Sorgulamak İslamın Emridir

Muhammet08

Üye
Mesajlar
30
Tepki puanı
3
Düşünce
Muvahhid
Çoğu kişiye din denilince akıllarına ön kabullerle bağlanılmış bilim ve akıl dışı bilgiler bütünü gelir. Belki çoğu din için bu iddia geçerli olabilir. Ama Allah katındaki tek din olan İslam için bu iddia geçerli değildir.
Kuran’da sorgulamak farz ibadettir. Kuran’ın 700’e yakın ayetinde düşünmek, akletmek ve sorgulamak geçer;
(Bu Kur’an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. [Sad Suresi (38/29]
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler.” [Zümer Suresi (39/9]
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten deliler vardır. [Âli İmran Suresi (3/190]

Yüzlerce ayette Allah evrendeki tüm detayları incelememizi ve bu bilgiler üzerinde düşünmemizi emreder. Ayrıca Kuran’da açık görüşlü olmak ve her fikri dinleyip en güzeline uymak da farzdır. Yani bağnaz bir kafa yapısı, tek taraflı düşünce, bir kişiye kayıtsız şartsız bağlılıkla o ne derse kabul etmek yoktur.
Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir. [Zümer Suresi (39/18]
Allah Kuran’ı dahi sorgulayarak test etmemizi ister;
Onlar hâlâ Kur’an’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar (çelişkiler, ihtilaflar) bulacaklardı. [Nisa Suresi (4/82]
Şu anda özellikle ateistlerin üzerinde durdukları en önemli 3 konu : Yeryüzünde dökülen kan, Allah’ı görmek ve ölülerin nasıl diriltileceği konularıdır. İlginçtir ki bu konuları ilk sorgulayanlar ateist veya deistler değil, Peygamberler ve Meleklerdir.
Hz. İbrahim ölülerin nasıl diriltileceğini sorgulamıştır;
Hani İbrahim: “Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için” dedi. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” [Bakara Suresi (2/260]
Hz. Musa Allah’ı görmek istemiştir;
Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi O’nunla konuşunca: “Rabbim, bana göster, Seni göreyim” dedi. (Allah “Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin.” Rabbi dağa tecelli edince, onu param parça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: “Sen ne yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim” dedi. [A’raf Suresi (7/143]
Melekler yeryüzündeki zulmü sorgulamışlardır;
Hani Rabbin, Meleklere: “Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim” demişti. Onlar da: “Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?” dediler. (Allah“Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim” dedi. [Bakara Suresi (2/30]
Ayetlerden anlaşılıyor ki bu tarz konuları sorgulamak, yani bu konularda sorular sormak ve cevap aramak Peygamber sünnetidir. Dolayısıyla kimse Kuran’da sorgulama ve düşünme olmadığını iddia edemez.
Allah üstteki gibi soruları sormamızı uygun bulurken ibadetlere dair veya Kuran’ın genelindeki hükümlere dair detayları sormamızı istemez. Bunun en güzel örneği sığır kıssasındadır. Allah bir sığır kesin der. Fakat Musa kavmi sürekli olarak detay sorarak ibadeti içinden çıkılmaz bir hale getirmeye çalışır;
Hani Musa kavmine: “Allah, muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. “Bizi alaya mı alıyorsun?” dediler. (Musa) “Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” dedi. [Bakara Suresi (2/67]
“Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini açıklasın” dediler. (Musa, Rabbine yalvardıktan sonra) “Şüphesiz Allah diyor ki: O ne pek geçkin, ne de pek genç, ikisi arası dinç(likte bir sığır olmalı)dır. Artık emrolunduğunuz şeyi yerine getirin” dedi. [Bakara Suresi (2/68]
(Bu sefer) dediler ki: “Rabbine adımıza yalvar da, bize rengini bildirsin.” O: “(Rabbim) diyor ki: O, bakanların içini ferahlatan sarı bir inektir” dedi. [Bakara Suresi (2/69]

Görüldüğü gibi ayetlerde Allah bir ibadet söylüyorsa belirtmediği detaylardan sorumlu olmadığımız ve ısrarla detay sormamızın da hatalı olduğu sonucu çıkmaktadır.
Bu konuyla ilgili başka bir ayette de şöyledir;

Maide suresi 101. Ayette Allah ibadetle ilgili veya hayatın genel alanlarındaki bir konu ile ilgili detay sormamamızı emrediyor. Yani Kuran’da ne varsa onlardan sorumluyuz. Onun haricinde detaylarla uğraşmayın diyor Allah. Ne yazık ki şu an özellikle Ramazan programlarında gördüğümüz, dinde detay sorma hastalığına bu ayetle eleştiri getirilmiştir.
Yani Allah Müslümanlara, O’nu neden göremediğinizi, yeryüzünde neden kan döküldüğünü vb soruları sorabileceğimizi ve üzerinde düşünebileceğimizi ama hayata dair verilen Kuran hükümlerinin detayını sormamamızı ve üzerinde de düşünmememizi söylemektedir. Ama ne yazık ki Müslümanlar tam tersini yapmakta çok önemli felsefi konular üzerinde düşünmeyi özellikle ateist ve deistlere bırakıp, şunu yapmak abdesti bozar mı, şu orucu bozar mı, namazda elim hangi açıyla duracak gibi gereksiz sorularla boğuşmaktadırlar…
Ayrıca Kuran’nın sorgulama konusundaki en önemli emri anne babadan gelen dini sorgulamaktır. Çünkü dünyada geçmişte yaşamış, şu an yaşayan ve yaşayacak herkes farklı bir dinin olduğu toplum ve ailede doğarlar. Hatta o dinlerin de farklı mezheplerinde. Ve ilginçtir ki herkes doğru olduğunu iddia eder. Bu nedenle Allah tüm insanlara (Müslümanlar da dahil) atalarının sistemini sorgulamayı ve Kuran’a göre düzeltmeyi emretmiştir;
Bu bağlamda düşünüldüğünde dünyadaki herkes Kuran’daki Allah’ın istediği İslam’a aynı uzaklıktadır.
Kısaca Kuran’da sorgulamak farz ibadettir. Felsefi düşünce sistemi Kuran’ın temelini oluşturmaktadır. Ama birçok Müslüman felsefenin ateistlere dinsizlere ait bir şey olduğunu sanmaktadır. Tam tersi felsefi ve bilimsel düşünce Kuran’ın ana mesajıdır…
 

alemdar27

☆☆☆
Üye
Mesajlar
749
Tepki puanı
152
Düşünce
Deist
Çoğu kişiye din denilince akıllarına ön kabullerle bağlanılmış bilim ve akıl dışı bilgiler bütünü gelir. Belki çoğu din için bu iddia geçerli olabilir. Ama Allah katındaki tek din olan İslam için bu iddia geçerli değildir.
Kuran’da sorgulamak farz ibadettir. Kuran’ın 700’e yakın ayetinde düşünmek, akletmek ve sorgulamak geçer;
(Bu Kur’an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. [Sad Suresi (38/29]
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler.” [Zümer Suresi (39/9]
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten deliler vardır. [Âli İmran Suresi (3/190]

Yüzlerce ayette Allah evrendeki tüm detayları incelememizi ve bu bilgiler üzerinde düşünmemizi emreder. Ayrıca Kuran’da açık görüşlü olmak ve her fikri dinleyip en güzeline uymak da farzdır. Yani bağnaz bir kafa yapısı, tek taraflı düşünce, bir kişiye kayıtsız şartsız bağlılıkla o ne derse kabul etmek yoktur.
Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir. [Zümer Suresi (39/18]
Allah Kuran’ı dahi sorgulayarak test etmemizi ister;
Onlar hâlâ Kur’an’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar (çelişkiler, ihtilaflar) bulacaklardı. [Nisa Suresi (4/82]
Şu anda özellikle ateistlerin üzerinde durdukları en önemli 3 konu : Yeryüzünde dökülen kan, Allah’ı görmek ve ölülerin nasıl diriltileceği konularıdır. İlginçtir ki bu konuları ilk sorgulayanlar ateist veya deistler değil, Peygamberler ve Meleklerdir.
Hz. İbrahim ölülerin nasıl diriltileceğini sorgulamıştır;
Hani İbrahim: “Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için” dedi. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” [Bakara Suresi (2/260]
Hz. Musa Allah’ı görmek istemiştir;
Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi O’nunla konuşunca: “Rabbim, bana göster, Seni göreyim” dedi. (Allah “Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin.” Rabbi dağa tecelli edince, onu param parça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: “Sen ne yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim” dedi. [A’raf Suresi (7/143]
Melekler yeryüzündeki zulmü sorgulamışlardır;
Hani Rabbin, Meleklere: “Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim” demişti. Onlar da: “Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?” dediler. (Allah“Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim” dedi. [Bakara Suresi (2/30]
Ayetlerden anlaşılıyor ki bu tarz konuları sorgulamak, yani bu konularda sorular sormak ve cevap aramak Peygamber sünnetidir. Dolayısıyla kimse Kuran’da sorgulama ve düşünme olmadığını iddia edemez.
Allah üstteki gibi soruları sormamızı uygun bulurken ibadetlere dair veya Kuran’ın genelindeki hükümlere dair detayları sormamızı istemez. Bunun en güzel örneği sığır kıssasındadır. Allah bir sığır kesin der. Fakat Musa kavmi sürekli olarak detay sorarak ibadeti içinden çıkılmaz bir hale getirmeye çalışır;
Hani Musa kavmine: “Allah, muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. “Bizi alaya mı alıyorsun?” dediler. (Musa) “Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” dedi. [Bakara Suresi (2/67]
“Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini açıklasın” dediler. (Musa, Rabbine yalvardıktan sonra) “Şüphesiz Allah diyor ki: O ne pek geçkin, ne de pek genç, ikisi arası dinç(likte bir sığır olmalı)dır. Artık emrolunduğunuz şeyi yerine getirin” dedi. [Bakara Suresi (2/68]
(Bu sefer) dediler ki: “Rabbine adımıza yalvar da, bize rengini bildirsin.” O: “(Rabbim) diyor ki: O, bakanların içini ferahlatan sarı bir inektir” dedi. [Bakara Suresi (2/69]

Görüldüğü gibi ayetlerde Allah bir ibadet söylüyorsa belirtmediği detaylardan sorumlu olmadığımız ve ısrarla detay sormamızın da hatalı olduğu sonucu çıkmaktadır.
Bu konuyla ilgili başka bir ayette de şöyledir;

Maide suresi 101. Ayette Allah ibadetle ilgili veya hayatın genel alanlarındaki bir konu ile ilgili detay sormamamızı emrediyor. Yani Kuran’da ne varsa onlardan sorumluyuz. Onun haricinde detaylarla uğraşmayın diyor Allah. Ne yazık ki şu an özellikle Ramazan programlarında gördüğümüz, dinde detay sorma hastalığına bu ayetle eleştiri getirilmiştir.
Yani Allah Müslümanlara, O’nu neden göremediğinizi, yeryüzünde neden kan döküldüğünü vb soruları sorabileceğimizi ve üzerinde düşünebileceğimizi ama hayata dair verilen Kuran hükümlerinin detayını sormamamızı ve üzerinde de düşünmememizi söylemektedir. Ama ne yazık ki Müslümanlar tam tersini yapmakta çok önemli felsefi konular üzerinde düşünmeyi özellikle ateist ve deistlere bırakıp, şunu yapmak abdesti bozar mı, şu orucu bozar mı, namazda elim hangi açıyla duracak gibi gereksiz sorularla boğuşmaktadırlar…
Ayrıca Kuran’nın sorgulama konusundaki en önemli emri anne babadan gelen dini sorgulamaktır. Çünkü dünyada geçmişte yaşamış, şu an yaşayan ve yaşayacak herkes farklı bir dinin olduğu toplum ve ailede doğarlar. Hatta o dinlerin de farklı mezheplerinde. Ve ilginçtir ki herkes doğru olduğunu iddia eder. Bu nedenle Allah tüm insanlara (Müslümanlar da dahil) atalarının sistemini sorgulamayı ve Kuran’a göre düzeltmeyi emretmiştir;
Bu bağlamda düşünüldüğünde dünyadaki herkes Kuran’daki Allah’ın istediği İslam’a aynı uzaklıktadır.
Kısaca Kuran’da sorgulamak farz ibadettir. Felsefi düşünce sistemi Kuran’ın temelini oluşturmaktadır. Ama birçok Müslüman felsefenin ateistlere dinsizlere ait bir şey olduğunu sanmaktadır. Tam tersi felsefi ve bilimsel düşünce Kuran’ın ana mesajıdır…
Bu müslümanların çenesi niye bu kadar çok acaba??? Birkaç kelimeyle anlatacığın şeyi niye bu kadar uzatıyorsunuz anlamam
 

alemdar27

☆☆☆
Üye
Mesajlar
749
Tepki puanı
152
Düşünce
Deist
Çoğu kişiye din denilince akıllarına ön kabullerle bağlanılmış bilim ve akıl dışı bilgiler bütünü gelir. Belki çoğu din için bu iddia geçerli olabilir. Ama Allah katındaki tek din olan İslam için bu iddia geçerli değildir.
Kuran’da sorgulamak farz ibadettir. Kuran’ın 700’e yakın ayetinde düşünmek, akletmek ve sorgulamak geçer;
(Bu Kur’an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. [Sad Suresi (38/29]
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünürler.” [Zümer Suresi (39/9]
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten deliler vardır. [Âli İmran Suresi (3/190]

Yüzlerce ayette Allah evrendeki tüm detayları incelememizi ve bu bilgiler üzerinde düşünmemizi emreder. Ayrıca Kuran’da açık görüşlü olmak ve her fikri dinleyip en güzeline uymak da farzdır. Yani bağnaz bir kafa yapısı, tek taraflı düşünce, bir kişiye kayıtsız şartsız bağlılıkla o ne derse kabul etmek yoktur.
Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir. [Zümer Suresi (39/18]
Allah Kuran’ı dahi sorgulayarak test etmemizi ister;
Onlar hâlâ Kur’an’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar (çelişkiler, ihtilaflar) bulacaklardı. [Nisa Suresi (4/82]
Şu anda özellikle ateistlerin üzerinde durdukları en önemli 3 konu : Yeryüzünde dökülen kan, Allah’ı görmek ve ölülerin nasıl diriltileceği konularıdır. İlginçtir ki bu konuları ilk sorgulayanlar ateist veya deistler değil, Peygamberler ve Meleklerdir.
Hz. İbrahim ölülerin nasıl diriltileceğini sorgulamıştır;
Hani İbrahim: “Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım), ancak kalbimin tatmin olması için” dedi. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.” [Bakara Suresi (2/260]
Hz. Musa Allah’ı görmek istemiştir;
Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi O’nunla konuşunca: “Rabbim, bana göster, Seni göreyim” dedi. (Allah “Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin.” Rabbi dağa tecelli edince, onu param parça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: “Sen ne yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim” dedi. [A’raf Suresi (7/143]
Melekler yeryüzündeki zulmü sorgulamışlardır;
Hani Rabbin, Meleklere: “Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim” demişti. Onlar da: “Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?” dediler. (Allah“Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim” dedi. [Bakara Suresi (2/30]
Ayetlerden anlaşılıyor ki bu tarz konuları sorgulamak, yani bu konularda sorular sormak ve cevap aramak Peygamber sünnetidir. Dolayısıyla kimse Kuran’da sorgulama ve düşünme olmadığını iddia edemez.
Allah üstteki gibi soruları sormamızı uygun bulurken ibadetlere dair veya Kuran’ın genelindeki hükümlere dair detayları sormamızı istemez. Bunun en güzel örneği sığır kıssasındadır. Allah bir sığır kesin der. Fakat Musa kavmi sürekli olarak detay sorarak ibadeti içinden çıkılmaz bir hale getirmeye çalışır;
Hani Musa kavmine: “Allah, muhakkak sizin bir sığır kesmenizi emrediyor” demişti. “Bizi alaya mı alıyorsun?” dediler. (Musa) “Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” dedi. [Bakara Suresi (2/67]
“Rabbine adımıza yalvar da, bize niteliklerini açıklasın” dediler. (Musa, Rabbine yalvardıktan sonra) “Şüphesiz Allah diyor ki: O ne pek geçkin, ne de pek genç, ikisi arası dinç(likte bir sığır olmalı)dır. Artık emrolunduğunuz şeyi yerine getirin” dedi. [Bakara Suresi (2/68]
(Bu sefer) dediler ki: “Rabbine adımıza yalvar da, bize rengini bildirsin.” O: “(Rabbim) diyor ki: O, bakanların içini ferahlatan sarı bir inektir” dedi. [Bakara Suresi (2/69]

Görüldüğü gibi ayetlerde Allah bir ibadet söylüyorsa belirtmediği detaylardan sorumlu olmadığımız ve ısrarla detay sormamızın da hatalı olduğu sonucu çıkmaktadır.
Bu konuyla ilgili başka bir ayette de şöyledir;

Maide suresi 101. Ayette Allah ibadetle ilgili veya hayatın genel alanlarındaki bir konu ile ilgili detay sormamamızı emrediyor. Yani Kuran’da ne varsa onlardan sorumluyuz. Onun haricinde detaylarla uğraşmayın diyor Allah. Ne yazık ki şu an özellikle Ramazan programlarında gördüğümüz, dinde detay sorma hastalığına bu ayetle eleştiri getirilmiştir.
Yani Allah Müslümanlara, O’nu neden göremediğinizi, yeryüzünde neden kan döküldüğünü vb soruları sorabileceğimizi ve üzerinde düşünebileceğimizi ama hayata dair verilen Kuran hükümlerinin detayını sormamamızı ve üzerinde de düşünmememizi söylemektedir. Ama ne yazık ki Müslümanlar tam tersini yapmakta çok önemli felsefi konular üzerinde düşünmeyi özellikle ateist ve deistlere bırakıp, şunu yapmak abdesti bozar mı, şu orucu bozar mı, namazda elim hangi açıyla duracak gibi gereksiz sorularla boğuşmaktadırlar…
Ayrıca Kuran’nın sorgulama konusundaki en önemli emri anne babadan gelen dini sorgulamaktır. Çünkü dünyada geçmişte yaşamış, şu an yaşayan ve yaşayacak herkes farklı bir dinin olduğu toplum ve ailede doğarlar. Hatta o dinlerin de farklı mezheplerinde. Ve ilginçtir ki herkes doğru olduğunu iddia eder. Bu nedenle Allah tüm insanlara (Müslümanlar da dahil) atalarının sistemini sorgulamayı ve Kuran’a göre düzeltmeyi emretmiştir;
Bu bağlamda düşünüldüğünde dünyadaki herkes Kuran’daki Allah’ın istediği İslam’a aynı uzaklıktadır.
Kısaca Kuran’da sorgulamak farz ibadettir. Felsefi düşünce sistemi Kuran’ın temelini oluşturmaktadır. Ama birçok Müslüman felsefenin ateistlere dinsizlere ait bir şey olduğunu sanmaktadır. Tam tersi felsefi ve bilimsel düşünce Kuran’ın ana mesajıdır…
Ayrıca bu yazdıklarına sen inanıyor musun acaba? Bak hele peygamberin diyorki çok soru sorupta benim asabımı bozmayın demeye getirmiş: ", "Herhangi bir konuyu size emredip yasaklamadığım sürece, siz de beni kendi halime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok sual sormaları ve peygamberlerine karşı münakaşaya dalmaları helâk etti.. Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakınınız, bir şeyi emrettiğimde de onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz."(Buhârî, İ'tisâm 2; Müslim, Hac 412, Fezâil 130-131)
 

Entropyy22

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,600
Tepki puanı
784
Düşünce
Ateist
Bu müslümanların çenesi niye bu kadar çok acaba??? Birkaç kelimeyle anlatacığın şeyi niye bu kadar uzatıyorsunuz anlamam
Adamların tek yaptığı copy paste okudugunu kritik etme özetleyerek anlatma kapasiteleri yokki. Beyefendi çalıp tek tıkla buraya yapıştıracak bizde okumak için zaman ayiracagız ve bu beleşçiye cevap vericez olur.

Buyrun aşagıdaki linkten.

https://dintarihfelsefe.wordpress.com/2016/05/21/kuranin-buyuk-farzi-sorgulamak/
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,627
Tepki puanı
1,266
Düşünce
Ateist
Bunların bu kendilerinin de okumadıkları kopyala yapıştırlarını okumak akıllı işi değil.

Madem islam düşünme akıl etme dini, öyleyse Kuran'daki put testinin allah için de aynen geçerli olduğunu nasıl akıl edemiyorsunuz muslimler?

Neymiş putlara seslenin bir şey isteyin cevap yokmuş, o yüzden put imişler. Peki tamam eeey allah! Ses yok. Bana bir yüz lira göndersene! Ses yok. Allah da put çıktı!
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,584
Tepki puanı
421
Düşünce
Sünni
Ben Allaha ne zaman seslensem en imkansız görünen hadiselerden bile kurtuluyorum. Allaha seslenmek var, seslenmek var :)
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
2,627
Tepki puanı
1,266
Düşünce
Ateist
Allah sadece putları sorgulayın, beni aman ha diyim sorgulamayın, ben çok sinirli bi tanrıyım, sorgulanmaktan hiç hoşlanmam, beni putlar gibi sanmayın haaa bak ona göre diyor! :D

Aklı sınırlandıran köleleştiren, şunu düşünüp şunu düşünmeyeceksiniz diye yasaklar koyan, düşünce özgürlüğü inanç özgürlüğü düşmanı allah!
 

Sirius

Üye
Mesajlar
69
Tepki puanı
42
Düşünce
Agnostik
Paylaştığın ayetler, kuran'ın ayetlerine kafa yormak, anlamak ve inanmak ile ilgili olgular. Dağı sorgula beni bul, ırmağı sorgula beni bul, bulutu sorgula beni bul ama beni sorgulama, yanarsın, der Tanrı. (:D Gayb'ı sorgulama, aklın yetmez, der. İnsan beyni algılayamaz, anlayamaz imiş. Eğer sen, ben mucizelere inanmıyor isek, zaten direkt eleniyor bu kitap.
 

Tiglath

☆☆☆
Üye
Mesajlar
306
Tepki puanı
131
Düşünce
Ateist
İslam’da imanın tek şartı vardır, o da beynin, aklın iptal edilmesidir.

Muhammed diye birini ne görmüşlerdir, ne de vahiy aldığına tanıklık etmişlerdir. Buna rağmen şahitiz derler. Al sana akıl tutulması...Böyle bir akılsızlığı baştan kabul eden birisinin sorgulamaya açık olduğunu iddia etmek absürt ötesidir.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
6,584
Tepki puanı
421
Düşünce
Sünni
İslam’da imanın tek şartı vardır, o da beynin, aklın iptal edilmesidir.

Muhammed diye birini ne görmüşlerdir, ne de vahiy aldığına tanıklık etmişlerdir. Buna rağmen şahitiz derler. Al sana akıl tutulması...Böyle bir akılsızlığı baştan kabul eden birisinin sorgulamaya açık olduğunu iddia etmek absürt ötesidir.
1-İslam alimlerinin gelecekten verdikleri haberlerin TÜMÜnün doğru çıktığını görüyoruz, bunun insan gücünü aştığını bildiğimiz için Allahın varlığına ve bu kitabın Peygamberi olan Hz Muhammedin Onun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ediyoruz.
2-Kurandaki her kelimenin aynı anlamı desteklediği mucizevi belagati görüyoruz, Kuran meydan okuduğu halde bu şekilde belagatli bir kitabın 1400 küsur yıldır yazılamadığını gördüğümüz için Allahın varlığına ve bu kitabın Peygamberi olan Hz Muhammedin Onun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ediyoruz.
3-Kuranın son yüz yıldır yeni keşfedilen gözü olan hiç kimsenin inkar edemeyeceği tevafukları görüyor, bunun insan dizaynı olmadığı belli olduğu için Allahın varlığına ve bu kitabın Peygamberi olan Hz Muhammedin Onun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ediyoruz.
Kuran 23 senede farklı olaylarla ilgili inmiştir. Deri, kağıt, tahta, taş farklı nesneler üzerine yazılmıştır. Kuran ilk kitap haline getirildiğinde şimdiki gibi her sayfasında 15 satır yoktu. Her satır uzunluğu her Kuranda farklıydı.
Sayfanın eni için, en kısa sure olan ve bir satır tutan İhlas suresinin eni; boyu için en uzun ayet olan 47. sayfadaki tam bir sayfa tutan Müdayene ayetinin boyu esas alınmıştır.

Bu ölçü ile yazılan sayfalar 15 satır tutarak bugünkü şekline kavuşmuştur. Yani sayfa ölçüsü hariçten değil Kur’an’dandır. Kısanın (ayetin) en uzunu, uzunun (surenin) en kısası…

Bu ölçüyü ilk kez keşfeden Hattat Kayışzâde Hafız Osman Efendi (ö. 1895), bu ölçü ile yazdığı Kur’an’da şu an dünya çapında meşhur olmuş olan ayet berkenar özelliğini ortaya çıkarmış oldu. Ayet berkenar, bütün sayfaların ayetle başlayıp ayetle bitmesi demektir. Ayetler sayfa sonunda bölünerek diğer sayfaya geçmez.

İşte bu durum, Kur’an’ın yazısındaki harikalardan biri, belki de birincisidir. Çünkü ayetlerin boyları birbirinden çok farklıdır. Farklı uzunluklarına rağmen, ayetlerin sayfa sonlarında sona ermesi, Kur’an’ın gözle görülebilen bir mucizesidir.

1575706668309.png

Görselde de görüldüğü üzere bu dizilişle bazı kelimeler alt alta veya karşılıklı sayfalarda denk gelmektedir. Bazı kelimelere iğne batırılsa aynı kelimeleri dele dele ilerlemekte, aynı kelimeler ipe dizilir tarzda denk gelmektedir. Maddeci dinsiz felsefenin insanları derinden etkilediği ve akılları gözlerine inmiş ve görmediğine inanmayan veya inanmakta zorlanan insanların yaşadığı böyle bir asırda Kur’an’ın gözlere hitab eden tevafuk mucizesinin ortaya çıkması gayet manidardır ve tamamen Allah’ın bir lütfudur. Ayrıca Kur’an’ın inişinden yaklaşık 1300 küsur sene sonra böyle bir mucizenin ortaya çıkmasında, reddedilmesi mümkün olmayan şöyle bir hikmet daha vardır: Şöyle ki, eğer ilk yazılan Kur’an’da bu mucize görünse idi müşrikler ve sonraki asırlardaki gayrimüslimler “Bunu Muhammed (sav) ve ashabı çalışıp denk getirmişler” diyeceklerdi. Bu kadar zaman sonra üstelik insanların “Görmediğime inanmam.” demeye başladıkları bir dönemde keşfedilmesi bütün itirazları çürütecek bir durumdur.

Bu linkte detaylı bilgi ve çok fazla sayıda örnek vardır:
 
Üst