☀️ Uyanış: Bölüm 1 — İnsanlar zorla mı imtihana sokuldu?

6lack de Furor

lll ☆☆☆☆
Geliştirici
Mesajlar
2,514
Tepki puanı
1,589
Düşünce
Ateist
Merhabalar,

Öncelikle kısa bir hatırlatma yapayım, bu konu TAMAMEN BENİM TARAFIMDAN yazılmıştır. Kopyala & yapıştır içermemektedir ve sizden ricam, üşenmeden okumanızdır. Hem Müslümanların hem de forumdaki dinsiz kitlenin, bu fikirlere nasıl cevap vereceğini cidden merak etmekteyim. O zaman, hadi başlayalım!

Yıllardır söylenir de söylenir, bir imtihanda olduğumuz. Peki, kim istedi ki girmeyi, bu imtihana? Soruldu mu bize? Soran var mıydı? Hayır, ne Allah sordu bize, ne de melekler. Tamamen zoraki olarak Dünya'ya gönderildik ve zoraki olarak bu imtihandayız. Zoraki olarak kurallara uymak zorundayız. İşin ucunda bir de çok büyük bir azap var. Ama ne imtihandan çıkabiliyoruz, ne de tek çıkış yolu olan intihar serbest bırakılmış. Şimdi bu meseleyi detaylandırmak için önce bazı koşullar sağlanıyor mu, buna bakacağız.


Koşul #1 Sorusu: Allah ya da melek(ler), imtihana girip girmemek hakkında bize bir seçim hakkı sunuyor mu?
Kısa cevap: Hayır, sormuyor. Ama biraz daha uzun bir cevap istersek, hadi uzun cevabı verelim.

Bu arada melekler ile alakalı bilgi yok. Ama zaten yaratan Allah, melekler de kimmiş!?

Şimdi başlıca İslami siteleri ziyaret ettim. bu soruya başlıca 2 cevap verilmiş. Bu 2 cevap şöyle:

  1. Allah seni daha yaratmadığı için, olmayan bir şeye soru soramaz. Dolayısıyla, direkt soru hatalı ve bu argümanınız çürümektedir.
  2. Allah seni canlıların en yücesi, en üstünü olarak yaratmıştır. Buna karşın itiraz nedendir? Hâlen Allah'a itiraz etmek, Allah'a adaletsizliktir.
Bu cevapların ikisi de çöptür. Bu 2 başlıca cevap dışında daha iyisini ya da daha yaygınını bulamadım. Sizin kendi cevabınız varsa belirtebilirsiniz. Ama bu cevaplardaki sıkıntıyı açıklamak gerekir. Önce ikinci cevaptan başlayalım, ikinci cevaba karşıt bir cevap vermek kolaydır: İntiharın eşiğine gelenler için ne kadar yüce veya üstün bir canlı olduğu değersizdir. En zenginler bile o ihtişamlı hayatı bırakıp intihar edebiliyorsa, demek ki en yüce ve en üstün canlı olmak, bir şey değiştirmiyor. Hem bu cevap biraz da alakasız kaçıyor. "En üstünüsün be kardeş, yaşa hayatını gitsin işte! Sanki sorulsa istemeyecektin!" gibi bir cevap cidden boştur. İntihar edenlere sorulsa, istemeyecekti çünkü.

Şimdi, birinci cevapla devam edelim. Bu birinci cevap, düpedüz Allah'a hakarettir. Çünkü Allah, buna çok basit bir çözüm elbet bulabilirdi. Yani şöyle ki, en basitinden, benim çözümümle, şöyle bir şey yapılabilirdi: Allah bizi yaratacak ve doğmamızı sağlayacak. Daha hiçbir hayat tecrübemiz yok. Sonrasında bizim (gelecekteki) ölmeden 1 dakika önceki hafızamıza ve farkındalığımıza erişim sağlayacak. Burada dikkat edilmesi gereken şey, zamanı ileri alarak erişmeyecek. Yarattığı ama hiçbir hayat tecrübesi vs. olmayan bir bebeği, onun üzerinden gelişmiş hafızasına ve farkındalığına erişim sağlamak için köprü olarak kullanacak. Dolayısıyla, bebek, o acıları vs. yaşamayacak. Bu aynı Müslümanların: "Allah senin ne yapacağını biliyor, ama sen o seçimi yapacağın için biliyor. O seçimi kendisi belirlemiyor." şeklindeki özgür irade savunması gibi. Zaten bu hafıza ve farkındalık, ruha kayıt olacağı için, Allah bunu direkt ruha kaydedecek. Bunu doğacak tüm insanlar için yapacak. Zaten bu işi ilk insandan başlayarak yapacağı için, "doğmuşlar" için ayrı bir çözüm üretilmesine gerek yok. Bunu doğacak tüm insanlar için yaptıktan sonra -ki o sonsuz güçte, bu sebepledir ki, burada bazı çelişki oluşturabilecek durumlar sıkıntı oluşturmayacaktır, çünkü şu an sadece hafıza ve farkındalıkları ruha kaydetme işlemi yaptığımız için, insan hayatı ve medeniyeti tam olarak başlamayacak- hepsine bunu soracak. Asıl güzel nokta, ölmeden 1 dakika önceki hafıza ve farkındalığımızı kaydettiği için, misal, intihar edenler, doğmak istemeyeceği için ruhları direkt yok edilebilir olacak. Böylece cidden adaletsizlik olmayacak. Tabii, burada, Allah, iyi bir açıklama yapacak. Dünya'ya gönderilirlerse bir imtihan olacağını, geçemezlerse cehenneme gidecekleri gibi şeyler de açıklanacağı için, bundan korkanlar ve istemeyenler de elenecek. Yani bu riski almak ve cidden yaşamak isteyenler Dünya'ya gönderilecek sadece. İstemeyenlerin de ruhları doğal olarak yok olacak. Bakın, gayet basit. Ben bunu basit insan aklımla kurgulayabiliyorsam, sonsuz güçteki Allah, benden çok çok çok daha iyi bir sistem oluşturabilir. Şöyle ki, biz Allah'ın tam olarak neleri yapıp, neleri yapamayacağını tam bilmiyoruz. Burada çünkü Allah kendisinin de yapacağını bilebilir mi? Eğer bilebilirse, bu onun iradesiz olduğunu mu gösterir gibi yan sorular var ama buna da "Allah, zamana bağlı olmadığı için bu soru hatalıdır / bilemez." gibi cevaplar var ama ona da başka yan sorular var. Dolayısıyla, Allah tam olarak neleri yapıp, neleri yapamayacağını tam olarak bilmediğimiz, sırlar içerisindeki bir tanrı. Bunu unutmayalım.

Sonuç olarak, bu dediklerimden hiçbiri yaşanmıyor. Yaşansaydı, Allah bunu bize bir şekilde bildirirdi. Burada "Kalu bela" diye bir olayın olduğunu öğrendim ama "Kalu bela" ile bizim sorunumuz arasında hiçbir bağ yok. Alakasız, alakalı bulunsa da bizim sorunumuzu çözmez. "Kalu bela" ne diyecekler için şöyle basit bir alıntı vereyim.
Cenab-ı Hak, ruhları yarattığı zaman, (elestü birabbiküm) buyurdu. Ruhlar da (bela) diye cevap verdiler.

Elestü birabbiküm, (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) demektir. Kalu Bela ise, (Evet [Sen bizim Rabbimizsin] dediler) demektir.

(Kalu Beladan beri müslümanım) demek, (Ruhlarımızın "Evet" dedikleri zamandan beri müslümanım) demektir.

Neam da, bela da evet demektir. Olumsuz soruların olumlu tasdiki için neam değil, bela kullanılır. Mesela, (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?) sorusuna neam denirse, (Evet sen bizim Rabbimiz değilsin) denmiş olur. Bela denirse, (Evet sen bizim Rabbimizsin) denmiş olur.

Kaynak: Dinimiz İslam

Sadece bu kadarıyla bile, imtihana zorla girdiğimizi anlayabiliyoruz. Ama belki de imtihandan çıkma seçeneği verilmiştir. Verilmiş midir? Hadi görelim!
 

6lack de Furor

lll ☆☆☆☆
Geliştirici
Mesajlar
2,514
Tepki puanı
1,589
Düşünce
Ateist
Koşul #2 Sorusu: Allah giriş için sormasa da, imtihandan çıkış için bir fırsat veriyor mu?
Kısa cevap: Hayır, vermiyor. Ama burada cidden biraz düşünmemiz gerek.

Şimdi, imtihan neydi? Dünya'ya gelmek en temelinde ve Allah'ın emir ve yasaklarına uymak. Emir ve yasaklara uymak için, insan olmak, dolayısıyla yaşamak, yaşamak için de Dünya'ya gelmemiz gerek. Yani, imtihana giriş için Dünya'ya geliyorsak, çıkış için de Dünya'dan gitmemiz gerek. Peki Dünya'dan nasıl gidebiliriz? Tek yol, ölmemizdir. Yaşlılıktan, hastalıktan ve birinin eylemi sonucu ölmek, bizim için verilen fırsat sayılamaz. Peki neyi fırsat olarak sayabiliriz? Kendimizi öldürmek ve bu şekilde imtihandan çıkmak, Allah'ın bize vermiş olabileceği tek fırsattır. Vermiş olabileceği diyorum, çünkü, devreye Kur'an ayetleri girecek burada. Ama en temelde baktığımızda, intihar etmeye Allah direkt müdahele etmediği için, bu Allah'ın bize verdiği bir firsat olabilir mi? İmtihandan çıkış için tek yol ölmekse ve başkalarının öldürmesi ya da doğal sebeplerden ölmek gibi ölüm şekilleri sayılmıyorsa, o zaman kendimizi öldürmek tek fırsattır. Ama şöyle bir durum var, Allah, intihar etmeyi yasaklıyor. Allah'ın yasağına karşı gelirsek cehenneme gideriz. Sonsuz azap çekeriz. Bu yüzden intihar, Allah'ın bize vermiş olduğu bir fırsat olarak sayılamaz. İntiharın yasaklandığını nereden biliyoruz?

En basiti, Kur'an'dadır. Nisâ suresinin, 29. ayetinin Diyanet tercümesi aşağıda verilmiştir. İlgili alan kalınlaştırılmıştır.

"Ey iman edenler! Karşılıklı rızâya dayanan ticaret dışında mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir."

Bunun dışında oldukça ünlü bir İslam sitesi olan Sorularla İslamiyet'te, bu konuyla ilgili bir açıklama yapılmış. Ben açıklamadan kısa bir bölümü buraya ekliyorum.

İnsanın kendi canına kıyması, şu veya bu sebepten dolayı intihar etmesi ne aklen, ne dinen hiçbir şekilde meşru karşılanmaz, caiz görülmez. Çünkü, böyle bir teşebbüste bulunan kişi, her şeyden önce Allah tarafından kendisine emanet edilen hayat nimetine tecavüz etmiş, büyük bir vebal altına girmiş olur.

Ayrıca böyle bir insan Müslümanların gözünde iyi olarak anılmaz, hakkında iyi düşünülmez. Büyük bir günaha girdiği için âhirette de Cehennem azabını hak eder.1 Bununla beraber Cenab-ı Hak dilerse bu kulunu affedebilir.

Peygamber Efendimiz (a.s.m.) pekçok hadis-i şeriflerinde kendi canına kıyan kimselerin büyük bir günaha girdiklerini, Cehennem azabına uğrayacaklarını bildirmiştir. Zaten toplumda gördüğümüz kadarıyla böyle bir duruma düşen kimse, genellikle dini ve mânevi yönden zayıf olanlardır.

Kaynak: Sorularla İslamiyet
Sorularla İslamiyet'in kullandığı kaynaklar:
1. Müslim, İman: 175. 2. el-Feteva'l-Hindiyye, I/163.

Sonuç olarak, imtihandan da çıkamıyoruz. İntihar ile çıkabiliriz ama Allah yasaklamış. Allah'ın yasağı, cehennem demektir. Bu da intiharın fırsat olarak görülemeyeceği anlamı taşır. Zorla imtihana sokup, tek çıkış yolunu intihar yapıp, bunu da kesin olarak yasaklamak... İşte bu sıkıntı.

Bu konuyla ilgili Allah'ın acımasızlığına çıkan bir kapı var. Buna da fırsat olursa ileride olacak bölümlerde daha detaylı değiniriz.

:: Allah'ın bizi ZORLA imtihana sokması ve çıkış yolumuzu da YASAKLAMASI hakkında ne düşünüyorsunuz?
 

NoTThingLosE

☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
2,329
Tepki puanı
543
Düşünce
Muvahhid
Ayrıca imtihanda olduğunu kabul edip çıkış arayacağınıza, Cennetin nimetlerini düşünseniz böyle nankörlüğe düşmezsiniz. 80 yıl hatta 100 yıl diyelim yaşadın. Sonunda sınırsız bir cennet, sınırsız nimet, sınırsız zaman, istediğin her şey v.s.. Buna kim hayır der ki? Ayrıca karşılığında sadece senden iyi insan olup, namaz kılmanı, ibadet etmeni v.s istiyor. "Ben imtihana girmek istemiyorum!" veyahut "Çıkmak istiyorum!" diyen apaçık nankördür.
 

6lack de Furor

lll ☆☆☆☆
Geliştirici
Mesajlar
2,514
Tepki puanı
1,589
Düşünce
Ateist
Cevap videonun 1. sorusunda;
İzledim, hayır bu bir cevap değil. Adam da çok basit düzey bir cevap vermiş. Cidden komik. Konuyu da gittikçe farklı yönlere çekmiş. Bu bize cevap değil.

Ayrıca imtihanda olduğunu kabul edip çıkış arayacağınıza, Cennetin nimetlerini düşünseniz böyle nankörlüğe düşmezsiniz. 80 yıl hatta 100 yıl diyelim yaşadın. Sonunda sınırsız bir cennet, sınırsız nimet, sınırsız zaman, istediğin her şey v.s.. Buna kim hayır der ki? Ayrıca karşılığında sadece senden iyi insan olup, namaz kılmanı, ibadet etmeni v.s istiyor. "Ben imtihana girmek istemiyorum!" veyahut "Çıkmak istiyorum!" diyen apaçık nankördür.
Aynı şekilde bu da. İnsanlar memnun olsun ya da olmasın, bir hata varsa, bu hatadır. Bir adaletsizlik varsa, bu adaletsizliktir. İnsan istediği kadar memnun olsun, insana istediği kadar nimet vs. vs. verilsin, bu Allah'ın bizi zorla imtihana soktuğu ve çıkmamızı da yasakladığı gerçeğini değiştirmez. Bu sıkıntıyı kapatmak için cenneti ve nimetleri düşünmek, çözüm olamaz. Bunu anlayın artık. Bunu seni direkt dinden çıkarması gerekirdi. Ama Allah'ın hata yapmayacağı ve insanın hep nankör olan taraf olduğunu direkt kabul ettiğiniz için, objektif olarak bakamıyorsunuz. Objektif bakamayınca, cevaplarınız da işlevsiz oluyor.

Sonuç olarak, imtihana zorla sokuluyoruz. İmtihandan çıkmamıza da izin verilmiyor. İşin ucunda sonsuz azap var. Sonsuz nimet ile sonsuz acı, birbirini dengeliyor. Sonuç olarak etkisiz eleman olmaktan öteye gidemiyorlar bu sıkıntıda. Sen sonsuz nimet var dersen, ben de sonsuz acı var derim.
 

mad hatter

☆☆☆
Yazar
Mesajlar
550
Tepki puanı
326
Düşünce
Agnostik
En basiti, Kur'an'dadır. Nisâ suresinin, 29. ayetinin Diyanet tercümesi aşağıda verilmiştir. İlgili alan kalınlaştırılmıştır.

"Ey iman edenler! Karşılıklı rızâya dayanan ticaret dışında mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir."

Ayetteki ve la taktulu enfuse kum nefsinizi katletmeyin diye tercüme edilir. Ticaret ve maldan bahsedilen ayette ne alakası olacak kendini öldürmenin? Malı haksızlıkla yersen nefsini katletmiş olursun diyor.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

6lack de Furor

lll ☆☆☆☆
Geliştirici
Mesajlar
2,514
Tepki puanı
1,589
Düşünce
Ateist
Ayetteki ve la taktulu enfuse kum nefsinizi katletmeyin diye tercüme edilir. Ticaret ve maldan bahsedilen ayette ne alakası olacak kendini öldürmenin? Malı haksızlıkla yersen nefsini katletmiş olursun diyor.
Bu verdiğim ayet, ortalıkta "intiharı yasaklayan ayet" olarak geçmektedir. Bu ayetin tercümesi yanlış olsa da, Sorularla İslamiyet'in cevabı hâlen mevcut. Forumdaki @fameraft da intiharın yasak olduğundan söz etmişti. İntihar, hâlen yasak yani.
 

mad hatter

☆☆☆
Yazar
Mesajlar
550
Tepki puanı
326
Düşünce
Agnostik
Bu verdiğim ayet, ortalıkta "intiharı yasaklayan ayet" olarak geçmektedir. Bu ayetin tercümesi yanlış olsa da, Sorularla İslamiyet'in cevabı hâlen mevcut. Forumdaki @fameraft da intiharın yasak olduğundan söz etmişti. İntihar, hâlen yasak yani.

Ortalıkta öyle geçiyor da öyle bir anlamı yok yani. Kasti bir tevil, ha bak Kuran'da bu da varmış mevzusu.
 

6lack de Furor

lll ☆☆☆☆
Geliştirici
Mesajlar
2,514
Tepki puanı
1,589
Düşünce
Ateist
Ortalıkta öyle geçiyor da öyle bir anlamı yok yani. Kasti bir tevil, ha bak Kuran'da bu da varmış mevzusu.
Maalesef konuyu düzenleyemiyorum. Düzenleyebilsem, böyle bir durumun da söz konusu olduğunu ve ayetin öyle değerlendirilmesi gerektiğini ek not olarak eklerdim. Bilgilendirmeniz için teşekkür ederim.
 

Mithmain

Yazar
Mesajlar
163
Tepki puanı
110
Düşünce
Ateist
Allah'ın Kalu Bela ile insanları kandırması olayını şu şekilde bir örnekle açıklayayım:

Siz 6 yaşındasınız. Yanınıza bir büyücü geliyor ve diyor ki "Seninle bir anlaşma yapalım. Sen 1 yıl boyunca zina yapma, ben de sana sonsuz şeker vereyim." Zinanın ne demek olduğu bilmediğiniz için soruyorsunuz, o da size açıklıyor. Kadınlarla işi bile olmayan, hatta zina kendisine açıklandığında tiksinç bulan siz, hemen kabul ediyorsunuz. Sonra büyücü "Tamam" diyor ve yokoluyor.

Ama o da ne? Bir anda 20 yaşına geliyorsunuz. Büyücü anlaşma yaptıktan sonra koşulları değiştiriyor. Etrafınıza da bir sürü kadın koymuş. Sonra yeniden geliyor ve diyor ki "Zina yapmayacağın konusunda anlaşma yapmıştık, eğer yaparsan senin sonsuza kadar şeker yemeni yasaklarım."

Bu da buna benzer. Ruh iken, Allah'ı görüyor iken tabi ki de "Allah'ım sen varsın" deriz. Ama Allah koşulları değiştiriyor, biz ne bilelim insan olunca kafamızın böyle olacağını? Allah "Bak insan olursan sapıtabilirsin de" dese ne olacak, daha önce hiç insan olmadık ki, nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz. Sonra insan olduğunu kabul etti diye ruhu suçluyor Allah, 6 yaşındaki çocuk nereden bilsin şehvetin nasıl bir şey olduğunu? Kusura bakmayın başka örnek bulamadım en yakın bu örnek var. Ruh nereden bilecek nefis nasıl bir şey? Ya da kötü nefis nasıl bir şey?
 

6lack de Furor

lll ☆☆☆☆
Geliştirici
Mesajlar
2,514
Tepki puanı
1,589
Düşünce
Ateist
Allah'ın Kalu Bela ile insanları kandırması olayını şu şekilde bir örnekle açıklayayım:

Siz 6 yaşındasınız. Yanınıza bir büyücü geliyor ve diyor ki "Seninle bir anlaşma yapalım. Sen 1 yıl boyunca zina yapma, ben de sana sonsuz şeker vereyim." Zinanın ne demek olduğu bilmediğiniz için soruyorsunuz, o da size açıklıyor. Kadınlarla işi bile olmayan, hatta zina kendisine açıklandığında tiksinç bulan siz, hemen kabul ediyorsunuz. Sonra büyücü "Tamam" diyor ve yokoluyor.

Ama o da ne? Bir anda 20 yaşına geliyorsunuz. Büyücü anlaşma yaptıktan sonra koşulları değiştiriyor. Etrafınıza da bir sürü kadın koymuş. Sonra yeniden geliyor ve diyor ki "Zina yapmayacağın konusunda anlaşma yapmıştık, eğer yaparsan senin sonsuza kadar şeker yemeni yasaklarım."

Bu da buna benzer. Ruh iken, Allah'ı görüyor iken tabi ki de "Allah'ım sen varsın" deriz. Ama Allah koşulları değiştiriyor, biz ne bilelim insan olunca kafamızın böyle olacağını? Allah "Bak insan olursan sapıtabilirsin de" dese ne olacak, daha önce hiç insan olmadık ki, nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz. Sonra insan olduğunu kabul etti diye ruhu suçluyor Allah, 6 yaşındaki çocuk nereden bilsin şehvetin nasıl bir şey olduğunu? Kusura bakmayın başka örnek bulamadım en yakın bu örnek var. Ruh nereden bilecek nefis nasıl bir şey? Ya da kötü nefis nasıl bir şey?
Aynen, gayet açıklayıcı olmuş.

Zaten bu kandırma olayını çözmek için ölmeden çok kısa süre önceki hafızaya ve farkındalığa bu imtihanın anlatılması gerekiyor ki, insan tüm tecrübeleriyle değerlendirip, ona göre kabul edebilsin. Zaten açıklamasında "ruhları yarattığı zaman" diyor. Ruhlara her şeyi anlatıp, öyle sormuyor. Ruhlar habersiz yani her şeyden.
 

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,149
Çözümler
1
Tepki puanı
3,500
Düşünce
Ateist
Sınavı bilmeyenler yapar. Sınava girenlerin performansları hakkında bilgisi olmayan, bir sınav düzenler ve performanslarını ölçer.

İyi de olabilecek, ama kötü de olabilecek ürünler üretip de sonra iyileri seçmek diye bir iş olmaz. Teknolojin yeterliyse hepsini en iyi çalışacak bir düzeyde üretirsin. Ürünlerinin çoğu kötü çalışıyorsa ve iyilerini seçiyorsan teknolojin yetersiz demektir.

Sadece insan değil, tüm canlılar birbirlerini hiç durmaksızın öldürsün, en iyi katiller hayatta kalsın, en iyi katiller seçilsin diye bir seçim de olmaz. Doğa böyle çalışıyor ama bu tasarlanmış olmadığı için sakıncası olmuyor. Suçu tasarlayana bulamıyor, mecburen gördüğümüzü kabulleniyoruz. Ama tasarlanmış olsaydı bu zalimce bir tasarım olurdu. O zaman bu zalimliği kabul edemezdik. Sınava sadece insanların sınavı olarak bakmamak lazım.

Kötü de çalışmaya son derece uygun, çünkü canlıların sürekli birbirlerini öldürmeleri temelinde tasarlanmış bir doğa yaratıp, sonra da bu doğanın ürünü olan insanları beğenmeyip cezalandırmak, hem de cezanın sonsuza kadar olduğunu söylemek ise zalimliğin katmerlisi olurdu.

Hep söylediğim gibi iyi ki tanrı yok, aksi halde başımız büyük belada olurdu. Hiç suçumuzun olmadığı, kendimizi içinde bulduğumuz birbirini öldürmeden hayatta kalamama sistemi içinde zorla sınava sokulup bir de sonsuz işkence ile cezalandırılmak, bu zalim tanrı ile her ne pahasına olursa olsun savaşmamızı zorunlu hale getirirdi.

Biz tanrı ile değil, doğa ile savaşıyoruz. Doğadaki hataları düzeltmeye çabalıyoruz. Tanrının hatalarını değil. Tanrının hatalarını düzeltmeye çalışarak tanrı ile savaşmak çok ümitsiz bir savaş olurdu. Tabii bu söylediklerim her istediğini yapmaya gücü yeten bir tanrı için geçerli. Pek becerikli olmayan, elinden gelen anca bu olan bir tanrı ise bu doğayı yaratan, o başka. O zaman iyice bir stajını yap ustalaş, böyle acemi acemi sizi sonsuz yakacağım demekle tanrı olunmaz be hey şaşkın derdik.
 

kavak

Vll ☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
5,844
Tepki puanı
3,118
Düşünce
Ateist
Bu konuya uyan güzel bir karikatürü başka bir konuya iliştirmiştim, bence buraya daha çok yakışıyor:
1592245436522.png
 

6lack de Furor

lll ☆☆☆☆
Geliştirici
Mesajlar
2,514
Tepki puanı
1,589
Düşünce
Ateist
Sınavı bilmeyenler yapar. Sınava girenlerin performansları hakkında bilgisi olmayan, bir sınav düzenler ve performanslarını ölçer.

İyi de olabilecek, ama kötü de olabilecek ürünler üretip de sonra iyileri seçmek diye bir iş olmaz. Teknolojin yeterliyse hepsini en iyi çalışacak bir düzeyde üretirsin. Ürünlerinin çoğu kötü çalışıyorsa ve iyilerini seçiyorsan teknolojin yetersiz demektir.

Sadece insan değil, tüm canlılar birbirlerini hiç durmaksızın öldürsün, en iyi katiller hayatta kalsın, en iyi katiller seçilsin diye bir seçim de olmaz. Doğa böyle çalışıyor ama bu tasarlanmış olmadığı için sakıncası olmuyor. Suçu tasarlayana bulamıyor, mecburen gördüğümüzü kabulleniyoruz. Ama tasarlanmış olsaydı bu zalimce bir tasarım olurdu. O zaman bu zalimliği kabul edemezdik. Sınava sadece insanların sınavı olarak bakmamak lazım.

Kötü de çalışmaya son derece uygun, çünkü canlıların sürekli birbirlerini öldürmeleri temelinde tasarlanmış bir doğa yaratıp, sonra da bu doğanın ürünü olan insanları beğenmeyip cezalandırmak, hem de cezanın sonsuza kadar olduğunu söylemek ise zalimliğin katmerlisi olurdu.

Hep söylediğim gibi iyi ki tanrı yok, aksi halde başımız büyük belada olurdu. Hiç suçumuzun olmadığı, kendimizi içinde bulduğumuz birbirini öldürmeden hayatta kalamama sistemi içinde zorla sınava sokulup bir de sonsuz işkence ile cezalandırılmak, bu zalim tanrı ile her ne pahasına olursa olsun savaşmamızı zorunlu hale getirirdi.

Biz tanrı ile değil, doğa ile savaşıyoruz. Doğadaki hataları düzeltmeye çabalıyoruz. Tanrının hatalarını değil. Tanrının hatalarını düzeltmeye çalışarak tanrı ile savaşmak çok ümitsiz bir savaş olurdu. Tabii bu söylediklerim her istediğini yapmaya gücü yeten bir tanrı için geçerli. Pek becerikli olmayan, elinden gelen anca bu olan bir tanrı ise bu doğayı yaratan, o başka. O zaman iyice bir stajını yap ustalaş, böyle acemi acemi sizi sonsuz yakacağım demekle tanrı olunmaz be hey şaşkın derdik.
Çok doğru sözler. Zaten genel olarak Kur'an'daki Allah, çok çocuksu, sürekli yakarım yıkarım, yok şusunuz, yok busunuz tarzında basit bir profile sahip. Tanrı dediğinden korkmazsın, sevgi duyarsın. Tanrı dediğin kucaklayıcıdır. Müslümanların en büyük hatası korku ile sevgiyi karıştırmak ve Allah'ı savunmaya çalışırken sürekli insandan Allah'a giden bir yoldan savunma yapmaktır. Oysa ki, Allah'tan insana giden bir savunma yapmaları lazım.
 

fameraft

☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,459
Tepki puanı
542
Düşünce
Muvahhid
Adam soruların cevaplarına hiç bir itiraz getirmeden bu çöptür demiş ya aklım almıyor akjdnad. He kardeşim tabi, olmayan sana soracaktı değil mi ne kadar mantıklı.

Bu arada Allah kendinizi öldürmeyin diyor ama bunun yaptırımı ya da cezası ile ilgili bir şey demiyor. İntihara özendirmek gibi olmasın ama ben mesaja ulaşamayıp intihar eden birini Allah'ın cehenneme atacağını sanmıyorum. Hiç bir ayette böyle bir suçtan bahsetmez.
 

bilgelikyolunda

ll ☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
13,233
Tepki puanı
982
Düşünce
Sünni
Allah'ın Kalu Bela ile insanları kandırması olayını şu şekilde bir örnekle açıklayayım:

Siz 6 yaşındasınız. Yanınıza bir büyücü geliyor ve diyor ki "Seninle bir anlaşma yapalım. Sen 1 yıl boyunca zina yapma, ben de sana sonsuz şeker vereyim." Zinanın ne demek olduğu bilmediğiniz için soruyorsunuz, o da size açıklıyor. Kadınlarla işi bile olmayan, hatta zina kendisine açıklandığında tiksinç bulan siz, hemen kabul ediyorsunuz. Sonra büyücü "Tamam" diyor ve yokoluyor.

Ama o da ne? Bir anda 20 yaşına geliyorsunuz. Büyücü anlaşma yaptıktan sonra koşulları değiştiriyor. Etrafınıza da bir sürü kadın koymuş. Sonra yeniden geliyor ve diyor ki "Zina yapmayacağın konusunda anlaşma yapmıştık, eğer yaparsan senin sonsuza kadar şeker yemeni yasaklarım."

Bu da buna benzer. Ruh iken, Allah'ı görüyor iken tabi ki de "Allah'ım sen varsın" deriz. Ama Allah koşulları değiştiriyor, biz ne bilelim insan olunca kafamızın böyle olacağını? Allah "Bak insan olursan sapıtabilirsin de" dese ne olacak, daha önce hiç insan olmadık ki, nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz. Sonra insan olduğunu kabul etti diye ruhu suçluyor Allah, 6 yaşındaki çocuk nereden bilsin şehvetin nasıl bir şey olduğunu? Kusura bakmayın başka örnek bulamadım en yakın bu örnek var. Ruh nereden bilecek nefis nasıl bir şey? Ya da kötü nefis nasıl bir şey?
Size nerede yaşamak istediğinizi sormak için bu dünyaya getirdi. Şu anda soruyor. Sizin tercihinize göre de cennet veya cehennemde yaşayacaksınız. Zerre adaletsizlik yok, tercih sizin
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

fameraft

☆☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
1,459
Tepki puanı
542
Düşünce
Muvahhid
Bunlar da senin hüsnü kuruntuların.
Hanginizin amelinin daha güzel olduğu konusunda sizi denemek için ölümü ve hayatı yaratan O'dur. O yücedir, bağışlayandır. Mülk/2.ayet

Siz kafanızdaki dini sallayıp sonra kurana ve Allah'a salaldığınızı düşünüyorsunuz.
 

Son konular

Son mesajlar

Üst