Neden Ateistim?

Nightmares

Çaylak
Mesajlar
51
Tepki puanı
68
Düşünce
Ateist
Merhaba, nasıl Ateist olduğumdan bahsedeceğim. (Çok uzun oldu okuyup okumamak size kalmış.)

Öncelikle Müslümanken her zaman aklımda "Ya yoksa?" gibi düşünceler vardı.

En son araştırmak istedim, 2-3 ay araştırdım. En sonunda Ateist olduğuma karar verdim. Beni hiçbir şey Ateistlikten döndüremez, bence dinler ön yargıdır, sorgulamaya başladığında ise o dinin bir anlamı kalmaz.

Beni Kur'andan soğutan ayetler;
1- Nisa 3
2- Nisa 34
3- Ahzab 50, 51
Ve hatırlamadığım pek çok ayet. Sizde düşündüğünüz ayetleri yazabilirsiniz.

Nisa 3:

Öncelikle Nisa 3ü düşünelim. 4 kadınla evlenmekten bahsediyor... Ciddi misin?
Önceki zamanlarda olan savaşlara bağlıyorlar, Kur'an'ınız evrensel değil mi yoksa..!

Nisa 34:
Kadınları dövmekten bahsediyor... Öğüt vermek tamam, yataklarda yalnız bırakmak tamam, peki dövmek?

Bu 2 Ayetten anladım ki, Müslümanlıkta hiç bir şekilde kadın ve erkek eşitliği yok. Erkekler nasıl kadınların yöneticisi olur!

Ahzab 51 ve 52
Açık açık cariyelik. Tartışmaya gerek yok.

Kur'an bittiğine göre, sıra diğer dinlere geldi.

Hristiyanlık:
Tanrının oğlumu varmış! Garip... Neden Tanrı bir dünyalı evlat edinsin..?

Satanizm:
Abi şeytan falan ters iş geç kedilerle ne derdim var?

Dinlerin vs. saçmalığından emin olduğuma göre, "Yaratıcı var mı?" sorusunu sordum.

1-) Deizmi directly eledim.

2-) Agnostisizm mantıklı geldi, onu bir yere koyalım.

3-) Ateizmde mantıklı geldi, onu bir yere koyalım.

4-) Nihilizm pek mantıklı gelmedi, onuda ayırdım.


Diğer dinleri ve inançları vs. sayamam zaten asıl konuyu bunlar içinden soyliyeceğim.

1-) Neden bu kadar büyük birşey yaratmışken, bırakıp gitsin?

2-) İnanmamamın bir sebebi olması gerekmez mi? Ne varlığı ne de Yokluğu ispatlanabiliyorsa, neden inanmayayım?

3-) Araştırdıklarıma dayanarak Ateizmin mantıklı olduğunu düşündüm.

4-) Hiççilik. Bence bu kavramın
açıklanması zordur. Yanlış geldi açıkçası.

Ve evrimi araştırmaya başladım. Çok mantıklı geldi ve ispatıda bulunmakta.

-Darwin ispinozu
-4 ayaklı balina
-Körelmiş organlar
-Maymunlarla genetiğimizin %98 benzeşmesi


Artık Ateist olduğumdan emindim. Beni hiçbir şey geri döndüremez.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

Retrospective

lll ☆
Geliştirici
Mesajlar
4,101
Tepki puanı
3,173
Düşünce
Ateist
Merhaba, nasıl Ateist olduğumdan bahsedeceğim. (Çok uzun oldu okuyup okumamak size kalmış.)
Senin konun kısa bile. Biz zamanında neler yazdık da, uzun diye okunmadı. :)
Satanizm:
Abi şeytan falan ters iş geç kedilerle ne derdim var?
Espri yaptın sanırım. Ama espri değilse biraz cahilce olmuş. @Shienki sana açıklar. :)
Kurucuyla konuşup hallettim.
Hayda. Sen kimdin?
 

boron

Deneyimli
Mesajlar
345
Tepki puanı
211
Düşünce
Ateist
Nisa 3:
Öncelikle Nisa 3ü düşünelim. 4 kadınla evlenmekten bahsediyor... Ciddi misin?
Önceki zamanlarda olan savaşlara bağlıyorlar, Kur'an'ınız evrensel değil mi yoksa..!
Şöyle ki,

Dünya nüfusu hemen hemen fifty-fifty. Dolayısı ile, 1 erkeğe 4 kadın ve cariyeler matematiken olanaksız gibi görünsede. Esasında durum öyle değil. Piyasa da müslim yok. Reel Müslim olsa gayba iman eder, yaratıcısını yalancı konumuna düşürmezdi. Bu dini getiren "yeryüzünde başka din kalmayıncaya, din tamamı ile yeryüzüne egemen oluncaya kadar onlarla savaşın(öldürün/ölün)" ilkesi üzerinedir. Bunun aksine hareket edenler. Trışkadan hikaye müssüslişlerdir. Din kutsanmışı(dokunulmazı) üzerinden rantiye elde edicilerdir. Yani eskisi gibi din adına sefere çıkarlarsa (bkz: Osmanlı) 1 erkeğe 4 kari cariye hesabı olmayacak iş değil hani!.

O bakımdan bu ayete dayanarak evrensellik iddiası çürümez diye düşünüyorum.

Bu dini ılımlı süslimüslilere bakarak değerlendirip, kanıya varmak yanlıştır. Din kesinlikle bilim ve reforma kapalıdır. Ilımlıbidat dincilerle kesinlikle örtüşmez. Bazı süslişler hile(ılımlı gözükerek) yaptıklarını, kamufle olduklarını söylerler. Yalandır! Böyle bir şey mümkün değildir. Mümkün olsa bunu bu metodla muhameed yapmış olurdu(hicret etmezdi). Hile denilen olgu göğüs göğüse savaşırken olur. Aksi mümkün değil. E peki bu ılımlılar kim? Kim olacak hazır kutsal üzerinden fırıldak rantiyesi nemacılarıdır. Milyarlık inşaa yolsuzlardır.

Müslüman, infak ve harcama yapmakta olduğu her şey hususunda sevaba nail kılınır, yalnız şu toprak içine sarf etmekte olduğu mal hakkında sevaba nail kılınmaz! Dedi.” (Buhari, Merdâ, 19.)


Bu hadisi şerh eden hadis âlimleri, insanın yaparken sevaba nail olmayacağı binanın “ihtiyacından fazla olan bina/ev” olduğunu belirtmişlerdir. (Bkz: İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, c: 21, s: 243, 5672. hadisin şerhi; el-Aynî, Umdetu’l-Kârî, c: 17, s: 359)
 
Yazan tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,753
Tepki puanı
1,221
Düşünce
Sünni
Beni hiçbir şey Ateistlikten döndüremez, bence dinler ön yargıdır
Anladığım kadarıyla önyargısız birisiniz. Lütfen yazdıklarımı önyargısız olarak okuyup değerlendiriniz.

İnsan deneyimi sonuçların sebebe bağlı gittiğini gösteriyor. Sebep sonuç ilişkisini kuramasak bile var olduğunu düşünerek mantık yürütelim:

Sebepler sonsuza kadar geri götürülemez. Çünkü bu durumda en sondaki sonucun oluşması için sonsuz sebebin gerçekleşmesi gerekirdi. Bu da hiçbir zaman mümkün olmayacağı için en sondaki sonuç hiçbir zaman ortaya çıkamazdı. Demek ki sebepler sonsuza kadar geri götürülemez, bir ilk sebep olmalı.

İlk sebep varsa o ilk sebebin bir sebebi yok, o ilk sebebin varlığı kendinden ve o ilk sebebin öncesi yok yani ezeli.

İşte o ilk sebep neyse Yaratıcı odur ve buradan anlıyoruz ki Yaratıcının varlığı kendindendir, Yaratıcı ezelidir ve madde termodinamiğin ikinci yasasına göre madde ezeli olamayacağı için Yaratıcı madde ötesidir.

Gördünüz mü mevcut bilimsel veriler ışığında işletilen mantık kuralları bize Yaratıcının kesin var olduğunu söylüyor.

Yaratıcı irade sahibi olmasaydı kendini etkileyip bir şey yaratmasına sebep olacak hiçbir şey olmadığı için hiçbir şey var olmazdı. Bir şeyler var. Öyleyse Yaratıcı irade sahibi yani Tanrı.

Sebep sonuç ilişkisi yoksa zaten varlıkları sebepsiz veya sebepli yaratan bir Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta kalmaz. Tüm zaman ve mekanları taramadığımız, zamansızlığı bilmediğimiz için Yaratıcının yokluğunu iddia etmek dogmatik bir tavır olur. En fazla denilecek şey şu: "sebep sonuç ilişkisi varsa Yaratıcı vardır, yoksa da Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta yoktur”

Kainatta formül olmasının tesadüf ihtimalini yok ettiği için tasarım seçeneğinin zorunlu olduğu, bu yüzden de sebep sonuç ilişkisi yoksa bile Yaratıcının varlığının zorunlu olduğunu da göz önünde bulundurunca Yaratıcının varlığı açıkça ortaya çıkıyor.
Öncelikle Nisa 3ü düşünelim. 4 kadınla evlenmekten bahsediyor... Ciddi misin?
Önceki zamanlarda olan savaşlara bağlıyorlar, Kur'an'ınız evrensel değil mi yoksa..!
İslamda tek eşlilik esastır. Zorunlu hallerde çok eşliliğe izin vardır. Tek eşliliğin esas olup zorunlu hallerde çok eşliliğe izin olması ilkesi her zaman ve mekanda geçerli olan evrensel bir kuraldır.
Kadınları dövmekten bahsediyor... Öğüt vermek tamam, yataklarda yalnız bırakmak tamam, peki dövmek?
Ayet ve hadislerde darabe ile ifade edilen fiil ile sizin karşı çıktığınız ve izin verildiğini iddia ettiğiniz dövme fiili aynı şey değil.

Darabe fiili sizin bahsettiğiniz dövme fiilini de kapsar. Dövme fiili için de kullanılır ve bu İslamda haramdır.

Burada problem Arapçadan Türkçeye dövmek olarak çevrilen kelimenin sınırları ile ilgili. Mesela biri mendil veya misvakla hafif bize dokundursa ve bu şekilde tepkisini gösterse bunu dövmek veya şiddet olarak algılamayız ama Arapçada bu fiil de darabe kelimesiyle ifade edilir.

Tekrar vurgulayalım ki Türkçedeki anlamıyla dövmek haramdır

"...Kadınlarla iyi geçinin, onlara güzel muâmele edin!.." (En-Nisâ, 19), "Kadınları dövmeyiniz!.. Kadınlarını döven kimseler sizin hayırlınız değildir." (Ebû Dâvûd, Nikâh, 42)
Bu 2 Ayetten anladım ki, Müslümanlıkta hiç bir şekilde kadın ve erkek eşitliği yok. Erkekler nasıl kadınların yöneticisi olur!
Küçük büyük her toplulukta bir lider olmalı, lider de kararlarını topluluktaki bireylerle istişare ile almalı. Fikir ayrılıkları olması normal ama istişare sonucu net bir karar ortaya çıkmazsa liderin tercihine göre hareket edilmeli ve herkes otoriteyi kabullenmeli ki topluluğun birlik ve beraberliği devam edebilsin.

Adalet hak ölçüsünde sorumluluk veya sorumluluk ölçüsünde hak olması ile sağlanır. En küçük topluluk olan ailede de bir lider olmalı. Genellikle kadınlar duygusal hareket ettikleri için olaylara daha realist bakan erkeklerin ailede lider olması normal. Tabii ki istisnalar kaideyi bozmaz. Liderlik vasıflarına sahip kadınlar da liderlik yapabilir. Erkek lider olduğu için buna göre bazı hakları vardır. Hakları ölçüsünde de sorumlulukları vardır.

İslama göre hukuk karşısında kadına erkeğe bakılmaz, masum olan üstündür. Allah huzurunda üstünlük takvadadır. Takvalı bir kadın böyle olmayan bir erkekten üstündür.

slamda üstünlük takvadadır, kadın erkek farketmez. Hukuk karşısında da kim masumsa üstün olan odur. Yaratılıştan gelen farklarına göre sorumluluk ve yetkilerinin farklı olması da adaletin gereğidir. Çünkü mutlak eşitlik adalet değildir. İlkokul çocuğu ile üniversiteli gence aynı harçlığı vermemek birini aşağılamak olmadığı gibi, eşitlik olsun diye aynı harçlığı vermek yanlış olur.

Ne demek istediğimi biraz açayım:

Öncelikle İslamda üstünlüğün takvada olduğunu yazmam takvalı kadının takvalı olmayan erkekten üstün olduğunu, mutlak eşitliğin olmadığını vurgulamak içindi.

İkinci olarak takvanın mahkemede işlemeyeceğini "hukuk karşısında da kim masumsa üstün olan odur" cümlesiyle vurguladım.

Üçüncü olarak miras hukukunda adalet olduğunu harçlık örneğinden hareketle izah ettim. Kimin daha fazla sorumluluğu varsa ona daha fazla yetki verilir. Adil olan budur.
1606715731016.png
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,753
Tepki puanı
1,221
Düşünce
Sünni
Ahzab 51 ve 52
Açık açık cariyelik. Tartışmaya gerek yok.
Bir şeyin tartışılmaya gerek olmadığını iddia etmek o şeyi tartışılmaz dogma haline getirmek demektir. Her iddia tartışmaya açık görülmelidir, aksi takdirde kişi zamanla dogmatik olur ama yine de tercih sizin.

Gelelim kölelik meselesine:

Kuranda kölelikle ilgili toplasanız binlerce ayet içinde 10 tane ancak çıkar. Kuran köleliği emretmez aksine hürriyete kavuşturulmalarını teşvik eder. Zaten Kurandaki kölelikle ilgili ayetlerin çoğu da bununla ilgilidir:

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. (Bakara 177)

Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamıyan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz! (Maide 89)

Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe 60)

Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Mücadele 3)

“Ona hayır ve şer yollarını göstermedik mi? Fakat o sarp yokuşu aşmaya çalışmadı. Böyle yaparak verilen nimetlerin şükrünü eda etmedi. Sarp yokuş, bilir misin nedir? Sarp yokuş: bir köleyi, bir esiri hürriyetine kavuşturmaktır. Kıtlık zamanında yemek yedirmektir. Yakınlığı olan bir yetimi, ya da yeri yatak, (göğü yorgan yapan, barınacak hiçbir yeri olmayan) fakiri doyurmaktır. Hem sarp yokuş: Gönülden iman edip, birbirlerine sabır ve şefkat dersi vermek, sabır ve şefkat örneği olmaktır. İşte hesap defterleri sağ ellerine verilecek olanlar bunlardır.” (Beled 90/10-18).

Her çağa hitap edebilmek için toptan kaldırmamıştır. O gün kölelik vardı, yakın zamana kadar da vardı. İlerde belki yine olur bilmiyoruz. Tabii ki olmamasını dileriz ama olursa da onların hukukunu korumak için de belli hükümler olmalı. Hristiyanlıkta savaş hükümleri olmadığı için, hiçbir sınırlama yoktur. Bu da çok büyük katliamlara sebep olmuştu. İslam savaş hükümleri getirerek bir çerçeve çizmiş, bu hükümler uygulandığı zaman katliamların önüne geçmiştir.

Namaz hükümlerinin namaz dışında uygulanmadığı gibi kölelik hükümleri de köleliğin olmadığı zaman uygulanmaz. İnsanlar her an namaz kılmadığı için bu durum Kuranın evrenselliğine zarar vermediği gibi, kölelikle ilgili hükümlerin kölelik olmadığı zaman uygulanmaması Kuranın evrenselliğine zarar vermez.

İslam öncesi devirlerden kalma kölelerin de birden serbest bırakılması sosyolojik ve psikolojik olarak yanlış olur. Hürriyet nedir, meslek nedir, bütçe idaresi nedir bilmeyen insanlar birden sokağa bırakılırsa suç patlaması olur. Köleler Sudan çıkmış balığa döner. Zaten Amerika’da birden kölelik yasaklanınca birçok köle eski sahiplerine geri dönmek istemiştir.

İslam, rehabilite edilen ve özgürlüğe hazır hale getirilmesi neticesinde kölelerin azad edilmesini teşvik etmiştir.

Toptan kaldırmak ancak yakın tarihte olduğu gibi bütün insanlığın alacağı kararla olur. Yarın bu durumun bozulup tekrar köleliğin gelmeyeceğini bilmiyoruz. Tabi ki olmasını istemeyiz. Diğer devletler sizin vatandaşınızı köleleştirirken siz ne yapabilirsiniz ki, sonuçta küçücük bir toplumdan bahsediyoruz. Ayrıca savaş esirlerini tutacak hapishane yok. Ömür boyu besleyip hiç çalıştırmamak, ekonomik anlamda ciddi külfet. Çalıştırdığınız anda zaten köle olmuş oluyorlar. Hapishane yerinde evinizde barındırıyorsunuz, yediğinizden yedirip, giydiğinizden giydiriyorsunuz, yapabileceğinden ağır iş veremiyorsunuz. Bu şartları düşününce günümüzdeki işçiler, Müslümanların köleleri kadar iyi yaşamıyor.

Çağına ayak uydurmayıp çağının ötesinde şeyler söylemiştir:

İslâm dini her şeyden önce köleliği yalnız savaş esirlerine münhasır kılmış, diğer kaynaklara izin vermemiştir. Bunun yanında bazı günahların kefâreti olarak köle âzadını şart koşmak suretiyle köleler için hürriyete kavuşma yollarını çoğaltmıştır. (Mâide, 5/89; Mücâdele, 58/3)
Yalnız İslâm hukukunda görülen bir uygulama olarak da devlet, gelirlerinin belirli bir bölümünü köle âzadına tahsis etmiştir.(Tevbe, 9/60)

Bunların ne ölçüde ileri ve insanî bir anlayışı yansıttığını, çağının ötesinde şeyler olduğunu anlamak için İslâm toplumundaki kölelerle diğer toplumlarda -özellikle yakın zamana kadar Amerikan toplumunda- yer alan kölelerin yaşayışlarının karşılaştırılması yeterli olacaktır.
https://sorularlaislamiyet.com/isla...oylediniz-bu-tedbirler-nelerdir-kolelik-0?amp
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,753
Tepki puanı
1,221
Düşünce
Sünni
Ve evrimi araştırmaya başladım. Çok mantıklı geldi ve ispatıda bulunmakta.

-Darwin ispinozu
-4 ayaklı balina
-Körelmiş organlar
-Maymunlarla genetiğimizin %98 benzeşmesi
Değişim anlamındaki evrim tabii ki vardır ve İslamla çelişen bir tarafı yoktur ama dinozorun kuşa, maymunun insana dönüşmesi gibi büyük çaplı evrimleşme bilimsel olarak imkansız hayali bir VARSAYIMdır. Bu yüzden ben kainatta var olan ama belli sınırlar içerisindeki küçük değişimlere mikroevrim, dinozorun kuşa dönüşmesi gibi büyük değişimlere makroevrim diyorum. Mikroevrim bilimsel bir gerçektir ve İslamla çelişmezken, makroevrim bilimsel olarak imkansız hayali bir VARSAYIMdır.

Bir şeyin bilimsel olarak doğru kabul edilebilmesi için gözlemlenebilmesi ve her seferinde deneylerin aynı sonucu vermesi gerekir.

Gözlem olarak canlılardaki fizyolojik vs benzerliği gösteriyorlar. Oysaki bu benzerliklerin yaratılışta da mantıklı açıklaması var. Tek açıklama ortak atadan gelme olmadığı için benzerlik delil olarak kabul edilemez. Hem de fiziksel benzerliğe göre yapılan sınıflandırmanın yanlış olduğunu bugün bilimsel olarak biliyoruz. Demek ki benzerlik yakın akrabalık göstergesi değil. Gözlem olarak canlılar arasında genetik benzerlik delil olarak gösteriliyor. Oysaki iki sölekant türü arasındaki genetik benzerlik şempanze ve insan arasındakinden daha az. Bilimsel olarak iki sölekant türünün daha yakın akraba olduğu kesin. Sölekant gibi başka canlılar da var. Bilimsel kanıtın temel özelliği olan her seferinde aynı sonucu verme özelliği kanıt olarak gösterilen genetik benzerlik için geçerli değil. Demek ki genetik benzerlik de kanıt olarak kabul edilemez; çünkü yanıltıcı sonuçlar da verebiliyor. Ellerinde bir tek mikroevrimi doğrulayan deney ve gözlemler kaldığı için büyük bir sahtekarlık ve demagoji örneği olarak mikroevrim kanıtlarını makroevrime de kanıtmış gibi sunmak kalıyor. Buna gerekçe olarak da mikroevrimlerin birikerek kaçınılmaz olarak makroevrimi netice vereceği VARSAYIMını gösteriyorlar. Oysaki iki sölekant türünde mikroevrimler şempanze ile insandan daha fazla birikmiş ama makroevrimi netice vermemiş. Bakteriler 20 dakikada yeni nesil veriyor. Buna rağmen onlarca yıldır laboratuvarda bakterilerin genetik yapıları değiştirilip mikroevrim biriktirilmesine rağmen makroevrim olmuyor. Mikroevrimlerin birikerek makroevrimi netice vermediğini gösteren bu kadar çok deney ve gözlem varken makroevrimi netice veren tek bir deney ve gözlem yok. Demek ki mikroevrimlerin birikerek makroevrimi netice vermesi hayali VARSAYIMI yanlış.

Son olarak bu kadar bilim adamının makroevrimi savunduğunu iddia ederek kendileriyle çelişiyorlar. Müslümanları olaylara dogmatik değil bilimsel bakmaya davet edenler, kendi akıllarını makroevrimi savunan bilim insanlarına kiraya verip onları tartışılmaz dogma haline getiriyorlar. Bir şeyi sırf birileri öyle diyor diye doğru kabul etmek apaçık dogmatik bir bakış açısıdır.

Daha detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz
 

bilgelikyolunda

ll ☆
Yazar
Mesajlar
15,753
Tepki puanı
1,221
Düşünce
Sünni
Din kesinlikle bilim ve reforma kapalıdır.
Arzu edenler linki inceleyebilir
 

Science

☆☆☆☆
Ayrıldı
Mesajlar
1,684
Tepki puanı
839
Düşünce
Ateist
Bir şeyin tartışılmaya gerek olmadığını iddia etmek o şeyi tartışılmaz dogma haline getirmek demektir. Her iddia tartışmaya açık görülmelidir, aksi takdirde kişi zamanla dogmatik olur ama yine de tercih sizin.
Apaçık yazıyor
bu dediklerin ahzap 50_51 de köleliği savunduğu gerçeğini değiştirmiyor sayın ayet bükücü
 

Science

☆☆☆☆
Ayrıldı
Mesajlar
1,684
Tepki puanı
839
Düşünce
Ateist
Değişim anlamındaki evrim tabii ki vardır ve İslamla çelişen bir tarafı yoktur ama dinozorun kuşa, maymunun insana dönüşmesi gibi büyük çaplı evrimleşme bilimsel olarak imkansız hayali bir VARSAYIMdır. Bu yüzden ben kainatta var olan ama belli sınırlar içerisindeki küçük değişimlere mikroevrim, dinozorun kuşa dönüşmesi gibi büyük değişimlere makroevrim diyorum. Mikroevrim bilimsel bir gerçektir ve İslamla çelişmezken, makroevrim bilimsel olarak imkansız hayali bir VARSAYIMdır.

Bir şeyin bilimsel olarak doğru kabul edilebilmesi için gözlemlenebilmesi ve her seferinde deneylerin aynı sonucu vermesi gerekir.

Gözlem olarak canlılardaki fizyolojik vs benzerliği gösteriyorlar. Oysaki bu benzerliklerin yaratılışta da mantıklı açıklaması var. Tek açıklama ortak atadan gelme olmadığı için benzerlik delil olarak kabul edilemez. Hem de fiziksel benzerliğe göre yapılan sınıflandırmanın yanlış olduğunu bugün bilimsel olarak biliyoruz. Demek ki benzerlik yakın akrabalık göstergesi değil. Gözlem olarak canlılar arasında genetik benzerlik delil olarak gösteriliyor. Oysaki iki sölekant türü arasındaki genetik benzerlik şempanze ve insan arasındakinden daha az. Bilimsel olarak iki sölekant türünün daha yakın akraba olduğu kesin. Sölekant gibi başka canlılar da var. Bilimsel kanıtın temel özelliği olan her seferinde aynı sonucu verme özelliği kanıt olarak gösterilen genetik benzerlik için geçerli değil. Demek ki genetik benzerlik de kanıt olarak kabul edilemez; çünkü yanıltıcı sonuçlar da verebiliyor. Ellerinde bir tek mikroevrimi doğrulayan deney ve gözlemler kaldığı için büyük bir sahtekarlık ve demagoji örneği olarak mikroevrim kanıtlarını makroevrime de kanıtmış gibi sunmak kalıyor. Buna gerekçe olarak da mikroevrimlerin birikerek kaçınılmaz olarak makroevrimi netice vereceği VARSAYIMını gösteriyorlar. Oysaki iki sölekant türünde mikroevrimler şempanze ile insandan daha fazla birikmiş ama makroevrimi netice vermemiş. Bakteriler 20 dakikada yeni nesil veriyor. Buna rağmen onlarca yıldır laboratuvarda bakterilerin genetik yapıları değiştirilip mikroevrim biriktirilmesine rağmen makroevrim olmuyor. Mikroevrimlerin birikerek makroevrimi netice vermediğini gösteren bu kadar çok deney ve gözlem varken makroevrimi netice veren tek bir deney ve gözlem yok. Demek ki mikroevrimlerin birikerek makroevrimi netice vermesi hayali VARSAYIMI yanlış.

Son olarak bu kadar bilim adamının makroevrimi savunduğunu iddia ederek kendileriyle çelişiyorlar. Müslümanları olaylara dogmatik değil bilimsel bakmaya davet edenler, kendi akıllarını makroevrimi savunan bilim insanlarına kiraya verip onları tartışılmaz dogma haline getiriyorlar. Bir şeyi sırf birileri öyle diyor diye doğru kabul etmek apaçık dogmatik bir bakış açısıdır.

Daha detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz
Darwin ispinozu na rağmen makroevrim hayali VARSAYIM diyorsan beyninde bir sıkıntı var demektir :)
 

DemoKratos

V ☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
7,513
Çözümler
1
Tepki puanı
4,824
Düşünce
Ateist
E tabii yani, Osmanlılar niye Viyana önlerine kadar durdurulamadı? Yani yine az gittiler, Viyana Milano Berlin Paris çiğneyip geçseler şaşırılmazdı, doğaldı, olağandı.

Çünkü heriflerde devşirme sistemi var. Düzenli olarak işgal ettikleri her yerden dolaşıp ne kadar iri gürbüz çocuk varsa toplayıp getirip yeniçeri yapıyorlar. Böylece karşı tarafı güçten mahrum bıraktıkları gibi, en iri gürbüz askerlerden oluşan orduya da sahip oluyorlar.

Yine Viyana önünde durdurulmaları büyük başarı! Yeniçerilere mülk edinmek ve evlenmek yasaktı. Neden? Bir savaş çıksın da yağmalayalım, tecavüz edelim diye bekleyip dursunlar diye. Hayatları savaş, yağma, tecavüz olsun diye.

Kuran'a da yazarsın savaş esiri kadınlar evli bile olsa helal diye, tamam yani. Herif haldır haldır gider savaşa. Tabii ilk muslimlerin devşirme sisteminden haberi olmadığı için haydiii herkes savaşa, gidenlerin yarısı savaşta ölse e ne oldu bir sürü kadın dul kaldı tabii. E ölenlerin yerine yeni asker de lazım, hadi muslimler belinize kuvvet. Asker doğurun ki daha fethedilecek koca bir dünya var! Din allahın olana kadar savaşacağız, hadi hadi alın şu karıları çocuk yapın habire, durmayın! 😄

E yani, tabii ki durum bu şekilde!
 

Son konular

Üst