Rızık verme delili

leonlucas

Çaylak
Mesajlar
177
Tepki puanı
96
Düşünce
Ateist

Çünkü ülkede bir fizikçinin çalışabileceği hayal edilen koşullar yok maalesef. Bir kardeşim Odtü fizik, diğeri Doğuş Matematik mezunu fakat ikisi de çok zorlanıyor. Formasyon alıp öğretmen olmaya çalışıyorlar.
Keşke deal koşullar olsa da bir fizikçi, kimyager..vb güzel bir ortamda bilimsel olarak araştırmalar yapabilse, ülkeye faydalı olabilse. ama şu koşullarda bu tarz bölümlerde okumak ancak seven kişi için okul zamanı güzel olabilir, ama okul sonrası tam bir hayal kırıklığı. (Tabi ben genel olarak söylüyorum; istisnalar kaideyi bozmaz).
 

Agnostik Tanrı

☆☆
Deneyimli
Mesajlar
895
Tepki puanı
574
Düşünce
Agnostik
Şimdi bir şey diyeceğim ama ayıp olacak. Ben sana bilimle uğraşma mı dedim çocuk. Koç fizik okuduktan sonra ne olacağını sanıyorsun. Herhangi bir geçim derdin, bir sıkıntın olmayacak özel laboratuarında bilimsel çalışmalar, belki yeni icatlar mı yapacağını sanıyorsun ( Geleceğe Dönüş filminindeki profesör gibi mi olacağını sanıyorsun). Terbiyesizce "yaşamasın, üremesin" falan demişsin. Senin gibi mankafalar bilimle uğraşsa ne olur uğraşmasa ne olur.
Üniversteden mezun olana kadar zaten iktidar değişir ve yeni bir iktidar geldiğinde iyi gözükmek için ilk 2_3 yıl bazen 5 yıl iyi yönetir.
O sıradada zaten sonrasında sömürmek için yaptıklarını bildiğim için yemem Avrupa'ya giderim.
 

Pedronun Sol...

Çaylak
Mesajlar
222
Tepki puanı
87
Düşünce
Agnostik
Çünkü ülkede bir fizikçinin çalışabileceği hayal edilen koşullar yok maalesef. Bir kardeşim Odtü fizik, diğeri Doğuş Matematik mezunu fakat ikisi de çok zorlanıyor. Formasyon alıp öğretmen olmaya çalışıyorlar.
Keşke deal koşullar olsa da bir fizikçi, kimyager..vb güzel bir ortamda bilimsel olarak araştırmalar yapabilse, ülkeye faydalı olabilse. ama şu koşullarda bu tarz bölümlerde okumak ancak seven kişi için okul zamanı güzel olabilir, ama okul sonrası tam bir hayal kırıklığı. (Tabi ben genel olarak söylüyorum; istisnalar kaideyi bozmaz).
Evet bu dediklerin kısmen doğru ama not ortalamaları kaç üniversitede çalıştılar mı emek harcaladılar mı zaten yılda ort 30 fizikçi çıkıyor formasyon olayı da çok saçma abd cambridge gibi süper bir ünide bile fizik seçen öğrencilerin %70 yakını başka işlerde çalışıyor eğer sen ülkede iyi bir ort yaptıysan seni dünyada kaparlar ha yüksek lisans yapmayıp bilim adamı olmak istemiyorum derseniz matematik fizik alanında her işe girersin.
 

Pedronun Sol...

Çaylak
Mesajlar
222
Tepki puanı
87
Düşünce
Agnostik
Çünkü ülkede bir fizikçinin çalışabileceği hayal edilen koşullar yok maalesef. Bir kardeşim Odtü fizik, diğeri Doğuş Matematik mezunu fakat ikisi de çok zorlanıyor. Formasyon alıp öğretmen olmaya çalışıyorlar.
Keşke deal koşullar olsa da bir fizikçi, kimyager..vb güzel bir ortamda bilimsel olarak araştırmalar yapabilse, ülkeye faydalı olabilse. ama şu koşullarda bu tarz bölümlerde okumak ancak seven kişi için okul zamanı güzel olabilir, ama okul sonrası tam bir hayal kırıklığı. (Tabi ben genel olarak söylüyorum; istisnalar kaideyi bozmaz).
Yurtdışında o kadar çok türk bilim adamı var ki sayamazsın bile. Hepsi türkiye gibi bir yerde mi yaşar.
 

leonlucas

Çaylak
Mesajlar
177
Tepki puanı
96
Düşünce
Ateist
Sevgili genç kardeşlerim. Eğer sevdiğiniz mesleği yapmak gibi bir lüksünüz varsa (maalesef lüks), istediğiniz bölümü okuyun tabi ki. Elbette ki severek yaptığınız bir meslekte başarılı olup büyük bir haz duyma olasılığınız çok yüksek. Ancak eğer ben öncelikle hayatımı idame ettirmeliyim ve aynı zamanda nefret etmediğim, saygın bir meslek olsun diyorsanız, aynı zamanda iş bulma konusunda risk almamalıyım diyorsanız tıpla ilgili herhangi bir meslek seçiniz. Özel ilgi alanınızda kendinizi nasıl olsa geliştirme imkanı her zaman olacaktır o zaman.
 

Pedronun Sol...

Çaylak
Mesajlar
222
Tepki puanı
87
Düşünce
Agnostik
Sevgili genç kardeşlerim. Eğer sevdiğiniz mesleği yapmak gibi bir lüksünüz varsa (maalesef lüks), istediğiniz bölümü okuyun tabi ki. Elbette ki severek yaptığınız bir meslekte başarılı olup büyük bir haz duyma olasılığınız çok yüksek. Ancak eğer ben öncelikle hayatımı idame ettirmeliyim ve aynı zamanda nefret etmediğim, saygın bir meslek olsun diyorsanız, aynı zamanda iş bulma konusunda risk almamalıyım diyorsanız tıpla ilgili herhangi bir meslek seçiniz. Özel ilgi alanınızda kendinizi nasıl olsa geliştirme imkanı her zaman olacaktır o zaman.
Abi ülkede 10 milyon gençte tıp mı seçsin bizim saçma ülkenin sorunu bu.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,861
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
Düzeni sağlayanı düşünmeden önce bir düzenin olup olmadığı sorgulanmalıdır. Bana kalırsa düzen falan yok. Tamamen karmaşa.
Düzenin olup olmaması önemli değil ki düzende var olabilir.
sana bi makale atarım ağzın sağa sola döner ne kırmızı asası gidin de nature falan okuyun.
Bakalım bilim ne diyor?
Evrende düzen olduğunu bilim söylüyor. Çünkü düzen olmazsa bilim olmaz.

"3. Doğada kendini tekrar eden örüntüler (bir düzen) vardır. Doğa yasaları, bu desenleri/düzeni tanımlayabilir.


Doğadaki düzenden kasıt, atom altı parçacıklardan bir bizon sürüsünün davranışlarına ve galaksilerin oluşumuna kadar doğadaki her şeyin belirli kuralları ve örüntüleri takip etmesidir;"
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,861
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
Düzeni sağlayanı düşünmeden önce bir düzenin olup olmadığı sorgulanmalıdır. Bana kalırsa düzen falan yok. Tamamen karmaşa.
sana bi makale atarım ağzın sağa sola döner ne kırmızı asası gidin de nature falan okuyun.
Şimdi de bilim insanlarına kulak verelim:
Paul Davies şöyle der: “Bilim, evrenin her kademede tamamıyla mantığa ve akla uygun olduğu varsayımına dayanmaktadır. Ateistler, doğa kanunlarının herhangi bir gerekçesinin olmadığını ve evrenin tamamen anlamsız olduğunu iddia etmektedirler. Bir bilim adamı olarak bu düşünceyi kabul edemiyorum. Evrenin mantıklı, düzenli yapısının köklerinin yattığı sağlam mantıklı bir temel olmalıdır.” (Editörlüğünü Russell Stannard’ın yaptığı God fort the 21st Century’de Paul Davies, “What Happened Before the Big Bang?”, Philadelphia, Templeton Foundation Press, 2000, 12)

Ömrünü uzun yıllar yaratıcıyı inkâr ederek geçiren ancak sonradan yaratıcının varlığına ikna olan ünlü filozof Antony Flew’in de aşağıda örnek verdiği alıntılar ve beyan ettiği gibi, “Bilim, doğanın yaratıcıya işaret eden üç boyutuna işaret ediyor: Bunlardan ilki, doğanın kanunlara uyduğu gerçeği; ikincisi, hayat boyutu, maddeden kaynaklanan ve zekice organize edilip amaca yönelik hareket eden varlık boyutu; üçüncüsü ise, doğanın kendisidir.” (Antony Flew, Yanılmışım Tanrı Varmış, s. 90)

Stephen Hawking, şöyle bir soru sorar: “Olası tek bir ortak kuram olsa bile, bu kuram yalnızca bir kurallar ve denklemler kümesidir. Bu denklemlere can veren ve bu denklemlerin tanımlayacağı bir evreni yaratan şey nedir?” (Stephen Hawking, Zamanın Kısa Tarihi, New York: Bantam, 1988, 174)

Kendisi bir yaratıcıya inanmasa da, evrende muazzam bir düzen olduğunu kabul eden Hawking, daha sonra kendisiyle yapılan röportajlarda bu düzenin sahibinin yaratıcı olarak kabul edilebileceği hakkında şunları söylemiştir: “En büyük kanıt, evrendeki düzendir. Evren hakkında daha fazla şey keşfettikçe evrenin mantıklı kanunlarca yönetilmekte olduğuna dair daha fazla şey keşfederiz. Ve hâlâ aklınızda şu soru olur: ‘Evrenin var olma nedeni nedir?’ İsterseniz yaratıcıyı bu denklemin cevabı olarak tanımlayabilirsiniz.” (Gregory Benford, “Leaping the Abyss: Stephen Hawking on Black Holes, Unified Field Theory and Marilyn Monroe, Reason 4.02, Nisan 2002: 29)

Doğanın denge ve düzenine şahit olan ve bir yaratıcı fikrini kabul edenlerden biri de Einstein’dır. Einstein, evrenin muazzam bir düzen ve belirli kurallar çerçevesinde işlediğini beyan eder ve belirli sınırları olan aklımızın, takımyıldızlarını hareket ettiren gizemli gücün varlığını kavrayabildiğini ifade eder. (Max Jammer, Einstein ve Din, Princeton, NJ: Princeton University Press, 1999, 48)

Einstein, Ateist olarak anılmasına sürekli karşı çıkmıştır. Prens Hubertus ile yaptığı bir sohbette “Beni asıl sinirlendiren şey, yaratıcının varlığını inkâr eden insanların görüşlerini desteklemek için benden alıntılar yapmalarıdır.” demiştir. (Jammer, Einstein ve Din, 150)

Yine, Einstein şunları söyler: Bilimle ciddi biçimde uğraşan herkes, doğanın kanunlarının insanoğlundan üstün ve karşısında tüm alçak gönüllüğümüzle saygı duymamız gereken bir yaratıcının varlığının tezahürü olduğuna inanır. (Jammer, Einstein ve Din, 93)

Belirsizlik prensibi ve matris mekaniği ile bilinen Werner Heisenberg, “Yaşamım boyunca sürekli olarak bilim ve din ilişkisini düşünmek zorunda kalmışımdır. Çünkü, her ikisinin işaret ettikleri şeyin (yaratıcının) gerçekliğinden asla kuşku duymamışımdır.” demiş (Werner Heisenberg, Across The Frontiers. Trc. Peter Heath, San Francisco: Harper & Row, 1974, 213) vrendeki mükemmel düzenin varlığına işaret ederek bu düzenin bozulması halinde insanlığın başına toplama kampları ve atom bombalarından bile daha kötü şeyler gelebileceğini beyan etmiştir. (Werner Heisenberg, Physics and Beyond, San Francisco: Harper & Row, 1971, Edt. Timothy Ferris, The World Treasury of Physics, Astronomy and Mathematics, New York: Little, Brown, 1991, 826)

Kuantum hipotezini ilk ortaya koyan Max Planck ise, “Din ile biilm arasında asla gerçek anlamda bir zıtlık olamaz. Çünkü, biri diğerinin tamamlayıcısıdır.” demiştir. (Max Planck, Edt. Charles C. Gillespie, Dictionary of Scientifik Biography, New York: Scribner, 1975, 15)

Üçüncü bir kuantum kuramı formülü ile Heisenberg ve Schrödinger’i tamamlayan Paul A. M. Dirac da şöyle demiştir: “Yaratıcı, üst düzey bir matematikçidir ve evreni yaratırken ileri düzeyde matematik kullanmıştır.” (Paul A. M. Dirac, The Evolution of the Physicist’s Picture of Nature, Scientific American 208, Sayı 5, Mayıs, 1963: 53)

Evrende mükemmel bir düzen, nizam olduğunu ve bunun bir yaratıcıya muhtaç olduğunu savunan günümüzün önde gelen bilim adamlarına Paul Davies, John Barrow, John Polkinghorne, Freeman Dyson, Francis Collins, Owen Gingerich, Roger Penrose ve aynı düşüncede olan Richard Swinburne, John Leslie gibi bilim felsefecileri örnek olarak gösterilebilir. Özellikle, Davies ve Barrow; Einstein, Heisenberg ve diğer bilim adamlarının görüşlerini daha da geliştirerek, bu görüşleri doğanın temelindeki mantık ile yaratıcı arasındaki ilişki hakkında kuramlara dönüştürmüşlerdir. Her ikisi de bu araştırmaya yaptıkları katkılardan ötürü Templeton Ödülü’ne layık görülmüşlerdir.

Paul Davies, Templeton Ödülü’nü alırken yaptığı konuşmada “Bilim, ancak bilim adamı yaratıcıyı tamamen kabul eden bir dünya görüşü benimsediğinde ilerleyebilir.” demiş, “En ateist bilim adamının bile doğada en azından kısmen anlayabildiğimiz kanun benzeri bir düzenin varlığını kabul ettiğini” beyan etmiştir. (Paul Davies, Templeton Ödül Töreni Konuşması, Mayıs 1995)

Büyük matematikçi Kurt Gödel de, “Dünya, mantıklıdır.” diyerek (Hao Wang, A Logical Journey: From Gödel to Philosophy, Cambridge, MA: MIT Press, 1996, 316) Dünya’nın düzenini, onu yöneten üstün yaratıcının varlığının göstergesi olarak görmüştür. (Palle Yourgrau, A World Without Time: The Forgotten Legacy of Gödel and Einstein, New York: Basic Books, 2005, 104-5)

Simetri alanının en uzman kişilerinden biri olan Anthony Zee, kâinatta var olan muazzam bir simetriden ve bu simetrinin kaynağının yaratıcıdan başka bir seçenekte aranamayacağından bahseder. Doğanın kanunlarının esasında doğanın temelindeki simetrileri yansıttığını ifade eden Zee “Simetri, maddi dünyayı anlamamızda gittikçe artan merkezi bir rol oynamaktadır. Temel fizikçiler, en büyük tasarımın simetrilerle dolu olduğu inancını benimsemektedirler. Bize rehberlik eden simetri olmasaydı, modern fiziğin başlaması mümkün olmazdı. Fizik, günlük deneyimden uzaklaşıp yaratıcıya yaklaştıkça, akıllarımız sıradan kalıpların dışında düşünmektedir.” der. (Anthony Zee, Fearful Symmetry, New York: Macmillan, 1986, 280-281)

 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,861
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
Senin şu fail algısından kurtulman gerekiyor öncelikle. Düzeni sağlayan biri/bir şey yok.
Literatürün ırzına geçiyorsunuz, dinsizliğin bilimi, mantığı ve literatürü çöpe atmadan savunulamayacağının ibretlik bir örneğisiniz.

Yazmıştık:
Peki hep beraber düzenin tanımına göre gidelim:

TDK'ya göre düzenin birinci anlamı şu:

"Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem."

Demek ki düzen varsa bir kuran da vardır; çünkü kurulmuş olan durumdur düzen.

Yine düzen sistem demektir.

Bilime göre Güneş Sistemi, dolaşım sistemi vs var.

Demek ki bilime göre düzen var, yani belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum var.

Demek ki bilime göre belli yöntem, ilke veya yasalara göre kuran var.
Hareketin tanımında öncelik sonralık var, öncelik sonralık zamana bağlı kavramlardır.

Zamana bağlı olan ezeli olamaz.
sabitlik evrende yoktur. Evren dışında da yok bulgularımız kadarıyla.
Evren dışıyla ilgili zerre kadar bilimsel bulgu yok.

Okuyup dinlediğiniz dinsizler mi sizi kekledi, yoksa siz mi bile bile yalan söylüyorsunuz?
Fail olmadığı için atom düzene uymaz sınırlarında hareket edebilir.
Fail olmadan iş olabileceğini iddia etmek yeter neden ilkesini çöpe atmak demektir.

Bir tane bile mantığa giriş kitabı okuyan birinin bu cümleyi kurmaya utanması lazım.

Atomun düzene uymadığını iddia etmek de bilimi çöpe atmak demektir.

Çünkü düzenin var olması bilimin temel söylemlerinden biridir.

Bilimi ve mantığı çöpe atmadan dinsizlik savunulamıyor, bilimin ve mantığın olduğu yerde karşımıza daima Yaratıcının varlığının mantıksal zorunluluk olduğu sonucu çıkıyor.
Kuantum dalgalanma parçacık üretir.
Yazmıştık:
Makale yazarı atıf yapsa da yapmasa da bu bilimsel çalışmalar tam da Yaratıcının varlığının şart olduğunu bir kez daha gösteriyor. Şöyle ki:

Kuantum parçacıkları da ilk sebep olan ezeli Yaratıcı olamaz.

Aşağıdaki şinki incelerseniz aynen şöyle yazıyor:

"Kuantum Fiziği dahilinde Kuantum Dalgalanma (veya Kuantum Çalkalanma, İng: "Quantum Fluctuation"), uzayın belli bir noktasında, Werner Heisenberg'ün tanımladığı Belirsizlik İlkesi dahilinde, enerji miktarındaki geçici değişmedir. Bu olay, enerji korunumu ilkesinin ihlal edilebileceğini göstermektedir. Ancak bu ihlal; sadece çok küçük zaman aralıklarında olabilmektedir.

Buna rağmen fizikçiler, bu ihlalin yapıldığı anda var olan koşullara bağlı olarak sürenin uzatılabileceğini ve hatta, Evren'i yaratabilecek bir baloncuğun yoktan oluşup genişleyebileceğini ileri sürmektedir." diyor. Normalde çok küçük zaman aralığında olan şeyin süresini uzatan sebep nedir? Bu değişim dışarıdan bir müdahale ile olduysa demek ki kuantum dalgalanmaları haricinde bu dalgalanmalara etki eden bir sebep var, öyle değil mi?

Verdiğiniz linkte konu edilen bilimsel makalede aynen şöyle diyor:

"Özet olarak, bu makalede evrenin hiçlikten, kendi kendine (spontane olarak) yaratılabileceğinin matematiksel bir kanıtını sunduk. Küçük bir gerçek vakum balonu, metadengeli sahte vakumda meydana gelen bir kuantum dalgalanmayla yaratıldığında, eğer ki düzenleme faktörü p, -2'ye ya da 4'e eşitse eksponansiyel olarak (giderek hızlanan biçimde) genişleyebilir. Bu sayede, erken evren geri döndürülemez biçimde var olur. Burada, kuantum potansiyelinin, baloncuğun eksponansiyel olarak büyümesi için gereken gücü verdiğini gösterdik. Dolayısıyla, erken evrenin doğumu, tamamen kuantum mekanizmaları tarafından belirlenmektedir.

Kişi; zaman, uzay ve maddenin erken evren içinde hiçlikten nasıl var olduğunu sorabilir. Baloncuğun eksponansiyel genişlemesiyle, uzay ve zamanın oluşacağı şüphesizdir. Heisenberg'ün Belirsizlik İlkesi'ne göre, kuantum dalgalanmaları sonucu sanal parçacıklar oluşacaktır. Genel olarak konuşacak olursak, sanal bir parçacık, doğumundan hemen sonra yok olacaktır. Ancak tek bir çifte ait 2 sanal parçacık, yok oluşlarından hemen önce, baloncuğun eksponansiyel genişlemesi nedeniyle ayrılabilir. Bu nedenle, vakum balonu eksponansiyel olarak genişlerken büyük miktarda gerçek parçacık oluşur. Baloncuğun eksponansiyel genişlemesiyle oluşan parçacık yaratılışının karmaşık matematiksel hesaplamalarını, ilerleyen çalışmalarımızda göstereceğiz"


Şimdi soru şu:

Normalde düzenleme faktörü p, -2'ye ya da 4'e eşit olmadığı için sanal parçacıklar doğumlarından hemen sonra yok olmaktadır. Peki ne oldu da düzenleme faktörü -2 ya da 4 oldu ve sonuç olarak evren oluştu?

Buna sebep Yaratıcıdır deyip kestirip atmıyorum. Kuantum dalgalanma haricinde ortamda başka şey/şeylerin de mevcudiyetini gösterdiği için kuantum dalgalanmaya ezeli ilk sebep diyemeyeceğimizi gösteriyorum.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,861
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
Yoo gerçek şu;
Tanrı falan yok.
Yazmıştık:
İnsan deneyimi sonuçların sebebe bağlı gittiğini gösteriyor. Sebep sonuç ilişkisini kuramasak bile var olduğunu düşünerek mantık yürütelim:

Sebepler sonsuza kadar geri götürülemez. Çünkü bu durumda en sondaki sonucun oluşması için sonsuz sebebin gerçekleşmesi gerekirdi. Bu da hiçbir zaman mümkün olmayacağı için en sondaki sonuç hiçbir zaman ortaya çıkamazdı. Demek ki sebepler sonsuza kadar geri götürülemez, bir ilk sebep olmalı.

İlk sebep varsa o ilk sebebin bir sebebi yok, o ilk sebebin varlığı kendinden ve o ilk sebebin öncesi yok yani ezeli.

İşte o ilk sebep neyse Yaratıcı odur ve buradan anlıyoruz ki Yaratıcının varlığı kendindendir, Yaratıcı ezelidir ve madde termodinamiğin ikinci yasasına göre madde ezeli olamayacağı için Yaratıcı madde ötesidir.

Gördünüz mü mevcut bilimsel veriler ışığında işletilen mantık kuralları bize Yaratıcının kesin var olduğunu söylüyor.

Yaratıcı irade sahibi olmasaydı kendini etkileyip bir şey yaratmasına sebep olacak hiçbir şey olmadığı için hiçbir şey var olmazdı. Bir şeyler var. Öyleyse Yaratıcı irade sahibi yani Tanrı.

Sebep sonuç ilişkisi yoksa zaten varlıkları sebepsiz veya sebepli yaratan bir Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta kalmaz. Tüm zaman ve mekanları taramadığımız, zamansızlığı bilmediğimiz için Yaratıcının yokluğunu iddia etmek dogmatik bir tavır olur. En fazla denilecek şey şu: "sebep sonuç ilişkisi varsa Yaratıcı vardır, yoksa da Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta yoktur”

Kainatta formül olmasının tesadüf ihtimalini yok ettiği için tasarım seçeneğinin zorunlu olduğu, bu yüzden de sebep sonuç ilişkisi yoksa bile Yaratıcının varlığının zorunlu olduğunu da göz önünde bulundurunca Yaratıcının varlığı açıkça ortaya çıkıyor.

İlk oluşan canlı var olan besini enzim olmadan nasıl parçalayıp enerji üretti? Enzim olmadan bu mekanizmadaki bir çok reaksiyondan sadece biri 300 yıl sürer. 300 yıl boyunca canlı nasıl hayatta kaldı? Bu enerji üretim mekanizmasını nereden öğrendi?

İlk oluşan hücrede savunma sistemleri tesadüfen ve bir anda mı oluştu? Bir anda oluşmadıysa oluşana kadar hücre ölürdü. Makroevrimcilerin iddia ettiği gibi, bu savunma sisteminin milyonlarca yılda geliştirildiğini kabul etsek, hücrenin hayatta kalmasına ve kendini nesilden nesile sağlam bir şekilde aktarabilmesine ne ile hükmedeceğiz? Çok kısa bir ömrü olan bir varlık her gün on bin defa gerçekleşen saldırılardan kendini nasıl ve ne ile koruyabildi? Bir mu’cize mi gerçekleşti? Yoksa bu savunma sistemleri ile beraber mi varlık sahasına çıkarıldı?
http://yaratiliskongresi.dpu.edu.tr/eng/assests/images/2.pdf

Sonuç olarak mevcut bilimsel verilere göre Yaratıcı olmadan ilk canlının oluşması ve hayatını devam ettirmesi imkansız.
 

barney.stinson

Çaylak
Mesajlar
312
Tepki puanı
181
Düşünce
Agnostik
Şimdi de bilim insanlarına kulak verelim:
Bozuk plak gibisin. Bazen senin bot olduğundan şüphe ediyorum. Her defasında aynı şeyleri kopyala yapıştır yapıyorsun. Hatta bu yazdığın şey için sana "Bilim adamlarına kulak vermeyelim. Kendi fikirlerimizi söyleyelim." dediğimi haırlıyorum. Düzenin varlığı bilimsel değil, felsefi bir konudur. Bu sebeple bilim adamlarına kulak vermek mantıksızdır. Ha illa "Ben anlamam gardaşım. Bilim adamından daaa mı iyi bilecen" diyorsan, ateist bilim adamlarına da kulak ver. O kadar bilim sevdalısı isen.
 

Entropyy

lV ☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
4,112
Tepki puanı
3,386
Düşünce
Ateist
Bu çocuğa rızık verecek allah aranıyor yerini bilen bir zahmet kendisi ile iletişime geçsin.

1617721458710.png
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,861
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
bu yazdığın şey için sana "Bilim adamlarına kulak vermeyelim. Kendi fikirlerimizi söyleyelim." dediğimi haırlıyorum. Düzenin varlığı bilimsel değil, felsefi bir konudur. Bu sebeple bilim adamlarına kulak vermek mantıksızdır. Ha illa "Ben anlamam gardaşım. Bilim adamından daaa mı iyi bilecen" diyorsan, ateist bilim adamlarına da kulak ver. O kadar bilim sevdalısı isen.
Bilime göre evrende düzen olup olmadığı konusunda zaten bilim insanlarına kulak vermemiz gerekir.

Bana ne sizin işkembeden uydurduğunuz şahsi öznel fikirlerinizden.

Bilime göre evrende düzen olduğuyla ilgili evrim ağacının linkini attım.

Halen daha ateist teist bilim insanı ayrımı yapmaya kalkıyorsunuz.

Evrenin düzenli olduğu konusunu kabul etmeyen kişi teist de olsa ateist de olsa bilimi çöpe atıyordur.

Ad hominem (insan karalama) safsatası yapacağınıza mesajlarımızın neresi neden yanlış göstermeniz gerekir.

Yazdıklarımızda yanlış yoksa evrende düzen olması bilimin temelidir.

Olay bu kadar basit. :)
 
Mesajlar
144
Tepki puanı
47
Düşünce
Ateist
526x297-Ghs.jpg



Oldu da, bu şartlara rağmen ölmedi sağ kaldı, buluğa erdi. İslam' dan başka din veya dinsizlik üzere öldü. İki dünya cehenneminide tattı.
 

barney.stinson

Çaylak
Mesajlar
312
Tepki puanı
181
Düşünce
Agnostik
Bilime göre evrende düzen olup olmadığı konusunda zaten bilim insanlarına kulak vermemiz gerekir.

Bana ne sizin işkembeden uydurduğunuz şahsi öznel fikirlerinizden.

Bilime göre evrende düzen olduğuyla ilgili evrim ağacının linkini attım.

Halen daha ateist teist bilim insanı ayrımı yapmaya kalkıyorsunuz.

Evrenin düzenli olduğu konusunu kabul etmeyen kişi teist de olsa ateist de olsa bilimi çöpe atıyordur.

Ad hominem (insan karalama) safsatası yapacağınıza mesajlarımızın neresi neden yanlış göstermeniz gerekir.

Yazdıklarımızda yanlış yoksa evrende düzen olması bilimin temelidir.

Olay bu kadar basit. :)
Bu sizin temelsiz uydurmanız. Evrende düzen olup olmadığı bilimsel bir konu değil diyorum sana. Felsefi bir konu. Felsefe hakkında da bilgin yok herhalde. Düzen algısaldır. Bilim bunu bilemez. Düzen olduğunu kanıtlayamaz. Bu yüzden bilimsel değildir. Bilim adamlarına kulak vereceğine bilime kulak ver madem? Neden vermiyorsun? Çünkü bilim bir şey söyleyemez. Bilim adamları kendi fikirlerini söyler. Ne tesadüf ki senin zırvalarını destekleyen bilim adamları hep (tamamen tesadüf) inançlı bilim adamları oluyor. Madem bilime değil de yine bilim adamlarına kulak vereceksin. O zaman her telden bilim adamına kulak ver de samimiyetine inanalım. Öyle konuyu Ankara'dan alıp Bartın'a getirip algı yaratamazsın. Bu numaraların bana sökmez. Dediğim şeyi bi tarafından anlayıp ona göre yorum yapıyorsun. Ne tür bir cahilsin sen ya.
 

Son konular

Son mesajlar

Üst