Tanrı kavramı mantığın dışındadır

Mesajlar
13
Tepki puanı
12
Düşünce
Ateist
Tanrının tanımının özdeşlik ilkesine aykırılığı

Herhangi bir dindar, bir deist ,bir politeist veya tanrı hakkında yorum yapan bir fikir altyapısı herhangi bir mantıksal altyapıya sahip değildir .

Neden mi ?

Öncelikle özdeşlik kavramını tanımlamak gerekir bunu bilmek için ;
Herhangi bir şeye, “A” dediysek, onun kendisinden başka bir şey olduğunu ileri sürmek, mantığın özdeşlik ilkesine aykırıdır. Yani bir şey ne ise, odur.

Örneğin “Köpek, köpektir” dedikten sonra köpeğin gerçekten köpek olup olmadığıyla ilgili herhangi bir sorunun yönlendirilmesi bile mantık dışıdır.

Bir şey ne ise odur. Her şey kendi kendisiyle aynıdır. Yani “A, A’dır” ya da bir şeye “A” dediysek o şey “A”dan başka bir şey değildir.

Ancak şöyle bir sorun var Tanrı kavramı ile alakalı .
En yakınınızda tanrı kavramına inanan iki ayrı kişiden tanrıyı tanımlamasını isteyin.Muhtemelen dindarlar belli ortak noktalarda görüş belirtselerde her biri size çok farklı tanımlar. yapacaktır . Ona yükledikleri anlamlar farklılık gösterdiği icin tanrı tanrıdan başka biri seydir ve Buş
Özdeslik ilkesine aykırıdır çünkü kimse tanrıyı tanımlayamaz aslında inandıkları tanrılar kendi kafalarında yarattıkları "Tanrılardır".
Şöyle ifade edelim tanrı tanrıdan başka bir şey olamaz ama onun ne olduğunu bilmeden var olduğunu söylemek açıkça mantığa aykırıdır
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Nagarjuna

Üye
Mesajlar
40
Tepki puanı
19
Düşünce
Agnostik
Tanrının tanımı ve tasavvuru yapılamıyorsa onun varlığına inanmak bir paradox oluşturmaz mi
 

Reptilius

Üye
Mesajlar
40
Tepki puanı
7
Düşünce
Agnostik
İnsanlar tanrı konusunu formel mantıkla düşünmez, tıpkı gündelik hayatta yaptığı gibi bulanık mantıkla düşünür. Önemli olan nasıl düşündüğümüz de değildir, önemli olan neden düşündüğümüzdür. Şimdi bunun sebebini açıklamak istiyorum.

Tanrı fikri Dünyadaki bütün sorunlar mucizevi bir biçimde çözülmüş olsaydı ve insanlar barış ve eşitliğin hakim olduğu bir yaşam sürüyor olsaydı da belki din hâlâ varlığını sürdürürdü. Evrimdeki bir gariplik yüzünden insanın nöropsikolojisinde tanrı fikrinin doldurduğu bir boşluk var sanki. Bunu anlamak için “ikili süreç teorisi”ne bir göz atmak gerekiyor. Psikolojinin temelinde yer alan bu olgu, düşüncenin iki biçimine dikkat çeker: Sistem 1 ve Sistem 2. Sistem 2 göreceli olarak daha yakın bir zamanda gelişmiştir; hiç durmak bilmeyen kafamızdaki sestir; plan yapmamızı ve mantıklı düşünmemizi sağlar. Sistem 1 ise otomatiktir, içgüdüseldir. İnsanın nerede doğduğundan bağımsız olarak herkeste gelişen özelliklerdir. İnsanın hayatta kalmasını sağlayan mekanizmalardır. Örneğin kokmuş etten tiksinti duymamızı, hiç düşünmeden ana dilimizde konuşmamızı, bebekken ebeveynimizi tanımamızı, canlı ve cansız nesneleri birbirinden ayırmamızı sağlar. İnsanı, dünyayı daha iyi anlamak için bir düzen bulmaya, doğal felaketler ya da sevdiklerimizin ölmesi gibi tesadüfi görünen olaylarda anlam aramaya yöneltir. Bazı sosyal bilimciler, etrafımızdaki tehlikeleri algılayıp aşmada, eş bulmada bize yardımcı olan Sistem 1’in ayrıca dinlerin gelişmesini de sağladığına inanıyor. Örneğin bu sistem gittiğimiz her yerde, görmesek de etrafımızda bir varlığın olduğu hissini duymamıza neden olur. Binlerce yıl önce belki bu duyu, otlar arasına saklanmış aslana ya da zehirli yılana karşı tetikte olmamızı sağlamıştır. Fakat ister bizi sürekli gözetleyen koruyucu bir tanrı, ister kuraklıkla cezalandıran hoşnutsuz bir ata ruhu, ister gölgede bekleyen canavar biçiminde olsun, bizi görünmez şeylerin varlığına anlam yükleme konusunda zayıf da düşürmüştür. Bu sistem olguları ikili bir şekilde görmeye de yöneltir bizi. Yani aklı ve bedeni bir tek bir birimde bütünleşmiş görmekte sıkıntı yaşarız. Bu algı birçok dinde de yansımasını bulur. ABD’deki Emory Üniversitesi’nden Robert McCauley, sosyal bilimcilerin, tüm bu nedenlerden dolayı dinin “bilişsel eğilimlerimizin bir yan ürünü” olarak ortaya çıktığına inandığını söylüyor. “Dinler insanlardaki bu doğal özelliklerden yararlanarak gelişen kültürel düzenlemelerdir,” diyor. Kırılması zor alışkanlıklar Ateistler işte bu kültürel ve evrimsel birikime karşı savaş vermek durumunda. İnsanlar doğal olarak daha büyük bir şeyin parçası olduklarına, yaşamın tümüyle boşa olmadığına inanmak ister. Aklımız bir amaç ve açıklama peşinde koşar. Norenzayan’a göre “Eğitim, bilim ve eleştirel düşünme yoluyla insanlar içgüdülerine güvenmekten vazgeçebilir, ama bu içgüdüler var.”
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
3,684
Tepki puanı
274
Düşünce
Sünni
Tanrının tanımının özdeşlik ilkesine aykırılığı

Herhangi bir dindar, bir deist ,bir politeist veya tanrı hakkında yorum yapan bir fikir altyapısı herhangi bir mantıksal altyapıya sahip değildir .

Neden mi ?

Öncelikle özdeşlik kavramını tanımlamak gerekir bunu bilmek için ;
Herhangi bir şeye, “A” dediysek, onun kendisinden başka bir şey olduğunu ileri sürmek, mantığın özdeşlik ilkesine aykırıdır. Yani bir şey ne ise, odur.

Örneğin “Köpek, köpektir” dedikten sonra köpeğin gerçekten köpek olup olmadığıyla ilgili herhangi bir sorunun yönlendirilmesi bile mantık dışıdır.

Bir şey ne ise odur. Her şey kendi kendisiyle aynıdır. Yani “A, A’dır” ya da bir şeye “A” dediysek o şey “A”dan başka bir şey değildir.

Ancak şöyle bir sorun var Tanrı kavramı ile alakalı .
En yakınınızda tanrı kavramına inanan iki ayrı kişiden tanrıyı tanımlamasını isteyin.Muhtemelen dindarlar belli ortak noktalarda görüş belirtselerde her biri size çok farklı tanımlar. yapacaktır . Ona yükledikleri anlamlar farklılık gösterdiği icin tanrı tanrıdan başka biri seydir ve Buş
Özdeslik ilkesine aykırıdır çünkü kimse tanrıyı tanımlayamaz aslında inandıkları tanrılar kendi kafalarında yarattıkları "Tanrılardır".
Şöyle ifade edelim tanrı tanrıdan başka bir şey olamaz ama onun ne olduğunu bilmeden var olduğunu söylemek açıkça mantığa aykırıdır
Birileri köpeğe farklı tanımlamalar getirirse bu köpeğin olmadığını ispat etmez. Bazılarının yanlış tanımladığını ispat eder
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
3,684
Tepki puanı
274
Düşünce
Sünni
İnsanlar tanrı konusunu formel mantıkla düşünmez, tıpkı gündelik hayatta yaptığı gibi bulanık mantıkla düşünür. Önemli olan nasıl düşündüğümüz de değildir, önemli olan neden düşündüğümüzdür. Şimdi bunun sebebini açıklamak istiyorum.

Tanrı fikri Dünyadaki bütün sorunlar mucizevi bir biçimde çözülmüş olsaydı ve insanlar barış ve eşitliğin hakim olduğu bir yaşam sürüyor olsaydı da belki din hâlâ varlığını sürdürürdü. Evrimdeki bir gariplik yüzünden insanın nöropsikolojisinde tanrı fikrinin doldurduğu bir boşluk var sanki. Bunu anlamak için “ikili süreç teorisi”ne bir göz atmak gerekiyor. Psikolojinin temelinde yer alan bu olgu, düşüncenin iki biçimine dikkat çeker: Sistem 1 ve Sistem 2. Sistem 2 göreceli olarak daha yakın bir zamanda gelişmiştir; hiç durmak bilmeyen kafamızdaki sestir; plan yapmamızı ve mantıklı düşünmemizi sağlar. Sistem 1 ise otomatiktir, içgüdüseldir. İnsanın nerede doğduğundan bağımsız olarak herkeste gelişen özelliklerdir. İnsanın hayatta kalmasını sağlayan mekanizmalardır. Örneğin kokmuş etten tiksinti duymamızı, hiç düşünmeden ana dilimizde konuşmamızı, bebekken ebeveynimizi tanımamızı, canlı ve cansız nesneleri birbirinden ayırmamızı sağlar. İnsanı, dünyayı daha iyi anlamak için bir düzen bulmaya, doğal felaketler ya da sevdiklerimizin ölmesi gibi tesadüfi görünen olaylarda anlam aramaya yöneltir. Bazı sosyal bilimciler, etrafımızdaki tehlikeleri algılayıp aşmada, eş bulmada bize yardımcı olan Sistem 1’in ayrıca dinlerin gelişmesini de sağladığına inanıyor. Örneğin bu sistem gittiğimiz her yerde, görmesek de etrafımızda bir varlığın olduğu hissini duymamıza neden olur. Binlerce yıl önce belki bu duyu, otlar arasına saklanmış aslana ya da zehirli yılana karşı tetikte olmamızı sağlamıştır. Fakat ister bizi sürekli gözetleyen koruyucu bir tanrı, ister kuraklıkla cezalandıran hoşnutsuz bir ata ruhu, ister gölgede bekleyen canavar biçiminde olsun, bizi görünmez şeylerin varlığına anlam yükleme konusunda zayıf da düşürmüştür. Bu sistem olguları ikili bir şekilde görmeye de yöneltir bizi. Yani aklı ve bedeni bir tek bir birimde bütünleşmiş görmekte sıkıntı yaşarız. Bu algı birçok dinde de yansımasını bulur. ABD’deki Emory Üniversitesi’nden Robert McCauley, sosyal bilimcilerin, tüm bu nedenlerden dolayı dinin “bilişsel eğilimlerimizin bir yan ürünü” olarak ortaya çıktığına inandığını söylüyor. “Dinler insanlardaki bu doğal özelliklerden yararlanarak gelişen kültürel düzenlemelerdir,” diyor. Kırılması zor alışkanlıklar Ateistler işte bu kültürel ve evrimsel birikime karşı savaş vermek durumunda. İnsanlar doğal olarak daha büyük bir şeyin parçası olduklarına, yaşamın tümüyle boşa olmadığına inanmak ister. Aklımız bir amaç ve açıklama peşinde koşar. Norenzayan’a göre “Eğitim, bilim ve eleştirel düşünme yoluyla insanlar içgüdülerine güvenmekten vazgeçebilir, ama bu içgüdüler var.”
Bilim diyor ki
1-Kainat hareket halindedir
2-Kuvvet olmadan hareket olmaz
3-Uygulayan olmadan kuvvet olmaz
Ben de diyorum ki kainatı ilk hareketlendiren kişi her kimse Yaratıcı işte Odur
 

Yuşa

☆☆☆
Üye
Mesajlar
571
Tepki puanı
102
Düşünce
Agnostik
Bilim diyor ki
1-Kainat hareket halindedir
2-Kuvvet olmadan hareket olmaz
3-Uygulayan olmadan kuvvet olmaz
Ben de diyorum ki kainatı ilk hareketlendiren kişi her kimse Yaratıcı işte Odur
Uygulayanın tanrı olduğunu nerden biliyorsun.Yani uygulayan bir şekilde hücreler ise hücreye tanrı mı diceksin ?
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,933
Tepki puanı
370
Düşünce
Muvahhid
Uygulayanın tanrı olduğunu nerden biliyorsun.Yani uygulayan bir şekilde hücreler ise hücreye tanrı mı diceksin ?
Sonsuz güç sahibi bir tanrıya mı inanmak sana daha cazip geliyor, yoksa ufacıcık bir hücreye mi? Koca kainatı hareketlendirecek :D. Eğer sen bu gücü hücrede bulabiliyorsan (ki bilim bulamadı) o zaman eyvallah.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,418
Tepki puanı
644
Düşünce
Ateist
Sonsuz güç sahibi tanrının kendisinin kopyası bir ikinci tanrı daha yaratmaya gücü yeter mi? Sonra bu yarattığı ikinci tanrıyı tekrar yok etmeye gücü yeter mi?
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
3,684
Tepki puanı
274
Düşünce
Sünni
Uygulayanın tanrı olduğunu nerden biliyorsun.Yani uygulayan bir şekilde hücreler ise hücreye tanrı mı diceksin ?
Şu anda bilimin bildiği ilk nokta orası olduğu için oradan örnek veriyorum. Bilim daha öncesini bulursa aynı soruyu yeni sıfır noktası için sorarım. Çünkü termodinamiğin ikinci yasasına göre madde ezeli olamaz. Sıfır noktası olmak zorunda. Tren metaforunu düşünürseniz vagonlar sonsuza kadar gidemez. Başta bir lokomotif olmak zorunda. Yaratılanlar sonsuza kadar gidemez, başta bir Yaratıcı olmak zorunda
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
3,684
Tepki puanı
274
Düşünce
Sünni
Hep derim en azından liselerde mantık dersi mutlaka okutulmalı diye. Çünkü insanlar mantık dışı çıkarımlarını mantıklı zannediyor.
Mantıkta "Gerçek olmayan mukaddemelerle yapılan kıyaslara demagoji veya safsata" denilmektedir ve yine mantıkta bir şeyin kendi özelliklerini koruyarak zıddına dönüşmesi imkansızdır. Sonradan yaratılan herşey eksik, fani, aciz ve sınırlıdır. Bu özellikleri taşıyan asla ilah olamaz.
Dolayısıyla yaratılan bir Yaratıcı sorusu mantık dışı
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Sonsuz güç sahibi tanrının kendisinin kopyası bir ikinci tanrı daha yaratmaya gücü yeter mi?
Evet.
Sonra bu yarattığı ikinci tanrıyı tekrar yok etmeye gücü yeter mi?
Hayır, yetmez. Çünkü artık her şeye gücü yeten tek bir tanrı değil; her şeye gücü yeten eş(it) tanrı(lar) var demektir.

Hele de sen böyle bir soruyu Müslümanlara soruyorsun. Kuranda da buna değiniliyor zaten:

Enbiyâ, 22. Ayet: Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki Arş'ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.

Tanrı her şeyi yapabilir burcuva ama her şeyi yapmaz. Sonsuzluk çizgisi üzerinden makul bir olasılık yaratamazsın, yoksa saçmalarız.

Hem, Tanrı kavramı mantıksız değildir. Tanrı, Evrenin mimarı, üstün güç, yaratıcı; kısacası Tanrının kendisi ile en temel anlamı arasında mantıksal olarak pozitiflik var.

Gödel'in Tanrının ispatıdır dediği denklem de buna işaret ediyor:


Tanrı kavramında gözlemlenen farklılığın, mantıksızlığın sebebi, Tanrıya atfedilen özellikler ya da kendisine Tanrı denilen şeylerdir.

O zaman Tanrı kavramında bir mantıksızlık yok demektir. Çünkü saydıklarından hepsi tanrı kavramının içerisine girebiliyor demektir. Demek ki hata, bu özellikler de Tanrı kavramına girebilir diyenlerden kaynaklanmaktadır, Tanrı kavramından değil. Peki o zaman neden o şey veya durumlar Tanrıdandır? Bir kişi veya şey ne zaman Tanrı ne zaman Tanrı olur? İşte o en temel özellikler Tanrı kavramının ta kendisi, özü, en saf halidir.

Tanrı ile yaratıcı kelimelerinin aynı şey olmadığını tekrardan anlatmak istemiyorum.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

Yuşa

☆☆☆
Üye
Mesajlar
571
Tepki puanı
102
Düşünce
Agnostik
Sonsuz güç sahibi bir tanrıya mı inanmak sana daha cazip geliyor, yoksa ufacıcık bir hücreye mi? Koca kainatı hareketlendirecek :D. Eğer sen bu gücü hücrede bulabiliyorsan (ki bilim bulamadı) o zaman eyvallah.
Yok merak etme küçücük hücrede o kuvveti aramak samanlıkta hiç olmayan bir iğneyi aramak ile aynı.Sadece soruyordum ama bilemeyiz şuan bilimin söyledi evren 13.5 mr bak bu sadece bilimin söylediği daha bu kadar gelişmiş bir bilimle bunu bulabiliryorlar belkide yarın 50 mr yıl olduğunu öğrenicez hatta daha fazla olduğunu düşünmeye başlıcaz sonra aklımıza ezeli olan evren olabilir mi sorusu gelcek.Şuna eminim ki uzak değil yakın bir gelecekte çok garip bilgiler elde edinicez.
Şu anda bilimin bildiği ilk nokta orası olduğu için oradan örnek veriyorum. Bilim daha öncesini bulursa aynı soruyu yeni sıfır noktası için sorarım. Çünkü termodinamiğin ikinci yasasına göre madde ezeli olamaz. Sıfır noktası olmak zorunda. Tren metaforunu düşünürseniz vagonlar sonsuza kadar gidemez. Başta bir lokomotif olmak zorunda. Yaratılanlar sonsuza kadar gidemez, başta bir Yaratıcı olmak zorunda
Bilime göre şuan yaptığınız hiçbir yardımcınız olmadan sadece gözlem ile 13.5 mr yıl öncesinde evreni kimin yarattığını veya birinin yarattığını bulmaya çalışmak.Bulamazsınız diye birşey yok sadece çabanızın bu olduğunu belirttim.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
3,684
Tepki puanı
274
Düşünce
Sünni
Bilime göre şuan yaptığınız hiçbir yardımcınız olmadan sadece gözlem ile 13.5 mr yıl öncesinde evreni kimin yarattığını veya birinin yarattığını bulmaya çalışmak.Bulamazsınız diye birşey yok sadece çabanızın bu olduğunu belirttim.
Kaç yıl önce olduğunun bir önemi yok. İsterse 50 milyar yıl önce olsun, evrenin bir başlangıç noktası var. Evren ezeli olamaz, çünkü termodinamiğin ikinci yasasına aykırı olur. Öyleyse tren metaforundaki vagonların başındaki lokomotif gibi, yaratılan her şeyin en başında varlığı kendinden olan bir Yaratıcı olmak zorunda. Mantık kurallarına ve bilimin elimizdeki mevcut verilerine göre Yaratıcıyı kabul etmemiz gerekirken ve elimizde gelecekten verdiği bütün haberler istisnasız doğru çıkmış bir Kuran kitabı varken niçin agnostik olduğunuzu anlayamıyorum
 

Yuşa

☆☆☆
Üye
Mesajlar
571
Tepki puanı
102
Düşünce
Agnostik
termodinamiğin ikinci yasasına aykırı olur.
Termodinamık yasaları değişmez diye birşey yok.Yasalar sadece bir sonraki bilgiye kadar aynı kalır.Yani termodinamiğin ikinci yasası diye olamaz diye birşey yok.Yani 1916 da Albert Einstein genel izafiyet teorisini doğruladı diye bu kesin diye birşey yokdur.
Kuran kitabı varken niçin agnostik olduğunuzu anlayamıyorum
Kuranı kerimi okudum gelecekten haber veriyor fakat o dönemlerde meşhur yani sadece o dönem değil Hz.Muhammed'den 4600 yıl önce sümer tabletlerinde de çok ilginç bilgiler yazıyordu.M.Ö 4000 bin senesinde sadece 3600 yılda bir giren nebula gezegenini nerden gördüler hadi diyelim ki teleskopu icat ettiler felan herhalde gezeginin hızını ölçüp dolaştığı yeri bulup ona göre 3600 yıl demediler peki nerden biliyorlardı ? Güneş sistemimiz hakkında bu kadar bilgileri nerden öğrendiler.Geçmişde yaşamış insanların kitaplarını tabletlerini duvar yazılarını okursan gelekten bilgi veren veya o dönemde öğrenilmesi sadece bir doğaüstü olay olan bir sürü eser var.Sen sadece Kuranı görüyorsun o kadar.Sana bir kaç soru derlicem ve konuda paylaşıyorum hepsi din ile ilgili olcak.İster cevap verirsin ister vermezsin.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
3,684
Tepki puanı
274
Düşünce
Sünni
Termodinamık yasaları değişmez diye birşey yok.Yasalar sadece bir sonraki bilgiye kadar aynı kalır.Yani termodinamiğin ikinci yasası diye olamaz diye birşey yok.Yani 1916 da Albert Einstein genel izafiyet teorisini doğruladı diye bu kesin diye birşey yokdur.
Tabii ki bilimin buldukları değişebilir ama bilimin mevcut bilgilerine göre Yaratıcı olmalı. Haksız mıyım?
Ayrıca mantıklı insan mevcut verilere göre hareket eder, hayali ihtimallere göre değil. Herkesin hırsız olması ihtimal dahilindedir ama bir kişinin hırsız olduğunu gösteren veri yoksa insanlara hırsızmış gibi değil, hırsızl değillermiş gibi muamele etmek zorundayız. Bunun gibi mevcut bütün bilimsel verileri mantık kurallarına göre değerlendirince Yaratıcının varlığı sonucuna gitmek zorundayız. İnsanların hırsız olma ihtimali gibi, bilimsel veriler değişebilir deyip Yaratıcı yokmuş gibi hareket edemeyiz. Bu yüzden agnostik olmak bana mantıklı gelmiyor
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
3,684
Tepki puanı
274
Düşünce
Sünni
Kuranı kerimi okudum gelecekten haber veriyor fakat o dönemlerde meşhur yani sadece o dönem değil Hz.Muhammed'den 4600 yıl önce sümer tabletlerinde de çok ilginç bilgiler yazıyordu.M.Ö 4000 bin senesinde sadece 3600 yılda bir giren nebula gezegenini nerden gördüler hadi diyelim ki teleskopu icat ettiler felan herhalde gezeginin hızını ölçüp dolaştığı yeri bulup ona göre 3600 yıl demediler peki nerden biliyorlardı ? Güneş sistemimiz hakkında bu kadar bilgileri nerden öğrendiler.Geçmişde yaşamış insanların kitaplarını tabletlerini duvar yazılarını okursan gelekten bilgi veren veya o dönemde öğrenilmesi sadece bir doğaüstü olay olan bir sürü eser var.Sen sadece Kuranı görüyorsun o kadar.Sana bir kaç soru derlicem ve konuda paylaşıyorum hepsi din ile ilgili olcak.İster cevap verirsin ister vermezsin.
Bizden çok önce bilim ve teknolojide çok ilerlemiş medeniyetler olabilir. Onlara da bir peygamber gelmiş olabilir. Ben sadece Kurandaki ilmi gerçeklerden bahsetmiyorum. Gelecekten haber vermekten bahsediyorum. Kuran haricinde gelecekten verdiği haberlerin tamamen doğru çıktığı ikinci bir kaynak yok. Bu apaçık insanüstü bir durum ve Kuran’ın Allah kelamı olduğuna delildir
 

Yuşa

☆☆☆
Üye
Mesajlar
571
Tepki puanı
102
Düşünce
Agnostik
Tabii ki bilimin buldukları değişebilir ama bilimin mevcut bilgilerine göre Yaratıcı olmalı. Haksız mıyım?
Ayrıca mantıklı insan mevcut verilere göre hareket eder, hayali ihtimallere göre değil. Herkesin hırsız olması ihtimal dahilindedir ama bir kişinin hırsız olduğunu gösteren veri yoksa insanlara hırsızmış gibi değil, hırsızl değillermiş gibi muamele etmek zorundayız. Bunun gibi mevcut bütün bilimsel verileri mantık kurallarına göre değerlendirince Yaratıcının varlığı sonucuna gitmek zorundayız. İnsanların hırsız olma ihtimali gibi, bilimsel veriler değişebilir deyip Yaratıcı yokmuş gibi hareket edemeyiz. Bu yüzden agnostik olmak bana mantıklı gelmiyor
Sana Agnostik olma nedenimi özelden yazdığımı hatırlıyorum.Ama daha zorluyorsun gibime geliyor :) .Senin Tanrı'ya olan inancın elbette benden fazla sen bir düşünsene sana özelden yazdığımın gerçekleştiğini senin için çok üzücü olur mu ? belkide olmaz bilemem ama benim için çok üzücü bir durum çok fazla kafaya takmak istemiyorum.Zaten onun dinine inanmadım diye beni yakıcak bir Tanrı'ya inanmıyorum.Bu kişi Allah olsada onun cehenneme atıcağınıda sanmıyorum.Benim inancım varolsa bile Allah ile benim aramda kimseye sektirmedim yani kimseye gel Allah'a inanma bu çok saçma bir düşünce veya gel agnostik ol çok mantıklı gibisinden kimseye söyledim tam tersi bu forma gelme nedenim.Başkaların düşüncesinide merak etmem.Benim arkadaş çevremdeki insanlar şuanki normal çocuklar masal park adlı yere giderler ve orda akşama kadar kızlarla takılıp paten sürerler.Dini inançları ise müslüman ama namazları yok küfürleri var inançları zayıf alkolleri var sigaraları var ne dersen var hayata veya diğer ahirete dair hiçbir fikirleri yok ama.Tek yaptıkları hergün orda durmak o yüzden kabire girdiğim zaman olucakları şimdiden tahmin edebiliyorum.Ya siyah bir ekran yada kabirde hesap vermek.Yada bilmediğimiz başka birşey
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,418
Tepki puanı
644
Düşünce
Ateist
Termodinamık yasaları değişmez diye birşey yok.Yasalar sadece bir sonraki bilgiye kadar aynı kalır.Yani termodinamiğin ikinci yasası diye olamaz diye birşey yok.Yani 1916 da Albert Einstein genel izafiyet teorisini doğruladı diye bu kesin diye birşey yokdur.
Yasalar değişmedikleri için yasadırlar. Termodinamik yasaları da değişmez. Teorilere gelince, değişirler elbet. Çünkü teori, olan bir olgunun neden öyle olduğunu açıklar. Daha iyi açıklamalar da daima bulunabilir. Yerçekimi bir yasadır, değişmez. Yerin çekmediği bir madde yok. Karanlık madde bile madde ile etkileşime girmediği halde o da kütle çekiminden etkilenir. Yer neden çeker, daha doğrusu kütleler birbirini neden çeker sorusunu ise teori yanıtlar. Einstein'in açıklaması çok zarif, ama umarız daha iyi teori geliştirilir. Teori yerçekimini kanıtlamaz, çünkü kanıta ihtiyacı yok, nasıl çektiğini açıklar.
 
Üst