Süleymancılar hakkında

Mete Turan

☆☆☆☆☆
Divan Kurulu Başkanı
Mesajlar
1,892
Tepki puanı
1,191
Düşünce
Agnostik
Arkadaşlar Süleymancılar hakkında ayrıntılı bilgisi olanınız var mı? Ne yaparlar, neye inanırlar, neye inanmazlar? Onların evinde veya yurdunda kalan varsa daha iyi bilgilendicektir bizi. Merak işte. :)
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,285
Tepki puanı
530
Düşünce
Sünni
Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri çok büyük bir alimdir. Talebelerine de halk arasında Süleymancılar denir. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri, 1924’te İmam-Hatip mektebine çevrilen okulda zaten devlet görevinde çalışan bir öğretmendi. İmam-Hatip müfredatının yetersiz olduğunu düşünüp öğrencilere gönüllü ders vermek için Ankara’ya başka alimlerle birlikte telgraf çektiyse de anlamsız bir şekilde bu istekleri reddedildi. Telgraf şöyleydi: “Biz aşağıda isim ve imzaları bulunan dersiâmlar, hükümetimizin Harb-i Umûmî gibi büyük bir felaketten çıkması dolayısıyla mâlî müzâyaka (ekonomik sıkıntı) içinde bulunduğunu dikkate alarak dînî ve İslâmî ilimleri fahriyyen okutmaya hazır olduğumuzu bildiririz.” Tehlikeli bir kişi olsa devlet görevinde çalışmasına izin verilmemesi gerekirdi. Tehlikeli biri değilse bir öğretmenin gönüllü ders vermesine neden izin verilmiyordu? Hem suç işleme niyetinde olan biri, Ankara’ya telgraf çekerek izin istemezdi. Bu durum daha sonraki yaşanan olaylarla birlikte düşünülünce yeni yönetimin laikliğe aykırı olarak din ve vicdan özgürlüğünü olabildiğince kısıtlayıp devletin dine ve dindarlara hukuksuzca baskı yaparak insan haklarını ihlal ettiğini gösteriyor.

İstifa eden Süleyman Efendi Hazretleri, o günlerde sürekli polis takibi altında tutulan Süleyman Efendi, 1930’da İstanbul’dan ayrılıp babasından kalan külliyetli mirasla Çatalca’nın Kabakça köyünde Hâlid Paşa Çiftliği’ni kiraladı ve ziraatla meşgul olmaya başladı. Çiftlikte çalışan işçilerden bazılarını seçerek onlara birkaç yıl ders okuttu. Bu durum jandarma tarafından tesbit edilince başka yerlerde aynı şeyi yapmayı denediyse de çok sıkı takip edildiğinden bir sonuç elde edemedi. Talebe bulamadığı dönemlerde iki kızını okutarak onlara icâzet verdi.

Süleyman Efendi 4 Şubat 1938 tarihinden itibaren Diyanet İşleri mensubu olarak vâizlik görevine başladı. Bu da yine adım adım takip edilmesine rağmen hiçbir suç işlediğinin görülmediğini gösteriyor.

Bu arada bazı cami odalarında ve evlerin bodrum katlarında ders halkaları oluşturdu. Bunun üzerine karakola götürülüp ifadesi alındı; 1939’da Emniyet Müdürlüğü’nde “tabutluk” diye anılan nezârethânede üç gün işkenceye tâbi tutuldu. 1943’te vâizlik belgesi İçişleri Bakanlığı tarafından geri alındı. 1944’te tabutluklarda sekiz gün boyunca gördüğü işkenceden sonra kefaletle serbest bırakıldı. 1948’de vâizlik için yazdığı dilekçesine olumsuz cevap verildiyse de 24 Mart 1950 tarihinde bu izni aldı. Eğer suç işlediğine dair en küçük delil vardıysa neden mahkemeye çıkarılmadan serbest bırakıldı ve neden 1950'de tekrar vaiz olmasına izin verildi? Eğer suçsuz idiyse neden işkence edildi ve neden vaizlik belgesi iptal edildi? Vaizlik talebi kabul edildiğinde Demokrat Parti henüz iktidara gelmemişti. Demek ki aynı iktidar kanunsuzca keyfi hareket ediyordu. 1957’de Bursa Ulucamii’nde Kütahya Tavşanlı’dan Âkif Efendi adlı bir şahsın taraftarları kılıçla ortaya atılıp mehdîlik gösterisi yapınca hiç ilgisi bulunmadığı halde Süleyman Efendi, Kütahya Emniyet Müdürlüğü’nde işkenceli sorgunun ardından tutuklandı. Elli dokuz gün sonra idam talebiyle hâkim karşısına çıkarıldı. Ancak 29 Ağustos’ta kefaletle serbest bırakıldı ve 8 Kasım’da beraat etti.

1951’de Konya Lezzet Lokantası’nın sahibi Mustafa Doğanbey’in Üsküdar Çamlıca’daki evinde yirmi beş civarında talebeyle ilk yatılı Kur’an Kursu’nu açtı. Daha sonra kendi evinin müştemilâtında, Çamlıca ve çevresinde kiraladığı evlerde ders halkaları oluşturdu. İstanbul’un Vefa semtindeki Taştekneler Camii’nde çevreden toplanan imam ve müezzinlere, Eyüp Topçular Camii’nin bitişiğindeki bir binada değişik yerlerden gelen talebelere ders verdi. 1956’da ders okuttuğu yerlere polis tarafından baskın düzenlenip Üsküdar Adliyesi’nde sorgulandıysa da ders gruplarını dağıtmadı. Eskiden kalan hocalarla kendi yetiştirdiği talebelerden yararlanıp ders halkalarının sayısını arttırdı. Başta ramazan ayları olmak üzere talebeleri ülkenin çeşitli yerlerine gönderdi, oralarda Kur’an kursları açtırdı. Talebelerini Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı imtihanlara sokarak onların müftü, vâiz, imam ve Kur’an kursu hocası olmalarını sağladı. Öte yandan 13 Ekim 1951 tarihinden itibaren açılmaya başlanan İmam-Hatip okullarında yeterli din eğitiminin verilemeyeceğini düşündüğünden bu okulların Diyanet İşleri Reisliği’ne bağlanması gerektiğini savundu ve talebelerini buralara göndermekten kaçındı. Bu çerçevede kendisi ve daha sonra talebeleri İmam-Hatip okullarına karşı olumsuz tavırlarını uzun süre devam ettirdi.

Süleyman Efendi Hazretleri Nakşibendi tarikatına mensuptur. Kur’ân-ı Kerîmi En Kısa Zamanda Okumağı Öğreten Yepyeni Bir Tertip ve Usul adlı birkaç sayfalık elif cüzünün dışında basılmış bir eseri bulunmamaktadır. Kendisi, kitap yazmak yerine mevcutları anlayıp anlatacak insan yetiştirmeyi tercih ettiğini belirtmiştir.

Süleyman Hilmi Tunahan’la ilgili çalışmalardan bazıları şunlardır: Mehmet Kahraman, Cumhuriyet Dönemi Din Eğitimi ve Süleyman Hilmi Tunahan (mezuniyet tezi, 1992, Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi); Mustafa Özdamar, Üstaz Süleyman Hilmi Tunahan (İstanbul 1995); Önser Yeğin, Süleyman Hilmi Tunahan (ks) ve Tasavvufî Şahsiyeti (mezuniyet tezi, 1996, Dokuz Eylül Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi); Ahmed Akgündüz, Arşiv Belgeleri Işığında Silistreli Süleyman Hilmi Tunahan (İstanbul 1997); Muhammed Osman Abdullah, eş-Şeyḫ Süleymân Ḥilmi Tunaḫân (raḥimehullāh) ve cühûdühû fi’d-daʿveti’l-İslâmiyye (yüksek lisans tezi, 2000, Sudan Ümmüderman İslâm Üniversitesi Usûlüddîn Fakültesi). Süleyman Hilmi hakkında 1997 yılında Antalya’da gerçekleştirilen paneldeki konuşmalar Çağımızı Aydınlatanlar II Süleyman Hilmi Tunahan başlığıyla yayımlanmıştır (Ankara 1997).
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,285
Tepki puanı
530
Düşünce
Sünni
Talebelerine, din ilimlerinin yanı sıra astronomi ve tıbba dâir bilgiler verir ve onları gelişmelerden haberdar ederdi. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretlerinin özellikle 1940’lı yıllarda İstanbul camilerinde yaptığı vaazlar ve zor şartlar altında oluşturduğu ders halkaları onun kamuoyunda geniş çapta tanınmasına, çevresinde Kur’an öğrenimi ekseninde bir cemaat teşekkül etmesine sebep olmuştur. "Süleymancı" tabirinden hoşlanmazlar. Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nin talebelerine ve mensuplarına -hocalarına nisbetle- “Süleymancı” denilmekte ise de hakikatte bu tamamen uydurma bir tabirdir ve “Süleymancılık” diye bir din, bir mezhep veya bir tarîkat mevcut değildir.

Cemaat mensupları 1966 yılının Ocak ayında Kur’an Kursları Kurma, Koruma ve İdame Ettirme Dernekleri Federasyonu’nu kurmuş ve Kur’an kurslarıyla ilgili daha sistemli bir çalışma süreci başlatmıştır. Dernekler Kur’an kursuyla birlikte orta, lise ve yüksek öğretim kurumlarına devam eden öğrencilere yardım etmeyi amaç edinip adlarını Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Dernekleri şeklinde değiştirmiştir. Federasyonun adı da 26 Nisan 1980 tarihinde Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Dernekleri Federasyonu olmuştur. Böylece cemaat mensupları, 1971’den sonra öğrenci yurtları inşa ederek Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki öğrencilere hizmet veren bir konuma gelmiştir.

Süleyman Efendi cemaati 1960’lı yıllardan itibaren Türkiye’den Batı Avrupa’ya çalışmaya giden, uzun süre dinî, sosyal ve kültürel ihtiyaçları ihmal edilen işçilerin dinî taleplerini karşılamak ve çocuklarına din eğitimi vermek amacıyla Avrupa’da faaliyet göstermeyi planlamış, ilk defa 1973’te Almanya’nın Köln şehrinde bir İslâm kültür merkezi kurmuştur. Daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yaydıkları bu merkezler için cami, kütüphane, toplantı salonları yaptırmış, camilerin yanında Kur’an kursları açmıştır.

Süleyman Efendi cemaatinin faaliyetleri günümüzde lise ve üniversite talebeleri için il, ilçe ve köylerde kütüphane, etüt salonları, bilgisayar odaları gibi çok amaçlı eğitim öğretim imkânları sunan talebe yurtları ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Kur’an kurslarıyla devam etmektedir. Yurt dışındaki bazı ülkelerde de benzer faaliyetlerin yapıldığı belirtilmektedir.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,285
Tepki puanı
530
Düşünce
Sünni
Süleyman Hilmi Tunahan Hazretlerinin Bazı Sözleri:

"Bizim para, pul, mevki, makam, siyaset, politika, kavga ve gürültüyle işimiz yok. İstisnasız her müslümanın çocuğunu da okuturuz. Bir tek fert geri dönmüşse haber versinler."

"Bizim yolumuz iman, İslâm ve Ahlâk-ı Muhammedîyi aşılamaktan ibarettir. Gaye, Rıza-ı İlahî’dir. Vasiyetim olsun; tefrikaya düşmeyiniz. Kavmiyet gütmeyiniz. Ehl-i Sünnet’in gayri olan yanlış yollara sapmayınız."

"Dini dünyaya âlet eden hocalar, halkı kendilerinden soğuttular. Bir şeyler alır da vermez diye, esnaf bunlara yüz vermez ve kaçar hale geldi. Siz öyle olmayın. Maddeyi mâneviyata karıştırmayın."
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,285
Tepki puanı
530
Düşünce
Sünni
Süleyman Efendi Hazretleri amelde Hanefî, îtikatta Matüridî mezhebine mensup olup meşreben Nakşî idi.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
8,285
Tepki puanı
530
Düşünce
Sünni
Melekler topluluğundan bahsetmiyoruz, bu yüzden Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri'nin talebelerinden olduğunu iddia edenler arasında yanlış yapanlar tabii ki olabilir. Önemli olan toptancı yaklaşım yerine suçun şahsiliği temel hukuk ilkesinden sapmadan suç işleyenlerin adil bir şekilde yargılanıp ceza verilmesidir.
 
Üst