Suç işleyip cezasını çekmişin hakları yok mu?

onezero

Üye
Mesajlar
188
Tepki puanı
73
Düşünce
Agnostik
Nasıl yani?

Şöyle,

''Dink’i katletmenin cezası 13 yılda bitti
31 Ağustos 2020

Hafta içinde aldığım bir telefonla şok oldum. Arayan Hrant Dink’in kardeşi Hosrof Dink’ti. “Nedim, Ogün Samast tahliye oluyormuş” dedi. “Nasıl?” “Cezası bitmiş, tahliye edilecekmiş.” Günü kulağım telefona yapışık geçirdim desem abartı olmaz.
2007’den beri bu davayı takip ediyor, hakikatin ortaya çıkması için her şeyi yapıyordum. Çünkü Hrant Dink cinayeti, bir dönemin tüm karanlığını içinde barındıran; tehdit edilmesinden öldürülmesine, üstünün örtülmesinden yargılanmasına kadar devlet içinde ve medyada kirli unsurların yer aldığı bir suikasttı. Bu yapıların içinde elbette Fetullahçı Terör Örgütü’nün istihbaratçıları, savcıları, hâkimleri, müfettişleri, gazetecileri başı çekiyordu.
SANTORO, DİNK CİNAYETİNİN PROVASIDIR
Trabzon’da 5 Şubat 2006 günü öldürülen Rahip Santoro cinayeti, bugün 14 Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan FETÖ üyesi istihbaratçıların tezgâhladığı, 19 Ocak 2007 günü İstanbul’da katledilen Hrant Dink’in cinayetinin provasıydı.

Dink’i katletmenin cezası 13 yılda bitti


İki katil de Trabzonlu ve 18 yaşından küçüktü.
Her iki katil de hedef aldıkları masum insanları tanımıyordu. Onlara düşmanlık beslemeleri için hiçbir nedenleri yoktu. Ogün Samast, “Türklüğe hakaret ettiği için öldürdüm” demesine rağmen daha sonra Dink’in tek bir yazısını bile okumadığını itiraf edecekti.

Dink’i katletmenin cezası 13 yılda bitti


Karanlık eller, ülkeyi büyük bir kumpas dalgasının içine sokmak için katillerin eline silahı tutuşturmuş, cinayetleri de başkalarının üzerine yıkmayı amaçlamışlardı.
Her iki suikastta da silahın menşei meçhuldü.

Her iki cinayette de öldürülenler FETÖ’nün operasyon merkezi Emniyet İstihbarat tarafından takip altındaydı.
Her iki cinayetin de planlandığı dönemde FETÖ’cü istihbaratçı Ramazan Akyürek, Trabzon Emniyet Müdürü, Ali Fuat Yılmazer “sağ terör ve azınlıklar masası” olarak adlandırılan Emniyet İstihbarat Dairesi C Şube Müdürü idi. FETÖ’cüler hem hedef alınan kişileri, hem de onları hedef alan katilleri ve örgüt üyelerini takip ediyordu. Cinayetin işleneceğini görüyor, bırakın önlemeyi, yol veriyorlardı.
Nitekim her iki cinayetin üzeri FETÖ’cü istihbaratçılar tarafından örtülmeye çalışıldı.
FETÖ’nün istihbaratçıları gibi savcıları, hâkimleri ve gazetecileri cinayetin üzerinin örtülmesinde rol oynadı.
Ama başaramadılar, 2007’den beri yazdığım gerçekler bugün FETÖ üyelerinin yargılandığı davada karanlığı aydınlatıyor. Bir zamanlar “devlet olan” FETÖ’nün tüm unsurları 14 Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor.
‘SUÇA SÜRÜKLENMİŞ KATİLLER’

Rahip Santoro
’nun katili 16 yaşındaki Oğuzhan Akdin, Hrant Dink’i katleden ise 17 yaşındaki Ogün Samast idi. Her iki suikast da bir istihbarat operasyonuydu. Cinayetin arkasında olan örgüt, bunu özel olarak hesaplamıştı. Nitekim o hesap tuttu, “suça sürüklenmiş çocuk” sayıldığı için Santoro’nun katili Oğuzhan Akdin birkaç yıl önce tahliye oldu, şimdi sıra Dink’in katili Ogün Samast’ın salıverilmesinde.
Ve sonunda beklenen gün geldi, gazeteci Hrant Dink’i 19 Ocak 2007 günü, Şişli’de sahibi olduğu Agos gazetesinin önünde sırtından ateş ederek katleden Ogün Samast’ın cezası 6 Ağustos’ta bitti.


Dink’i katletmenin cezası 13 yılda bitti


Yargılama sürerken yaşı 18’den küçük olduğu için dosyası ayrılarak 2. Çocuk Mahkemesi’ne gönderildi. 25 Temmuz 2011 günü “kasten adam öldürme” suçundan 22 yıl 10 ay hapis cezası verildi. Örgüt üyeliği dosyası ise 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yollandı.
Katil Ogün Samast ve onu cinayete azmettiren Trabzon Emniyeti’nin yardımcı istihbarat elemanı Erhan Tuncel, Yasin Hayal gibi isimler, mahkemenin 17 Temmuz 2019 tarihli kararı ile “terör örgütü üyeliğinden” değil, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve üye olmaktan” cezalandırıldı.
Erhan Tuncel’e 24 Ekim 2004’te altı kişinin yaralandığı McDonald’s patlamasından dolayı “tasarlayarak ve bomba kullanmak suretiyle kasten adam öldürmeye teşebbüs” suçundan 6 kez ağırlaştırılmış müebbet, eylemin teşebbüs aşamasında kalmasından dolayı 6 kez 13 yıl hapis cezası, mağdurlardan birinin aracına zarar verdiği gerekçesiyle 1 yıl hapis ve 450 TL adli para cezası verildi. Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin olarak ise “yardım etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet cezası aldı. Hükümde indirime giden mahkeme, bu suçtan dolayı Tuncel’i 18 yıl ile cezalandırdı. Ayrıca “silahlı suç örgütüne üye olma” suçunu işlediği gerekçesiyle de 2 yıl hapis cezası, örgütün silahlı olması nedeniyle cezada arttırım uygulanarak 2 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Tuncel’in toplam hapis cezası 99 yıl 6 ay olarak kayıtlara geçti. Yasin Hayal’e 7 yıl 6 ay hapis cezası verilirken, katil Ogün Samast ise “silahlı suç örgütüne üye olmaktan” yalnızca 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı...''

 

onezero

Üye
Mesajlar
188
Tepki puanı
73
Düşünce
Agnostik
Nedim Şener, hangi hakla bir şahısın özel bilgilerini(ad-soyad, doğ. tarih, adres) tüm Türkiye ile paylaşabiliyor?

Bana göre, anayasa hak ihlali yapmakla kalmıyor. Suç işlemiş oluyor(bkz:TCK 134-140).
Yanlış isem, yanlış düşünüyorsam düzeltin lütfen.

Bu mantık karakolda kadın dövüp, savunmada;'' ama o pavyon çalışanı'' zihniyeti değilde nedir?

Bu(pavyonda çalışma) T.C. de, bir insanı darp etme gerekçesi olabilir mi? Bu katil(adi suç işlemiş), bunun özel bilgilerini yayabiliriz gerekçesi olabilir mi?
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

Environmentalist

Üye Adayı
Mesajlar
13
Tepki puanı
18
Düşünce
Ateist
Merhabalar,
Adli sicil kayıtları gibi bilgiler, hukuki bağlamda "kişisel veri" olarak nitelendiriliyor. Nitekim, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu adli arşiv bilgilerinin gizli olduğunu açıkça düzenlemiş. Ayrıca Kanun bu bilgiler belirli kişi veya kurumlara verilse bile veriliş amacı dışında kullanılamayacağını belirtmiş.
Bu noktada belki gazeteci toplumun tümünü ilgilendiren bir konuda haber yapmış ne var bunda, haber yapmasın mı bu konuyu denilebilir. Ancak kanımca, burada toplumun tümünü ilgilendiren haber niteliği taşıyan bir mevzunun çok daha ötesine geçilmiş. Kişinin kimlik numarası, adresi vesaire içeren bilgilerin haberin özüyle alakası yok. Yani sonuç itibariyle sizin paylaştığınız endişeleriniz yersiz değil diye düşünüyorum.
 

onezero

Üye
Mesajlar
188
Tepki puanı
73
Düşünce
Agnostik
Merhabalar,
Adli sicil kayıtları gibi bilgiler, hukuki bağlamda "kişisel veri" olarak nitelendiriliyor. Nitekim, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu adli arşiv bilgilerinin gizli olduğunu açıkça düzenlemiş. Ayrıca Kanun bu bilgiler belirli kişi veya kurumlara verilse bile veriliş amacı dışında kullanılamayacağını belirtmiş.
Bu noktada belki gazeteci toplumun tümünü ilgilendiren bir konuda haber yapmış ne var bunda, haber yapmasın mı bu konuyu denilebilir. Ancak kanımca, burada toplumun tümünü ilgilendiren haber niteliği taşıyan bir mevzunun çok daha ötesine geçilmiş. Kişinin kimlik numarası, adresi vesaire içeren bilgilerin haberin özüyle alakası yok. Yani sonuç itibariyle sizin paylaştığınız endişeleriniz yersiz değil diye düşünüyorum.
Yani ciddi bir suç işlenmiş. Ondan sonra gazeteciler tutuklanıyooor diye veryansın ediyorlar.
Okumuş, sözde profestonel adam bunlar, duygularını işe karıştırmamalılar diye düşünüyorum. Bende!.

Teşekkürler.
 

En son konular

Üst