Sebe 28. Ayeti Bütün İnsanlar Demiyor

Mesajlar
29
Beğeniler
37
Düşünce
Deist
#1
Sebe 28 ayetinden yola çıkarak, Kuran bütün yeryüzü insanlarına gelmiştir diyorlar. Bu ne kadar doğrudur?Şimdi bunu görelim. Ve ayeti aşağıdaki gibi yanlış çeviriyorlar,
Seni ancak bütün insanlara (kaffeten li en nasi) uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdik. - Sebe 28 KURAN

1- Büyük dil bilimci, Arapça gramerin büyük ustası denilen Zemahşeri, bu ayetin bütün insanlar şeklinde anlaşılmasının imkansız olduğunu söylemiştir.
2- Tefsirciler, bu ayetin Arap kavminin bütün insanlarını kastettiğini söyler. Tefsirciler bu ayete bütün yeryüzü insanları anlamını vermenin, evrensellik karşıtı ayetlerle çelişki yaratacağını söylemiştir. (Bu ayete evrensellik anlamı vermek, İbrahim 4, Fussilet 44, Zuhruf 44 gibi evrensellik karşıtı ayetleri çöpe atmış olmak demektir)

1. YAKLAŞIM TARZI: "Bütün insanlara" şeklinde çevrilen "kâffeten li en nâsi" ifadesi: Zemahşerî "bütün insanlara" tarzında yorumlanmasını Arap dili kurallan açısından hatalı bulur. Kaffeten = toplamak, toplu hale getirmek, toplu harekettir. Ya da amacın toplamı, toplam amaç anlamında kullanılır.

"Bu ayetteki kaffeten li en nasi kelimelerini birleştirerek okumak ve bütün insanlar anlamı vermek Arap dili kurallarına aykırıdır." (Zemahşeri, el Keşşaf Tefsiri - Sebe 28)
https://docs.google.com/file/d/0B8HCvt9Lvb2aUC0yTktKZmh0YUU/edit

Zemahşeri kaffeten kelimesinin toplayıp birleştirme eylemini anlattığını, bununda peygamberin uyarıcılık ve müjdecilik görevlerini toplayıp birleştirme anlamında kullanıldığını söyler. İnsanlar kelimesine yönelik değil, göreve yöneliktir bu kelime. Ve eğer Zemahşeri'nin tespitini temel alırsak ayet aşağıdaki gibi okunur:
Sana verilen görevin toplamı (kaffeten); insanlara uyarıcı ve müjdeci olmaktan ibarettir. - Sebe 28 KURAN
Ve bu ayeti bu şekilde anlayan tefsirciler bunu aşağıdaki ayetlerle de karşılaştırmışlardır:
Resül'ün görevi sadece tebliğ (müjde ve uyarı) yapmaktan ibarettir. - Maide 99 KURAN
... buna karşı peygamberlerin vazifesi, ancak açık-seçik bir tebliğden (uyarı ve müjdeden) ibarettir. - Nahl 35 KURAN
Benim görevim, yalnızca Allah’tan olanı ve O’nun gönderdiklerini tebliğ etmektir. - Cin 23 KURAN


Yani buradaki kaffeten kelimesinin; Toplam görevinin, yapacağı işin toplamının anlatmak ve uyarmak olduğuna işaret ettiğini söyleyen tefsirciler vardır.
(Sebe 28. ayette kaffeten kelimesinin sonuna ti eklenerek kelime dişil hale getirilmiştir. Kaffeten kelimesinin bu dişil hali, pantolonun iki paçasını bir araya getirmek, pantolonu toplamak anlamında da kullanılır. Bu ayette; peygamberin uyarıcılk ve müjdelicilik görevlerinin toplamı anlamında kullanılmıştır)

Muhammed kavminin tamamına bildirimde bulunarak görevini tamamlamıştır zaten:
Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni SİZE TEBLİĞ ettim. Rabbim dilerse SİZDEN BAŞKA BİR KAVMİ sizin yerinize getirir ve siz O’na bir zarar veremezsiniz. - Hud 57 KURAN

2. YAKLAŞIM TARZI:
SORULMASI GEREKEN SORU
, Kuran peygamberin gönderildiği insanlar dediği zaman; bütün kavimlerin bütün insanlarını mı kastediyor yoksa bir kavmin bütün insanlarını mı kastediyor? Bu soru tefsir ekollerinde tartışılmıştır.
Sebe 28. ayeti bütün insanlar şeklinde çevirsek bile; bir kavmin bütün insanlarımı yoksa bütün yeryüzü insanlarımı demek istediğini nasıl ayırt edeceğiz?

Sonuçta Kuran bütün insanlar derken bile bir kavmin bütün insanlarını kastediyor:
Musa asasıyla taşa vurunca sular fışkırtı ve bütün insanlar (külli en nasi) o suyu içtiler. - BAKARA 60 KURAN
Şimdi bütün insanların o suyu içmesi Çinden Brezilyaya kadar bütün yeryüzü insanlarının o suyu içmesi demek mi? Yoksa sadece Musa'nın kavminden olan bütün insanların o suyu içmesi mi?

Allah dedi ey Musa; seni her bir insanın başına
(ala en nasi - عَلَى النَّاسِ) yönetici olarak seçtim. Gönderdiklerimle ve sözlerimle. - Araf 144 KURAN
Şimdi ne diyelim? Musa bütün yeryüzü insanlarının başına mı getirildi? Elbetteki hayır. Yine bütün insanlardan kasıt Musa kavminden olan insanların tamamıdır.

Ve Baghawi tefsiri bu Sebe 28 konusuyla ilgili aşağıdaki bilgiyi veriyor:
" كان النبي يبعث إلى قومه خاصة وبعثت إلى الناس عامة "
"Bir peygamber kendi kavmi için, kendi kavmine gönderilir ve bu ayet peygamberin kavmine yönelik yazılmıştır." (Baghawi tefsiri, Sebe 28 ayeti)
http://quran.ksu.edu.sa/tafseer/baghawy/sura34-aya28.html#baghawy

Bu durumda ayetin anlamı aşağıdaki gibi oluyor:
Peygamberi (bir kavmin) tüm insanlarına gönderdik; konuşmak ve uyarı sağlamak için. - SEBE 28 KURAN
Yani sadece Kureyş kabilesine değil, sadece Mekkelilere değil, Arap kavminin tamamına gönderdi. Arap kavminin bütün insanlarına.

Aslında Baghawi burada İbrahim 4. ayete ve Zuhruf 44. ayete gönderme yapmış oluyor. Bu ayetler peygamberin görevini Arap kavmiyle ve Arap diliyle sınırlıyor. İbrahim 4 bir ilke koyuyor ortaya: kavmin diliyle peygamberin dili aynı olmalıdır. Farklı olmamalıdır. O halde bütün insanlar dediğinde bile bir kavmin bütün insanlarını kastetmiş oluyor.
Biz her peygamberi başka değil,sadece kendi kavminin diliyle kendi kavmi için göndeririz.Böylece onlara anlatabilmesini mümkün kılarız. - İBRAHİM 4 KURAN
Muhammed'de Arap kavminin diliyle Arap kavmine gitmiştir. Ve bunu Zuhruf 44'le karşılaştıralım:
Kuran senin için ve kavmin için bir öğüttür. Sen ve Kavmin ondan sorumlu tutulacaksınız. - ZUHRUF 44 KURAN
Bütün kavimler içindir demiyor. Bütün kavimler ondan sorumludur demiyor. Neden?
Kuran bütün yeryüzü insanlarını kastetme eğiliminde değildir. Öyle olsaydı Zuhruf 44 şimdiki gibi olmazdı. Kuran bütün kavimler içindir derdi, Kuran'dan bütün kavimler sorumludur derdi.

Kuranı senin lisanınla (Arap lisanıyla) kolaylaştırdık ki onunla inatçı bir kavmi uyarabilesin. - Meryem 97 KURAN

Bütün kavimleri uyarman için dememiş. İnatçı olan o bir kavmi uyarman için demiş. Kolaylaştırılmış Arap lisanıyla anlatılanı zar zor anlayan bir kavimden söz edildiği açık. Peygamberin görevi kendi kavmiyle ve kendi diliyle sınırlıdır.

Ve onu emin bir ruh indirdi. - Şuara 193 KURAN

Uyarıcılardan olabilmen için. - Şuara 194 KURAN
Apaçık Arap lisanıyla. - Şuara 195 KURAN
(Bi lisânin arabiyyin mubîn)
Demek ki apaçık Arap lisanında inmese Arap kavmine uyarıcılık yapamayacaktı. O halde Japon kavmine uyarıcılık yapmak içinde apaçık Japonca inen bir kitap gerekiyor. Uyarıcılardan olabilmen için, apaçık Arapça indirdik. Bu da demektir ki; sadece Arapça inen bir kitapla uyarıcılık yapabilir, sadece Arapça konuşanlara uyarıcılık yapabilir. Apaçık Japonca inen bir kitaba sahip olmadığı için Japon kavmine uyarıcılık yapamaz.

Ve Kuran insanlar derken bir halkın insanlarını kasteder. Bir kavmin insanlarını kasteder. Bütün halkların insanlarını değil, bütün kavimlerin insanlarını değil.
Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır.
Eğer dilerse, sizi giderir ve yeni bir halk getirir.
(halkın cedid - خَلْقٍ جَدِيدٍ) - Fatır 15, 16 KURAN

Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. - Nisa 133 KURAN
Dilerse sizi yok eder ve yerinize başka zürriyete sahip yeni bir kavim getirir. - Enam 133 KURAN


SEBE 28 İLE FURKAN 56 KARŞILAŞTIRMASI:


Sebe 28. ayetle Furkan 56. ayet neredeyse birbirinin aynıdır. İkisi de aynı şeyi anlatırlar. Hatta Furkan 56. ayet tamamıyla Sebe 28. ayetin içinde yer alır.

Ve mâ erselnâke illâ mubeşşiran ve nezîrâ. (Furkan 56 KURAN)
Ve mâ erselnâke illâ kâffeten lin nâsi beşîran ve nezîran.(Sebe 28 KURAN)

http://www.kuranmeali.org/25/furkan_suresi/56.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Bizim seni gönderme sebebimiz; uyarıcı ve müjdeci olmanın dışında başka şey için değildir. (Furkan 56 KURAN)
Bizim seni gönderme sebebimizin
toplamı (kaffeten); insanlara uyarıcı olman dışında başka şey için değildir. (Sebe 28 KURAN)

Uyarıcılık dışında beklentisi olanlara cevaptır iki ayette. İki ayet aynı şeyi anlatıyor, aynı şeyi vurguluyor. Kuran bütün insanlar içindir deme kaygısı gütmez. Öyle olsaydı Furkan 56. ayette de insanlar kelimesinin geçtiğini görürdük. Ve bütün insanlar içindir deme kaygısı olsaydı; Zuhruf 44. ayet bu günkü gibi olmazdı, bütün kavimler ondan sorumludur şeklinde olurdu.
 
Mesajlar
29
Beğeniler
37
Düşünce
Deist
#2
Sebe 28. ayetteki, "Bütün insanlara" şeklinde çevrilen "kâffeten li en nâsi" ifadesi, bütün insanlar şeklinde anlaşılamaz. Neden?

Büyük dilci Zemahşeri buna neden itiraz etmiştir? Kendi kafalarındaki ön yargıları ayetlere yansıtabilmek için, Arapçanın gramer kurallarını nasıl hiçe saydıklarını Zemahşeri defalarca kanıtlamıştır.

Zemahşerî "kâffeten li en nâsi" ifadesinin "bütün insanlara" tarzında yorumlanmasını Arap dili kuralları açısından hatalı bulur. Zemahşeri bunu bir saptırma olarak görür. Ayeti anlamından saptırma. Ayet bütün insanlar demeyi hedeflemiyor.

1- İllede bütün insanlar deyimini kullanmak isteseydi külli en nasi derdi.Kaffeten li en nasi demezdi.

Musa asasıyla taşa vurunca sular fışkırtı ve bütün insanlar
(külli en nasi) o suyu içtiler. - BAKARA 60 KURAN

Kaffeten kelimesi kulluhum (bütün hepsi) ile aynı anlama gelmez.

- Zemahşeri kaffeten kelimesinin fiil / fiilimsi olduğunun farkındadır. İnsanları toplamak anlamı verir bu kelimeye. Yani harekete yönelik, eyleme yönelik bir anlam verilmesi gerektiğini söyler.

(Sebe 28. ayette kaffeten kelimesinin sonuna ti eklenerek kelime dişil hale getirilmiştir. Kaffeten kelimesinin bu dişil hali, pantolonun iki paçasını bir araya getirmek, pantolonu toplamak anlamında da kullanılır. Yani fiildir, eylem bildirir, eyleme yöneliktir.)


2- Kaffeten kelimesini li en nasi kelimesiyle birleştiremezsiniz.

Bu iki kelimeyi birleştirerek okumamız istenseydi, kaffeten li en nasi demezdi, li kaffeten nasi derdi. Yada ala kaffeten nasi derdi. Li (içindir) sözü kaffetenden önce gelirdi, kaffeten kelimesinden sonra gelmezdi.

Ve Zemahşeri kaffeten kelimesini, illede insanlarla ilgili kullanan bazılarının aşağıdaki gibi kullandığını belirtir.

Uyarı ve müjde yapabildiğin insanlardan inanmış olanları aynı inanç etrafında toplamak (kaffeten) için görevlendirildin. - Sebe 28 KURAN

Ve buradan bile uyarı yapabildiği kendi kavminin insanlarını birleştiren, uyarı yapamadığı yabancı kavimlerin insanlarını toplayamayan, birleştiremeyen anlamı çıkar. Çünkü onların dillerini bilmiyor ve onları birleştirip toplayamaz. Çince ve Japonca bilmiyordu.

Kuran’ın anlattığına göre Arap kavmi inatçı ve cahil bir kavimdir, kendi içinde bölünmüş bir kavimdir. Ve Kuran’ın bütün düzenleniş amacıda kendi içinde bölünen bu kavmi birleştirmektir, toplamaktır. Bu kavmin kendi içinde yaşadığı iç ihtilaflara son vermektir. Kavmin ihtilaflı insanlarını, bir araya gelemeyen insanlarını bir araya toplamak.

"Bu Kuranı sesin lisanınla kolaylaştırdık ki onunla İNATÇI OLAN BİR KAVMİ uyarabilesin. Meryem 97, Kuran"
Kitabı sana başka şey için değil, sadece kendi arasında ihtilaf yaşayan
tek kavim için (li kavmin - لِّقَوْمٍ) uyarı yapasın diye indirdik. Hidayet ve rahmet olarak, iman etsinler. - NAHL 64 KURAN

NOT: Ayetin Arapça metninde Lİ KAVMİN (TEK KAVİM İÇİNDİR - لِّقَوْمٍ) sözü var ama ayetin Türkçe tercümelerinde yok, özenle üstü örtülmüş. Üstelik ayet sadece tek kavim içindir (li kavmin - لِّقَوْمٍ) demiyor, kavmin özelliğini de veriyor: kendi içinde bölünmüş bir kavim, kendi içinde ihtilaf yaşayan bir kavim. (اخْتَلَفُواْ - ihtelefu = kendi içinde ihtilafa düşmüş, bölünmüş)

Bunu Sebe 28 ile birlikte düşünürsek, peygamberin görevi kendi içinde ihtilaf yaşayan bu kavmin insanlarını birleştirmektir, toplamaktır. İhtilafa son vermektir.
 
Mesajlar
3
Beğeniler
4
Düşünce
Deist
#3
Kuran’a göre her peygamber kendi kavminin bütün insanlarına gönderilir. Onun için insanlar demesi gayet normaldir. Ama hiçbir peygamber bütün kavimlerin insanlarına gönderilemez. Bütün kavimlere gönderilmesi Kuran’ın koyduğu ilkelere ters düşer.

Seni ancak bütün insanlar için (kaffeten li en nasi) uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdik. - Sebe 28

1- Bu ayeti böyle çevirmek, böyle evrensellik anlamı vermek; İbrahim 4, Fussilet 44, Zuhruf 44 gibi evrensellik karşıtı ayetleri çöpe atmak demektir. Kitap için dese belki birazcık yol götürür. Ama peygamber için bunu demek; peygamber bütün dünya dillerini biliyormuş gibi, gidip bütün dünya insanlarına uyarı yapabilirmiş gibi bir anlam vermek olur ki, bu saçmadır.

Bu ayetteki kaffeten li en nasi ifadesine bütün insanlar anlamı vermek saçma ve Arap dili kurallarına aykırıdır. Kaffeten toplamak, cem etmek demektir ve peygamberin göreviyle ilgilidir. Ayetteki insanlardan kastedilense o bölgedeki yerel insanlardır. (Zemahşeri,El Keşşaf)

Arapçada pantolunu paçalarını katlayıp bir araya getirme durumuna da kaffeten denir. Paçalarıntoplanması, toplamı, bir araya getirmek. Bu ayette de kaffeten peygamberin görevinin toplamı, yapacağı işin toplamı anlamındadır.

Seni gönderme amacımızın(senin görevinin) toplamı (kaffeten); insanlara müjdeci ve uyarıcı olmandan ibarettir. - Sebe 28
Seni sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. - Furkan 56
Resül’ün görevi sadece tebliğ (müjde ve uyarı) yapmaktan ibarettir. - Maide 99


Muhammet kendi kavminin (Arap kavminin) insanlarına bildirimde bulunarak bu görevini tamamlamıştır zaten:
Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim dilerse sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir. Hud 57

2- Bütün insanlar demek külli en nasi demektir, kaffeten li en nasi deyil. Ve Kuran külli en nasi dediğinde bile bütün dünya insanlarını değil, bir kavmin bütün insanlarını kastediyor.

... Musa asayla taşa vurunca sular fışkırdı, bütün insanlar (külli en nasi) o suyu içtiler. - Bakara 60

Bütün insanların o suyu içmesi, Çin’den Brezilyaya kadar bütün yeryüzü insanlarının o suyu içmesi midir? Yoksa bütün insanlardan kasıt Musa’nın kavminden (İsrailoğullarından) olan bütün insanlar mıdır? Bütün insanlar dediğinde bile bütün yeryüzü insanlarını kastetmeyen bir kitap var karşımızda. Sebe 28 bütün insanlar (külli en nasi) deseydi bile şunu sorardık; bütün kavimlerin bütün insanlarını mı kastediyor? Yoksa bir kavmin bütün insanlarını mı kastediyor?

Allah dedi ey Musa, seni her insanın başına (ala en nasi (عَلَى النَّاسِ) yönetici olarak seçtim. Gönderdiklerimle ve sözlerimle. - Araf 144

Musa bütün yeryüzü insanlarının her birinin başına mı yönetici olarak getirilmiş? Yoksa sadece kendi kavminden (İsrailoğullarından) olan her insanın mı başına getirilmiş?

Her peygamber kendi kavminin bütün insanlarına gönderilir. Muhammet Arap kavminin diliyle Arap kavmine, Musa İsrailoğulları kavminin diliyle İsrailoğulları kavmine.

Biz her peygamberi başka değil, sadece kendisiyle aynı dili konuşan kendi kavmine göndeririz. Böylece onlara anlatabilmesini mümkün kılarız. - İbrahim 4

İbrahim 4 gibi ayetlerden dolayı tefsirci Baghawi Sebe 28. ayet için aşağıdaki gibi konuşur:
كان النبي يبعث إلى قومه خاصة وبعثت إلى الناس عامة
”Bir peygamber kendi kavmi için,kendi kavmine gönderilir ve bu ayet peygamberin kavminden olan insanlara yönelik yazılmıştır” (Baghawi tefsiri, Sebe 28 ayeti)
http://quran.ksu.edu.sa/tafseer/baghawy/sura34-aya28.html#baghawy

Baghawi’nin dediği gibi anlarsak o zaman ayet aşağıdaki gibi olur:
Seni gönderme sebebimizin toplamı, (kendi kavminden olan) insanlara uyarı ve müjde yapmaktan ibarettir. - Sebe 28
Kuran senin için ve kavmin için bir öğüttür. Sen ve kavmin ondan sorumlu tutulacaksınız. - Zuhruf 44


Bütün kavimler içindir demiyor. Bütün kavimler ondan sorumludur demiyor. Kuran bütün yeryüzü insanlarını kastetme eğiliminde olsaydı Zuhruf 44 şöyle olurdu: Kuran bütün kavimler içindir, Kuran’dan bütün kavimler sorumludur.
Üstelik Arap kavmine özel oluşunu mecburi kılan ayetler vardır;

Eğer onu Arapça bir Kuran kılmasaydık; ’neden dilimizde inmedi, Arap olana Arapça olmayan bir Kuran olur mu hiç’ diyeceklerdi. - Fussilet 44

O zaman Japon kavmininde Japonca inmeyen bir kitap için ”neden dilimizde inmedi” deme hakları vardır. Japon olana Japonca inmeyen kitap olur mu deme hakları var. Yabancı dilde inen mesaja itiraz hakkı tanıyan bir ayet. Evrensellik karşıtı.

Ve onu emin bir ruh indirdi - Şuara 193
Uyarıcılardan olabilmen için - Şuara 194
Apaçık Arap lisanıyla - Şuara 195
(Bi lisânin arabiyyin mubîn)

Demek ki apaçık Arap lisanında inmese Arap kavmine uyarıcılık yapamayacaktı. O halde Apaçık Japonca inen bir kitaba sahip olmadığı için Japon kavmine uyarıcılık yapamaz.

Rabbin ülkelerin (memleketlerin) ana kentlerine ayetleri okuyup anlatan peygamberler göndermedikçe, o üleklerin (memleketlerin) halklarını helak etmez / sorumlu tutmaz. - Kasas 59

Japon memleketinin ana kenti olan Tokyo’ya Japonca konuşan bir peygamber gitmediyse, Japon kavmi sorumlu tutulamayacaktır.
3- Sebe 28. ayeteki kaffeten kelimesine bütünü anlamı verseniz bile, bütünü içindir diyebilmeniz için Li (içindir) harfi ceri kaffetenden önce gelmelidir. Harfi cerler sadece kendinden sonraki ismin anlamına katkı için getirilirler: Li Allahi = Allah için, Li kavmi = kavim için. Yani kaffeten li en nasi değil, li kaffeten nasi demeliydiki bütün insanlar içindir anlamına gelebilsin. Kaffeten kelimesinin ‘içindir‘ anlamına dahil olabilmesi için: li (içindir) kaffetenden önce gelmelidir.

**Zumer 27-28 ayetlerini okumak bile insanlar derken; sadece anadili Arapça olan insanları kastettiğini anlamaya yetiyor.
Biz bu Kuran’da insanlar için her türlü örneği verdik. - Zumer 27
Ve bunu başka değil, pürüzsüz Arapça yaptık ki korunabilsinler. - Zumer 28

Pürüzsüz Arapça olmasaydı hangi insanlar korunamayacaktı? Japon kavminin insanları mı? Yoksa Arap kavminin insanları mı? İnsanlar derken hangi insanları kastetmiş oluyor?

Bu basiretler bir kavmin insanları için hidayet ve rahmettir. - Casiye 20
Malesef bu Casiye 20. ayette doğru tercüme edilmiyor.Eğip bükerek çeviriyorlar.
Bu ayette bir kavimden olanlar içindir (Li kavmin - لِّقَوْمِ) sözü geçmiyormuş gibi davranıyorlar. Bu kelimeyi yok sayıp sadece insanlar kelimesini alıyorlar.

Kuran insanlara seslenirken bir halkın insanlarını kasteder. Bir kavmin insanlarını.
Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Eğer dilerse, sizi giderir ve yerinize yeni bir halk getirir. (halkın cedid - خَلْقٍ جَدِيدٍ) - Fatır 15, 16
Sizi yok eder ve yerinize başka zürriyete sahip yeni bir kavim getirir. - Enam 133
Senide ataları uyarılmamış olan ve bu sebeple GAFLET (bilgisizlik) içinde kalmış o bir kavmi uyarman için gönderdik. - Yasin 6

Bütün kavimleri uyarman için gönderdik demeyi unutmuş olmalı.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

NoTThingLosE

☆☆☆
Üye
Mesajlar
859
Beğeniler
197
Düşünce
Sünni
#4
Eğer Kuran sadece arap kavmi için olsaydı Muhammed ve gelen halifeler, dini diğer kültürlere ve kavimlere yaymak için uğraşmazlardı. Diğer konuda cevap vermiştim uzun uzun yazmicam.
 
Üst Alt