Tekel bayisi ruhsatı, sarıklı-cübbeli kişilerin fetvası üzerine iptal edildi!

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
Bir mafya babası da elemanlarına soygun parasını bölüşürken adaleti emreder. Öyle adaleti emrediyorum demekle olmuyor.
Sizin mantığınızla siz dahil dünyada kimse adaletten bahsedemez; çünkü mafya babası da adalet kelimesini kullanabilir, öne sürdüğünüz şeylerin ne kadar mantık dışı olduğu ortada.
Zımmileri ise aşağılamayı, küçülerek elleriyle cizye vermeye mahkum etmeyi emrediyor.
Zımmileri aşağılamayı emretmiyor, bu sizin uydurduğunuz bir iftira.
Muslimler bile tınlamaz.
1400 küsur yıldır bütün Müslümanlar İslamda azınlık haklarını inkar etmiyor.
Böyle olmasaydı bunca mezhep ortaya çıkmazdı.
Zımmi hakları konusunda mezheplerde bir görüş ayrılığı yoktur.
Kısas kuralı koyacak, hüre hür köleye köle dişiye dişi ibaresi eklenerek
Daha önce de yazdım ayetleri bağlamından kopararak doğru anlamanız mümkün değil. Diğer ayetleri, iniş sebebine ve ilk muhatap olan Peygamber ve Sahabenin bu ayetlerden ne anladığına bakmak şart. Bu ayetle ilgili kısaca şu bilgiyi paylaşayım:
Cahilye devrindeki insanlardan bazıları, kendi adamlarını daha şerefli gördükleri için; karşı tarafa: “Biz şerefliyiz; bizim öldürülen kadınımıza karşılık sizin erkeğiniz; bizim kölemize karşılık sizin hür bir adamınız kısas olacaktır.” diyorlardı. Bakara suresinin bu 178. ayeti, bu yanlış hükmü ortadan kaldırmak için inmiştir. Ayette özetle deniliyor ki; “Bir kadını kadın öldürdüyse, onun kısası söz konusu kadın; bir erkeği bir erkek öldürdüyse onun kısası söz konusu erkek, bir köleyi bir köle öldürdüyse onun kısası da söz konusu köle olur. Yani: katil kim ise, o kısas olur. Nüzul sebebi olan olayda hür, kadın, köle söz konusu olduğu için o kayıtlara yer verilmiştir. Daha sonra kısas konusunda genel hükmü ifade eden “Cana can...”(Maide, 5/45) ayeti inmiştir.
cinayeti affetmeye maktülden başka hiç kimse yetkili değilken,
Ölünün organlarını bağışlama yetkisi ailesinde oluyorsa, mantıken dünyevi cezayı bağışlama yetkisi de ailede olabilir
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,110
Tepki puanı
1,384
Düşünce
Ateist
Öyle adaleti emrediyorum demekle olmuyor.
Öyle adaleti emreder deyip geçmekle olsaydı kolaydı. Ama olmuyor. Soygun parasını hakça bölüşmek de adalet!

Adaletten bahsediyorsan adalete uymayan işlere kalkışmayacaksın. Kadına adaletsiz miras verip şahitliğini yarım saymayacak, dövmeyi emretmeyecek, çok eşliliği kabul etmeyeceksin! Kısas hüre hür köleye köle dişiye dişi demeyeceksin! Zımmilerden elleriyle küçülerek cizye alın demeyeceksin! Müşrikler pisliktir gördüğünüz yerde öldürün demeyeceksin! Din allahın olana ve kitaplılar elleriyle küçülerek cizye ödeyinceye kadar savaşın demeyeceksin!

Hani bunlarda nerde adalet?
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
Kadına adaletsiz miras verip şahitliğini yarım saymayacak
Mevzuya erkeğin ve kadının sosyal yapısı, ailedeki mesuliyeti, mükellefiyeti ve psikolojik faktörleri açısından bakılsa Kur'an'ın bu hükmünün tam bir adalet ve hakkaniyet üzere olduğu görülecektir.

İslam'ın çizdiği hayat prensibine göre, kızın çalışıp kazanma mecburiyeti yoktur. O tüketici durumundadır. Bu, ona layık görülen bir şefkat ve merhametin neticesidir. Kız, baba evinde bulunduğu müddetçe, ihtiyaçları babası ve onun yerindeki yakın erkek akrabaları tarafından karşılanır, gözetilir, himaye edilir. Evlendikten sonra da geçimi, nafakası ve ihtiyaçları kocasının üzerine geçer. Kadın, kendi malını, evin ihtiyaçları için harcamaya zorlanamaz.

Çünkü bir erkeğin özel mülkü olacağı gibi, kadının da pekala özel mülk edinme hakkı vardır. Ancak kadın gönül rızası ile bir zorlama olmadan, isterse, ortaklaşa harcamada bulunabilir. Buna göre, kadının hiçbir şeyi yokmuş gibi bakılır; yeme, içme, giyim kuşam ve benzeri bütün ihtiyaçlarını görmek kocasının sorumluluğu altındadır. Hatta erkek evine bakmaktan vazgeçer, yahut cimri davranarak servetine göre bir harcamada bulunmazsa, kadının kocasını şikayet etme hakkı vardır. Gider, İslam hukuku çerçevesinde hakkını arar.

Diğer taraftan kadın evlenirken erkekten mehir alır, bölgenin adetine göre pek çok hediyeye sahip olur. Erkek devamlı surette harcarken, kadının malı artarak devam eder, çoğalır...

Erkek evlendikten sonra üzerine aile yükü binecek, kendisinin, çoluk çocuğunun, hatta anne-babası ve muhtaç oldukları takdirde dinen bakmakla mükellef olduğu akrabalarının nafakalarını karşılamak durumunda kalacaktır.

Buna göre biri erkek, diğeri kız iki kardeşten erkeğin aldığı üçte iki miras bu şekilde devamlı surette harcanıp azalırken, kız kardeşinin aldığı üçte bir miras hakkı artarak korunabilmektedir. Şimdi gerçek manada erkek kardeşin mi serveti çoktur, yoksa kız kardeşin mi? Erkeğe mi imtiyaz tanınmış, yoksa kadına mı?

Öyle ki, babasından kalan mirasla geçinemeyecek hâlde bulunan bekar veya dul kız kardeşe, erkek kardeşin yardım etme, zaruri ihtiyaçlarını karşılama mecburiyeti vardır.

Demek ki, İslam her iki cinsin mükellefiyetine ve ihtiyacına göre hakça bir taksimi uygun görmüş, hakkaniyet prensibini muhafaza etmiştir. Erkeğe iki, kadına bir ölçüsü, sadece bir emek sarf etmeden ele geçen miras hukukundadır. Emek sarf edilip kazanılan mala gelince; kadın ve erkek ticaret, tarım, sanayi ve benzeri hangi iş kolunda çalışırsa çalışsın, ücretlerde eşit miktarda alırlar. Aynı şirkete ortak olan kadın-erkek hisselerine göre eşit miktarda kar nispetini hak ederler. Yani ne erkek fazla alır, ne de kadın eksik...
dövmeyi emretmeyecek,
Kuran dövmeyi emretmiyor, bu sizin iftiranız
çok eşliliği kabul etmeyeceksin!
Diyelim ki savaş ortamı olduğu için çok fazla kadın var ve erkek nüfusu oldukça azaldı. Bu durumda yine de tek eşliliği savunur musunuz? Çünkü tek eşlilik olursa kadınların önemli bir kısmı mağdur olacaktır.

Demek ki İslamın yaptığı gibi tek eşliliği esas alıp çok eşliliği zorunluluk duruyla kısıtlamak en doğrusu.

Ayrıca zinayı serbest görenlerin çok eşliliğe karşı çıkması kendi içinde bir çelişkidir. Çünkü kadının hiçbir hak iddia edemediği zinayı meşru görüp, kadının yasal haklara sahip olduğu çok eşliliğe karşı çıkmanın hiçbir izahı yok.
Kısas hüre hür köleye köle dişiye dişi demeyeceksin!
Bunu zaten izah etmiştik
ayetleri bağlamından kopararak doğru anlamanız mümkün değil. Diğer ayetleri, iniş sebebine ve ilk muhatap olan Peygamber ve Sahabenin bu ayetlerden ne anladığına bakmak şart. Bu ayetle ilgili kısaca şu bilgiyi paylaşayım:
Cahilye devrindeki insanlardan bazıları, kendi adamlarını daha şerefli gördükleri için; karşı tarafa: “Biz şerefliyiz; bizim öldürülen kadınımıza karşılık sizin erkeğiniz; bizim kölemize karşılık sizin hür bir adamınız kısas olacaktır.” diyorlardı. Bakara suresinin bu 178. ayeti, bu yanlış hükmü ortadan kaldırmak için inmiştir. Ayette özetle deniliyor ki; “Bir kadını kadın öldürdüyse, onun kısası söz konusu kadın; bir erkeği bir erkek öldürdüyse onun kısası söz konusu erkek, bir köleyi bir köle öldürdüyse onun kısası da söz konusu köle olur. Yani: katil kim ise, o kısas olur. Nüzul sebebi olan olayda hür, kadın, köle söz konusu olduğu için o kayıtlara yer verilmiştir. Daha sonra kısas konusunda genel hükmü ifade eden “Cana can...”(Maide, 5/45) ayeti inmiştir.
Zımmilerden elleriyle küçülerek cizye alın demeyeceksin!
Bütün barış çabalarına ve halkına zulüm ve baskıyı ortadan kaldırma çağrılarına rağmen kibirlenerek Müslümanlara savaş ilan edenler için devlete meşru vergiyi vermek bile kendileri için küçülmedir. Aslında kimsenin onları küçük gördüğü veya aşağıladığı yoktur ama kendi dengesiz bakışları kendilerinin küçük düşmesine sebep olmuştur.
Müşrikler pisliktir gördüğünüz yerde öldürün demeyeceksin!
1400 küsur yıldır Müslümanlarla birlikte Müslüman olmayanların da ülkelerde yaşadığı gerçeği diğer bütün yalanlarınız gibi bu yalanınızı da yüzünüze çarpıyor. Demek ki öldürme ayeti savaşla ilgili bir hükümmüş.
Din allahın olana ve kitaplılar elleriyle küçülerek cizye ödeyinceye kadar savaşın demeyeceksin!
Allah adaleti emretmiştir. Bu yüzden dinin Allahın olması yeryüzünde adaletin tesisi, baskı ve zulmün ortadan kalkması demektir.
Kendi halkına zulmeden veya size saldıranlar hariç İslamda savaş meşru görülmemiştir. Aksi halde cizye verene kadar savaşılır. Dünyada baskı ve zulmü sona erdirmek için mücadele edenler eleştirilmez, aksine takdir edilir. Tabii ki bu takdiri ruh hastaları değil aklı başında insanlar yapar.
Detaylı bilgi için:
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,110
Tepki puanı
1,384
Düşünce
Ateist
Kuran'da yazanlar apaçık ortada iken, masal anlatmanın hiç gereği ve yararı yok. Kuran apaçık sınıf, cinsiyet, inanç ayrımcılığı yapıyor mu, yapıyor. Mevzu biter.

İnsanları ayrımcılığa tabi tutan her geri yobaz ilkel fikir, çöpü boylar. İnsanlar arasında hiç bir ayrımcılık yapılamayacağı en temel insanlık hakkı ilkesidir. Boşa ötmenin yararı yok. Kuran çöpü çoktan boyladı.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,110
Tepki puanı
1,384
Düşünce
Ateist
Çok eşlilik konusunda biraz açıklama gerekiyor. Cinsiyet ayrımı da bir ayrım olduğuna göre, medeni yasa hiç bir durumda, savaş bile olsa, kesinlikle poligami öngöremez. Bu insan haklarına temelden, kökten aykırıdır. İsterse ülkede tek bir adam kalsın gerisi hep kadın olsun, yine çok eşlilik yasallaştırılamaz. Ayrımcılıktır ve evrensel hukuka göre yasaktır.

Peki ne olacak? Bir adamın sevgilisi veya sevgilileri olması veya olmaması yasal eşinin tutumuna bağlıdır. Savaş durumunda kadın herhalde bir ölçüde anlayışlı olacaktır. Eşlerin başka bir ilişkiyi reddetme ve boşanma hakları daima vardır. Bu hakkı kullanmayı olağanüstü şartlar nedeniyle erteleyebilirler. Ertelemezse de boşanacağım derse kimse "yahu kadın savaş var, biraz anlayışlı ol" diyemez. Boşanmak isterse eşinin başka ilişkilerini gerekçe gösterdiğinde yargıç boşar. Bu yasal bir haktır. Kanıtladığı veya itiraf edildiği anda boşanma için geçerli gerekçe oluşmuştur.

Sadece kadınları öldüren bir hastalık çıksa da kadın nüfusu genel nüfusun onda biri kadar kalsa bir kadına on koca yasası çıkarılacak mı? Medeni yasaya göre ve evrensel hukuka göre olanaksızdır, çıkarılamaz.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
Kuran apaçık sınıf, cinsiyet, inanç ayrımcılığı yapıyor mu, yapıyor.
Kuranın sınıf, cinsiyet, inanç ayrımı yapmadığını yukarıda bütün iddiaları çürütmek suretiyle ispat ettik.
çok eşlilik yasallaştırılamaz. Ayrımcılıktır ve evrensel hukuka göre yasaktır.
Bu sizin temelsiz iddianız. Çok eşliliğin zorunlu durumlarda meşru görülmezse ayrımcılık olduğu iddia edilen kadınlara karşı onları mağdur eden bir tutuma dönüştüğünü yukarıda izah ettik.
Savaş durumunda kadın herhalde bir ölçüde anlayışlı olacaktır. Eşlerin başka bir ilişkiyi reddetme ve boşanma hakları daima vardır. Bu hakkı kullanmayı olağanüstü şartlar nedeniyle erteleyebilirler. Ertelemezse de boşanacağım derse kimse "yahu kadın savaş var, biraz anlayışlı ol" diyemez. Boşanmak isterse eşinin başka ilişkilerini gerekçe gösterdiğinde yargıç boşar. Bu yasal bir haktır. Kanıtladığı veya itiraf edildiği anda boşanma için geçerli gerekçe oluşmuştur.
İslamda da aynen böyledir.

Kendinizle çelişiyorsunuz. Hem ayrımcılıktır yasallaştırılamaz diyorsunuz hem de kadın razı olursa olabilir diyorsunuz. Olabilir dediğiniz anda iş yasal hale gelmiş demektir.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,110
Tepki puanı
1,384
Düşünce
Ateist
Medeni yasada hiç kimse yasal tek eşin statüsüne denk statü elde edemez. İslamda ise çok eş alma ve boşama hakkı erkeğe tahsis edilmiştir.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
Medeni yasada hiç kimse yasal tek eşin statüsüne denk statü elde edemez.
Bu da erkek nüfusunun azaldığı bazı özel durumlarda medeni yasanın evlenecek erkek bulamayan kadınları mağdur edip yetersiz kalacağını gösterir.

Demek ki İslamın yaptığı gibi tek eşliliği esas alıp çok eşliliği zorunluluk duruyla kısıtlamak en doğrusu.

Ayrıca zinayı serbest görenlerin çok eşliliğe karşı çıkması kendi içinde bir çelişkidir. Çünkü kadının hiçbir hak iddia edemediği zinayı meşru görüp, kadının yasal haklara sahip olduğu çok eşliliğe karşı çıkmanın hiçbir izahı yok.
İslamda ise çok eş alma ve boşama hakkı erkeğe tahsis edilmiştir.
İslamda kadının da boşanma hakkı vardır.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
Cariyeleri kadından saydınız mı?
Cariyeler savaş esiridir. Savaş esirlerinin diğer vatandaşlara göre kısıtlı haklara sahip olması normaldir.

Kadınların seyahat etme özgürlüğü anayasal haklarıdır ama bir mahkum bunu yapamaz. Hapisteki kadınları gösterip devlet bunları kadından saymıyor mu demek saçma olur değil mi?
 

Turdur

Üye
Mesajlar
80
Tepki puanı
9
Düşünce
Ateist
Cariyeler savaş esiridir. Savaş esirlerinin diğer vatandaşlara göre kısıtlı haklara sahip olması normaldir.

Kadınların seyahat etme özgürlüğü anayasal haklarıdır ama bir mahkum bunu yapamaz. Hapisteki kadınları gösterip devlet bunları kadından saymıyor mu demek saçma olur değil mi?
Yani savaş esirine tecavüz normal. Cariyeler diye kümelendirdiğiniz kadınlar neden savaş esiri oluyorlar? Bir ömür boyu nasıl bir esirliktir bu?
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,110
Tepki puanı
1,384
Düşünce
Ateist
Medeni yasanın hiç bir durumda yetersiz kalmayacağını, geri şeriatın ise örneğin kadınların çok azaldığı durumda yetersiz kalacağını açıkça kanıtladık. Kadın asıl üzerine kumalar geldiği ilkel şeriatta çaresizdir. İslamda kadının hiç bir boşanma hakkı yoktur, bu yetki adama verilmiştir. Kanıtsız iddialar geçersizdir. Kanıt Kuran'dan getirilmezse geçersizdir.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,110
Tepki puanı
1,384
Düşünce
Ateist
Yani savaş esirine tecavüz normal. Cariyeler diye kümelendirdiğiniz kadınlar neden savaş esiri oluyorlar? Bir ömür boyu nasıl bir esirliktir bu?
Hem de evli bile olsalar tecavüzün helal olduğu Kuran'da apaçık yazar.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
Yani savaş esirine tecavüz normal.
Ortada nikah gibi meşru bir bikliktelik olduğu için tecavüzden bahsedilemez.
Cariyeler diye kümelendirdiğiniz kadınlar neden savaş esiri oluyorlar?
Savaştıkları için. Zaten savaşmayanlar esir alınamaz.
Bir ömür boyu nasıl bir esirliktir bu?
Elinizde savaş esirleri var. Tüm dünya sizin esirlerinizi öldürüyor ya da hayvandan bile kötü şartlarda yaşatıyor. Elinizdeki esirleri dünya üzerinde sadece siz serbest bırakırsanız, geri dönüp tekrar sizin aleyhinizde çalışmaları çok muhtemel. Veya sizin serbest bıraktığınızı bildikleri için kimse sizle savaşmaya korkmuyor. Elinizde günümüzdeki gibi hapishane de yok. Bu durumda bu esirleri ne yaparsınız?
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
Medeni yasanın hiç bir durumda yetersiz kalmayacağını, geri şeriatın ise örneğin kadınların çok azaldığı durumda yetersiz kalacağını açıkça kanıtladık.
Kanıtladık dediğiniz şeyin kendinizle çelişmek olduğunu yukarıda izah ettik.
Kendinizle çelişiyorsunuz. Hem ayrımcılıktır yasallaştırılamaz diyorsunuz hem de kadın razı olursa olabilir diyorsunuz. Olabilir dediğiniz anda iş yasal hale gelmiş demektir.
Kadın asıl üzerine kumalar geldiği ilkel şeriatta çaresizdir. İslamda kadının hiç bir boşanma hakkı yoktur, bu yetki adama verilmiştir. Kanıtsız iddialar geçersizdir. Kanıt Kuran'dan getirilmezse geçersizdir.
Bunlar sizin kanıtsız iftiralarınızdan ibaret
Hem de evli bile olsalar tecavüzün helal olduğu Kuran'da apaçık yazar.
İftiracının El Kitabı Madde 3 uygulanıyor:
<<3-Uydurma kaynakların da uydurma olduğu ortaya çıkınca son safhaya geçin. Aslında bu safha anlayanlar için acziyetinizi ilan etmiş olduğunuz anlamına gelir ama merak etmeyin çoğunluk bunu anlayamaz. Son safhada hiçbir kaynakta geçmeyen yeni yalanlar üretin. Pirimiz Hitlerin Propaganda Bakanı Joseph Goebbels'in dediği gibi "Yeterince büyük bir yalan söylerseniz ve bu yalanı sürekli tekrar ederseniz, insanlar sonunda buna inanmaya başlayacaktır.">>
 

Turdur

Üye
Mesajlar
80
Tepki puanı
9
Düşünce
Ateist
Ortada nikah gibi meşru bir bikliktelik olduğu için tecavüzden bahsedilemez.

Savaştıkları için. Zaten savaşmayanlar esir alınamaz.
Nikah mı? Ne nikahı yahu. Cariye zorla ele geçirilmiş bir insandır. Böyle nikah mı olur? Cariye dedikleriniz kadın ve çoğu ufak yaşta kızlar. 14-15-16 yaşlarında sizinle savaşıp kaybedince cariye mi oluyorlar, ya savaşın saldıranı sizseniz? Böyle nikah olmaz, zaten bu nikah olmadığı için "nikah gibi" diyorsunuz. Bol keseden salla gitsin sonuçta masal yazıyorsun bana.

Savaştıkları için. Zaten savaşmayanlar esir alınamaz. Bugün Suriye'de tecavüz edilen kadınlar-kızlar için ne düşünüyorsunuz? Karşı taraf haklıdır diyor musunuz?

Elinizde savaş esirleri var. Tüm dünya sizin esirlerinizi öldürüyor ya da hayvandan bile kötü şartlarda yaşatıyor. Elinizdeki esirleri dünya üzerinde sadece siz serbest bırakırsanız, geri dönüp tekrar sizin aleyhinizde çalışmaları çok muhtemel. Veya sizin serbest bıraktığınızı bildikleri için kimse sizle savaşmaya korkmuyor. Elinizde günümüzdeki gibi hapishane de yok. Bu durumda bu esirleri ne yaparsınız?
Şimdi hapishaneler var, bugün savaşıp zafer elde ederseniz cariyelik hükmü düşecek mi? Kendi kafana göre hüküm getiriyorsun.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
Şimdi hapishaneler var, bugün savaşıp zafer elde ederseniz cariyelik hükmü düşecek mi? Kendi kafana göre hüküm getiriyorsun.
Nasıl ki namaz hükümleri namaz dışında uygulanmaz, kölelikle ilgili hükümler köleliğin olmadığı zamanlarda uygulanmaz. Bu yüzden kölelik varken uygulanması gereken hükümleri günümüz şartlarında uygulanıyormuş gibi eleştirmek mantıksız olur.
Ne nikahı yahu. Cariye zorla ele geçirilmiş bir insandır. Böyle nikah mı olur?
Zaten Allah, “Nihayet onları iyice mağlub edince, işi sağlama bağlayın, onları esir alın. Savaş bitince onları ister lütuf olarak karşılıksız salıverir, ister fidye alarak bırakırsınız” buyurmuştur.

Hapishane yoksa savaş esirini evinde barındırıp, yediğinden yedirip, giydiğinden giydirme çok insani bir yaklaşım. Evde yetişkin bayan ile erkeğin birlikte kalması hem erkek için sorun oluşturur. Çünkü erkek evde yabancı kadın varken rahat hareket edemez. Savaş esiri kadın için de sorun olur. Hem yabancı erkeğin yanında rahat edemez hem de bir süre sonra cinsel ihtiyaçlarını giderememe problemi yaşar. Fuhşa yönelme yerine evlilik olması bütün problemleri çözer.
Cariye dedikleriniz kadın ve çoğu ufak yaşta kızlar.
Yeterli fiziksel ve psikolojik olgunluğa ulaşmamış biri İslami olarak evlenemez.
ya savaşın saldıranı sizseniz?
İslamda size saldırılmamışsa veya bir yerde halkına zulüm ve baskı yapan zalimlerden halkı kurtarmak gibi meşru bir sebep yoksa zaten savaşamazsınız. Yani İslami olarak haksız yere saldıran taraf Müslümanlar olamaz.
Böyle nikah olmaz, zaten bu nikah olmadığı için "nikah gibi" diyorsunuz.
Gibisi cariyeyle kişi arasında nikah gibi sözleşme olması. Bu sözleşmeye nikah denmez, bu yüzden gibi diyoruz.
Bol keseden salla gitsin sonuçta masal yazıyorsun bana.
Hiçbir delil ortaya koymadan İslam bunu emreder diye yazan sizsiniz ama bol keseden sallayan da yine ben oluyorum öyle mi? :)
 
Yazarı tarafından düzenlendi:
Üst