapınma denir. Öyle okursan ne anlayacağın belli. Peşin fikir ve dogmatik inançla hiç bir okuma geçerli değildir. Hiç biri anlayarak okumaz. Bu bilinen bir husus. Müslimler bile yakınır Kuran'ı okumuyoruz diye. Bu çok iyi bilinen bir sorundur. Ama anlayarak okursak dinden çıkarız ondan okumuyoruz diye itiraf etmezler.

Bazısı dolaylı itiraf eder. Kuran okumayın tefsir okuyun diye açıkça söylerler. Ne dediği anlaşılamayan, insanların ne dediğini açıkladıkları allah olur mu sorusunu ise es geçerler.
Gelelim Tevbe Suresinin "müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün" ayetine.
Tevbe Suresinin ilk ayetlerinden başlayarak. Müşriklerin, Hz Muhammed ile aralarında ki ahdi bozmalarına karşın Hz Muhammed 4 maddelik bir ültimatom yayınlar ve duyrulması içi Hz Ali ile gönderir. Maddelerden birisi kimin anlaşması varsa süre bitene kadar devam edecek. Süre boyunca istedikleri gibi emniyet içinde dolaşacaklar. 5. Ayette, haram aylar çıkınca artık müşriklerin sıkı takibe alınması gerektiği bildirilmiştir. Zira bu süreden sonra yasak bölgede müşrik sıfatıyla varlığını sürdürmeye çalışılması savaşı tercih etmiş oldukları anlamına gelecektir.
Yanlış anlaşılmasın müşriklerin anlaşmayı bozmaya başlayıp, ahde vefa göstermedikleri için barış süreci bitiriliyor. Ona rağmen onlara "O" müşriklere süre tanınıyor. Haliyle süreden sonra savaş süreci tekrar başlamaya başlıyor. Onlara bu aşamada toleranslı davranılması tevhid inancının sembolü olan Kabe'nin tekrar putperestliğin eline teslim etme sonucunu beraberinde getirirdi.

Yani onlara her türlü süre tanınıyor, anlaşmaya sadık kalınıyor, ahde vefa gösteriliyor ama onların düşmanlığına karşı bir aksiyon alınınca "İslam öldürmeyi emrediyor" oluyor. Çok gülünç.

Öldürmek en son yoldur. Çünkü öldürme öncesinde tanınan başka yollar vardır. İlk öldürme yoluna gidildiğinde diğer yollar manasını yitirir.

Ve bir açıklama daha getireceğim ki burası önemli. Fazlasıyla önemli ki hatta bu konuyu tamamen bitirebilecek nitelikte.
Arapça'da "el" takısı belirteç manasında kullanılır. Yani ne demek ?
"İnsan" ve "O insan" yada "Bir insan" gibi. İngilizce de ki "the" article'nın kullanımı gibidir hiç bir farkı yoktur.
inanan yada inanmayan google bile yazıp bakabilir. Burcuva arkadaş çok iddialı konuşuyor lakin Tevbe Suresi 5. ayette "Faktul-ül-müşrikine" şeklinde "müşrikine" ifadesinin "el" takısı ile bağlandığını bilmiyor zannımca. Bizzat kendi elimde ilgili yeri belirttim arkadaşlar.

Devam eden 6. ayet ne der peki ?
"Ve eğer müşriklerden biri senden aman dileyerek yakınına gelmek isterse, Allah'ın kelamını dinleyebilmesi için ona eman ver, sonra onu güven duyacağı yere kadar gönder; çünkü onlar gerçeği bilmez bir toplulukturlar."
Güvence verilen kişini sadece Allah'ın sözüne muttali olması, yani İslam dinin tanıması sağlanacak ve asla baskı yoluna gidilmeyecektir. Şayet bu imkan sağlandıktan sonra o kişi kendi tercihiyle baş başa kalacaktır ve istiyorsa serbest bırakılmakla yetinilmeyecek dilediği yere güvenle ulaştırılacaktır. Yani sonuç ne oldu ? Ya gerekçeleri dikkate alarak kutsal bölgeden uzaklaştırılacaklar yada müslümanlara savaş ilan etmiş sayılacaklar. Çünkü barış sürecini bitirmiş oldular. Bakın Allah'ın kelamını dinleyip müslüman olmak istemezlerse dahi güvenli bir bölgeye ulaştırılacaklar dikkatinizi çekerim. Bu husus bulundukları yerde öldürülecekleri hükmünün belirli bir bölge ile sınırlı olduğunu ve onun ötesinin güvenli sayılacağı demektir.
Burcuva kardeşim ayetlerin devamını görmemek yada karşı tarafın yanlışlarını görmeyipte müslümanların çok tabii bir durum olarak ve her türlü toleransı tanıdıktan sonra yaptıkları bu işleri görmek kesinlikle dürüstlük değildir.

Zira İslam inanç hürriyeti tanımıyor diyemezsin bu noktada. Ayrıca Hz Muhammed'in Necran Hrsitiyanlarının gelip Mescid-i Nebevi'de ibadet etmek istemelerine müsaade etmesi de senin iddianı yalanlar. Bazı sahabiler buna engel olmak istemişlerdi ama Hz Muhammed Hristiyanların mescidde ibadetine izin vermiştir. Yahudi, Hrıstiyan ve Mecusilerin cizye vergisi ödedikleri takdirde canları, malları, ırz ve namusları ile din ve mabetleri himaye altına alınmıştır.
Daha ne yapılabilir anlamıyorum gerçekten ?
Daha objektif, daha vicdanlı, daha dürüst olmaya davet ediyor ve saygılarımı iletiyorum.
72922b01-4ec0-47ff-90d4-80368a06954a.jpg
 

Burcuva

☆☆
Üye
Mesajlar
142
Tepki puanı
88
Düşünce
Ateist
Gelelim Tevbe Suresinin "müşrikleri gördüğünüz yerde öldürün" ayetine.
Anne babasını vaaay siz bana şirki mi emrediyorsunuz deyip kalkıp öldürmek herhalde zaten çok acayip kaçardı. Benim bahsettiğim örneğin müşriklere namazı kılıp zekatı vermeleri için süre tanındı ya, süre de doldu, eğer sürgüne gönderme seçeneğini kullanmazsan, kullanmak istemezsen müşrik kalmak isteyen, namazı kılıp zekatı vermeyen herkes gibi anne babanı kardeşini öldürmeni emrettiğidir. Eli varmaz başka bir müslim öldürmeden önce sürgün olmasını sağlayabilir. Sadece bu ruhsat tanınmıştır.

Benim söylediğim, Kuran'da yazanın bu olduğu. İslam toprağında müşrik istenmiyor. Ya müslim olmayı kabul edecek, ya öldürülecek, öldürülmeden önce sürgün gitmesi de bir seçenek. Bunların hepsi savaş ve insanlık suçlarıdır.

Ben kimseye kaç tanrıya, beş tanrıya mı on tanrıya mı yüz tanrıya mı bin tanrıya mı inandığı konusunda hiç bir dayatma ve baskı yapılamayacağını, böyle bir baskının insanlık suçu olduğunu söylüyorum. İslam inanç özgürlüğü tanımaz. Baban da olsa farketmez. İnanç özgürlüğü yok!

Mekkeli müşriklerin bütün yaptıkları Müslimlerin onların tanrılarına her gün hakaretler etmeleri sonucu olduğu için gerginliği tahrik eden müslimler olmuştur. Boykot, her ne yapıldıysa bunu müslimler kasten gerginliği tahrik ederek sebep olmuşlardır.

Çünkü ayrılıkçı hareketlerin doğası böyledir. Önce yasal muhalefet yapar. Her gün söve söve bıktırır. Bu sövgülerden gına gelip şiddet uygulayan oldu mu vaaaay şiddet gördük! Yasa dışı örgütlenme, dışarda yuvalanma ve dış güçlerle işbirliği başlar. Müslimler de Medine'de yuvalanıp Medinelilerle işbirliği yapmışlar Mekke'yi ele geçirmek için.

Ayrılıkçı hareketlerin tamamı bu yolu izler. Müşrikler o an kabe ziyaretine izin vermemiş ama seneye izin vereceklerine söz vermişler. Müslimler gibi yapmamış, "müslimler pisliktir, onları kabeye sokmayın, gördüğünüz yerde öldürün" dememişler.

Zımmi statüsüne gelirsek. Cizye ödemek şartıyla kitaplılara bu ruhsat tanınmış. Fakat Kuran'da bu konuda yazan "cizyeyi elleriyle küçülerek verecekler" ifadesi son derece itici ve nahoş, kibirli, aşağılayıcı bir ifade. Ne demek yahu, niye elleriyle küçülerek verdiriyor? Hayır yani küçülerek niye?

Üstelik bu statü Yahudilere uygulanmamış, onlar katliama uğratılmışlardır. Hristiyanlara uygulanmıştır. İslamın ilk döneminde yapılan Yahudi soykırımı Ortadoğuyu bitmez bir savaşın içine sürüklemiştir. Yahudiler bin yıldan fazla vatanlarından mahrum kalmışlardır. Bu da İslam tarihinde Ali Yahudilerin kafalarını keserken Muhammed gölgeden seyretti, yoruldun dinlen ikindi namazını kıl sonra kafalarını kesmeye devam et dedi diye yazılmıştır. Adamlar ikindiden sonra kesilmeyi beklerken kadınları kızları gözlerinin önünde paylaşıldı, bari bizi öldürdükten sonra bunu yapın diye yalvardılar diye İslam tarihinde yazar. Biz uydurmuyoruz, hangi İslam tarihini açsanız Kurayza Yahudilerinin katliamını anlatır.
 

Burcuva

☆☆
Üye
Mesajlar
142
Tepki puanı
88
Düşünce
Ateist
Çok önemli bir konuymuş gibi abarttığın el ekinin ise hiç bir önemi yok. Bunun konuya etkisi sıfır.
 

Hakann_0

Üye
Mesajlar
32
Tepki puanı
25
Düşünce
Sünni
M
Anne babasını vaaay siz bana şirki mi emrediyorsunuz deyip kalkıp öldürmek herhalde zaten çok acayip kaçardı. Benim bahsettiğim örneğin müşriklere namazı kılıp zekatı vermeleri için süre tanındı ya, süre de doldu, eğer sürgüne gönderme seçeneğini kullanmazsan, kullanmak istemezsen müşrik kalmak isteyen, namazı kılıp zekatı vermeyen herkes gibi anne babanı kardeşini öldürmeni emrettiğidir. Eli varmaz başka bir müslim öldürmeden önce sürgün olmasını sağlayabilir. Sadece bu ruhsat tanınmıştır.

Benim söylediğim, Kuran'da yazanın bu olduğu. İslam toprağında müşrik istenmiyor. Ya müslim olmayı kabul edecek, ya öldürülecek, öldürülmeden önce sürgün gitmesi de bir seçenek. Bunların hepsi savaş ve insanlık suçlarıdır.

Ben kimseye kaç tanrıya, beş tanrıya mı on tanrıya mı yüz tanrıya mı bin tanrıya mı inandığı konusunda hiç bir dayatma ve baskı yapılamayacağını, böyle bir baskının insanlık suçu olduğunu söylüyorum. İslam inanç özgürlüğü tanımaz. Baban da olsa farketmez. İnanç özgürlüğü yok!

Mekkeli müşriklerin bütün yaptıkları Müslimlerin onların tanrılarına her gün hakaretler etmeleri sonucu olduğu için gerginliği tahrik eden müslimler olmuştur. Boykot, her ne yapıldıysa bunu müslimler kasten gerginliği tahrik ederek sebep olmuşlardır.

Çünkü ayrılıkçı hareketlerin doğası böyledir. Önce yasal muhalefet yapar. Her gün söve söve bıktırır. Bu sövgülerden gına gelip şiddet uygulayan oldu mu vaaaay şiddet gördük! Yasa dışı örgütlenme, dışarda yuvalanma ve dış güçlerle işbirliği başlar. Müslimler de Medine'de yuvalanıp Medinelilerle işbirliği yapmışlar Mekke'yi ele geçirmek için.

Ayrılıkçı hareketlerin tamamı bu yolu izler. Müşrikler o an kabe ziyaretine izin vermemiş ama seneye izin vereceklerine söz vermişler. Müslimler gibi yapmamış, "müslimler pisliktir, onları kabeye sokmayın, gördüğünüz yerde öldürün" dememişler.

Zımmi statüsüne gelirsek. Cizye ödemek şartıyla kitaplılara bu ruhsat tanınmış. Fakat Kuran'da bu konuda yazan "cizyeyi elleriyle küçülerek verecekler" ifadesi son derece itici ve nahoş, kibirli, aşağılayıcı bir ifade. Ne demek yahu, niye elleriyle küçülerek verdiriyor? Hayır yani küçülerek niye?

Üstelik bu statü Yahudilere uygulanmamış, onlar katliama uğratılmışlardır. Hristiyanlara uygulanmıştır. İslamın ilk döneminde yapılan Yahudi soykırımı Ortadoğuyu bitmez bir savaşın içine sürüklemiştir. Yahudiler bin yıldan fazla vatanlarından mahrum kalmışlardır. Bu da İslam tarihinde Ali Yahudilerin kafalarını keserken Muhammed gölgeden seyretti, yoruldun dinlen ikindi namazını kıl sonra kafalarını kesmeye devam et dedi diye yazılmıştır. Adamlar ikindiden sonra kesilmeyi beklerken kadınları kızları gözlerinin önünde paylaşıldı, bari bizi öldürdükten sonra bunu yapın diye yalvardılar diye İslam tarihinde yazar. Biz uydurmuyoruz, hangi İslam tarihini açsanız Kurayza Yahudilerinin katliamını anlatır.
Kardeşim müşrik dahi olsa onlara nazik ve iyi davran diyor. Sen daha neyini anlamıyorsun. Bak müşrik olsa bile değil seni de şirke sürüklese onlara itaat etme ama kötü de davranma diyor. Daha ne denilebilir her şey ortada.
Islâm elbette topraginda müşrigi istemeyecektir. Ama hangi müşrigi ?
Müslümani yurdundan eden ve onunla din hususunda uğraşan müşriği elbette istemeyecektir. Zaten ilgili ayeti paylaştık. Mesele tevhid inancının simgesi Kabe'nin müşriklerden temizlenmesidir.

Kurayzaogullari olayı ile ilgili başka bir yerde paylaştığım yazıyı atacağım musait zamanda.

Son olarak el takısına gelirsek. Aslinda baska hiçbir konuya değinmeden el takısı ile konuyu anlatıp bitirebilirdim. Çünkü el takısı kullanımı üzerine "O müşrikler" manasına gelir. Isteyene Kuran'da bizzat yazılı olanı attim ve ilgili yeri işaretledim. Ve yine isteyen el takısının kullanımını araştırsın.
Cevap veriliyor fakat kabullenmek yerine konuyu dağıtıyorsun. Diyecek bir şey yok kardeşim. Insanlar zorla bir şeyi dikta edecek değiliz elbette. Selametle Hayirli geceler.
 

Burcuva

☆☆
Üye
Mesajlar
142
Tepki puanı
88
Düşünce
Ateist
Anne babanı kalkıp "vaaay bana şirki emretmek haaa!" diye öldürmenin de artık herhalde çok abes kaçacağını söyledim. Toplumsal bazdaki Tevbe ültimatomu ile kişisel bazdaki bu durumu kıyaslamak da abes olur.

Hangi müşrik filan diye bir ayrım yapmıyor. Müşrikleri diyor. "O müşrikler" demek hiç bir şeyi değiştirmez. Bununla müşriklerin bir kısmı kastedilseydi neye göre hangi kıstasa göre bir kısmı, bunun açıklanması gerekirdi. Bunda çok ısrar etmek "o müşrikler yok mu o müşrikler, onları gördüğünüz yerde öldürün" den başka yere çıkmaz. El tabii ki the gibidir, orası tamam. Ama bu bir şey kanıtlamaz. Müşrikler içinde Mekke müşrikleri anlamına da gelir.

Bu kadar apaçık bir konuyu maden bulmuş gibi deşelemeye çalışmak aslında çapanoğlunu gizleme telaşından kaynaklanıyor. Boşuna çırpınış. İslamda inanç özgürlüğü yoktur. Nokta.
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
1,120
Tepki puanı
277
Düşünce
Sünni
Bu kadar apaçık bir konuyu maden bulmuş gibi deşelemeye çalışmak aslında çapanoğlunu gizleme telaşından kaynaklanıyor. Boşuna çırpınış. İslamda inanç özgürlüğü yoktur. Nokta.
İslam'da inanç özgürlüğü yoktur diyosun. Bi kaç mesaj önce beğenmediğin Osmanlı bile insanların inançlarına saygı duymuştur. Konuyu takip ediyorum, boş yapıp duruyorsun. Aynı şeyleri tekrar ediyorsun.
 

Hakann_0

Üye
Mesajlar
32
Tepki puanı
25
Düşünce
Sünni
Anne babanı kalkıp "vaaay bana şirki emretmek haaa!" diye öldürmenin de artık herhalde çok abes kaçacağını söyledim. Toplumsal bazdaki Tevbe ültimatomu ile kişisel bazdaki bu durumu kıyaslamak da abes olur.

Hangi müşrik filan diye bir ayrım yapmıyor. Müşrikleri diyor. "O müşrikler" demek hiç bir şeyi değiştirmez. Bununla müşriklerin bir kısmı kastedilseydi neye göre hangi kıstasa göre bir kısmı, bunun açıklanması gerekirdi. Bunda çok ısrar etmek "o müşrikler yok mu o müşrikler, onları gördüğünüz yerde öldürün" den başka yere çıkmaz. El tabii ki the gibidir, orası tamam. Ama bu bir şey kanıtlamaz. Müşrikler içinde Mekke müşrikleri anlamına da gelir.

Bu kadar apaçık bir konuyu maden bulmuş gibi deşelemeye çalışmak aslında çapanoğlunu gizleme telaşından kaynaklanıyor. Boşuna çırpınış. İslamda inanç özgürlüğü yoktur. Nokta.
Kardesim ilk iddian; islamin baban müşrik ise öldüreceğin yönündeydi şimdide zaten abes kaçardı diyorsun. Kendini gülünç duruma düşürüyorsun.
Neyse anlayacağımi anladim problem yok dostum.
 

Burcuva

☆☆
Üye
Mesajlar
142
Tepki puanı
88
Düşünce
Ateist
Kardesim ilk iddian; islamin baban müşrik ise öldüreceğin yönündeydi
Hayır, ilk iddiam kardeşin müşrikse Tevbe ültimatomuna göre öldüreceksin, ama bir ruhsat sürgüne de yollayabilirsin ve bu ikisi de insanlık suçudur şeklindeydi.
 
Üst