Sünnilikle ilgili sorular

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,946
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
Madem salat ile ilgili konu açıldı. Aşağıdaki yazımı okumanı rica ederim.
Dr. Sonia Cihangir’in ‘Kur’an’daki Namaz’ isimli muhteşem kitabından anladıklarım ve kendi yorumlarım

Kuran'ın ne kadar yeterli olduğunu anlarsın.

Selametle,
Yazıyı inceledim:

1-Öncelikle Kuranda bir kelime kullanım yerine göre farklı anlamlara gelebilir. Sadece tek anlam arayışı içine girmeye neden mecbur olalım ki? Zaten siz de yazının ilerleyen kısımlarında "salat"ın namaz anlamında olduğu yerler olduğunu da kabul etmişsiniz. Orta salat konusunda da salatın 3 anlamını siz yazıp istediğiniz gibi sıralamışsınız. Kendi yaptığınız sıralamanın ortasına koyduğunuzun da en önemlisi olduğunu yazmışsınız. Bu sıralamada 3 numara ile 2 numaranın yerini değiştirilmiş olarak yazsaydınız orta salat namaz mı olacaktı?

2-24:41'de geçen salat dua anlamına gelebilir. Bu açıdan bakınca meleklerin peygambere salat etmesi de dua olabilir.

3-9:5'de salat namaz olabilir. Münafık olma eleştirisi bence haklı değil; çünkü başta tevbeden bahsediyor. Hakiki tevbe etmeyenlerin zaten diğerlerine geçmesi beklenmez. Münafıkça öyle de görünebilir. Kalpleri bilmediğimiz için zahire göre hükmetmek gerekir. Nitekim Nisa 94 zahire göre hükmetmeyi destekliyor.

4-5:106'da olayın namazla alakası haklı olarak sorgulanmış. Nüzul sebebi bu alakayı net olarak ortaya koyuyor. Ayrıca bu konudaki yorumların ortak noktası, bu tanıklığın, tanığı –ibadet şuurunun zinde olduğu bir anda veya kalabalık bir kitlenin önünde bulunma gibi– ağır bir mânevî sorumluluk hissi altında tutan şartlarda yeminle pekiştirilmiş olmasıdır. Bazı alimler bu ifadeden hareketle, yeminin sadece zaman değil mekân ve ifade biçimi bakımından da pekiştirilebileceğini, yani kutsal mekânlarda veya daha özel sorumluluk yükleyen ifadelerle yaptırılabileceğini ileri sürmüşlerdir (İbn Âşûr, VII, 97).

5-Namazın iki vakit olduğunu yazmışsınız. Sabah namazının vakti ne zaman girer? Akşam namazının vakti çıkar çıkmaz mı?

6-Namazın bir rekat olduğu da bir yorum. Pek tabii namazın dört rekat olup, seferi iken iki kılınması ve bu ikinin de savaş esnasında ayette tarif edildiği şekilde kılınması da kendi içinde tutarlı ve ayetle uyumlu olur.

7-Namazın kılınış şekli ile ilgili "Ayakta saygı ile durulur. Rükû (belden eğilmek) ve secde (başı yere koymak) edilir." yazmışsınız. Oysa ki ayakta saygı ile durmadan direk secdeye de gidilebilir. Önce secde sonra rüku da yapılabilir. Bu sıralamayı neye göre yazdınız?

8-Eğer cuma salatı toplantı ise saatini kim neye göre belirleyecek? Toplantı, günümüzde insanların genelinin daha müsait olduğu pazar günü yapılsa daha iyi olmaz mı? Ayrıca cuma salatı, toplantı değil namaz niye olmasın?

Sonuç olarak yazdıklarınız şahsi yorum ama kafadan atma yorumlar değil, üzerine emek verilmiş. Mezhep imamlarının da şahsi yorumları var. Hz Peygamberden nakledilen açıklamalar da var. Bunlar arasında tercih yapmam gerekirse önceliği Hz Peygamberden nakledilen sahih açıklamalara veririm. Herhangi bir konuda Hz Peygamberden nakledilen sahih açıklama yoksa o zaman şahsi yorumlar arasından birini tercih edip ona göre amel ederim.

Hz Peygamberden nakledilen sahih açıklamaların ne derece güvenilir olduğu ayrı bir başlıkta irdelenebilir

Diğer sorularımı da hatırlatayım:

Verdiğim linkte örnek verilen Tevbe Suresindeki sadaka ile ilgili ayet:

Lafzi olarak ayeti şöyle tercüme edebiliriz: “Sadakalar konusunda müminlerden ek bağışlarda bulunanlarla sadaka vermek için cehd, gayret ve emeklerinden başkasını bulamayanları yadırgayarak alay edenler; Allah asıl onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir azap vardır.” (9/79)

Gerçekten bu lafzi tercüme insanın zihnine birçok sorunun üşüşmesine sebebiyet veriyor. Mesela, sadaka nedir, ek bağış ne demek, alay edenler kimler, Allah onları nasıl alay konusu kıldı, alay etmenin karşılığı neden acı bir azap?
 
Yazan tarafından düzenlendi:

Kuran Mucizeler

Deneyimli
Mesajlar
863
Tepki puanı
218
Düşünce
Kur'ancı
Yazıyı inceledim:

1-Öncelikle Kuranda bir kelime kullanım yerine göre farklı anlamlara gelebilir. Sadece tek anlam arayışı içine girmeye neden mecbur olalım ki? Zaten siz de yazının ilerleyen kısımlarında "salat"ın namaz anlamında olduğu yerler olduğunu da kabul etmişsiniz. Orta salat konusunda da salatın 3 anlamını siz yazıp istediğiniz gibi sıralamışsınız. Kendi yaptığınız sıralamanın ortasına koyduğunuzun da en önemlisi olduğunu yazmışsınız. Bu sıralamada 3 numara ile 2 numaranın yerini değiştirilmiş olarak yazsaydınız orta salat namaz mı olacaktı?

2-24:41'de geçen salat dua anlamına gelebilir. Bu açıdan bakınca meleklerin peygambere salat etmesi de dua olabilir.

3-9:5'de salat namaz olabilir. Münafık olma eleştirisi bence haklı değil; çünkü başta tevbeden bahsediyor. Hakiki tevbe etmeyenlerin zaten diğerlerine geçmesi beklenmez. Münafıkça öyle de görünebilir. Kalpleri bilmediğimiz için zahire göre hükmetmek gerekir. Nitekim Nisa 94 zahire göre hükmetmeyi destekliyor.

4-5:106'da olayın namazla alakası haklı olarak sorgulanmış. Nüzul sebebi bu alakayı net olarak ortaya koyuyor. Ayrıca bu konudaki yorumların ortak noktası, bu tanıklığın, tanığı –ibadet şuurunun zinde olduğu bir anda veya kalabalık bir kitlenin önünde bulunma gibi– ağır bir mânevî sorumluluk hissi altında tutan şartlarda yeminle pekiştirilmiş olmasıdır. Bazı alimler bu ifadeden hareketle, yeminin sadece zaman değil mekân ve ifade biçimi bakımından da pekiştirilebileceğini, yani kutsal mekânlarda veya daha özel sorumluluk yükleyen ifadelerle yaptırılabileceğini ileri sürmüşlerdir (İbn Âşûr, VII, 97).

5-Namazın iki vakit olduğunu yazmışsınız. Sabah namazının vakti ne zaman girer? Akşam namazının vakti çıkar çıkmaz mı?

6-Namazın bir rekat olduğu da bir yorum. Pek tabii namazın dört rekat olup, seferi iken iki kılınması ve bu ikinin de savaş esnasında ayette tarif edildiği şekilde kılınması da kendi içinde tutarlı ve ayetle uyumlu olur.

7-Namazın kılınış şekli ile ilgili "Ayakta saygı ile durulur. Rükû (belden eğilmek) ve secde (başı yere koymak) edilir." yazmışsınız. Oysa ki ayakta saygı ile durmadan direk secdeye de gidilebilir. Önce secde sonra rüku da yapılabilir. Bu sıralamayı neye göre yazdınız?

8-Eğer cuma salatı toplantı ise saatini kim neye göre belirleyecek? Toplantı, günümüzde insanların genelinin daha müsait olduğu pazar günü yapılsa daha iyi olmaz mı? Ayrıca cuma salatı, toplantı değil namaz niye olmasın?

Sonuç olarak yazdıklarınız şahsi yorum ama kafadan atma yorumlar değil, üzerine emek verilmiş. Mezhep imamlarının da şahsi yorumları var. Hz Peygamberden nakledilen açıklamalar da var. Bunlar arasında tercih yapmam gerekirse önceliği Hz Peygamberden nakledilen sahih açıklamalara veririm. Herhangi bir konuda Hz Peygamberden nakledilen sahih açıklama yoksa o zaman şahsi yorumlar arasından birini tercih edip ona göre amel ederim.

Hz Peygamberden nakledilen sahih açıklamaların ne derece güvenilir olduğu ayrı bir başlıkta irdelenebilir

Diğer sorularımı da hatırlatayım:

Verdiğim linkte örnek verilen Tevbe Suresindeki sadaka ile ilgili ayet:

Lafzi olarak ayeti şöyle tercüme edebiliriz: “Sadakalar konusunda müminlerden ek bağışlarda bulunanlarla sadaka vermek için cehd, gayret ve emeklerinden başkasını bulamayanları yadırgayarak alay edenler; Allah asıl onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir azap vardır.” (9/79)

Gerçekten bu lafzi tercüme insanın zihnine birçok sorunun üşüşmesine sebebiyet veriyor. Mesela, sadaka nedir, ek bağış ne demek, alay edenler kimler, Allah onları nasıl alay konusu kıldı, alay etmenin karşılığı neden acı bir azap?
Sayın @bilgelikyolunda
Zorlaştırmaya başlamışsın şimdiden. Bizim en büyük problemimiz bu. Şeytan Allah'ın yolunun üstüne oturur. Sen onu da akılsız sanma. O kadar iyi yapıyor ki işini yanılttığını anlayamıyoruz.
Namazda sıranın önemi yok. İstediğin gibi yap. İstersen direkt secdeye git. İstersen 100 rekat kıl. Fark etmez. 2 rekat kılmak Kuran'a uydun. Adamın teki 1000 rekat kılsa ne olur Allah aşkına 1 rekat kılarsın ama tam kılarsın.
Adama yıkan diyorsun, 5 yaşındaki çocuk bilir nasıl yıkanılacağını, ama birisi hemen başlıyor; Ağzıma kaç kez su alacağım? Yok keselemek gerekir mi? Yok toplu iğne başı kadar yıkanmayan yer olsa bir şey olur mu? Sonu gelmeyen sorular.
Kuran'daki kesilecek inek misali;
Çok takılmamak gerek. Allah bunu böyle istiyor. Dileseydi ayrıntılı yazardı. Abdesti yazmış bak.
Detaya gerek yok. Biz ritüellere çok takılıp manevi yönünü eksik bırakıyoruz.
Namaz vakti hakkında;
Gündüzün 2 yanında geceye yakın zamanlarda kıl namazı diyor. Anlamıyorsan anlamak istemiyorsun yada şeytan seni saptırmak istiyordur.

Herkes Rabbine giden bir yol bulmalıdır. Herkes bu yolu kendi bulacak. Başkası bulmayacak. Kalbinle bulacaksın;
Ben kendimden örnek vermek istiyorum. Kimseyi bağlamaz. Herkes istediği gibi namaz kılabilir.

Ben Güneş doğmadan kalkıyorum. Elimi dirseklere kadar yıkıyorum. Yüzümü yıkıyorum. Başımın üst tarafını sıvazlıyorum elimle. Bir de topuklara kadar ayaklarımı sıvazlıyorum.
Sonra konsantre olabileceğim bir yere geçip ayakta duruyorum. Niyet ediyorum. Amacımı belirtiyorum. Fatiha suresini Arapçasından kelime kelime Türkçeye çevirerek okuyorum. Sonra Felak veya Nas surelerinin yine kelime kelime Arapçadan Türkçeye çevirerek okuyorum.
Rükû yapıyorum. Orada Rabbim sen çok yücesin diyorum.
Secdeye gidiyorum. Orada yine Rabbim sen çok yücesin diyorum.
Sonra tekrar ayağa kalkıyorum. Aynı şeyleri yapıp en son secdeye gidip yerde oturuyorum.
Orada artık Allah’dan destek istiyorum. Dilediğim gibi. Türkçe.
Toplam 2 rekat kılıyorum.
Bir de akşam Güneş battıktan sonra namaz kılıyorum 2 rekât. Tam karanlık olana kadar kılabilirsin.

Selametle,
 
Yazan tarafından düzenlendi:

Kuran Mucizeler

Deneyimli
Mesajlar
863
Tepki puanı
218
Düşünce
Kur'ancı
Çok dikkatli olmalıyız. Kuran yetmez, onu açıklamak için peygamber, ulema, din önderleri, mezhep imamları, hadis kitapları, şeyhler gerekir dersek bunun cezası ağır olur.
Selametle,
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,946
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
Sayın @bilgelikyolunda
Zorlaştırmaya başlamışsın şimdiden. Bizim en büyük problemimiz bu. Şeytan Allah'ın yolunun üstüne oturur. Sen onu da akılsız sanma. O kadar iyi yapıyor ki işini yanılttığını anlayamıyoruz.
Namazda sıranın önemi yok. İstediğin gibi yap. İstersen direkt secdeye git. İstersen 100 rekat kıl. Fark etmez. 2 rekat kılmak Kuran'a uydun. Adamın teki 1000 rekat kılsa ne olur Allah aşkına 1 rekat kılarsın ama tam kılarsın.
Adama yıkan diyorsun, 5 yaşındaki çocuk bilir nasıl yıkanılacağını, ama birisi hemen başlıyor; Ağzıma kaç kez su alacağım? Yok keselemek gerekir mi? Yok toplu iğne başı kadar yıkanmayan yer olsa bir şey olur mu? Sonu gelmeyen sorular.
Kuran'daki kesilecek inek misali;
Çok takılmamak gerek. Allah bunu böyle istiyor. Dileseydi ayrıntılı yazardı. Abdesti yazmış bak.
Detaya gerek yok. Biz ritüellere çok takılıp manevi yönünü eksik bırakıyoruz.
Namaz vakti hakkında;
Gündüzün 2 yanında geceye yakın zamanlarda kıl namazı diyor. Anlamıyorsan anlamak istemiyorsun yada şeytan seni saptırmak istiyordur.

Herkes Rabbine giden bir yol bulmalıdır. Herkes bu yolu kendi bulacak. Başkası bulmayacak. Kalbinle bulacaksın;
Ben kendimden örnek vermek istiyorum. Kimseyi bağlamaz. Herkes istediği gibi namaz kılabilir.

Ben Güneş doğmadan kalkıyorum. Elimi dirseklere kadar yıkıyorum. Yüzümü yıkıyorum. Başımın üst tarafını sıvazlıyorum elimle. Bir de topuklara kadar ayaklarımı sıvazlıyorum.
Sonra konsantre olabileceğim bir yere geçip ayakta duruyorum. Niyet ediyorum. Amacımı belirtiyorum. Fatiha suresini Arapçasından kelime kelime Türkçeye çevirerek okuyorum. Sonra Felak veya Nas surelerinin yine kelime kelime Arapçadan Türkçeye çevirerek okuyorum.
Rükû yapıyorum. Orada Rabbim sen çok yücesin diyorum.
Secdeye gidiyorum. Orada yine Rabbim sen çok yücesin diyorum.
Sonra tekrar ayağa kalkıyorum. Aynı şeyleri yapıp en son secdeye gidip yerde oturuyorum.
Orada artık Allah’dan destek istiyorum. Dilediğim gibi. Türkçe.
Toplam 2 rekat kılıyorum.
Bir de akşam Güneş battıktan sonra namaz kılıyorum 2 rekât. Tam karanlık olana kadar kılabilirsin.

Selametle,
Her soru şeytanın zorlaştırma çabası değildir elbette. Allahın muradını doğru anlama çabası da insanı soru sormaya iter. Kuranı araştırmak isteyenlere tavsiyelerde bulunmuştunuz. Kuranı araştırmanızın sebebi Allahın muradını doğru anlama çabası değil mi? Allahın muradını en iyi Onun peygamberi bilir. Bu durumda hadis kitaplarına müracaat etmek gerekir. Mezhep imamları da bunu bir usül çerçevesinde ilmi olarak yapıp içtihad metodolojisini ortaya koymuşlar ama bunu yaparken bir mezhep kurma niyetiyle yola çıkmamışlar. İçthadlarını makul gören insanlar zamanla bu şekilde amel etmeye başlamış. Alimler ve şeyhler insanlara iyiliği emredip kötülükten men ediyorlar. Sohbetleriyle insanların manevi duygularını canlı tutuyorlar. Kötüler bu kadar organize hareket ederken alimler ve şeyhler de kendi etrafındaki insanları iyilik adına organize ediyor. Dolayısıyla İslam düşmanlarının, İslamı kendi menfaatlerine alet edenleri gösterip tüm Müslümanları aynı kefeye koyarak saldırması gibi kendilerini şeyh/alim vs diye tanıtan şarlatanlar yüzünden tüm şeyhleri ve alimleri aynı kefeye koyup hepsine cephe almak bence çok yanlış.

Kuranı anlamlandırma ve Kurandan hüküm çıkarma hakkını kendinizde görüyorsanız, başta Peygamber olmak üzere diğer insanlarda bu hak neden olmasın? Sizin söylediklerinizi ve yazdıklarınızı birileri makul görüp sizin dediğiniz gibi amel etmeye başlarsa sizi de mezhep imamı ilan edip kötülemeli ve yazdıklarınızı incelemeden, delillerinizi görmeden inkar mı etmeli insanlar? Mezheplerin oluşum sürecini bilirsek mezhebin kötü bir şey olmadığı ortaya çıkar.
Şurası açık ki ayetlerde ne anlatıldığını doğru anlayabilmek için hadislere müracaat etmemiz şart. Yoksa sadece bir örnek verdiğim ayette bile bir sürü soru cevapsız kalıyor:

Verdiğim linkte örnek verilen Tevbe Suresindeki sadaka ile ilgili ayet:

Lafzi olarak ayeti şöyle tercüme edebiliriz: “Sadakalar konusunda müminlerden ek bağışlarda bulunanlarla sadaka vermek için cehd, gayret ve emeklerinden başkasını bulamayanları yadırgayarak alay edenler; Allah asıl onları alay konusu kılmıştır ve onlar için acı bir azap vardır.” (9/79)

Gerçekten bu lafzi tercüme insanın zihnine birçok sorunun üşüşmesine sebebiyet veriyor. Mesela, sadaka nedir, ek bağış ne demek, alay edenler kimler, Allah onları nasıl alay konusu kıldı, alay etmenin karşılığı neden acı bir azap?

Hadis kitaplarının oluşum süreçlerini bilirsek hangi hadis kitapları neden güvenilir ortaya çıkar.
 

ccengizz

Çaylak
Mesajlar
230
Tepki puanı
39
Düşünce
Agnostik
Çok dikkatli olmalıyız. Kuran yetmez, onu açıklamak için peygamber, ulema, din önderleri, mezhep imamları, hadis kitapları, şeyhler gerekir dersek bunun cezası ağır olur.
Selametle,

Hadislere başvurmama inkar sebebiniz, bakalım kendilerini ehli sünnet olarak tanıtanlara göre neyimiş? komik çocik,

''...
hadislerin uydurma olduğunu iddia eden ilimden, İslam tarihinden, Kur’an ve sünnet bütünlüğünden kopuk düşünce türleri var.
Bunların hepsi yeni bir din uydurmak için hadis-i şerifleri reddetmek zorunda. Peygambere bakılınca, hadisler göz önüne alınınca kendilerine hareket alanı kalmadığından dolayı hadisleri inkar ediyorlar.
Biz HADİS VE SÜNNETE UYMANIN ZORUNLULUĞUNU Allah ve Resulünü ayıranların Kur’an’ı inkar ettiklerinden dolayı küfre düşeceklerini ayetlerle ortaya koyduğumuz zaman bu sefer “asırlar sonra yazılmış hadislere nasıl güveneceğiz” diyerek hadislerin kaynağını inkar etme yoluna kaçıyorlar. ...''

''...
HADİSLER DOLAYLI YOLDAN KORUNMUŞTUR
Allahu Teala “Kur’an-ı biz indirdik, onu koruyacak olan da biziz” buyururken bir incelik gözlerden kaçıyor. Bu ayette direkt olarak “Kur’an” buyrulmuyor. “Kur’an” yerine “zikir” ifadesi geçiyor.
Nahl Suresi 44. Ayette ise Kur’an-ın açıklama yetkisinin Peygamberimize verildiği buyrulurken de Kur’an yerine “zikir” ifadesi geçiyor.
“Zikri açıklaman için, Zikri biz koruyacağız”
Burada çok derin bir mana var.
Rabbimiz iki önemli hususu belirtirken aynı ifadeyi kullanıyor. Peki neden?
Çünkü korunacak bir şeyin şayet açıklanması emredilmişse o açıklamaların da korunmuş olması gerekmektedir. Yoksa açıklanmasının emredilmesinin ne manası kalır?
Dolayısıyla burada ayetler nasıl Rabbimiz tarafından direkt korunduysa o ayetlerin yaşntıya dökülmüş hali olan hadis ve sünnet de dolaylı yoldan korunmuştur.
Nahl Suresi 44. Ayette açıklama görevinin Peygamberimize verildiği, Necm 3. Ayette O’nun kendi hevasından konuşmayacağı bildiriliyor.
Diğer bir husus bu tezi güçlendirmektedir;
Bütün bunların yanında Resulüllah’a itaat edilmesi, O’nun hükmüne razı olunması, O bir şeye hükmettiği zaman Müslümanların o hükme uymaktan başka seçme hakkının olmadığı gibi ayetler de mevcut.
Kur’an-ı Kerimi açıklayan “Resul” ün açıklamaları ve hükümleri sadece o döneme mi ait? Şayet “o döneme ait” derseniz Kur’an’ın son kitap olduğunu ve kıyamete kadar hükmünün geçerli olduğunu inkâr etmiş olursunuz ki, küfrünüze işarettir. Sizinle tartışmaya bile gerek yoktur.
Şayet “kıyamete kadar geçerli” derseniz o halde Allahu Teala “korunamayacak” bir şeye bizi itaate, ittibaya, uymaya, isyan etmemeye, razı olmaya çağırır mıydı?
Demek ki, Kur’an-ı Kerimin açıklaması, uygulaması olan Resul’ün hükümleri de korunmuş olmak zorunda.
Peki, nasıl korundu? Aşağıda da bu konu işleniyor.
2- HADİSLERİN YAZILMA TARİHİ RESULÜLLAHA YAKIN
Öncelikle şunu söylemekte fayda var. Hadisler sistematik bir şekilde araştırılıp yazılmadan önce mütalaa ve müzakere yoluyla zaten birbirine aktarılıyordu. Yani inkârcıların iddia ettiği gibi sanki o günlere kadar hadis diye bir şey yokmuş da sonradan uydurmuşlar gibi bir şey yok, bu saçma bir iddiadır. Hadis-i Şerifleri notlar halinde bulunduranlar varsa da ekseri olarak hadisleri ders verme verme, mutala ve icazet yoluyla aktarılırdı....''
 
Yazan tarafından düzenlendi:

ccengizz

Çaylak
Mesajlar
230
Tepki puanı
39
Düşünce
Agnostik
''...
Hadis ve Sünnet inkarcılarına ayetlerden deliller cevaplar



Bazı mürtedler ve “hoca” kisvesi altında “Kur’ani hayat” örtüsüne gizlenip dinden dem vuran şaklabanlar Sünnet ve Hadis düşmanlığı yapıyorlar. Hatta bazısı “sünnet putu, hadis şirki” gibi küfür ifadeleriyle salyalarını akıta kıta saldırıyor. Ama bunu “din” adına ve “Kur’ani bir hayat” “bize Kur’an” yeter diyerek yapıyor.
Peki, Kur’an yani Rabbimiz ne diyor? Rabbimiz bize izlememiz gereken yolu nasıl tarif ediyor?
İMAN VE İTAAT FARKLIDIR
Kur’an-ı Kerimde Peygamberimize iman ve etmek ve itaat etmek ayrı ayrı zikredilmiştir. Bazıları “itaat etmek iman etmektir” gibi bir yoldan kaçmaya çalışacak onun önünü şimdiden keselim.
Evet, Müslüman öncelikle Allah’a ve Resulüne iman etmiş olan kimsedir. Bakın “iman etmekle” alakalı ne buyruluyor:
“Allah’a ve Resülüne iman edin…” (Hadid 7)
Bu ayette de iman etmek ve uymak ayrı ayrı zikredilmiş: “… o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.” (Araf 158)
Çok ilginçtir “Allah ve Resulüne itaat etmeye” çağıran ayetler “Allah ve Resulüne imana” çağıran ayetlerden çoktur. Çünkü iman etmekle iş bitmiyor, imanın en büyük göstergesi “İTAAT”in de olması gerekiyor...''

''...
O, okuyor ve öğretiyor
“Andolsun ki, Allah mü’minlere içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler.” (Al-i İmran/164)
RESUL HÜKMETTİĞİ ZAMAN SEÇME HAKKIN YOKTUR!
Şimdi buraya daha dikkat. İman edin, İtaat edin, isyan etmeyin buyurduktan sonra Rabbimiz “İşlerinizde O’na müracaat edin, O bir şeye hükmettiği zaman seçme hakkınız yoktur” buyuracak.
“Ey iman edenler, Allah’a itaat edin; Resule itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah’a ve elçisine döndürün. Şayet Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. “ (Nisa/59)
“Allah ve Resûlü bir işe hükmettiği zaman mü’min bir erkek ve mü’min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne isyan ederse artık gerçekten o apaçık bir sapıklıkla sapmıştır. (Ahzab/36)
“Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar. (Nisa/65)…''


Yok öyle başıboş kendi kafama kuran dini diye bir şey! Beğenmiyorsan, uymuyorsa almayacak, bidatçi olmayacaksın. Milleti de; kendi uydurduğunuz orasını burasını yumuşatıp, pazarlayarak kadırmayacaksınız...
 
Yazan tarafından düzenlendi:

Kuran Mucizeler

Deneyimli
Mesajlar
863
Tepki puanı
218
Düşünce
Kur'ancı
''...
Hadis ve Sünnet inkarcılarına ayetlerden deliller cevaplar



Bazı mürtedler ve “hoca” kisvesi altında “Kur’ani hayat” örtüsüne gizlenip dinden dem vuran şaklabanlar Sünnet ve Hadis düşmanlığı yapıyorlar. Hatta bazısı “sünnet putu, hadis şirki” gibi küfür ifadeleriyle salyalarını akıta kıta saldırıyor. Ama bunu “din” adına ve “Kur’ani bir hayat” “bize Kur’an” yeter diyerek yapıyor.
Peki, Kur’an yani Rabbimiz ne diyor? Rabbimiz bize izlememiz gereken yolu nasıl tarif ediyor?
İMAN VE İTAAT FARKLIDIR
Kur’an-ı Kerimde Peygamberimize iman ve etmek ve itaat etmek ayrı ayrı zikredilmiştir. Bazıları “itaat etmek iman etmektir” gibi bir yoldan kaçmaya çalışacak onun önünü şimdiden keselim.
Evet, Müslüman öncelikle Allah’a ve Resulüne iman etmiş olan kimsedir. Bakın “iman etmekle” alakalı ne buyruluyor:
“Allah’a ve Resülüne iman edin…” (Hadid 7)
Bu ayette de iman etmek ve uymak ayrı ayrı zikredilmiş: “… o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.” (Araf 158)
Çok ilginçtir “Allah ve Resulüne itaat etmeye” çağıran ayetler “Allah ve Resulüne imana” çağıran ayetlerden çoktur. Çünkü iman etmekle iş bitmiyor, imanın en büyük göstergesi “İTAAT”in de olması gerekiyor...''

''...
O, okuyor ve öğretiyor
“Andolsun ki, Allah mü’minlere içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler.” (Al-i İmran/164)
RESUL HÜKMETTİĞİ ZAMAN SEÇME HAKKIN YOKTUR!
Şimdi buraya daha dikkat. İman edin, İtaat edin, isyan etmeyin buyurduktan sonra Rabbimiz “İşlerinizde O’na müracaat edin, O bir şeye hükmettiği zaman seçme hakkınız yoktur” buyuracak.
“Ey iman edenler, Allah’a itaat edin; Resule itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah’a ve elçisine döndürün. Şayet Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. “ (Nisa/59)
“Allah ve Resûlü bir işe hükmettiği zaman mü’min bir erkek ve mü’min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne isyan ederse artık gerçekten o apaçık bir sapıklıkla sapmıştır. (Ahzab/36)
“Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar. (Nisa/65)…''


Yok öyle başıboş kendi kafama kuran dini diye bir şey! Beğenmiyorsan, uymuyorsa almayacak, bidatçi olmayacaksın. Milleti de; kendi uydurduğunuz orasını burasını yumuşatıp, pazarlayarak kadırmayacaksınız...
Ne dediğinin farkında değilsin. Oradan buradan yalan yanlış duyduklarınla gelme benim karşıma. Kendi araştırman var mı? Bir de deki ben kendim baktım da şöyle şöyle..
@Burcuva bile senden iyi ya. Şaka bu arada :)
Selametle,
 

Kuran Mucizeler

Deneyimli
Mesajlar
863
Tepki puanı
218
Düşünce
Kur'ancı
Metni ve senedi yönüyle sahihse hata ve yanlış yoktur. Zaten her hadisle amel edilmez.
Bak sen çok kıymetli bir insansın. Belli. Kalbin temiz.
Ben Riyazüs Salihin'i 3 ayda nerede ise ezberlemiş bir adamın. Tek tek okudum. Cahiliye dönemimde. Senin gibiydim. Laf ettirtmiyordum kimseye. Ama hazmedemediğim hadisler vardı. İçinden çıkamıyordum. Şükürler olsun ki Yüce Allah bana bir çıkış kapısı gösterinceye kadar.
O da sadece Kuran.
Sonra Kuran araştırmaya giriştim.
Bir kişi öldüğünde Yüce Allah'ın huzurunda dese ki;
'Ben sadece senin Kuran'ına inandım ve ona uydum. Araya kimseyi sokmadım.' dese cehenneme sokar mı Allah?
Selametle,
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,946
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
Bak sen çok kıymetli bir insansın. Belli. Kalbin temiz.
Ben Riyazüs Salihin'i 3 ayda nerede ise ezberlemiş bir adamın. Tek tek okudum. Cahiliye dönemimde. Senin gibiydim. Laf ettirtmiyordum kimseye. Ama hazmedemediğim hadisler vardı. İçinden çıkamıyordum. Şükürler olsun ki Yüce Allah bana bir çıkış kapısı gösterinceye kadar.
O da sadece Kuran.
Sonra Kuran araştırmaya giriştim.
Bir kişi öldüğünde Yüce Allah'ın huzurunda dese ki;
'Ben sadece senin Kuran'ına inandım ve ona uydum. Araya kimseyi sokmadım.' dese cehenneme sokar mı Allah?
Selametle,
Teşekkür ederim. Allah hüsn-ü zannınıza layık eylesin.

İçinden çıkamadığınız hadisler nelerse onlar hakkında daha detaylı araştırma yapmak yerine toptan hepsini reddetme bana mantıklı gelmiyor.

Ben Kurandaki Hz Peygamberle ilgili ayetlerden Kurana uymak için Peygamberi örnek almak gerektiği sonucuna varıyorum. Bu yüzden araya kimseyi almama argümanı bana doğru gelmiyor. Kurandan hüküm çıkarma hakkını kendimde buluyorum ama Peygamberin bu hakkı olmadığını düşünüp aradan çıkarıyorum. Bu bence doğru değil.
 

Kuran Mucizeler

Deneyimli
Mesajlar
863
Tepki puanı
218
Düşünce
Kur'ancı
Sorum hakkında ne düşünüyorsun?
Bir kişi öldüğünde Yüce Allah'ın huzurunda dese ki;
'Ben sadece senin Kuran'ına inandım ve ona uydum. Araya kimseyi sokmadım.' dese cehenneme sokar mı Allah?
Evet yada hayır...
Selametle,
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,946
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
Sorum hakkında ne düşünüyorsun?
Bir kişi öldüğünde Yüce Allah'ın huzurunda dese ki;
'Ben sadece senin Kuran'ına inandım ve ona uydum. Araya kimseyi sokmadım.' dese cehenneme sokar mı Allah?
Evet yada hayır...
Selametle,
Cennet Onun Cehennem Onun, kime nereyi takdir buyurur bilemem ama ben Kurana uyan bir insanın Hz Peygambere müracaat etmeden Kurana uymuş olamayacağını düşünüyorum. Yine de ameller niyetlere göredir, Allah kulun niyetine göre muamele edip cennetine alabilir, bir şey diyemem...
 

Kuran Mucizeler

Deneyimli
Mesajlar
863
Tepki puanı
218
Düşünce
Kur'ancı
Sen mezhep imamlarına uymamışsın diye beni cehenneme atacağını hiç sanmıyorum.
Ama Kuran yanında mezhep imamları diyenler risktedir.
Selametle,
 

Kuran Mucizeler

Deneyimli
Mesajlar
863
Tepki puanı
218
Düşünce
Kur'ancı
Cennet Onun Cehennem Onun, kime nereyi takdir buyurur bilemem ama ben Kurana uyan bir insanın Hz Peygambere müracaat etmeden Kurana uymuş olamayacağını düşünüyorum. Yine de ameller niyetlere göredir, Allah kulun niyetine göre muamele edip cennetine alabilir, bir şey diyemem...
Ya güzel kardeşim öyle konuşuyorsun ki hadisler kesinlikle peygamberin hayatını yansıtıyor sanki. İçinde dünya kadar hata var.
Benden bir şey yazan olursa yırtıp atsın diye hadis var sözde.
Ona uymamış oluyorsun.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,946
Tepki puanı
1,461
Düşünce
Sünni
Sen mezhep imamlarına uymamışsın diye beni cehenneme atacağını hiç sanmıyorum.
Ama Kuran yanında mezhep imamları diyenler risktedir.
Selametle,
Mezhep imamına uymayanın cehenneme gideceğini iddia eden yok ki. İçtihad etme donanımında olan herkes içtihad edebilir. Siz o donanımdaysanız siz de içtihad edebilirsiniz. Bu donanıma sahip olmayan da dilediği içtihada göre amel eder.
Ya güzel kardeşim öyle konuşuyorsun ki hadisler kesinlikle peygamberin hayatını yansıtıyor sanki. İçinde dünya kadar hata var.
Benden bir şey yazan olursa yırtıp atsın diye hadis var sözde.
Ona uymamış oluyorsun.
Metin ve sened yönünden sahih olan hadisler Peygamberimiz’in hayatını doğru yansıtıyor.

Bahsettiğiniz hadis de İslamın ilk dönemlerine ait, ayetlerle hadislerin karışmasını önlemeye matuf şeref südur olmuştur. Ayet ve hadislerin üslubu net olarak ayırt edilir hale gelince bu yasak yine Peygamberimiz tarafından kaldırılmıştır
 

KuranMumini2698

Deneyimli
Mesajlar
1,106
Tepki puanı
229
Düşünce
Kur'ancı
Yazmıştık:

Bu Hz. Enes’in kendi tahminidir. Peygamberimiz (asm)'den doğrudan nakledilen bir bilgi değildir. Bu düşüncenin de sebebi, Hz. Peygamber (asm)'in her konuda diğer insanlardan çok farklı bir kişiliğe sahip olduğunu anlatmaktır.

Bu tahminin doğru olup olmadığını bilemeyiz. Ancak, böyle bir gerçek varsa, bu “her gece aynı şeyin yapıldığı” anlamına gelmez. Şayet, bir veya birkaç defa olmuşsa, bunun peygamberliğin yüksek makamıyla çelişen bir tarafı da yoktur.

Peygamberimiz (asm), bünye kemali bakımından herkese üstün ve erkeklikte insanların en kuvvetlisi olduğu hâlde, yine nefsine herkesten daha çok sahipti.

Dikkat çekici taraf şu ki, yirmi beş yaşına kadar geçen gençlik çağında hiçbir kadına yanaşmamış olduğu gibi, evlenmesinden elli yaşına kadar da bir kadınla yaşamıştır...

Daha önce de yazdığım halde bu olayı Sünnet diye çarpıtmanızın nedeni nedir? Üstelik sadece Sünnet değil "önemli sünnet" olduğunu iddia ettiniz. Diğer sünnetlerden daha "önemli" olduğuna delil getiriniz. Aksi halde delilsiz iddia iftira olduğu için tescilli iftiracı olacaksınız.

Buharide Peygamberin su verilmesini engellediği yazmıyor. Bu iftirayı metne neden eklediniz?
:)
 

KindarSürpriz

☆☆☆☆☆
Deneyimli
Mesajlar
2,283
Tepki puanı
1,089
Düşünce
Kur'ancı
Yazmıştık:

Bu Hz. Enes’in kendi tahminidir. Peygamberimiz (asm)'den doğrudan nakledilen bir bilgi değildir. Bu düşüncenin de sebebi, Hz. Peygamber (asm)'in her konuda diğer insanlardan çok farklı bir kişiliğe sahip olduğunu anlatmaktır.

Bu tahminin doğru olup olmadığını bilemeyiz. Ancak, böyle bir gerçek varsa, bu “her gece aynı şeyin yapıldığı” anlamına gelmez. Şayet, bir veya birkaç defa olmuşsa, bunun peygamberliğin yüksek makamıyla çelişen bir tarafı da yoktur.

Peygamberimiz (asm), bünye kemali bakımından herkese üstün ve erkeklikte insanların en kuvvetlisi olduğu hâlde, yine nefsine herkesten daha çok sahipti.

Dikkat çekici taraf şu ki, yirmi beş yaşına kadar geçen gençlik çağında hiçbir kadına yanaşmamış olduğu gibi, evlenmesinden elli yaşına kadar da bir kadınla yaşamıştır...

Daha önce de yazdığım halde bu olayı Sünnet diye çarpıtmanızın nedeni nedir? Üstelik sadece Sünnet değil "önemli sünnet" olduğunu iddia ettiniz. Diğer sünnetlerden daha "önemli" olduğuna delil getiriniz. Aksi halde delilsiz iddia iftira olduğu için tescilli iftiracı olacaksınız.

Buharide Peygamberin su verilmesini engellediği yazmıyor. Bu iftirayı metne neden eklediniz?

Keşke biraz siyer okusanız, peygamberin bir insan olduğunu daha iyi anlardınız. Peygamber yanında bulunduğu amcasının kızı ile evlenmek istemiştir ancak amcası buna izin vermemiştir.
Bir insanın evlenmek istemesinde ne gibi bir sakınca görüyorsunzu anlamıyorum. Tıpkı hristiyanlar gibi kafanızdan ruhbanlık uydurup peygamberide buna uydurmaya çalışıyorsunuz. Biraz siyer okuyun.

Ekte bulunan kitabın 63. sayfasına göz atabilirsin.
Kitabın kaynakçası Kütüb-i sitteden daha güvenilir :)

 

Ekler

  • İlk Müslüman Lesley Hazleton.pdf
    1 MB · Görüntüleme: 178

Son konular

Üst