Muhammed 6 Yaşındaki Aişe ile Evleniyor

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,092
Tepki puanı
327
Düşünce
Sünni
Âişe Vâlidemiz’in Mekke yıllarıyla ilgili olarak anlattığı bazı hatıralar da bunu destekler mahiyettedir. Mesela:

a) Risâletten kırk yıl önce gerçekleşen ve tarih belirlemede bir kıstas olarak kabul gören Fil hadisesinden geriye kalan iki kişiyi Mekke’de dilenirken gördüğünü söylemesi;

b) Mekke’nin en sıkıntılı günlerinde Allah Resûlü’nün sabah-akşam kendi evlerine geldiğini ve bu sıkıntılara dayanamayan babası Hz. Ebû Bekir’in de Habeşistan’a hicret teşebbüsünde bulunduğunu detaylarıyla birlikte anlatması;

c) İlk defa namazın ikişer rekat farz kılındığını, mukim olanlar için daha sonraları onun dört rekata çıkarıldığını, ancak sefer durumlarında yine iki rekat olarak bırakıldığını ifade etmesi;

d) "Biz İsâf ve Nâile’yi, Kâbe’de cürüm işlemiş ve bu sebeple Allah’ın kendilerini taş hâline getirdiği Cürhümlü bir adamla kadın olarak duyup dururduk."

gibi ifadelerle ilk günlerle ilgili nakillerde bulunması gibi daha pek çok hâtırat, daha ilk günlerden itibaren onun, gelişmeleri takip edebilecek bir çağda olduğunu ifade etmektedir.

Efendimiz’le izdivacı söz konusu olduğu günlerde Âişe Vâlidemiz’in, Mut’im ibn Adiyy’in oğlu Cübeyr ile sözlü oluşu onun, o gün evlilik çağına gelmiş ve evlendirilebilecek genç bir kız olduğunu ifade etmektedir.
Söz konusu ‘sözlülük hali’nin, İbn Adiyy ailesi tarafından ve oğullarının anlayışı değişir gerekçesiyle feshedildiği de bilinen bir gerçektir. (Buhârî, Nikâh 11; Ahmed ibn Hanbel, Müsned, 6/210; Heysemî, Mecmaü’z-Zevâid, 9/225; Beyhakî, Sünen, 7/129; Taberî, Târih, 3/161-163. )
Burada akla, İbn Adiyy ailesinin, oğullarının anlayışını değiştireceklerinden endişe ettikleri Ebû Bekir ailesiyle böyle bir akdi niye ve ne zaman yaptıkları sorusu gelmektedir. Bunun en makul cevabı söz konusu akdin, ya risâletten önce veya İslâm’ın açıktan tebliğinin başlamadığı dönemde gerçekleşmiş olduğu şeklindedir ki her iki durumda da onun, bi’setin dördüncü yılında dünyaya gelmiş olma ihtimali söz konusu olamaz; hatta bu, sanıldığından da erken yıllarda dünyaya gelmiş olabileceğini düşündürmektedir.

Âişe Vâlidemiz’in vefat tarihi konusunda gelen rivayetler de bu kanaati güçlendirmektedir. Zira onun vefat ettiği yıl ve o günkü yaşıyla ilgili olarak hicrî 55, 56, 57, 58 veya 59; yaşıyla alakalı olarak da altmış beş, altmış altı, altmış yedi veya yetmiş dört gibi farklı tarih ve rakamdan bahsedilmektedir. Bu ise, doğum tarihinde olduğu gibi onun vefat tarihiyle ilgili de kesin bir kabulün olmadığını göstermektedir.
Özellikle 58. yılında ve 74 yaşında iken vefat ettiğini ifade eden rivayette, onun vefat ettiği günün çarşamba olduğu, vefat tarihinin, Ramazan ayının on yedinci gecesine denk geldiği, vasiyeti üzerine Vitir namazından sonra Cennetü’l-Bakî’ye geceleyin defnedildiği, yine vasiyeti gereği namazını, Hz. Ebû Hüreyre’nin kıldırdığı, mezarına da ablası Hz. Esmâ’nın iki oğlu Abdullah ile Urve, kardeşi Muhammed’in iki oğlu Kâsım ve Abdullah ile diğer kardeşi Abdurrahman’ın oğlu Abdullah gibi isimlerin indirdiği gibi detayların bulunması,31 diğerlerine nispetle bu bilginin daha güçlü olduğu izlenimi vermektedir. Öyleyse bu tarihi esas alarak bir hesaplama yapacak olursak onun, Efendimiz’in irtihalinden sonra kırk sekiz yıl daha yaşadığını (48+10=58+13=71+3=74) görmekteyiz ki bu hesaba göre o, risâletten üç yıl önce dünyaya gelmiş demektir.

Bu durumda evlendiği gün onun, (74–48=26–9=17+7 ay) on yedi yılını yedi ay geçtiği anlaşılmaktadır.

Özetle Âişe Vâlidemiz, dokuz yaşında iken evlenmiş olsa bile, o günkü toplum telakkilerine göre bu çok tabii ve doğal olmakla birlikte hadiseye daha genel bakıldığında onun, on yedi veya on sekiz yaşlarında iken ‘Mü’minlerin Annesi’ hüviyetini kazandığı anlaşılmaktadır.
 

rhynkar

☆☆☆
Üye
Mesajlar
207
Tepki puanı
121
Düşünce
Ateist
Mantıklı. Büyük ihtimalle zaten İsa'da yaşamamıştır. Her ikisininde adı yaşadığı iddia edilen zamandan en az 100-200 yıl sonra tarihte geçer. Ancak bu konuda tartışmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü siz o tarihte yaşadıklarına dair kanıt atamazsınız ben de yaşamadığına dair kanıt sunamam. İkisininde adının asırlar sonra tarihte belirmesi bir gerçektir.
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,038
Tepki puanı
393
Düşünce
Muvahhid
Mantıklı. Büyük ihtimalle zaten İsa'da yaşamamıştır. Her ikisininde adı yaşadığı iddia edilen zamandan en az 100-200 yıl sonra tarihte geçer. Ancak bu konuda tartışmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü siz o tarihte yaşadıklarına dair kanıt atamazsınız ben de yaşamadığına dair kanıt sunamam. İkisininde adının asırlar sonra tarihte belirmesi bir gerçektir.
Tam okuyamadın galiba yazıyı :).
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,530
Tepki puanı
714
Düşünce
Ateist
Soru şu muhammed gerçekten yaşadı mı?
Yaşamadı. Öyle bir kimse yok, uydurma bir masal karakteridir. Biz eleştirirken Muhammedi eleştirmiyoruz. Muslimlerin ortaya attığı masal karakterinin neden böyle yaratılmış olduğunu eleştiriyoruz.

Faraza Yüzüklerin Efendisi'ndeki Galdalf'ı eleştirdiğimizi varsayalım. Niye şöyle yaptı niye böyle yaptı şunu yapması yanlış dediğimizi varsayalım. Bu eleştiriler tabii ki Gandalf diye bir adama gitmez. Bu eleştiriler onu yaratan Tolkien'e gider. Bu eleştirilerle Tolkien'in yarattığı karakteri beğenmediğimizi, daha iyi tasarlanmış bir karakter yaratması gerektiğini belirtmiş oluruz.

Aynı bu şekilde.
 

rhynkar

☆☆☆
Üye
Mesajlar
207
Tepki puanı
121
Düşünce
Ateist
Tam okuyamadın galiba yazıyı :).
:D Açıkçası yarısında bıraktım. Çünkü başkalarının fikirleri, söyledikleri belirtiliyor. Benim başkalarının fikirlerine ihtiyacım yok. Kanıt var mı? Benim okuduğum tüm yazılar dediğim gibi yıllar sonra adlarının geçtiği tarihte. Nasıl ki biz Muhammed yaşadı mı konusunu konuşuyorsak Hristiyanlarda İsa yaşadı mı konusunu konuşuyorlar.
 

rhynkar

☆☆☆
Üye
Mesajlar
207
Tepki puanı
121
Düşünce
Ateist
Yaşamadı. Öyle bir kimse yok, uydurma bir masal karakteridir. Biz eleştirirken Muhammedi eleştirmiyoruz. Muslimlerin ortaya attığı masal karakterinin neden böyle yaratılmış olduğunu eleştiriyoruz.

Faraza Yüzüklerin Efendisi'ndeki Galdalf'ı eleştirdiğimizi varsayalım. Niye şöyle yaptı niye böyle yaptı şunu yapması yanlış dediğimizi varsayalım. Bu eleştiriler tabii ki Gandalf diye bir adama gitmez. Bu eleştiriler onu yaratan Tolkien'e gider. Bu eleştirilerle Tolkien'in yarattığı karakteri beğenmediğimizi, daha iyi tasarlanmış bir karakter yaratması gerektiğini belirtmiş oluruz.

Aynı bu şekilde.
Yüzüklerin Efendisi de eleştirilmez. Ayıptır yahu! :D
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,530
Tepki puanı
714
Düşünce
Ateist
Yüzüklerin Efendisi de eleştirilmez. Ayıptır yahu! :D
Gelmiş geçmiş en iyi fantastik yapım, kuşkusuz. Varsayalım ibaresini özellikle bu yüzden koydum. Yetinmedim bir de faraza ibaresini koydum. Bütün bunlarla hayali bir eleştiri varsaydım, ki yok öyle bir şey. Kimsenin eleştirmek haddi değildir. Bu kadar iyi bir fantastik yapım hiç yapılamadı.
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,038
Tepki puanı
393
Düşünce
Muvahhid
:D Açıkçası yarısında bıraktım. Çünkü başkalarının fikirleri, söyledikleri belirtiliyor. Benim başkalarının fikirlerine ihtiyacım yok. Kanıt var mı? Benim okuduğum tüm yazılar dediğim gibi yıllar sonra adlarının geçtiği tarihte. Nasıl ki biz Muhammed yaşadı mı konusunu konuşuyorsak Hristiyanlarda İsa yaşadı mı konusunu konuşuyorlar.
Fikir değil yazılı kaynaklar bunlar dostum :D.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,092
Tepki puanı
327
Düşünce
Sünni
:D Açıkçası yarısında bıraktım. Çünkü başkalarının fikirleri, söyledikleri belirtiliyor. Benim başkalarının fikirlerine ihtiyacım yok. Kanıt var mı? Benim okuduğum tüm yazılar dediğim gibi yıllar sonra adlarının geçtiği tarihte. Nasıl ki biz Muhammed yaşadı mı konusunu konuşuyorsak Hristiyanlarda İsa yaşadı mı konusunu konuşuyorlar.
Hz. Muhammed'den bahs eden en eski kaynaklar yedinci yüzyılın başları ile ortalarına denk gelmektedir. Zaten Müslümanların yayılış tarihi de bu dönemlere denk geldiğini göz önünde bulunduranlar, bunda bir tuhaflık görmeyecektir. Oryentalistler arasında genelde kabul gören 'Süryani Ortodoks Edessa Papazı Yakub (640-708)' tarafından kaleme alınmış olan eserde, Arap istilaların Tanrı’nın Hıristiyanlara olan ilahi cezası oldugu anlatılıyor.

Kutsal Kitab'ın 1inci Krallar, 14üncü Babın tefsirinde şu ifadelere yer veriyor Ve yedinci yüzyılın sonlarına doğru yazdığı kabul edilen kronikinde, şu ifadeler de dikkat çekiyor:

- Muhammed tüccarlık yaparken Şam'a, Filistin'e ve diğer komşu ülkelere seyahat ediyordu.... Yedi yıl Araplara krallık yaptıktan sonra yerine Ebubekr geçerek, iki yıl da o krallık yaptı...1
Başka bir kaynağa bakıyoruz ve 8inci yüzyıla ait Thomas Presbyter'e (640) atf edilen Süryani bir el yazması ile karşılaşıyoruz:

- 945 yılında (634)... Muhammed'in Arapları ile Romalıların arasında, Gazze'nin 12 mil doğusunda bir savaş oldu....

Aynı eser de:

- 4 Şubat 634 sabahın erken saatlerinde Bizanslılar ve Muhammed'in Arapları arasında bir mücadele başladı.

Ermeni Rahip Sebeos tarafından 660'lı (656-661) yıllarda yazıldığı ileri sürülen ve Ermenice yazılmış olan döküman da, beşinci yüzyılın sonundan başlayıp, 661'e kadar Araplar ve Yahudiler arasındaki ilişkiler anlatılmaktadır. Hz. Muhammed'in adı bu kaynakta "Mamet" olarak geçmekte ve Emevi Halifesi Muaviye'nin zaferi üzerine, Muhammed'in ağzından şöyle seslenmekte Sebeos:

- Siz İbrahim'in çocuklarısınız ve Tanrı, İbrahim ve onun soyuna verdiği sözü sizinle yerine getirmek istiyor. İbrahim'in Tanrısını sevin ve babanız İbrahim'e verilen bu toprakları, gerekirse, mücadele ederek alın. Size kimse karşı koyamayacaktır, çünkü Tanrı sizlerle.2

Doğu Suriye'li bir Rahip tarafından kaleme alınan (670 - 680) metin de, Arapların Bizanslılara karşı zaferi de şu sözlerle anlatılmaktadır:

Gerçekten, İsmail'in evlatlarının, iki krallık (Bizans ve Sasanlar) üzerine başardıkları zafer, aslında o güne kadar bunlara izin vermeyen Tanrı'nın zaferidir.Onun için bu zafer, Araplara değil, Tanrı'ya ait olan bir zafer. Bizim arayıp bulamadığımız İbrahim'in tapınağıdır burası. Şunu biliyoruz ki, İbrahim, zengin idi ve Kenanlıların arzularına uymak istemediği için, yalnız kalmayı yeğledi. Bunun için çöllere göç etti. Çadırlarda yaşayanların adeti olduğu gibi oraya bir tapınak inşaa etti, bu tapınağın üzerinde ibadet etti ve kurbanlar sundu. O yer, bu yerdir. Bu yerde Araplar ibadet ederken yeni birşey yapmıyorlar, tam tersine onlar, ataları olan İbrahim'den öğrendikleri gibi ibadet ediyorlar. Kutsal krallığının başı dediğimiz Hasor (Kuzey Kenan) Araplara aittir. İbrahim'in dördüncü oğlunun isminden esinlenerek (Madian) bu yere Medine ismini verdiler. Bu yer "Yatrib" olarakta anılmakta.3

"Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium" eseri de, Hz. Muhammed'i bir askeri lider olarak anlatır.

- İskenderin yılı 940'da Heraklius ve Bizanslılar Konstantinopel'e girdi. Muhammed ve Arapları'da güneyden yola çıkıp ülkeyi teslim almak istediler. 4

629 tarihinde, Kudüs yakınları, Mute Meydanında olan savaşa Hz. Muhammed katılmamıştı. Ancak, Bizans Kayseri Heraklios'a haber gönderen elçi,"Muhammed ve Arapları geliyor..." demesi ve kayıtlara böyle geçmesi düşünülebilinir.

Mezopotamya'da yaşamış olan Keşiş Yohannes bar Penkaye, kendi sözleri ile "Arapların hakimiyetinin 67'inci yılında", yani 686-687 yılında kaleme aldığı eserinde ( Ktaba d-reš melle) bize şu gerçek dışı bilgileri veriyor:

- Onlar (Araplar) Muhammed'in geleneğine öylesine sarılmışlarki, Onun (Muhammed'in) yasalarını kabul etmeyen ve emirlerini yerine getirmeyen herkesi ölüm cezasına çarptırıyorlar.5

Yine "Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium" eserinde bulunan "Zuknin Kroniki de" :

O (Muhammed) onlara (Araplar'a) tek Tanrı'yı anlattı ve onlar ( Araplar) onun liderliği altında Bizans'a galip geldiler. Onlara , onların arzularına göre yasalar verdiği için, onu "Peygamber (orijinal metin de: nbîyâ)" ve "Tanrı'nın Elçisi (orijinal metin de:rasùlâ)" diye andılar.

Aynı Kronikin başka bir yerinde:

"Kan dökmeden, savaşmadan kazandılar...Onlara bu zaferi veren Tanrı'dır..."6

A. Palmer, sekizinci yüzyıldan kalan bir metnin parçasını tercüme ettiği bölümde:

- O (Muhammed) 932 (620-621) yılında dünyaya geldi ... yedi yıl hükmetti... deniyor.
Emevi Halifesi Muaviye'nin zamanında kaleme alınan ve Kilise konularını ele alan "Maronit Kroniklerin"de, Halife Ali ile alakalı şu kaynakların da yer alması oldukça ilginçtir:

- Ali, Muaviye'ye karşı savaşmak için tekrar hazırlıklara başladı, ama onlar onu Al-Hira'da ibadet ederken öldürdüler... 7

İspanyol kronikleri diye anılan ama aslında İspanya'ya ait olmayan, 8inci yüzyıla ait olan küçük bir metin de, Abdullah oğlu Muhammed'in, "büyük bir kabilenin soyundan" geldiğini ve "çok büyük bir alim" olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca, Arapların onu "Havari" ve "Tanrı Elçisi" olarak kabul ettikleri için büyük bir saygı ve derin bir sevgi besledikleri dile getiriliyor.8

Yine yedinci yüzyılın ortalarında yazılmış olan başka bir metinde şöyle deniyor:

- O sapıtmışlar sizi aldatıyor: ne oluyorsa o sapkınların emirleri yüzünden oluyor. Bu gerçek değildir. Aslında Muhammed'in arapları, Tanrı'nın acı çektiğini ve öldüğünü söyleyenlere yardım etmiyorlar...9
Metnin orijinalinde geçen terim "Arabes Mohammetani"
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,092
Tepki puanı
327
Düşünce
Sünni
Bütün bu kaynaklara rağmen birileri kalkıp, "Muhammed diye biri yaşamamıştır, yaşasa idi kaynak bulunurdu" demesi, sayın Neuwirth'in dediği gibi, ancak "PROVOKASYON" amaçlı boş bir sözdür!

Kaynaklar:
1) The Quest of Historical Muhammad, s. 32; Robinson, a.g.e., s. 49.
2) Bu vakayinâme F. Macler tarafından Historie d’ Heraclius başlığıyla Fransızca’ya tercüme edilerek 1904’te yayınlanmıştır. 1999 yılında da Armenian History Attributed to Sebeos adı altında Robert W Thomson, J.D.Howard-Johnston ve Tim Greenwood tarafından İngilizce’ye tercüme edilerek yayınlanmıştır.
3) Chronike Minora (SSCO, Scriptoris Syri III 4)
4) Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium („Chronica minora“ III) / İbn Hişam, Sîre, c. 4, s. 17
5) Kitap X-XV: A. Mingana: Sources syriaques, Bab 14-15. Mosul 1908. Oriens Christianus 87 (2003)
6) Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium
7) Maronit Kronikleri A. Palmer
8) Claude Cahen, Note sur l'accueil des chretiens d'Orient a l'islam 53. 1954
9) Iso'yahw Patriarche III., Liber Epistularum, Ingilizceye tercüme R. Duval (CSCO, Vol:11. Scriptorus Syri Tomus II), 97
“Hagarism, the making of the Islamic World” 1977, Patricia Crone ve Micheal Cook
Timeturk Michael Marx ile söylesi (Türkce)
Angelika Neuwirth icin bkz (Almanca)
 
Üst