Türkiye'yi dünyanın en iyi ülkesi yapıyoruz.

barney.stinson

☆☆
Deneyimli
Mesajlar
503
Tepki puanı
403
Düşünce
Agnostik
Türkiye'nin her konuda listenin mızrakla kertenkele avlayanlardan sonra en altta kaldığını biliyoruz.
-Demokrasi
-Adalet
-Eğitim
-Bilim
-Kültür
-Sosyal
-Saygı
-Siyaset
-Din
-Ekonomi
-Sağlık

...
Bu alanlarda gerekli işlemleri yaparak dünyanın en iyisine çevirmeye çalışıyoruz.

Demokrasi: Ülkede başkanlık seçimi geldiğinden beri ciddi manada adalet önemini yitirdi. Son sözü her zaman "o" söylediği için pek demokrasiden bahsedemiyoruz. Adam kanuna karşı geliyor ama kimse ona karşı gelemiyor. Tekrardan parlamenter sisteme geçerek kanunun her şeyden üstün olduğunu gösteriyoruz. Böylece son söz, meclise ait oluyor. Yani millete!

Adalet: "Silivri soğuktur" sözünü çok duyduysanız, adalet konusunda şüphelerimiz var demektir. AKP ye veya Erdoğan yanlısı kurum veya kişilere bir söz söylerken 2 kere düşünüyor ve "Acaba bu sebepten dolayı hakkımda soruşturma, hatta dava açılabilir mi?" diye düşünüyorsanız ülkede adalet eksik demektir. Tonla gazeteci içeride hapis yatarken; tecavüzcü, tacizci, katil, mafya yanlısı, devlet düşmanı adam serbest dolaşıyor. Gazetecileri serbest bırakıyor ve suçluları hapse atıyoruz. Daha sonra tıpkı Amerika'daki gibi bir adalet rejimi sürdürüyoruz. İsteyen Recep Tayyip Erdoğan ile dalga geçebiliyor. Tıpkı Trump veya Bush ile geçildiği gibi. Özgürce!

Eğitim: En önemli kısma geldik. Ülkede dini gerekçelerden dolayı eğitim engellendi. Örneğin tüm dünya tarafından bilimsel bir gerçek olarak okutulan evrim, Türkiye'de dine aykırı olduğu için okutulmuyor. Bu sitedekilerin bildiklerinin yarısı kadar bilmeyen adamlar üniversitelerde "akademisyen" sıfatı ile dolaşıyorlar. Çözüm sunuyoruz.
Türkiye'nin laik bir ülke olduğunu, bilimsel gerçeklerin her ne kadar inanca aykırı da olsa kabul edilip ders olarak işlenmesi gerektiğini anlıyoruz. Akademisyen olmanın gerekçelerini uzatıyoruz. Zorlaştırıyoruz ve hatta imkânsıza yakın duruma getiriyoruz ki canı sıkılan akademisyen olmasın. Daha sonra üniversite sayısını yarıya indiriyoruz. Evet. Yarıya. Çünkü başka türlü olmuyor. Parası olan özel üniversitede istediği bölümü okurken, parası olmayanların devlet üniversitelerini kazanmaya çabalamaları üzücü oluyor. Taban puanlar devlet denetimi ile yükseltiliyor. Örneğin Psikoloji bölümü taban puanı asgari 420 yapılıyor. Dileyen özel üniversite bunu artırabilir fakat devlet üniversitelerinde bu sabit kalıyor. Böylece kişi istese de para ile okuyamıyor. Bölümlerin taban puanları artırılıyor ki vasıfsız kişiler bölüm okuyup "salla başı al maaşı" modunda çalışmasınlar. Üniversite sınavları değiştiriliyor. Sorular kolaylaştırılıyor. Fakat üniversiteye kaydolunması için seçilen bölüm hakkında bir sınava girilmesi gerekiliyor. Örneğin biyoloji okunacaksa, biyoloji bölümünde bilinmesi gereken çoğu şey o sınavda soruluyor. Böylece sadece hak eden, isteyen, bilen kişi okuyor.
Herkesin bilgi edinme hakkı var tabi. Yine üniversiteler aracılığı ile isteyene ders veriliyor fakat diploma değil. Diplomayı sadece sınavlara girenler alabiliyor. Diğer insanlar anlasa da anlamasa da derslere katılım sağlayabiliyorlar ve bu dersler devlet üniversitelerinde ücretsiz. Hatta derslere katılımı teşvik etmek için devlet üniversite haricinde birinin derse girmesi için ödeme yapıyor. Meblağ düşük fakat teşvik edici. Böylece insanlar Instagram'da dolaşmak yerine eğitim kurumlarında bilgi sahibi oluyorlar.
-Temel okullar açılıyor. Bu okullar tamamen devlete ait, ücretsiz ve her yaşta her zaman katılım mümkün. Bu okullarda bir bireyin hayatı boyunca işine yarayacak bilgiler veriliyor. Örneğin kadınlar için regl dönemi, çocuk emzirme, çocuk hastalıkları, korunma yolları gibi dersler verilirken erkek için de konusuna göre dersler veriliyor ve kadın erkek beraber aynı derslere girebiliyorlar. Barzo görüş burada hakim değil. Böylece halk hem bilgili, hem kültürlü oluyor.

Bilim: Bilim alanında zayıf olmamız eğitimde zayıf olmamızdan kaynaklanıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında Adolf Hitler, profesör, bilim adamı sıfatına sahip olan yahudileri öldürmek yerine onları savaşta kullanılabilecek silahları üretmeleri için zorluyordu. Bilime değer veriyordu bu sebeple. Bugün, 2021 yılında Türkiye eğer yerli otomobili halen üretmemişse bir şeyler eksik demektir. Kendi bilgisayarını, kendi teknolojisini, kendi işletim sistemini (Pardus, Linux'un modlanmış hali) üretmiyorsa bilim alanında geriyiz demektir. Eğitime yapılan düzeltmeler ile faydalı, kaliteli ve verimli bilim adamları da çıkarıyoruz otomatik olarak. Okullarda bilimsel çalışmaya teşvik eden etkinlikler düzenliyoruz. Tüm okullarda laboratuvar sağlıyoruz.

Kültür: Yukarıda da bahsettiğim gibi. Eğitim alanında yapılan değişiklikler buna da tesir gösteriyor. En önemli diye boşuna demiyoruz. Temel okullarda öğretilecek kültür dersleri ile halkın bulmacaları kolayca çözmesini sağlıyoruz. Sudoku tarzı zeka gerektiren bulmacaları içeren gazete, devlet tarafından ücretsiz olarak dağıtılıyor. Tubitak tarafından yayınlanan "Bilim ve Teknik" dergisi de yine ücretsiz olarak dağıtılıyor. Farklı ülkelerin yemek, yaşayış, giyim gibi kültürlerini derslerde yine öğretiyoruz. Ayrıca yine temel okullar adı altında açılan dil okullarında tercihen halk dil öğrenebiliyor ve bu ücretsiz.

Sosyal: İnsanların sosyal yaşamlarını göz önünde bulunduran bir devletimiz var. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yapılan spor salonlarında tenis, hentbol, basketbol, judo, yüzme gibi birçok spor dalının gerçekleştirilebileceği spor salonları yapılıyor. İnsanların tamamen ücretsiz olarak kullanabilecekleri bu spor salonları kalabalığa karşı önlem alıyor. Kişi TC kimlik numarası ile giriş yapıyor ve günlük belirlenen süreden fazla kalamıyor. İnsanların sosyal medyada fazla zaman kaybetmesini engelleyecek kamu spotları hem televizyonda, hem de Youtube reklamlarında RTÜK tarafından yayınlanıyor. Televizyonda "mafyalığa özendiren, alkole özendiren, adam öldürmeyi basite indirgeyen" programlar ciddi para cezasına çarptırılıyor. Aynı şekilde şiddet ve tecavüz için de geçerli. Böylece televizyonda saçma Türk dizilerini değil, daha çok anlam taşıyan programlar yayınlanıyor. Bir kanalda bir program yayınlanmadan önce RTÜK heyeti tarafından inceleniyor. RTÜK heyeti, tamamen medeni insanlardan seçiliyor. Homofobik heyet yerine insancıl heyet kuruluyor.
 

barney.stinson

☆☆
Deneyimli
Mesajlar
503
Tepki puanı
403
Düşünce
Agnostik
Saygı: İnsanlara temel okullarda ve üniversitelerde saygı öğretiliyor. Farklı ırklara, farklı renklere, inançlara, fikirlere, görüşlere ve görünümlere saygı özellikle anlatılıyor. Böylece toplum içerisinde bugün malum parti tarafından sağlanan kutuplaşmanın önüne geçiliyor. Tarih dersleri gerçeklere dayanarak veriliyor. Belgelere dayalı verilen derslerin haricinde internette kaynaksız bir şekilde paylaşılan tarihi bilgiler yasaklanıyor, site erişime kapatılıyor. Böylece "yalanyazantarihutansin" gibi salak sitelerin önüne geçilerek halkın yozlaşması engelleniyor. Hoşgörü eğitim ile aşılanıyor. Müslüman gayrı-müslime, kafir ise müslümana saygısızlık yapmıyor.

Siyaset: Devlette çalışan memur, siyasetçi, güvenlik görevlisi gibi tüm çalışanların dosyaları inceleniyor. Aldıkları maaş, ne zaman atandıkları, ne iş yaptıkları, bu güne kadar yapılan işlerin dökümü, ne puanla kim tarafından atandığı inceleniyor ve hükümet tarafından veya içeriden biri aracılığı ile atananlar görevinden alınıyor ve torpille atayan kişiler meslekten atılıp haklarında ciddi soruşturmalar açılıyor. Böylece devleti bir aile yönetmiyor.

Din: Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmıyor fakat devlet tamamen bütçeyi kesiyor. İlahiyat okumak isteyenler, imam olmak isteyenler buna göre kararını veriyor. Diyanet yine devlet tarafından beslenmese de gözetleniyor. Diyanet dışında dini eğitim veren tüm kurumlar (cemaatler, tarikatlar, cem evleri) kapatılıyor. Diyanet ise sadece İslam dinini değil, bugün dünyadaki tüm dinleri konu alan bilgiler veriyor. Camiye imamlık yapan imamın maaşı diyanet tarafından ödeniyor. Aynı şekilde kilise papazının maaşı da diyanet tarafından ödeniyor. Sinegog vs. Diyanet ise bütçesini tamamen gönüllü vatandaşlardan alıyor. "Din vergisi" getiriliyor. Herhangi bir dine mensup olanlar mensubu oldukları dini bildiriyorlar ve kimliklerinin çiplerine işletiyorlar. Böylece onlardan ek olarak din vergisi alınıyor ve bu para ile diyanet gelir sağlıyor. Gelir 0 olsa dahi devlet Diyanet'in ayakta olmasını sağlıyor fakat çalışanların maaşları katiyen ödenmiyor. O sadece din vergisinden gelenler ile ödeniyor.
Okullarda din kültürü dersi veriliyor fakat bu derslerde sadece İslam değil, en az 5 din konu ediliyor. Öğretmen dersi anlatırken Hz. Muhammed yerine "peygamber efendimiz" demesi "misyonerlik" olarak görülüyor ve suç sayılıyor. Birkaç uyarıdan sonrası görevden alınmaya kadar gidiyor. Öğretmenler her zaman objektif olarak ders anlatıyor.

Ekonomi: En büyük görünen derdimize bakıyoruz. Dolar nasıl düşürülür, faiz oranları nasıl ayarlanır, bunu bilemeyiz. Bunu ancak ekonomistler bilebilir. Ama kabaca anlatalım. Devletin kendisine ait olan fabrikalar açılıyor. Burada hem üretim yapılıyor, hem de stajyerler iş öğreniyor. Fabrikalar her zaman bir gelir kaynağı oluyor devlet için. Tarıma teşvik eden hamleler ile üretim artırılıyor. Böylece 4 domatesi 3 euro ya almıyoruz. Ülke içerisindeki adaletsizlikler, siyasi sorunlar yabancı yatırımcıların yatırım yapmasına engel olduğu için ekonomiye zarar veriyor. Yukarıda bunları aştığımız için bu artık sorun olmuyor. Ekonomiden anlayan biri bakan oluyor ve dolar 1,20 ₺ oluyor.

Sağlık: Sağlık alanında yapılan değişimler ile insanları hastane kuyruklarından alıp randevu kuyruklarına sokmuyoruz. Düzenli iş yaparak insanların refahını sağlıyoruz. Zorunlu sağlık sigortası, geliri düşük olan vatandaşlar için devlet tarafından karşılanıyor.

Sonuçta Avrupa Birliği'ne de alınıyoruz ve efendi efendi yaşıyoruz. Ekonomik refaha kavuşuyoruz. Her konuda da mükemmel durumdayız. Halk olarak iyi, yardımsever olduğumuzdan dolayı da en yaşanabilir, en mutlu ülke sıralamasında 1. sıraya yerleşiyoruz.
 

barney.stinson

☆☆
Deneyimli
Mesajlar
503
Tepki puanı
403
Düşünce
Agnostik
Bu arada söylemeyi unuttum:
-Seçimde IQ testi şartı var. Testi geçemeyen oy kullanamayacak.
 

Hippocrates

Çaylak
Mesajlar
27
Tepki puanı
13
Düşünce
Bağımsız
Demokrasi: Ülkede başkanlık seçimi geldiğinden beri ciddi manada adalet önemini yitirdi. Son sözü her zaman "o" söylediği için pek demokrasiden bahsedemiyoruz. Adam kanuna karşı geliyor ama kimse ona karşı gelemiyor. Tekrardan parlamenter sisteme geçerek kanunun her şeyden üstün olduğunu gösteriyoruz. Böylece son söz, meclise ait oluyor. Yani millete!
2 sistemin de yerine göre avantajları ve dezavantajları var. 2'si de iyileştirilerek kullanılabilir o bakımdan kararsızım.
Adalet: "Silivri soğuktur" sözünü çok duyduysanız, adalet konusunda şüphelerimiz var demektir. AKP ye veya Erdoğan yanlısı kurum veya kişilere bir söz söylerken 2 kere düşünüyor ve "Acaba bu sebepten dolayı hakkımda soruşturma, hatta dava açılabilir mi?" diye düşünüyorsanız ülkede adalet eksik demektir. Tonla gazeteci içeride hapis yatarken; tecavüzcü, tacizci, katil, mafya yanlısı, devlet düşmanı adam serbest dolaşıyor. Gazetecileri serbest bırakıyor ve suçluları hapse atıyoruz. Daha sonra tıpkı Amerika'daki gibi bir adalet rejimi sürdürüyoruz. İsteyen Recep Tayyip Erdoğan ile dalga geçebiliyor. Tıpkı Trump veya Bush ile geçildiği gibi. Özgürce!
Kesinlikle %100 fikir özgürlüğü sağlanmalı. Sadece muhalif olduğu için içeride yatan gazetecilerin çıkmasını destekliyorum. Ama şu anda içeride olan gazetecilerin suçlarını bilmiyorum o yüzden yorum yapamam. Kimse tarafından kontrol edilemeyecek bir adalet mekanizması olmalı.
Eğitim: En önemli kısma geldik. Ülkede dini gerekçelerden dolayı eğitim engellendi. Örneğin tüm dünya tarafından bilimsel bir gerçek olarak okutulan evrim, Türkiye'de dine aykırı olduğu için okutulmuyor. Bu sitedekilerin bildiklerinin yarısı kadar bilmeyen adamlar üniversitelerde "akademisyen" sıfatı ile dolaşıyorlar. Çözüm sunuyoruz.
Türkiye'nin laik bir ülke olduğunu, bilimsel gerçeklerin her ne kadar inanca aykırı da olsa kabul edilip ders olarak işlenmesi gerektiğini anlıyoruz. Akademisyen olmanın gerekçelerini uzatıyoruz. Zorlaştırıyoruz ve hatta imkânsıza yakın duruma getiriyoruz ki canı sıkılan akademisyen olmasın. Daha sonra üniversite sayısını yarıya indiriyoruz. Evet. Yarıya. Çünkü başka türlü olmuyor. Parası olan özel üniversitede istediği bölümü okurken, parası olmayanların devlet üniversitelerini kazanmaya çabalamaları üzücü oluyor. Taban puanlar devlet denetimi ile yükseltiliyor. Örneğin Psikoloji bölümü taban puanı asgari 420 yapılıyor. Dileyen özel üniversite bunu artırabilir fakat devlet üniversitelerinde bu sabit kalıyor. Böylece kişi istese de para ile okuyamıyor. Bölümlerin taban puanları artırılıyor ki vasıfsız kişiler bölüm okuyup "salla başı al maaşı" modunda çalışmasınlar. Üniversite sınavları değiştiriliyor. Sorular kolaylaştırılıyor. Fakat üniversiteye kaydolunması için seçilen bölüm hakkında bir sınava girilmesi gerekiliyor. Örneğin biyoloji okunacaksa, biyoloji bölümünde bilinmesi gereken çoğu şey o sınavda soruluyor. Böylece sadece hak eden, isteyen, bilen kişi okuyor.
Herkesin bilgi edinme hakkı var tabi. Yine üniversiteler aracılığı ile isteyene ders veriliyor fakat diploma değil. Diplomayı sadece sınavlara girenler alabiliyor. Diğer insanlar anlasa da anlamasa da derslere katılım sağlayabiliyorlar ve bu dersler devlet üniversitelerinde ücretsiz. Hatta derslere katılımı teşvik etmek için devlet üniversite haricinde birinin derse girmesi için ödeme yapıyor. Meblağ düşük fakat teşvik edici. Böylece insanlar Instagram'da dolaşmak yerine eğitim kurumlarında bilgi sahibi oluyorlar.
-Temel okullar açılıyor. Bu okullar tamamen devlete ait, ücretsiz ve her yaşta her zaman katılım mümkün. Bu okullarda bir bireyin hayatı boyunca işine yarayacak bilgiler veriliyor. Örneğin kadınlar için regl dönemi, çocuk emzirme, çocuk hastalıkları, korunma yolları gibi dersler verilirken erkek için de konusuna göre dersler veriliyor ve kadın erkek beraber aynı derslere girebiliyorlar. Barzo görüş burada hakim değil. Böylece halk hem bilgili, hem kültürlü oluyor.
Hepsi mantıklı. Ek olarak özel durumlar dışında okulunu 1 sene uzatanların üniversiteden atılması da sağlanmalı. Herkes üniversite okumak zorunda değil ülkeye işci de lazım ara eleman da lazım. Burada yapılacak şey diğer mesleklerin de yaşam koşullarını geliştirmek.
Bilim: Bilim alanında zayıf olmamız eğitimde zayıf olmamızdan kaynaklanıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında Adolf Hitler, profesör, bilim adamı sıfatına sahip olan yahudileri öldürmek yerine onları savaşta kullanılabilecek silahları üretmeleri için zorluyordu. Bilime değer veriyordu bu sebeple. Bugün, 2021 yılında Türkiye eğer yerli otomobili halen üretmemişse bir şeyler eksik demektir. Kendi bilgisayarını, kendi teknolojisini, kendi işletim sistemini (Pardus, Linux'un modlanmış hali) üretmiyorsa bilim alanında geriyiz demektir. Eğitime yapılan düzeltmeler ile faydalı, kaliteli ve verimli bilim adamları da çıkarıyoruz otomatik olarak. Okullarda bilimsel çalışmaya teşvik eden etkinlikler düzenliyoruz. Tüm okullarda laboratuvar sağlıyoruz.
Kesinlikle.
 

Hippocrates

Çaylak
Mesajlar
27
Tepki puanı
13
Düşünce
Bağımsız
Sosyal: İnsanların sosyal yaşamlarını göz önünde bulunduran bir devletimiz var. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yapılan spor salonlarında tenis, hentbol, basketbol, judo, yüzme gibi birçok spor dalının gerçekleştirilebileceği spor salonları yapılıyor. İnsanların tamamen ücretsiz olarak kullanabilecekleri bu spor salonları kalabalığa karşı önlem alıyor. Kişi TC kimlik numarası ile giriş yapıyor ve günlük belirlenen süreden fazla kalamıyor. İnsanların sosyal medyada fazla zaman kaybetmesini engelleyecek kamu spotları hem televizyonda, hem de Youtube reklamlarında RTÜK tarafından yayınlanıyor. Televizyonda "mafyalığa özendiren, alkole özendiren, adam öldürmeyi basite indirgeyen" programlar ciddi para cezasına çarptırılıyor. Aynı şekilde şiddet ve tecavüz için de geçerli. Böylece televizyonda saçma Türk dizilerini değil, daha çok anlam taşıyan programlar yayınlanıyor. Bir kanalda bir program yayınlanmadan önce RTÜK heyeti tarafından inceleniyor. RTÜK heyeti, tamamen medeni insanlardan seçiliyor. Homofobik heyet yerine insancıl heyet kuruluyor.
Güzel.
Saygı: İnsanlara temel okullarda ve üniversitelerde saygı öğretiliyor. Farklı ırklara, farklı renklere, inançlara, fikirlere, görüşlere ve görünümlere saygı özellikle anlatılıyor. Böylece toplum içerisinde bugün malum parti tarafından sağlanan kutuplaşmanın önüne geçiliyor. Tarih dersleri gerçeklere dayanarak veriliyor. Belgelere dayalı verilen derslerin haricinde internette kaynaksız bir şekilde paylaşılan tarihi bilgiler yasaklanıyor, site erişime kapatılıyor. Böylece "yalanyazantarihutansin" gibi salak sitelerin önüne geçilerek halkın yozlaşması engelleniyor. Hoşgörü eğitim ile aşılanıyor. Müslüman gayrı-müslime, kafir ise müslümana saygısızlık yapmıyor.
Güzel.
Siyaset: Devlette çalışan memur, siyasetçi, güvenlik görevlisi gibi tüm çalışanların dosyaları inceleniyor. Aldıkları maaş, ne zaman atandıkları, ne iş yaptıkları, bu güne kadar yapılan işlerin dökümü, ne puanla kim tarafından atandığı inceleniyor ve hükümet tarafından veya içeriden biri aracılığı ile atananlar görevinden alınıyor ve torpille atayan kişiler meslekten atılıp haklarında ciddi soruşturmalar açılıyor. Böylece devleti bir aile yönetmiyor.
Kim inceleyecek ? :)
Din: Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmıyor fakat devlet tamamen bütçeyi kesiyor. İlahiyat okumak isteyenler, imam olmak isteyenler buna göre kararını veriyor. Diyanet yine devlet tarafından beslenmese de gözetleniyor. Diyanet dışında dini eğitim veren tüm kurumlar (cemaatler, tarikatlar, cem evleri) kapatılıyor. Diyanet ise sadece İslam dinini değil, bugün dünyadaki tüm dinleri konu alan bilgiler veriyor. Camiye imamlık yapan imamın maaşı diyanet tarafından ödeniyor. Aynı şekilde kilise papazının maaşı da diyanet tarafından ödeniyor. Sinegog vs. Diyanet ise bütçesini tamamen gönüllü vatandaşlardan alıyor. "Din vergisi" getiriliyor. Herhangi bir dine mensup olanlar mensubu oldukları dini bildiriyorlar ve kimliklerinin çiplerine işletiyorlar. Böylece onlardan ek olarak din vergisi alınıyor ve bu para ile diyanet gelir sağlıyor. Gelir 0 olsa dahi devlet Diyanet'in ayakta olmasını sağlıyor fakat çalışanların maaşları katiyen ödenmiyor. O sadece din vergisinden gelenler ile ödeniyor.
Okullarda din kültürü dersi veriliyor fakat bu derslerde sadece İslam değil, en az 5 din konu ediliyor. Öğretmen dersi anlatırken Hz. Muhammed yerine "peygamber efendimiz" demesi "misyonerlik" olarak görülüyor ve suç sayılıyor. Birkaç uyarıdan sonrası görevden alınmaya kadar gidiyor. Öğretmenler her zaman objektif olarak ders anlatıyor.
Din vergisi bana çok mantıklı gelmedi. O vergiyi vermemek için müslüman olduğu halde kimlikte dinini değiştirir herkes. :)
Ekonomi: En büyük görünen derdimize bakıyoruz. Dolar nasıl düşürülür, faiz oranları nasıl ayarlanır, bunu bilemeyiz. Bunu ancak ekonomistler bilebilir. Ama kabaca anlatalım. Devletin kendisine ait olan fabrikalar açılıyor. Burada hem üretim yapılıyor, hem de stajyerler iş öğreniyor. Fabrikalar her zaman bir gelir kaynağı oluyor devlet için. Tarıma teşvik eden hamleler ile üretim artırılıyor. Böylece 4 domatesi 3 euro ya almıyoruz. Ülke içerisindeki adaletsizlikler, siyasi sorunlar yabancı yatırımcıların yatırım yapmasına engel olduğu için ekonomiye zarar veriyor. Yukarıda bunları aştığımız için bu artık sorun olmuyor. Ekonomiden anlayan biri bakan oluyor ve dolar 1,20 ₺ oluyor.
Güzel. Devletin fabrika kurması hantal bürokrasi sistemimiz yüzünden çok mantıklı değil ama bürokrasiyi özel sektör esnekliğine kavuşturabilsek yapılabilir.
Sağlık: Sağlık alanında yapılan değişimler ile insanları hastane kuyruklarından alıp randevu kuyruklarına sokmuyoruz. Düzenli iş yaparak insanların refahını sağlıyoruz. Zorunlu sağlık sigortası, geliri düşük olan vatandaşlar için devlet tarafından karşılanıyor.
Sağlık tamamiyle ücretli olmalı. Bu hem verilen hizmetin kalitesini arttırır hem de devletin yükünü hafifletip vatandaştan daha az vergi almasını sağlar. Vatandaş da vergiye para ödemek yerine hastaneye öder. Aslında hiçbir farkı yok ama tek fark insanları ''Sağlık bedava.'' algısından kurtarmak. Bu hem çalışan için hem de hasta için hizmetin kalitesini arttıracaktır.
 

Hippocrates

Çaylak
Mesajlar
27
Tepki puanı
13
Düşünce
Bağımsız
Bu arada söylemeyi unuttum:
-Seçimde IQ testi şartı var. Testi geçemeyen oy kullanamayacak.
Bunda kararsızım.
Ayrıca bu dediklerinin yapılabilmesi için demokrasi olmaması gerek. Bu fırsatı 1950'ye kadar bir nebze olsun değerlendirdik ama sonrasında çoğunluğun dediği oldu ve geri kaldık. Şu saatten sonra yapılacak şey yeni nesillerle beraber insanların bilinçlenmesini beklemek ve demokrasi içinde çoğunluğa ulaşıp reformları yapmak. Medenileşmeyi tepeden getirmeyi denedik başaramadık. O zaman tabandan yukarı götürmeliyiz.
 

Masterpiece

☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
971
Tepki puanı
1,121
Düşünce
Ateist
Ama sadece zeka ile belirlenmemeli o zaman herkes kendine zekiyim der kimse aptal olduğunu kabul etmez, bir de bu tarz durumlarda farklı faktörlerde önemli sanat vs. önemli bir faktör, çok fazla istisnai durum var.
Zeka değil zaten ya. Üstte söyledim.
IQ testi değil de, genel kültür veya farkındalık testi tarzında bir şey daha mantıklı olur bana kalırsa.
Böyle daha iyi bence.
 

Son konular

Üst