Sanat, estetik ve din

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,110
Tepki puanı
1,384
Düşünce
Ateist
Konuya bir fıkra ile gireceğim. Hocaya sitem etmişler: "Hoca, sen İslamı anlatıyorsun, millete öğüt veriyorsun, örtünün diyorsun ama torunun mini etek giyiyor?" Hoca ne desin, "yakışıyor ama" demiş.

Konu, insanları en çok çelişkiye düşüren mevzular arasındadır. Her kafadan bir ses çıkar. Erkekleri tahrik etmenin günah olduğundan dem vurulur. Fakat başını örten kadınlar bile artık, başörtüsünün altına mini etek giymeye çok azı cesaret etse de, çoğunlukla streç tayt ve bluz giyiyorlar. Hatta opak çorapla mini etek giyenler de haylice var.

Sanatçıların sanat için açık giyiniyoruz demelerine bir yandan he he tabi tabi ne demezsin sanat için tabi tabi diye tepki verilir, bir yandan da kanıksanır. Yakışanı giymekten bahsedilir, güzele bakmak sevaptır bile denir. İnternet sitelerine açık saçık reklamlar koyuyorlar diye tepkiler verilir, erotik bulunan danslara, baleye tepki gösterilir.

Kısacası insanların çelişkiye düştükleri bir konudur. Bu konuda bir çözüm bulmak gerek!

Her konuya olduğu gibi, bu konuya da evrim açısından bakmak ufuk açıcıdır. İnsan türünde, kültürel evrim olarak bir estetik duygusu gelişmiştir. Bu da sanatı sonuç vermiştir. İnsan türü iki ayak üzerine kalktıktan sonra diğer bütün türlerden farklı bir estetik evrimi geçirmiştir. En başından bu güne kadar, bacaklar gelişmekte ve uzamakta, gövde küçülmekte ve kollar ön bacaklar olmaktan giderek çıkıp özel bir görünüme bürünmektedir. Gövdenin yanlardan basık olma hali ön ve arkadan basık olma haline dönüşmekte, bu da memeleri ön plana çıkarmaktadır. Sütyenin icadı da memelerin sarkmasını engellemektedir. Dik durmanın omurgaya bindirdiği yükü süspanse etmek için omurganın S biçimini almasıyla kalçalar da ön plana çıkmıştır.

Özetle insan vücudu bir estetik algısı kaynağıdır. Kişisel bir görüş elbette ama özellikle kadın vücudu çok daha estetiktir. Katılmayan olabilir. Ama istisnalar harici çarpık, biçimsiz erkek bacaklarında pek estetik yok bence. Kaslı olsa bir ayrı, zayıf olsa bir ayrı estetik yoksunluğu sergiliyor. Dar pelvis ayrı bir estetik yoksunluğu sergiliyor. Kadın yürüyüşü şimdi apaçık ki bir ayrı, pelvis genişliğinden dolayı. Geniş pelvis kalçaları da yuvarlak hale getiriyor. Erkek kalçası yani ortadan yarılmış armut gibi bir şey, kadın kalçaları birbirinden bağımsız şekilde yuvarlak olduğu için kesinlikle daha estetik. Bence tabii, zaten konu genelde insan estetiği, ben kadın için biraz özelleştirmekte fayda gördüm, çünkü çoğunlukla tartışılan kadın vücudunun göz önüne çıkarılması.

Konunun özü, insan vücudunun bir estetik algısı kaynağı olması. Bu da, vücudu sergileyen veya hatlarını ortaya koyan giyimin bir sanat olmasını haklı gösteriyor. Güzel ve estetik bir vücut adım başı rastlanan bir durum değildir. Bu bir özelliktir. Bu yüzden zaten vücudu güzel, biçimli olanlar manken ve oyuncu olabiliyor. Şimdi soruna gelelim:

Bu manken ve sanatçılar erkekleri mi tahrik ediyor, yoksa sanat mı yapıyorlar? Kuşkusuz podyumda sunulan, sadece elbise değil, vücut güzelliği ve estetiğidir. İyi de, bunda erkekleri tahrik etmekten başka ne yarar olabilir?

Yarar şu: Özel bir güzelliği olan bir manken ve sanatçıyı gördüğümüzde, evrimin insanı nereye kadar taşımış olduğunu görüyoruz. Nerde en yakın kuzenimiz şempanze, nerde insan vücudunun estetiği. İnsan vücudunun da neredeyse kusursuz bir biçime gelmiş olmasının ender ürünleri, bize evrimin ulaştığı noktayı açıkça gösteriyor.

Bu güzelliğin tam olarak doğal olmaması, estetik biçimlendirmeler konuya zarar vermez. Bu da biyolojik evrime eklenen kültürel evrimden sonra, buna da eklenen teknolojik evrimin bir göstergesi. Vücut sağlığı bozulmadan estetik müdahale yapılabiliyorsa, bu da teknolojinin bir başarısı. Başarılı bir estetik düzenleme de sergilenmeye değerdir!
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,110
Tepki puanı
1,384
Düşünce
Ateist
Şimdi tabii insan türünün kültürel evrimi estetik anlayışını geliştirerek, biyolojik evrim kökeninden gelişen kültürel evrimin dönüp biyolojik evrimi etkilemesini sonuç veriyor. Bu karmaşık sürece feed back (geri besleme) dönüt gibi adlar veriyoruz. Yani kaynaklandığı yeri dönüp yeniden şekillendirme. İşte insanın eşsiz oluşu, bütün diğer türlerden çok farklı oluşunun sırrı burda.

Yalnız bu geri beslemeli evrimde seçilimi doğal seleksiyon pek yapmıyor. Yapıyorsa da çok az etkisi oluyor. Burada asıl seçilim, cinsel seçilim oluyor.

İnsan şempanze ile ayrılalı yedi sekiz milyon yıl kadar oldu ama cinsel seçilim ilk kez bu uzun sürenin son bir milyon yılında başladı. Hayvanlarda da cinsel seçilim elbette ve tabii ki var. Ama insanınki farklılaşmaya başladı. Daha az hayvani görünüşlü bireyler cinsel partner seçiminde öne çıkmaya başladılar. Yani kısaca bir insan şempanzeden ne kadar fazla farklılaşmışsa o kadar makbul görünmeye başladı. Bu tercih, erkekler için daha az etkiliyken fakat özellikle dişilerin şempanzeye az benzeyenleri çok çok makbul görüldü erkeklerin gözünde. Bu yüzden dişilerin kılları hızla azalırken erkeklerin kılları o kadar hızlı azalmadı.

Yani şempanzeye en az benzeyen bir insan dişisi bir üreme sembolü, bir tanrıça, kutsal bir şey haline getirildi. Onlara çok değer verildi, hatta bu aşırı değer verme anaerkil toplum yapısını ortaya çıkarmaya kadar geldi. Ama biyolojik evrim buna fazla izin veremezdi, çünkü yavruyu karnında taşımak, doğurmak, emzirmek, büyütmek kadını av, savaş gibi işlerden alıkoyuyordu. Bu yüzden savaşan, avlanan erkeğin gücü, egemenliği ele geçirmesi kaçınılmazdı.

Üstelik doğum çok riskliydi. Erkekler savaşlarda, avlarda, dişiler doğumlarda telef oluyordu. Kadının savaşı doğurmaktır anlayışı böylece yerleşti. Savaşın arkasındaki asıl güç kadının doğum gücüydü. Savaşı erkekler yapıyor ama savaşan erkekleri kadınlar doğuruyordu!
 
Üst