Pascal Bahsi Nedir?

Kaybeden Şair

☆☆☆☆☆
Kıdemli Üye
Mesajlar
1,277
Beğeniler
599
Düşünce
Ateist
#1
Büyük Fransız matematikçisi Blaise PASCAL'ın hesabına göre; Tanrı'nın yokluğuna dair olasılıklar ne kadar yüksek olursa olsun, bu konudaki yanlış bir varsayımda bulunmanın cezası devasa boyutta olacaktır. TANRI'ya inanırsanız bu sizin için iyi olacaktır. Çünkü eğer haklı iseniz; sonsuz mutluluğa sahip olacaksınız. Ancak eğer yanılmış iseniz; zaten bir şey değişmeyecektir. Diğer yandan, eğer TANRI'ya inanmayıp haksız çıkarsanız sonsuza kadar lanetleneceksiniz. Ama haklı iseniz; yine bir şey değişmeyecektir.

Bu bahis kısaca; Eğer Tanrı'ya inanırsanız bir şey kaybetmezsiniz. Ama eğer inanmazsanız ve bu konuda yanılır iseniz; kaybeden olursunuz.

Fakat iddianın tuhaf olduğunu fark etmişsinizdir. Yani TANRI'ya inanmayan bir kişi; "En azından ne olur ne olmaz ben yine de TANRI'ya inanayım" diyemez. Çünkü inanmak tedbir olarak alınabilecek bir mesele değildir. Mesela ben istediğim kadar KUTSAL kitapları okuyup ezberleyeyim. Örneğin KURAN'ın her kelimesine inanacağıma yemin edebilirim. Fakat ben gerçekten inanmıyorsam; bu inanmamı sağlamaz. Yani "TANRI'ya inanıyorum" numarası yapamazsınız. Çünkü gönlünce inanmıyorsunuz zaten. Ve inandığını iddia ettiğiniz TANRI; her şeyi bilme gücü olan türden ise, elbette TANRI gerçekte inanmadığınızı bilecektir.


"RİCHAR DAWKİNS "TANRI YANILGISI" adlı kitabının 106. sayfası..."

...Fakat zaten "Eğer Tanrı'yı hoşnut etmek istiyorsan yapmak zorunda olduğun tek şey ona inanmaktır" fikrini neden bu kadar kolay kabul ederiz? İnanmayı bu kadar özel yapan şey nedir? Tanrı'ının iyiliği, cömertliği ya da alçakgönüllülüğü ödüllendirmesi de inanmayı ödüllendirmesiyle aynı olasılıkta değil midir? Ya da dürüstlüğü? Ya eğer TANRI, gerçeği içtenlikle aramayı en yüksek erdem sayan bir bilimci ise? Cidden, evrenin tasarımcısı bir bilimci olmak zorunda değil midir? Bertnard Russell'a, öldükten sonra karşısında TANRI'yı bulduğunda ve onun Russell'a neden ona inanmadığını sorduğunda ne cevap vereceği sorulmuştu. "Yeterli kanıt yoktu, TANRI, yeterli kanıt yoktu," cümlesi Russell'ın (neredeyse ölümsüz diyebileceğim) cevabıydı. Ödlek bahisçiliği için TANRI'nın PASCAL'a duyacağından çok daha fazla saygıyı cesur kuşkuculuğu için (hapse düşmesine neden olan, Birinci Dünya Savaşı'nda gösterdiği cesur vicdani reddi bile boş verirsek) Russell'a göstermesi daha olası değil midir? Ve TANRI'nın ne karar vereceğini bilemesek bile, Pascal'ın Bahsini çürütmek için, TANRI'nın hangi yönde karar vereceğini bilmeye ihtiyacımız yoktur. Unutmayın ki; bir bahisten bahsediyoruz ve Pascal, bu girişiminin yalnızca ve yalnızca çok düşük olasılıklarda işe yarayacağını iddia etmiyordu. TANRI'nın ahlaktan yoksun sahte inancı (ve hatta dürüst inancı) açık yürekli kuşkuculuktan daha değerli bulacağına bahse girer miydiniz?

Biliyorsunuz ki; yeryüzünde binlerce tanrı var. Ve farz edin ki; Pascal'ın bahsettiği Tanrı yalanmış. Başka bir TANRI'nın var olduğunu düşünün. Yanlış bir TANRI üzerine bahse gitmektense; hiç böyle bir girişimde bulunmayabilirdi. Elbette bu daha mantıklıdır.

TANRI'nın var olması küçük bir şansa sahip olduğunu kabul etseniz de; onun için hayatınız boyunca ibadet etmeniz gerekecektir. Sahip olduğunuz tüm değerli zamanlarınızı ona ayırmak zorunda kalacaksınız. Bu tür şeyler yapıp elde edeceğinizden çok daha iyi ve kaliteli bir hayatı; onun olmadığına dair bahse girerseniz yaşayacağınız söylenebilir.
 

Kaybeden Şair

☆☆☆☆☆
Kıdemli Üye
Mesajlar
1,277
Beğeniler
599
Düşünce
Ateist
#2
Richar Dawkins "Tanrı Yanılgısı" adlı kitabında bu bahsi eleştirmiştir. Ve bunu paylaşmak istedim.

Bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Gerçekten çok başarılı.
 

RedOneTheDiver

☆☆
Kıdemli Üye
Mesajlar
147
Beğeniler
78
Düşünce
Agnostik
#3
Aslında tanrıya inanmakla daha çok çevresel bir tehdit olan mahalle baskısına boyun eğmiş oluruz. Halbuki inanç seküler bir toplumda sadece manevi bir kaçış olarak görülür ve o seküler toplumu oluşturabilenler bilim ile inancın arasını iyice açmıştır. Bundan dolayı kimse kimsenin işine karışmaz. Ödlek bahisçi de materyalist bir yaklaşım kurmuştur. Dönemin otoritesini kabul edersen hayatta kalırsın. Zaten öleceksin öyle ya da böyle. Öbür taraf meçhul ama bu taraf kesin. Aslında onun derdi bu taraftaki insanı, beşeri otoriteye karşı vereceği mücadelede savunmasız bırakmaktır. Zaten seküler demokratik anlayışı inşa edemeyen toplumlar otoriteye mahkumdur.
 

Mete Turan

☆☆☆☆☆
Yönetici
Mesajlar
1,451
Beğeniler
837
Düşünce
Agnostik
#4
Ya varsa diye inanılmaz. Varsa inanılır.
Dünyada on bin inanış türü olduğu söyleniyor. İnanmaya karar veren biri bu on bin inanıştan hangisine inanacak?
 

RedOneTheDiver

☆☆
Kıdemli Üye
Mesajlar
147
Beğeniler
78
Düşünce
Agnostik
#5
Önemli olan sizi maddi olarak tehdit eden inanç sahipleridir. Bir Fransız atasözü: Güçlü ne diyorsa, doğru odur.
 

Kaybeden Şair

☆☆☆☆☆
Kıdemli Üye
Mesajlar
1,277
Beğeniler
599
Düşünce
Ateist
#7
Ya varsa diye inanılmaz. Varsa inanılır.
Dünyada on bin inanış türü olduğu söyleniyor. İnanmaya karar veren biri bu on bin inanıştan hangisine inanacak?
Düşünsene diyosun ki
-Hangisi daha mantıklı ise ona inanacağım.
Diyosun ve hepsini araştırıyorsun. Ya zaten bunun onda birini bile incelemek tüm ömrü alır. Hangisine inanacağına karar verene kadar ölürsün zaten.