Trump'ın Onur Kırıcı Mektubunun Hatırlattıkları

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,092
Tepki puanı
327
Düşünce
Sünni
Trump'ın onur kırıcı mektubu karşısında İnönü'nün "Müttefiklerimiz bu ittifakı dağıtma gayretlerinde muvaffak olurlarsa yeni şartlarda yeni bir dünya kurulur" sözünü hatırlatanlar var. ABD'nin Kıbrıs tavrı karşısında İnönü TIME dergisine röportaj vermiş ve Milliyet’in 16.4.1964 tarihli sayısına göre: “Müttefiklerimiz ittifakın (NATO) dağılması için çalışmakta olan uzak devletlerle yarış etmektedirler. Bu ittifak bozulmasın diye sonuna kadar sabrediyoruz. Müttefiklerimiz bu ittifakı dağıtma gayretlerinde muvaffak olurlarsa yeni şartlarda yeni bir dünya kurulur.” demişti. Sonraki yıllarda da bu ifadelerin Johnson Mektubu üzerine kullanıldığı ileri sürülmüşse de bu iddia doğru değildir. Çünkü Johnson Mektubu bu röportajdan iki ay sonra gönderilmiştir. Sonunda Hükümet kamuoyunun da baskısıyla Kıbrıs’a müdahaleye karar verdi ve sıra adaya asker çıkarılmasına geldi. İnönü bu kararın ABD'ye de bildirilmesi gerektiğini düşündüğünden ABD'nin Ankara büyükelçisi de harekât konusunda bilgilendirildi. Bu sırada beklenmedik bir gelişme yaşandı. Amerika’nın birkaç aylık Başkanı Johnson, Başbakan İnönü’ye hitaben kaleme aldığı mektubu 5 Haziran gecesi Ankara’ya ulaştırdı. Johnson sadece mektupla yetinmemiş aynı zamanda Amerikalı NATO Başkomutanı General Lemnitzer’i de Ankara’ya göndererek harekâtın durmasını garantiye almak istemişti. Mektupla Ankara’daki hava birdenbire değişti ve Kıbrıs’a müdahaleden vazgeçildi. Mektup başlangıçta hükümet tarafından açıklanmamıştı. Kamuoyu mektubun varlığını 6 Haziran’da Beyaz Saray’ın açıklamasıyla öğrenmişti. Mektubun içeriği de saklanmış, kamuoyuna ABD’nin harekâta karşı çıktığına ve İnönü’yü Amerika’ya davet ettiğine dair bilgiler dışında ayrıntı verilmemişti. Hürriyet gazetesi gelişmeleri “Amerika, Çıkarmamızı Yine Önledi” başlığıyla vermeyi tercih etmiş, Batı basınında ise mektup “Türklere boyun eğdirildiği” şeklinde yansıtılmaktaydı. İnönü ise Johnson’a yumuşak bir üslupla cevap vermiş ve TBMM’den güvenoyu istemiştir. Ayrıca İnönü, TBMM’den güvenoyu aldıktan sonra Johnson’un gönderdiği Boeing 707 tipi “Başkanlık uçağıyla” Amerika seyahatine çıkmıştır. Johnson mektubunun ve seyahatin sonucu, Türkiye’nin Kıbrıs çıkarmasından vazgeçmesi ve çıkarmanın ancak on yıl sonra yapılabilmesi olmuştur. Mehmet Gönlübol Hoca, Johnson mektubunun alışılagelmiş diplomatik üsluptan çok farklı olduğu vurgusunu yapmakta ve bu üslubun “işgale uğramış bir ülkeye dikte ettirilen barış antlaşmasıyla mukayese edilebileceğini” belirtmektedir. Diğer yazarların da mektupla ilgili yorumları buna yakındır. Dönemin Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı George Ball ise mektubu “İnönü’nün Johnson’dan yediği papara” ve “hayatımda gördüğüm en kaba diplomatik mektup” şeklinde değerlendirmiştir. Bugün Trump’ın gönderdiği mektupla Johnson Mektubu’nun mukayese etmek çok zordur. Johnson mektubunda gerekçe olarak 1947 Türk-Amerikan Antlaşması’na, BM ve NATO çerçevesindeki antlaşmalara atıf yaparken Trump bu tür gerekçelere bile ihtiyaç duymadan doğrudan tehdit eden bir üslubu tercih etmektedir.
 
Üst