Tanrının varlığından veya yokluğundan nasıl emin olabiliyorsunuz?

Mütevazi ol

Çaylak
Mesajlar
181
Tepki puanı
36
Düşünce
Sünni
Bakın bazı ayetlere odaklanıp Allahı inkar etmek hiçte akıllıca bir iş değildir.

Bir sarayin 99 kapısı açıksa ve bir kapisi kapaliysa siz o saraydan geri dönermisiniz. Elbette hayir.

Zaten o 99 kapinin birinden içeri girince geri kalan 1 kapiyida sarayin içinden açmak mümkündür.

Allahin varliğini gösteren birsürü delil varken bunlari bir kenara burakip inanmiyorum demekte akıllıca bir davranış değildir.

Zaten Allahın varlığına iman ettikten sonra geri kalan kapilari açmak problem değildir kardeşim.

(Bir adam düşünün. Bu adam bir şehrin her tarafına tahrip gücü yüksek bombalar döşesin sonra tüm bu bombaları bir düğmeye bağlasın. Ve o düğmeye basıp tüm şehri yerle bir etsin. Şimdi bu adam yakalanıp kendisine ceza verileceği zaman “sadece küçük bir düğmeye dokundum neden bana böyle büyük bir ceza veriyorsunuz “dese ona ne dersiniz?

Evet, sen küçük bir düğmeye dokundun ama o düğmeyle büyük neticelere sebep oldun. Dolayısıyla senin cezanı yaptığın işi küçüklüğü değil neticesinin büyüklüğü belirleyecektir.

İşte bunun gibi kâfirlerde belki sureten küçük bir söz söylüyorlar ama neticesi misaldeki bombadan daha büyük oluyor. Mesela bir adam “ Allah’ı kabul etmiyorum” dese evet 3 kelimelik küçük bir cümle kurmuştur. Ama bu söz ile öyle büyük cinayetler işlemiştir ki farkında değildir.


Bırısı size gelerek: "Şunu imzala, eğer imzalarsan kazanirsin, ama eğer imzalamazsan kaybedersin" derse, siz en azindan neyi imzalamaniz gerektiğini okumazmisiniz? Elbette neyi imzalaman gerektiğini okursun.

Allahta size: "Eğer bana inanirsan seni affedebilirim, fakat eğer inanmazsan sonun berbat olur!" diyyorken bu konuyu düşünmek mantikli olmazmi?

Eğer olmaz diyyorsan sana şunu söyliyeyim:
Bir milyar yil önceleri hakkinda fikir yürüten bir teoriye sanki bir milyar yil öncelerini görmüş gibi inanmak, daha doğrusu inanmakla kalmayip bu teoriye güvenerek Allaha düşman kesilmek hiçte akıllıca bir iş değildir.

Genel olarak ateistler zevk için, istedikleri gibi yaşamak için ateizmi seçiyor. Lakin sadece iman ederek bile affedilme şansınız varken herşeyi tesadüfe bağlayarak kaybetmeniz hiçte iyi bir sonuç çikarmaz bence.

İmtihan dünyasında yaşıyoruz ya:
Eskiden taşları, putları tanri gibi gören akılsız müşriklerin yerini şuanda molekülleri akıllı, ilimli gören evrimciler almış.

Sorunuz varsa sorabilirsiniz.
 
Mesajlar
640
Tepki puanı
76
Düşünce
Ateist
Bakın bazı ayetlere odaklanıp Allahı inkar etmek hiçte akıllıca bir iş değildir.

Bir sarayin 99 kapısı açıksa ve bir kapisi kapaliysa siz o saraydan geri dönermisiniz. Elbette hayir.

Zaten o 99 kapinin birinden içeri girince geri kalan 1 kapiyida sarayin içinden açmak mümkündür.

Allahin varliğini gösteren birsürü delil varken bunlari bir kenara burakip inanmiyorum demekte akıllıca bir davranış değildir.

Zaten Allahın varlığına iman ettikten sonra geri kalan kapilari açmak problem değildir kardeşim.

(Bir adam düşünün. Bu adam bir şehrin her tarafına tahrip gücü yüksek bombalar döşesin sonra tüm bu bombaları bir düğmeye bağlasın. Ve o düğmeye basıp tüm şehri yerle bir etsin. Şimdi bu adam yakalanıp kendisine ceza verileceği zaman “sadece küçük bir düğmeye dokundum neden bana böyle büyük bir ceza veriyorsunuz “dese ona ne dersiniz?

Evet, sen küçük bir düğmeye dokundun ama o düğmeyle büyük neticelere sebep oldun. Dolayısıyla senin cezanı yaptığın işi küçüklüğü değil neticesinin büyüklüğü belirleyecektir.

İşte bunun gibi kâfirlerde belki sureten küçük bir söz söylüyorlar ama neticesi misaldeki bombadan daha büyük oluyor. Mesela bir adam “ Allah’ı kabul etmiyorum” dese evet 3 kelimelik küçük bir cümle kurmuştur. Ama bu söz ile öyle büyük cinayetler işlemiştir ki farkında değildir.


Bırısı size gelerek: "Şunu imzala, eğer imzalarsan kazanirsin, ama eğer imzalamazsan kaybedersin" derse, siz en azindan neyi imzalamaniz gerektiğini okumazmisiniz? Elbette neyi imzalaman gerektiğini okursun.

Allahta size: "Eğer bana inanirsan seni affedebilirim, fakat eğer inanmazsan sonun berbat olur!" diyyorken bu konuyu düşünmek mantikli olmazmi?

Eğer olmaz diyyorsan sana şunu söyliyeyim:
Bir milyar yil önceleri hakkinda fikir yürüten bir teoriye sanki bir milyar yil öncelerini görmüş gibi inanmak, daha doğrusu inanmakla kalmayip bu teoriye güvenerek Allaha düşman kesilmek hiçte akıllıca bir iş değildir.

Genel olarak ateistler zevk için, istedikleri gibi yaşamak için ateizmi seçiyor. Lakin sadece iman ederek bile affedilme şansınız varken herşeyi tesadüfe bağlayarak kaybetmeniz hiçte iyi bir sonuç çikarmaz bence.

İmtihan dünyasında yaşıyoruz ya:
Eskiden taşları, putları tanri gibi gören akılsız müşriklerin yerini şuanda molekülleri akıllı, ilimli gören evrimciler almış.

Sorunuz varsa sorabilirsiniz.
Kafanızda bir ateist uydurmuşsunuz ona saldırıyorsunuz. Genel olarak ateistler; zevk için istediklerini yapmak için ne demek? Sadece bunun için olan varsa yandık.
 

kavak

V ☆☆☆☆☆
Denetmen
Mesajlar
9,910
Çözümler
1
Tepki puanı
6,834
Düşünce
Ateist
Bakın bazı ayetlere odaklanıp Allahı inkar etmek hiçte akıllıca bir iş değildir.

Bir sarayin 99 kapısı açıksa ve bir kapisi kapaliysa siz o saraydan geri dönermisiniz. Elbette hayir.

Zaten o 99 kapinin birinden içeri girince geri kalan 1 kapiyida sarayin içinden açmak mümkündür.

Allahin varliğini gösteren birsürü delil varken bunlari bir kenara burakip inanmiyorum demekte akıllıca bir davranış değildir.

Zaten Allahın varlığına iman ettikten sonra geri kalan kapilari açmak problem değildir kardeşim.

(Bir adam düşünün. Bu adam bir şehrin her tarafına tahrip gücü yüksek bombalar döşesin sonra tüm bu bombaları bir düğmeye bağlasın. Ve o düğmeye basıp tüm şehri yerle bir etsin. Şimdi bu adam yakalanıp kendisine ceza verileceği zaman “sadece küçük bir düğmeye dokundum neden bana böyle büyük bir ceza veriyorsunuz “dese ona ne dersiniz?

Evet, sen küçük bir düğmeye dokundun ama o düğmeyle büyük neticelere sebep oldun. Dolayısıyla senin cezanı yaptığın işi küçüklüğü değil neticesinin büyüklüğü belirleyecektir.

İşte bunun gibi kâfirlerde belki sureten küçük bir söz söylüyorlar ama neticesi misaldeki bombadan daha büyük oluyor. Mesela bir adam “ Allah’ı kabul etmiyorum” dese evet 3 kelimelik küçük bir cümle kurmuştur. Ama bu söz ile öyle büyük cinayetler işlemiştir ki farkında değildir.


Bırısı size gelerek: "Şunu imzala, eğer imzalarsan kazanirsin, ama eğer imzalamazsan kaybedersin" derse, siz en azindan neyi imzalamaniz gerektiğini okumazmisiniz? Elbette neyi imzalaman gerektiğini okursun.

Allahta size: "Eğer bana inanirsan seni affedebilirim, fakat eğer inanmazsan sonun berbat olur!" diyyorken bu konuyu düşünmek mantikli olmazmi?

Eğer olmaz diyyorsan sana şunu söyliyeyim:
Bir milyar yil önceleri hakkinda fikir yürüten bir teoriye sanki bir milyar yil öncelerini görmüş gibi inanmak, daha doğrusu inanmakla kalmayip bu teoriye güvenerek Allaha düşman kesilmek hiçte akıllıca bir iş değildir.

Genel olarak ateistler zevk için, istedikleri gibi yaşamak için ateizmi seçiyor. Lakin sadece iman ederek bile affedilme şansınız varken herşeyi tesadüfe bağlayarak kaybetmeniz hiçte iyi bir sonuç çikarmaz bence.

İmtihan dünyasında yaşıyoruz ya:
Eskiden taşları, putları tanri gibi gören akılsız müşriklerin yerini şuanda molekülleri akıllı, ilimli gören evrimciler almış.

Sorunuz varsa sorabilirsiniz.
Bu ne yahu?
Her konuya tıpa tıp aynı saçma iletiyi ekliyorsunuz, zamanında başka bir dindar forumdaş da sizin gibi böyle saygısızca hereket ediyordu. Eğer bu foruma azıcık saygınız varsa, bu tür tebliğvari aynı iletileri iliştirmeyin lütfen.
 

Entropyy

lV ☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
4,112
Tepki puanı
3,386
Düşünce
Ateist
Bakın bazı ayetlere odaklanıp Allahı inkar etmek hiçte akıllıca bir iş değildir.

Bir sarayin 99 kapısı açıksa ve bir kapisi kapaliysa siz o saraydan geri dönermisiniz. Elbette hayir.

Zaten o 99 kapinin birinden içeri girince geri kalan 1 kapiyida sarayin içinden açmak mümkündür.

Allahin varliğini gösteren birsürü delil varken bunlari bir kenara burakip inanmiyorum demekte akıllıca bir davranış değildir.

Zaten Allahın varlığına iman ettikten sonra geri kalan kapilari açmak problem değildir kardeşim.

(Bir adam düşünün. Bu adam bir şehrin her tarafına tahrip gücü yüksek bombalar döşesin sonra tüm bu bombaları bir düğmeye bağlasın. Ve o düğmeye basıp tüm şehri yerle bir etsin. Şimdi bu adam yakalanıp kendisine ceza verileceği zaman “sadece küçük bir düğmeye dokundum neden bana böyle büyük bir ceza veriyorsunuz “dese ona ne dersiniz?

Evet, sen küçük bir düğmeye dokundun ama o düğmeyle büyük neticelere sebep oldun. Dolayısıyla senin cezanı yaptığın işi küçüklüğü değil neticesinin büyüklüğü belirleyecektir.

İşte bunun gibi kâfirlerde belki sureten küçük bir söz söylüyorlar ama neticesi misaldeki bombadan daha büyük oluyor. Mesela bir adam “ Allah’ı kabul etmiyorum” dese evet 3 kelimelik küçük bir cümle kurmuştur. Ama bu söz ile öyle büyük cinayetler işlemiştir ki farkında değildir.


Bırısı size gelerek: "Şunu imzala, eğer imzalarsan kazanirsin, ama eğer imzalamazsan kaybedersin" derse, siz en azindan neyi imzalamaniz gerektiğini okumazmisiniz? Elbette neyi imzalaman gerektiğini okursun.

Allahta size: "Eğer bana inanirsan seni affedebilirim, fakat eğer inanmazsan sonun berbat olur!" diyyorken bu konuyu düşünmek mantikli olmazmi?

Eğer olmaz diyyorsan sana şunu söyliyeyim:
Bir milyar yil önceleri hakkinda fikir yürüten bir teoriye sanki bir milyar yil öncelerini görmüş gibi inanmak, daha doğrusu inanmakla kalmayip bu teoriye güvenerek Allaha düşman kesilmek hiçte akıllıca bir iş değildir.

Genel olarak ateistler zevk için, istedikleri gibi yaşamak için ateizmi seçiyor. Lakin sadece iman ederek bile affedilme şansınız varken herşeyi tesadüfe bağlayarak kaybetmeniz hiçte iyi bir sonuç çikarmaz bence.

İmtihan dünyasında yaşıyoruz ya:
Eskiden taşları, putları tanri gibi gören akılsız müşriklerin yerini şuanda molekülleri akıllı, ilimli gören evrimciler almış.

Sorunuz varsa sorabilirsiniz.

Eveeet müslümanların bu hallerini görünce çok mutlu oluyorum. :)
Kendi beyinlerinden iki cümle kurup cevap veremeyince googlede arama yapıp buluduğunu cevap diye buraya yapıştırıyorlar.
Şu forumda aksini yapan tek müslüman tanımadım.
Bu zırvalıkları tabiki okumayacağım copy paste ayıracak zamanım yok benim.
Bana inanmazsan senin bağıraklarını deşerim, derilerini yakar sonra tekrar deri verir onuda yakarım diyen psikopat bir tanrıya inanmaya devam edebilirsin.
 

Hypatia.

Çaylak
Mesajlar
66
Tepki puanı
13
Düşünce
Sünni
Tanrının varlığından veya yokluğundan emin olabiliyorsunuz? Ateistler ve teistlere sorum.
İki tarafın da kendince geçerli sebepleri vardır. Mutlak zamanın varlığı ve yokluğunun %100 kanıtlanamaması gibi ve (belki de) göreliliğin kuram olarak varlığını sürdürecek olmasından (uygulanamadığından) kanıtlanamayacak olması gibi. İki taraf hakkında da yeterli araştırmayı yaparsın, ne taraf mantığına yatıyorsa o tarafa inanırsın ya da nerede huzurlu hissediyorsan. İnanmak zaten bu değil midir? İnanmayı bilmekten ayıran şey. Tanrının yokluğunu bilemezsin ama olmadığına inanabilirsin. Ya da tam tersi. Ben "tanrının varlığını kanıtlayamazsın o halde yoktur." düşüncesinde olabilirim sen ise "yokluğunu kanıtlayamazsın o halde vardır." diyebilirsin. Evrim sana göre islam inancının olmadığını kanıtlarken bana göre tanrının göstergesi olabilir. Bu yüzdendir ki insanlar sürekli burada ya da başka yerler de aynı soruları sorup dururlar. İşin kişisele varması ya da şahısların öfke duyması da komiktir. Günün sonunda da tabii ki agnostiklik de bir seçenek.
 

Mütevazi ol

Çaylak
Mesajlar
181
Tepki puanı
36
Düşünce
Sünni
Recm konusu da beni dinden soğutuyor.
Recm konusunda şunları okuyabilirsiniz: https://www.google.com/amp/s/sorula...olan-islamiyet-neden-buna-yer-vermistir-0?amp

Yabancı bir köye vardığınızı düşünün. Köydeki tüm insanlara 500 gün evden çıkmak yasaklanmış. Siz buradaki saçmalıktan yola çıkarak bu köydeki padişahın varlığını inkar edebilirmisin?

Veya köydeki padişah neden böyle saçmalığa yol vermiş diye sorumu sorarsıniz?

İşte bu örnekteki gibi, sizin anlamsız diye baktığıniz şeylerde Allahın yokluğuna delil olamaz, biz bu çelişkilerin hikmetini anlamaya çalışmalıyız.

Eğer bunların hikmetini anlamaya çalışmayıp, bu çelişkileri kendimizce materyalizme delil sayarsak tabiki de kaybedenlerden oluruz.

Bir sarayin 99 kapısı açıksa ve bir kapisi kapaliysa siz o saraydan geri dönermisiniz. Elbette hayir.

Zaten o 99 kapinin birinden içeri girince geri kalan 1 kapiyida sarayin içinden açmak mümkündür.

Allahin varliğini gösteren birsürü delil varken bunlari bir kenara burakip inanmiyorum demekte akıllıca bir davranış değildir.

Zaten Allahın varlığına iman ettikten sonra geri kalan kapilari açmak problem değildir kardeşim.

Size tavsiyem imanınızı geliştirin.
Eğer ateistseniz nedenini söyleyin ki, buna göre konuşalım.
 

apokalips

Deneyimli
Mesajlar
1,632
Tepki puanı
359
Düşünce
Bağımsız
Bir sarayin 99 kapısı açıksa ve bir kapisi kapaliysa siz o saraydan geri dönermisiniz. Elbette hayir.

Zaten o 99 kapinin birinden içeri girince geri kalan 1 kapiyida sarayin içinden açmak mümkündür.
Bir sarayın art arda sıralanmış 100 kapısı var. Sırasıyla kapıları açıyoruz ama son kapının anahtarı yok, o yüzden saraya giremiyoruz. 99 tanesini açmanın bir anlamı kalmıyor.
 

Mütevazi ol

Çaylak
Mesajlar
181
Tepki puanı
36
Düşünce
Sünni
Bir sarayın art arda sıralanmış 100 kapısı var. Sırasıyla kapıları açıyoruz ama son kapının anahtarı yok, o yüzden saraya giremiyoruz. 99 tanesini açmanın bir anlamı kalmıyor.
99 kapının birinden saraya girince geri kalan yüzüncü kapıyıda sarayın içinden açmak mümkündür.
 

apokalips

Deneyimli
Mesajlar
1,632
Tepki puanı
359
Düşünce
Bağımsız
99 kapının birinden saraya girince geri kalan yüzüncü kapıyıda sarayın içinden açmak mümkündür.
Kapılar art arda sıralı ama. Bir kapıdan girince diğerini de açman gerekiyor. Art arda 100 kapılı bir saray bu. 99unu alıyorsun ama son kapıyı açamıyorsun.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,859
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
Tanrının varlığından veya yokluğundan emin olabiliyorsunuz? Ateistler ve teistlere sorum.
İki tarafın da kendince geçerli sebepleri vardır.
Buyurunuz:
İnsan deneyimi sonuçların sebebe bağlı gittiğini gösteriyor. Sebep sonuç ilişkisini kuramasak bile var olduğunu düşünerek mantık yürütelim:

Sebepler sonsuza kadar geri götürülemez. Çünkü bu durumda en sondaki sonucun oluşması için sonsuz sebebin gerçekleşmesi gerekirdi. Bu da hiçbir zaman mümkün olmayacağı için en sondaki sonuç hiçbir zaman ortaya çıkamazdı. Demek ki sebepler sonsuza kadar geri götürülemez, bir ilk sebep olmalı.

İlk sebep varsa o ilk sebebin bir sebebi yok, o ilk sebebin varlığı kendinden ve o ilk sebebin öncesi yok yani ezeli.

İşte o ilk sebep neyse Yaratıcı odur ve buradan anlıyoruz ki Yaratıcının varlığı kendindendir, Yaratıcı ezelidir ve madde termodinamiğin ikinci yasasına göre madde ezeli olamayacağı için Yaratıcı madde ötesidir.

Gördünüz mü mevcut bilimsel veriler ışığında işletilen mantık kuralları bize Yaratıcının kesin var olduğunu söylüyor.

Yaratıcı irade sahibi olmasaydı kendini etkileyip bir şey yaratmasına sebep olacak hiçbir şey olmadığı için hiçbir şey var olmazdı. Bir şeyler var. Öyleyse Yaratıcı irade sahibi yani Tanrı.

Sebep sonuç ilişkisi yoksa zaten varlıkları sebepsiz veya sebepli yaratan bir Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta kalmaz. Tüm zaman ve mekanları taramadığımız, zamansızlığı bilmediğimiz için Yaratıcının yokluğunu iddia etmek dogmatik bir tavır olur. En fazla denilecek şey şu: "sebep sonuç ilişkisi varsa Yaratıcı vardır, yoksa da Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta yoktur”

Kainatta formül olmasının tesadüf ihtimalini yok ettiği için tasarım seçeneğinin zorunlu olduğu, bu yüzden de sebep sonuç ilişkisi yoksa bile Yaratıcının varlığının zorunlu olduğunu da göz önünde bulundurunca Yaratıcının varlığı açıkça ortaya çıkıyor.

İlk oluşan canlı var olan besini enzim olmadan nasıl parçalayıp enerji üretti? Enzim olmadan bu mekanizmadaki bir çok reaksiyondan sadece biri 300 yıl sürer. 300 yıl boyunca canlı nasıl hayatta kaldı? Bu enerji üretim mekanizmasını nereden öğrendi?

İlk oluşan hücrede savunma sistemleri tesadüfen ve bir anda mı oluştu? Bir anda oluşmadıysa oluşana kadar hücre ölürdü. Makroevrimcilerin iddia ettiği gibi, bu savunma sisteminin milyonlarca yılda geliştirildiğini kabul etsek, hücrenin hayatta kalmasına ve kendini nesilden nesile sağlam bir şekilde aktarabilmesine ne ile hükmedeceğiz? Çok kısa bir ömrü olan bir varlık her gün on bin defa gerçekleşen saldırılardan kendini nasıl ve ne ile koruyabildi? Bir mu’cize mi gerçekleşti? Yoksa bu savunma sistemleri ile beraber mi varlık sahasına çıkarıldı?
http://yaratiliskongresi.dpu.edu.tr/eng/assests/images/2.pdf

Sonuç olarak mevcut bilimsel verilere göre Yaratıcı olmadan ilk canlının oluşması ve hayatını devam ettirmesi imkansız.
Din göndermemiş Sonsuz güçlü tek tanrı olasılığı mantık hataları içeriyor.
Bu iddialarınızı kurcaladığımızda iddialarınızın hiçbir nesnel mantıksal temeli olmadığı, sadece sizin işkembeden uydurduğunuz öznel fikrinizden ibaret olduğu defalarca ortaya çıktı.

Mantığın temel ilkeleri bellidir.

İslamdaki Yaratıcı kavramı ile bu ilkeler arasında bir çelişki olmadığı için İslamiyet özelinde işkembeden uydurduğunuz iddianızın nesnel olarak zerre kadar doğruluk payı yoktur.
Tanrı fikri mantıksızlıklar içerir. Mesela tanrı kendinden daha güçlü bir tanrı yaratabilir mi?
Mantıksızlık içerdiği iddia edilen Tanrıyla ilgili mantık safsatası içeren mantık dışı soru soruyorsunuz.

Mantık kurallarına göre bir şeyin aynı anda hem kendisi hem zıttı olduğu iddia edilemez.

Bir cümlenin içinde evli bekar ifadesi geçiyorsa o cümle mantık dışı bir safsatadır.

Safsata içeren sorular da soran kişinin mantığın temel ilkelerini bile bilmeyen bir mantık cahili olduğu haricinde hiçbir şeyi ispat etmez.

Önce mantık sınırları içerisinde kalıp kalmayacağımıza karar verin, sonra bu tarz soruların cevabını vermesi zaten kolay. :)
Teist tanrısı, teistlerin tanımı gereği sonsuz güçlü, kendiliğinden ezelden beri zaten zeki bir şeydir. Bu ise olanaksız. Böyle bir şeyin kesinlikle olması söz konusu edilemez. Bir şey kendiliğinden zaten sonsuzdan beri zeki nasıl olacak?
Olanaksız olduğu tekrar edilip duruluyor ama neden olanaksız olduğu yazılamıyor.

İlk sebebin sebebinin olmaması mantıksal zorunluluk iken dönüp ilk sebebin kendiliğinden nasıl sonsuzdan beri var olduğunu sormak mantık katliamıdır.
Kuran'da hiç bir işe yarar halt olmadığını çok iyi biliyorsun. Bu şey adinin de altında standarda sahip sıradanın da altında, bozuk ifadelerle dolup taşan bir düzmece.
Karşıdakinin yazdıklarının neresi neden yanlış gösterilemeyince ad hominem (insan karalama) safsatası yapıp hiçbir iddianın altını doldurmadan kuru sıkı sallayarak üste çıkmaya çalışılmış.

İddianın absürtlüğünü görmek isteyenler linki inceleyebilir:
60-70 yıllık sınav yapıp sonsuza kadar yakmak ne demek
Yazmıştık:
Kainatın her bir zerresi Allah'ın sonsuz isim ve sıfatlarını yansıtırken kainatın amaç ve anlamlarını inkar etmek kainatın zerrelerinin yansıttığı sonsuz isim ve sıfatlar sayısınca kainatın zerrelerine hakaret ve bunu bildiren peygamberler ve takipçilerine bu sonsuz anlamlar adedince yalan isnadında bulunmaktır.

Her bir yalan isnadının karşılığı bir an cehennem bile olsa, karşımıza sonsuz yalan isnadının karşılığı olarak sonsuz an cehennem cezası çıkar.

Zulmün ve suçun büyüklüğü ile ceza gayet orantılı.
Cennet diye bir yer mi var hocam size göre?
Arzu edenler linki inceleyebilir:
 
Yazan tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,859
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
Evrim ise bugün biyolojinin temel paradigması.
Evrim sana göre islam inancının olmadığını kanıtlarken bana göre tanrının göstergesi olabilir.
Yazmıştık:
Değişim anlamındaki evrim tabii ki vardır ve İslamla çelişen bir tarafı yoktur ama dinozorun kuşa, maymunun insana dönüşmesi gibi büyük çaplı evrimleşme bilimsel olarak imkansız hayali bir VARSAYIMdır. Bu yüzden ben kainatta var olan ama belli sınırlar içerisindeki küçük değişimlere mikroevrim, dinozorun kuşa dönüşmesi gibi büyük değişimlere makroevrim diyorum. Mikroevrim bilimsel bir gerçektir ve İslamla çelişmezken, makroevrim bilimsel olarak imkansız hayali bir VARSAYIMdır.

Bir şeyin bilimsel olarak doğru kabul edilebilmesi için gözlemlenebilmesi ve her seferinde deneylerin aynı sonucu vermesi gerekir.

Gözlem olarak canlılardaki fizyolojik vs benzerliği gösteriyorlar. Oysaki bu benzerliklerin yaratılışta da mantıklı açıklaması var. Tek açıklama ortak atadan gelme olmadığı için benzerlik delil olarak kabul edilemez. Hem de fiziksel benzerliğe göre yapılan sınıflandırmanın yanlış olduğunu bugün bilimsel olarak biliyoruz. Demek ki benzerlik yakın akrabalık göstergesi değil. Gözlem olarak canlılar arasında genetik benzerlik delil olarak gösteriliyor. Oysaki iki sölekant türü arasındaki genetik benzerlik şempanze ve insan arasındakinden daha az. Bilimsel olarak iki sölekant türünün daha yakın akraba olduğu kesin. Sölekant gibi başka canlılar da var. Bilimsel kanıtın temel özelliği olan her seferinde aynı sonucu verme özelliği kanıt olarak gösterilen genetik benzerlik için geçerli değil. Demek ki genetik benzerlik de kanıt olarak kabul edilemez; çünkü yanıltıcı sonuçlar da verebiliyor. Ellerinde bir tek mikroevrimi doğrulayan deney ve gözlemler kaldığı için büyük bir sahtekarlık ve demagoji örneği olarak mikroevrim kanıtlarını makroevrime de kanıtmış gibi sunmak kalıyor. Buna gerekçe olarak da mikroevrimlerin birikerek kaçınılmaz olarak makroevrimi netice vereceği VARSAYIMını gösteriyorlar. Oysaki iki sölekant türünde mikroevrimler şempanze ile insandan daha fazla birikmiş ama makroevrimi netice vermemiş. Bakteriler 20 dakikada yeni nesil veriyor. Buna rağmen onlarca yıldır laboratuvarda bakterilerin genetik yapıları değiştirilip mikroevrim biriktirilmesine rağmen makroevrim olmuyor. Mikroevrimlerin birikerek makroevrimi netice vermediğini gösteren bu kadar çok deney ve gözlem varken makroevrimi netice veren tek bir deney ve gözlem yok. Demek ki mikroevrimlerin birikerek makroevrimi netice vermesi hayali VARSAYIMI yanlış.

Son olarak bu kadar bilim adamının makroevrimi savunduğunu iddia ederek kendileriyle çelişiyorlar. Müslümanları olaylara dogmatik değil bilimsel bakmaya davet edenler, kendi akıllarını makroevrimi savunan bilim insanlarına kiraya verip onları tartışılmaz dogma haline getiriyorlar. Bir şeyi sırf birileri öyle diyor diye doğru kabul etmek apaçık dogmatik bir bakış açısıdır.
Kapılar art arda sıralı ama. Bir kapıdan girince diğerini de açman gerekiyor. Art arda 100 kapılı bir saray bu. 99unu alıyorsun ama son kapıyı açamıyorsun.
O zaman 100 kapıyı ve sarayın varlığını inkar etmek yerine sarayın varlığını ve 99 kapının açık olduğunu kabul edip 100. kapıyı henüz açamadığımız için o kapının açılabilip açılamayacağı hakkında yorum yapmamak en rasyonel tavır olur.

Siz de İslamın hak din olduğunu kabul eder recm konusunda yorum yapmazsınız.

En rasyonel tavır bu olur.
 
Mesajlar
144
Tepki puanı
47
Düşünce
Ateist

İnkarcı olan sensin, sen!

Olmayan şeyi uydurdun. Olduğunu iddia ediyor: Kendi gördüğün sanrılara insanların inanmasını istiyorsun. Sana has sanrıları göremeyenleri ise inkarcılık ile suçluyorsun.

Bu durumuna psikiyatr bilim dalı ağır akıl hastalığı teşhisi koyacaktır. Bunun başka bir açıklaması yok.

Hurafeden gerçek olmaz. Toplumların atadan beri süregelen, gelenek görenekleri olur. Sen esasında bir inanca sahip değilsin. Doğduğun çoğrafya ve ailen, bu gelenek-görenek-hurafelere seni inandırdı. Batı'da doğsan domuz yiyecektin. Asya' da, Amerika kıtasında doğsan köpek, sıçan yiyecektin. Hindistan da doğsan ya bir heykelden tanrın olacaktı, ya ineklere tapacaktın v.s. v.s.

Şimdi efendi ve akıllı ol. Gerçeği inkar etme. Gerçeği örtmekten(kafirlikten) vazgeç. Bilime iman et.
 
Yazan tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

ll ☆☆
Yazar
Mesajlar
16,859
Tepki puanı
1,410
Düşünce
Sünni
Olmayan şeyi uydurdun.
Yazmıştık:
İnsan deneyimi sonuçların sebebe bağlı gittiğini gösteriyor. Sebep sonuç ilişkisini kuramasak bile var olduğunu düşünerek mantık yürütelim:

Sebepler sonsuza kadar geri götürülemez. Çünkü bu durumda en sondaki sonucun oluşması için sonsuz sebebin gerçekleşmesi gerekirdi. Bu da hiçbir zaman mümkün olmayacağı için en sondaki sonuç hiçbir zaman ortaya çıkamazdı. Demek ki sebepler sonsuza kadar geri götürülemez, bir ilk sebep olmalı.

İlk sebep varsa o ilk sebebin bir sebebi yok, o ilk sebebin varlığı kendinden ve o ilk sebebin öncesi yok yani ezeli.

İşte o ilk sebep neyse Yaratıcı odur ve buradan anlıyoruz ki Yaratıcının varlığı kendindendir, Yaratıcı ezelidir ve madde termodinamiğin ikinci yasasına göre madde ezeli olamayacağı için Yaratıcı madde ötesidir.

Gördünüz mü mevcut bilimsel veriler ışığında işletilen mantık kuralları bize Yaratıcının kesin var olduğunu söylüyor.

Yaratıcı irade sahibi olmasaydı kendini etkileyip bir şey yaratmasına sebep olacak hiçbir şey olmadığı için hiçbir şey var olmazdı. Bir şeyler var. Öyleyse Yaratıcı irade sahibi yani Tanrı.

Sebep sonuç ilişkisi yoksa zaten varlıkları sebepsiz veya sebepli yaratan bir Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta kalmaz. Tüm zaman ve mekanları taramadığımız, zamansızlığı bilmediğimiz için Yaratıcının yokluğunu iddia etmek dogmatik bir tavır olur. En fazla denilecek şey şu: "sebep sonuç ilişkisi varsa Yaratıcı vardır, yoksa da Yaratıcının varlığına itiraz edecek bir nokta yoktur”

Kainatta formül olmasının tesadüf ihtimalini yok ettiği için tasarım seçeneğinin zorunlu olduğu, bu yüzden de sebep sonuç ilişkisi yoksa bile Yaratıcının varlığının zorunlu olduğunu da göz önünde bulundurunca Yaratıcının varlığı açıkça ortaya çıkıyor.

İlk oluşan canlı var olan besini enzim olmadan nasıl parçalayıp enerji üretti? Enzim olmadan bu mekanizmadaki bir çok reaksiyondan sadece biri 300 yıl sürer. 300 yıl boyunca canlı nasıl hayatta kaldı? Bu enerji üretim mekanizmasını nereden öğrendi?

İlk oluşan hücrede savunma sistemleri tesadüfen ve bir anda mı oluştu? Bir anda oluşmadıysa oluşana kadar hücre ölürdü. Makroevrimcilerin iddia ettiği gibi, bu savunma sisteminin milyonlarca yılda geliştirildiğini kabul etsek, hücrenin hayatta kalmasına ve kendini nesilden nesile sağlam bir şekilde aktarabilmesine ne ile hükmedeceğiz? Çok kısa bir ömrü olan bir varlık her gün on bin defa gerçekleşen saldırılardan kendini nasıl ve ne ile koruyabildi? Bir mu’cize mi gerçekleşti? Yoksa bu savunma sistemleri ile beraber mi varlık sahasına çıkarıldı?
http://yaratiliskongresi.dpu.edu.tr/eng/assests/images/2.pdf

Sonuç olarak mevcut bilimsel verilere göre Yaratıcı olmadan ilk canlının oluşması ve hayatını devam ettirmesi imkansız.
 

Mütevazi ol

Çaylak
Mesajlar
181
Tepki puanı
36
Düşünce
Sünni
İnkarcı olan sensin, sen!

Olmayan şeyi uydurdun. Olduğunu iddia ediyor: Kendi gördüğün sanrılara insanların inanmasını istiyorsun. Sana has sanrıları göremeyenleri ise inkarcılık ile suçluyorsun.

Bu durumuna psikiyatr bilim dalı ağır akıl hastalığı teşhisi koyacaktır. Bunun başka bir açıklaması yok.

Hurafeden gerçek olmaz. Toplumların atadan beri süregelen, gelenek görenekleri olur. Sen esasında bir inanca sahip değilsin. Doğduğun çoğrafya ve ailen, bu gelenek-görenek-hurafelere seni inandırdı. Batı'da doğsan domuz yiyecektin. Asya' da, Amerika kıtasında doğsan köpek, sıçan yiyecektin. Hindistan da doğsan ya bir heykelden tanrın olacaktı, ya ineklere tapacaktın v.s. v.s.

Şimdi efendi ve akıllı ol. Gerçeği inkar etme. Gerçeği örtmekten(kafirlikten) vazgeç. Bilime iman et.
Istersen fikir alışverişi yapabiliriz. Sen sorularını sorarsın, bende sana bikaç tane soru sorarım.
 

Son konular

Üst