Ya Doğruysa

yeniçeri

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
926
Tepki puanı
622
Düşünce
Ateist
Ben o sofilerin bu kadar yaratıcı fikirleri olabileceğini sanmıyorum. Bu kadar bilgilerin örneğin bazı Türk boyları da İslam'ı engellemek için mücadele etmiştir. Dört halife döneminde öyleyse bu Türk devletleri de hayal ürünü olmuş olmaz mı? Kolay inanılacak bir durum değil. Tarihi bilgileri büyük ölçüde reddetmiş olmuyor musunuz? Benzetmeleri doğru kabul etsek bile bunca tarihsel olguları tek kalemde benzetmelere vararak reddetmek akıllıca değil. Bu benzetmelerin dayanağı yok.
Bu anlattıklarımda yaratıcı fikir yok ki? :) İnsanın manevi yaşamının yani düşünce ve duygularının sembolleştirilerek anlatımı var. Yani biz insan olarak otomatikman bunları zaten yaşıyoruz. Onun içinde Saba melikesi Belkıs Süleymana müslüman oldum der. Bunları kavradığınızda herkes yazabilir. Gelelim Türk boylarına Şamandı onlar. Şamanlığı ise şu yasak bu yasak emirleri şunlar bunlardır şeklinde tarif edemezsiniz. Her Şamanın düşüncesi farklıdır. Türklerin müslümanlığı Türk yöneticileri + Şamanların ittifakı le olmuştur. Bu şamanlardan Vahdeti vücutçu Hallacı Mansurun rolü büyüktür. Ama müslümanlığı kendi felsefesine göre yorumladığı içinde idam edildi. Nedeni Arabın anlayışına karşı olmasından ziyade Türk yöneticileri ülkede inanç birliği istiyorlardı!İnancın doğru yada yanlışlığı onları ilgilendirmiyordu. Kadı ki inancın doğruluğunu zaten ispat edemezsiniz.

Tarihte eldeki kesin delillerle yazılır. İbrahimi peygamberlerin yaşadıklarını gösteren kesin bir delil elimizde yoktur. Yani yaşadıkları çağa ait tek bir delil yok. Mesela Hani Musanın şu meşhur ahit sandığı? ama Habeşistanda her kilisede işte budur der gösterirler. :) Mesela Şu Alinin meşhur zülfikar denilen kılıcı dahi intikal etmemiştir. Yine mesela Ümeyye soyu mademki Haşimoğullarına bu kadar düşmandı. O zaman Yezide rağmen neden Müslümandılar? Kudüs ve Şam Araplar tarafından işgal ediliyor. Ama oradaki piskoposların günümüze intikal eden kitaplarında Sarazen vahşi araplar deniyor ama ne müslümanlıktan ne Ömerden ne de Muhammedden bahsetmiyorlar. Kaldı ki siyerlerin hepsi Abbasilerle ortaya çıkmış?! keza hadislerde. Emeviye zamanın Muhammedden topu topu dört defa bahseden bir Kuranı var hepsi bu!Ama kim bu Muhammed?
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

yeniçeri

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
926
Tepki puanı
622
Düşünce
Ateist
Keza Ebubekir de Lut gibidir. Sevginin inikasıdır. Şu hikayeyi Bektaşi babaları tane tane anlatırlar. Hicred esnasında Muhammed ile Ebubekir mağaraya saklanırlar. Müşrikler mağarada örümcek ağı ve güvercin yuvası gördüklerinde "Muhammed burada yoktur" deyip geri dönmek istediklerinde Ebubekir mağaradan parmağını çıkararak onlara işaret etmek ister. Ancak bir yılan gelir ve onun parmağını ısırır! Burada aslında bir ihanet yoktur. Olay sevginin gereksiz yerlere verilmesinin önlenilmesidir. Parmağı ısıran yılanda iradeyi külliye yani Alidir. Hani bir illizyonist vardı seve seve bir yaşlı kobra yılanını sevmişti ya. Sevecek başka bir hayvan mı bulamadın akılsız kardeşim. :) Zeki bir insan ama sevgi karşısında bazen akılda işe yaramıyor. :)
Bu hikaye (doğma) bana anlatıldığında şunu sormuştum. Mademki Ebubekir bu kadar haindi o zaman bu olaydan sonra neden Muhammed onunla dostluğunu sürdürdü?
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Panaroma

Üye
Mesajlar
97
Tepki puanı
64
Düşünce
Sünni
Bu anlattıklarımda yaratıcı fikir yok ki? :) İnsanın manevi yaşamının yani düşünce ve duygularının sembolleştirilerek anlatımı var. Yani biz insan olarak otomatikman bunları zaten yaşıyoruz. Onun içinde Saba melikesi Belkıs Süleymana müslüman oldum der. Bunları kavradığınızda herkes yazabilir. Gelelim Türk boylarına Şamandı onlar. Şamanlığı ise şu yasak bu yasak emirleri şunlar bunlardır şeklinde tarif edemezsiniz. Her Şamanın düşüncesi farklıdır. Türklerin müslümanlığı Türk yöneticileri + Şamanların ittifakı le olmuştur. Bu şamanlardan Vahdeti vücutçu Hallacı Mansurun rolü büyüktür. Ama müslümanlığı kendi felsefesine göre yorumladığı içinde idam edildi. Nedeni Arabın anlayışına karşı olmasından ziyade Türk yöneticileri ülkede inanç birliği istiyorlardı!İnancın doğru yada yanlışlığı onları ilgilendirmiyordu. Kadı ki inancın doğruluğunu zaten ispat edemezsiniz.

Tarihte eldeki kesin delillerle yazılır. İbrahimi peygamberlerin yaşadıklarını gösteren kesin bir delil elimizde yoktur. Yani yaşadıkları çağa ait tek bir delil yok. Mesela Hani Musanın şu meşhur ahit sandığı? ama Habeşistanda her kilisede işte budur der gösterirler. :) Mesela Şu Alinin meşhur zülfikar denilen kılıcı dahi intikal etmemiştir. Yine mesela Ümeyye soyu mademki Haşimoğullarına bu kadar düşmandı. O zaman Yezide rağmen neden Müslümandılar? Kudüs ve Şam Araplar tarafından işgal ediliyor. Ama oradaki piskoposların günümüze intikal eden kitaplarında Sarazen vahşi araplar deniyor ama ne müslümanlıktan ne Ömerden ne de Muhammedden bahsetmiyorlar. Kaldı ki siyerlerin hepsi Abbasilerle ortaya çıkmış?! keza hadislerde. Emeviye zamanın Muhammedden topu topu dört defa bahseden bir Kuranı var hepsi bu!Ama kim bu Muhammed?
Tamam ama tam olarak şunu soruyorum. Türklerin dini inancı ile alakalı değil sorum? Hazarlar Hz Osman'la savaşmış diye kitaplarda geçer. Anlatmak istediğim tarih kitaplarını da sofiler mi yazdı? Hıttin savaşından bahsediyorsunuz. Selahattin Eyyübinin Kudüsü almasından sonra haçlılar tekrar almak için seferler yapıyor. Kudüsü alındığında Müslümanlığın başlangıcından bin yılın üzerinde olmuş oluyor. Çok havada kalmış olmuyor mu dedikleriniz?
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

yeniçeri

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
926
Tepki puanı
622
Düşünce
Ateist
Tamam ama tam olarak şunu soruyorum. Türklerin dini inancı ile alakalı değil sorum? Hazarlar Hz Osman'la savaşmış diye kitaplarda geçer. Anlatmak istediğim tarih kitaplarını da sofiler mi yazdı? Hıttin savaşından bahsediyorsunuz. Selahattin Eyyübinin Kudüsü almasından sonra haçlılar tekrar almak için seferler yapıyor. Kudüsü alındığında Müslümanlığın başlangıcından bin yılın üzerinde olmuş oluyor. Çok havada kalmış olmuyor mu dedikleriniz?
Torada da bir yığın kavimler ve bunlar arasında savaşlar vardır. Din kitabında (yani siyerler) yazılanlar tarihi delillere dayanmıyorsa bunları kabul etmeyeceksiniz. Bunları sofiler yazmışlardır. İlk çağ tarihini de öyle kabul etmiyor muyuz? Torada ki Moav Ben Ammi Ameleker var mı? Ya da Kuranda geçen Ad ve Lut kavmi?
Tamam ama tam olarak şunu soruyorum. Türklerin dini inancı ile alakalı değil sorum? Hazarlar Hz Osman'la savaşmış diye kitaplarda geçer. Anlatmak istediğim tarih kitaplarını da sofiler mi yazdı? Hıttin savaşından bahsediyorsunuz. Selahattin Eyyübinin Kudüsü almasından sonra haçlılar tekrar almak için seferler yapıyor. Kudüsü alındığında Müslümanlığın başlangıcından bin yılın üzerinde olmuş oluyor. Çok havada kalmış olmuyor mu dedikleriniz?
Tarihi delillere dayanan tarih kabul edilebilir. Ama İsraile bakarsanız onlar Torada yazılanları kabul ederler. Bizde de İslam tarihi denilince aynı onlar gibi siyerlerde ne yazıyorsa kabul edilir. Hatalıdır bu. Ha tabi ki Emeviler, İstanbul kuşatması, Haçlı seferleri, Eyyubiler bunlar gerçek ama Lut ve Ad kavmi kabul edilemez.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Panaroma

Üye
Mesajlar
97
Tepki puanı
64
Düşünce
Sünni
Torada da bir yığın kavimler ve bunlar arasında savaşlar vardır. Din kitabında (yani siyerler) yazılanlar tarihi delillere dayanmıyorsa bunları kabul etmeyeceksiniz. Bunları sofiler yazmışlardır. İlk çağ tarihini de öyle kabul etmiyor muyuz? Torada ki Moav Ben Ammi Ameleker var mı? Ya da Kuranda geçen Ad ve Lut kavmi?

Tarihi delillere dayanan tarih kabul edilebilir. Ama İsraile bakarsanız onlar Torada yazılanları kabul ederler. Bizde de İslam tarihi denilince aynı onlar gibi siyerlerde ne yazıyorsa kabul edilir. Hatalıdır bu. Ha tabi ki Emeviler, İstanbul kuşatması, Haçlı seferleri, Eyyubiler bunlar gerçek ama Lut ve Ad kavmi kabul edilemez.
Bende o anlatılanların doğru ve Allah'ın sözü olduğuna inanıyorum. İnanıp inanmak sizin bileceğiniz bir şey. Ama tarihte yaşamış kişileri de (Hz Muhammed dört halifeler vs) yok saymak benim açımdan mantıklı bir durum değil.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Charles Dawkins

☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
427
Tepki puanı
227
Düşünce
Ateist
Ben o sofilerin bu kadar yaratıcı fikirleri olabileceğini sanmıyorum. Bu kadar bilgilerin örneğin bazı Türk boyları da İslam'ı engellemek için mücadele etmiştir. Dört halife döneminde öyleyse bu Türk devletleri de hayal ürünü olmuş olmaz mı? Kolay inanılacak bir durum değil. Tarihi bilgileri büyük ölçüde reddetmiş olmuyor musunuz? Benzetmeleri doğru kabul etsek bile bunca tarihsel olguları tek kalemde benzetmelere vararak reddetmek akıllıca değil. Bu benzetmelerin dayanağı yok.
Sofileri pek araştırmadım ama şöyle diyeyim. İslam literatürü hiçbir dış kaynakta geçmez. İslam tarihi karanlıktır. Bununla ilgili konuyu forumda açtım bakabilirsin. Biraz uzun ama okumayı seversen zevkle okursun.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Panaroma

Üye
Mesajlar
97
Tepki puanı
64
Düşünce
Sünni
Sofileri pek araştırmadım ama şöyle diyeyim. İslam literatürü hiçbir dış kaynakta geçmez. İslam tarihi karanlıktır. Bununla ilgili konuyu forumda açtım bakabilirsin. Biraz uzun ama okumayı seversen zevkle okursun.
Nasıl geçmiyor? Hemde birinci elden kaynaklar Topkapı'da bulunmuyordu. Ordaki eşyalar daha bağlayıcı değil mi?
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
Evet, bu soruyu soran arkadaş ölüm sonrasında tongaya düşmemek için bu dinlerin hangisine ve neye göre inanacak?
Kadı ki inancın doğruluğunu zaten ispat edemezsiniz.
Kuranda kimsenin yazılanların şurası yanlış diyemediği ve 1400 küsur yıldır tekrar edemediği mucizeler var
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
İslam kafa çalıştırmaya engeldir.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
Madem islamın hoş görüsü ve güzelliği var, neden dinlerini yaşamak için müslüman ülkeleri tercih etmiyorlar?
Tarih boyunca Müslüman olmayan toplumlar dahil İslama uygun yaşandığı ölçüde ülkeler gelişip ilerlemiş, İslami hayattan uzaklaştıkları ölçüde geri kalıp zayıflamışlardır.

Saydığınız ülkelerde yaşayan insanlar kendilerini Müslüman olarak tanımlasa dahi İslamilik endeksi adındaki her yıl yenilenen bilimsel çalışmaya göre oldukça geriler. Müslümanların sığındıkları ülkeler ise kendilerini Müslüman olarak tanımlamasalar bile İslamilik endeksinde ileriler.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
İbrahimi peygamberlerin yaşadıklarını gösteren kesin bir delil elimizde yoktur. Yani yaşadıkları çağa ait tek bir delil yok.
İslam literatürü hiçbir dış kaynakta geçmez.
Hz. Muhammed'den bahs eden en eski kaynaklar yedinci yüzyılın başları ile ortalarına denk gelmektedir. Zaten Müslümanların yayılış tarihi de bu dönemlere denk geldiğini göz önünde bulunduranlar, bunda bir tuhaflık görmeyecektir. Oryentalistler arasında genelde kabul gören 'Süryani Ortodoks Edessa Papazı Yakub (640-708)' tarafından kaleme alınmış olan eserde, Arap istilaların Tanrı’nın Hıristiyanlara olan ilahi cezası oldugu anlatılıyor.

Kutsal Kitab'ın 1inci Krallar, 14üncü Babın tefsirinde şu ifadelere yer veriyor Ve yedinci yüzyılın sonlarına doğru yazdığı kabul edilen kronikinde, şu ifadeler de dikkat çekiyor:

- Muhammed tüccarlık yaparken Şam'a, Filistin'e ve diğer komşu ülkelere seyahat ediyordu.... Yedi yıl Araplara krallık yaptıktan sonra yerine Ebubekr geçerek, iki yıl da o krallık yaptı...1
Başka bir kaynağa bakıyoruz ve 8inci yüzyıla ait Thomas Presbyter'e (640) atf edilen Süryani bir el yazması ile karşılaşıyoruz:

- 945 yılında (634)... Muhammed'in Arapları ile Romalıların arasında, Gazze'nin 12 mil doğusunda bir savaş oldu....

Aynı eser de:

- 4 Şubat 634 sabahın erken saatlerinde Bizanslılar ve Muhammed'in Arapları arasında bir mücadele başladı.

Ermeni Rahip Sebeos tarafından 660'lı (656-661) yıllarda yazıldığı ileri sürülen ve Ermenice yazılmış olan döküman da, beşinci yüzyılın sonundan başlayıp, 661'e kadar Araplar ve Yahudiler arasındaki ilişkiler anlatılmaktadır. Hz. Muhammed'in adı bu kaynakta "Mamet" olarak geçmekte ve Emevi Halifesi Muaviye'nin zaferi üzerine, Muhammed'in ağzından şöyle seslenmekte Sebeos:

- Siz İbrahim'in çocuklarısınız ve Tanrı, İbrahim ve onun soyuna verdiği sözü sizinle yerine getirmek istiyor. İbrahim'in Tanrısını sevin ve babanız İbrahim'e verilen bu toprakları, gerekirse, mücadele ederek alın. Size kimse karşı koyamayacaktır, çünkü Tanrı sizlerle.2

Doğu Suriye'li bir Rahip tarafından kaleme alınan (670 - 680) metin de, Arapların Bizanslılara karşı zaferi de şu sözlerle anlatılmaktadır:

Gerçekten, İsmail'in evlatlarının, iki krallık (Bizans ve Sasanlar) üzerine başardıkları zafer, aslında o güne kadar bunlara izin vermeyen Tanrı'nın zaferidir.Onun için bu zafer, Araplara değil, Tanrı'ya ait olan bir zafer. Bizim arayıp bulamadığımız İbrahim'in tapınağıdır burası. Şunu biliyoruz ki, İbrahim, zengin idi ve Kenanlıların arzularına uymak istemediği için, yalnız kalmayı yeğledi. Bunun için çöllere göç etti. Çadırlarda yaşayanların adeti olduğu gibi oraya bir tapınak inşaa etti, bu tapınağın üzerinde ibadet etti ve kurbanlar sundu. O yer, bu yerdir. Bu yerde Araplar ibadet ederken yeni birşey yapmıyorlar, tam tersine onlar, ataları olan İbrahim'den öğrendikleri gibi ibadet ediyorlar. Kutsal krallığının başı dediğimiz Hasor (Kuzey Kenan) Araplara aittir. İbrahim'in dördüncü oğlunun isminden esinlenerek (Madian) bu yere Medine ismini verdiler. Bu yer "Yatrib" olarakta anılmakta.3

"Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium" eseri de, Hz. Muhammed'i bir askeri lider olarak anlatır.

- İskenderin yılı 940'da Heraklius ve Bizanslılar Konstantinopel'e girdi. Muhammed ve Arapları'da güneyden yola çıkıp ülkeyi teslim almak istediler. 4

629 tarihinde, Kudüs yakınları, Mute Meydanında olan savaşa Hz. Muhammed katılmamıştı. Ancak, Bizans Kayseri Heraklios'a haber gönderen elçi,"Muhammed ve Arapları geliyor..." demesi ve kayıtlara böyle geçmesi düşünülebilinir.

Mezopotamya'da yaşamış olan Keşiş Yohannes bar Penkaye, kendi sözleri ile "Arapların hakimiyetinin 67'inci yılında", yani 686-687 yılında kaleme aldığı eserinde ( Ktaba d-reš melle) bize şu gerçek dışı bilgileri veriyor:

- Onlar (Araplar) Muhammed'in geleneğine öylesine sarılmışlarki, Onun (Muhammed'in) yasalarını kabul etmeyen ve emirlerini yerine getirmeyen herkesi ölüm cezasına çarptırıyorlar.5

Yine "Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium" eserinde bulunan "Zuknin Kroniki de" :

O (Muhammed) onlara (Araplar'a) tek Tanrı'yı anlattı ve onlar ( Araplar) onun liderliği altında Bizans'a galip geldiler. Onlara , onların arzularına göre yasalar verdiği için, onu "Peygamber (orijinal metin de: nbîyâ)" ve "Tanrı'nın Elçisi (orijinal metin de:rasùlâ)" diye andılar.

Aynı Kronikin başka bir yerinde:

"Kan dökmeden, savaşmadan kazandılar...Onlara bu zaferi veren Tanrı'dır..."6

A. Palmer, sekizinci yüzyıldan kalan bir metnin parçasını tercüme ettiği bölümde:

- O (Muhammed) 932 (620-621) yılında dünyaya geldi ... yedi yıl hükmetti... deniyor.
Emevi Halifesi Muaviye'nin zamanında kaleme alınan ve Kilise konularını ele alan "Maronit Kroniklerin"de, Halife Ali ile alakalı şu kaynakların da yer alması oldukça ilginçtir:

- Ali, Muaviye'ye karşı savaşmak için tekrar hazırlıklara başladı, ama onlar onu Al-Hira'da ibadet ederken öldürdüler... 7

İspanyol kronikleri diye anılan ama aslında İspanya'ya ait olmayan, 8inci yüzyıla ait olan küçük bir metin de, Abdullah oğlu Muhammed'in, "büyük bir kabilenin soyundan" geldiğini ve "çok büyük bir alim" olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca, Arapların onu "Havari" ve "Tanrı Elçisi" olarak kabul ettikleri için büyük bir saygı ve derin bir sevgi besledikleri dile getiriliyor.8

Yine yedinci yüzyılın ortalarında yazılmış olan başka bir metinde şöyle deniyor:

- O sapıtmışlar sizi aldatıyor: ne oluyorsa o sapkınların emirleri yüzünden oluyor. Bu gerçek değildir. Aslında Muhammed'in arapları, Tanrı'nın acı çektiğini ve öldüğünü söyleyenlere yardım etmiyorlar...9
Metnin orijinalinde geçen terim "Arabes Mohammetani"

Kaynaklar:
1) The Quest of Historical Muhammad, s. 32; Robinson, a.g.e., s. 49.
2) Bu vakayinâme F. Macler tarafından Historie d’ Heraclius başlığıyla Fransızca’ya tercüme edilerek 1904’te yayınlanmıştır. 1999 yılında da Armenian History Attributed to Sebeos adı altında Robert W Thomson, J.D.Howard-Johnston ve Tim Greenwood tarafından İngilizce’ye tercüme edilerek yayınlanmıştır.
3) Chronike Minora (SSCO, Scriptoris Syri III 4)
4) Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium („Chronica minora“ III) / İbn Hişam, Sîre, c. 4, s. 17
5) Kitap X-XV: A. Mingana: Sources syriaques, Bab 14-15. Mosul 1908. Oriens Christianus 87 (2003)
6) Corpus Scriptorum Christianorum Orientalium
7) Maronit Kronikleri A. Palmer
8) Claude Cahen, Note sur l'accueil des chretiens d'Orient a l'islam 53. 1954
9) Iso'yahw Patriarche III., Liber Epistularum, Ingilizceye tercüme R. Duval (CSCO, Vol:11. Scriptorus Syri Tomus II), 97
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
İbrahimi peygamberlerin yaşadıklarını gösteren kesin bir delil elimizde yoktur. Yani yaşadıkları çağa ait tek bir delil yok.
İslam literatürü hiçbir dış kaynakta geçmez.
Muhammed diye birinden bahseden İslam dışı kaynakları nereye koyacağız?

Abbasiler döneminde basılan sikkenin üzerinde 77 yılına ait olduğunu yazdığını ve 77 hicri yıl geriye gidince hicret tarihine geldiğimizi nereye koyacağız?

Muaviye döneminden kalma kitabelerde daha önce hiç kullanılmayan Emirel Müminin ifadelerini nereye koyacağız?

Hz Ömer döneminden kalan kitabelerde besmele olmasını nereye koyacağız?
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
İbrahimi peygamberlerin yaşadıklarını gösteren kesin bir delil elimizde yoktur.
Hz Nuh meselesine bilimsel veriler ışığında bakalım:
Dünya'daki hemen hemen bütün eski topluluklarda tufan benzeri hikayeler mevcuttur.

İskandinav ülkelerinde, Eski Türkler'de, eski Yunanda, Avusturalya yerlilerinde, Amerika kızılderililerinde , Çinlilerde ve Sümerlerde mutlaka bir tufan miti vardır.

Kutsal kitaplarda Tevrat ve Kuran'da da vardır ve hatta ayrıntılı olarak mevcuttur.

Bazıları kutsal kitaplarda bulunan tufan kıssalarının Sümerlerden kopya edildiğini iddia etmektedirler. Oysa hemen bütün eski toplumlarda ve özellikle Amerikalı yerlilerde ve Avustralya aborjinlerinde de bu hikayelerin bulunması tufan hikayelerinin sadece Sümerler'den kaynaklanmadığını ispatlamaktadır. Çünkü Aborjinlerin Afrikadan Avusturalya ya göç etmesi günümüzden yaklaşık 40.000 yıl öncedir. Amerikan yerlilerinin ise göç etmesi yaklaşık 10.000 veya 15.000 yıl öncedir. Ve bildiğimiz kadarı ile bu uzağa göç eden kavimler ile Asya ve Afrikada kalanlar arasında bir iletişim bulunmamaktaydı.

Sümer tarihini inçelediğimizde eski krallardan bahseder ve onların ARATTA adlı bir şehirden geldiklerini ve binlerce yıl süren hükümdarlıklarından bahseder. Hatta gılgamış destanında da destanın kahramanı ARATTA şehrine ulaşmaya çalışır çünkü burası ölümsüzlük ülkesidir. Sümerlerin ençok korktukları düşmanları ise GUTİlerdir. GUTİ ülkesi Sümerlerin doğusunda ve bu günkü ZAGROS DAĞLARIndadır. CUDİ dağı zagros dağlarının en kuzey ucundadır.

Tevrat'ta Nuh tufanından bahsedilir ve geminin ARARAT a oturduğundan bahseder. Yine Tevrat'ta Nuh un 950 yıl yaşadığından bahseder. Ayrıca Nuh dan önceki peygamberlerin de yüzlerce yıl yaşadıklarını bildirir.

Kuran da ise geminin CUDİ ye oturduğunu söyler. Nuhun kavmi arasında 950 yıl kaldığından bahseder. Ayrıca Nuhun neslinin halifeler kılındığını bildirir.

Ayrıca birçok mitolojik olaylarda çok eski devirlerde yaşamış devlerden(dev yapılı uzun ömürlü insanlar, yarı tanrılar) bahsedilmektedir.

Tufana bir de bilimsel olarak baktığımızda tarihde bu olayı açıklayabilecek veriler var mıdır?

Holocene devri öncesi dünya haritası: Bugün bilinen birçok körfez mevcut değildir. Özellikle Basra körfezi.

1574506002465.png



Dünyanın yaradılış dönemleri içinde şu anda yaşadığımız dönem holocene dönemidir. Bu dönem yaklaşık 12.000 yıl önce başlamıştır ve halen devam etmektedir. Bu dönemin başında Late glacial maximum denen ve dünyanın birçok yerinin buzlarla kaplı olduğu daha soğuk bir dönem vardır. Bu buz devri sona ermeye başladığında Basra körfezinin de içinde bulunduğu birçok kara parcası henüz deniz tarafından kaplanmamıştır.

Ayrıca bu dönemin sonunda yani holocene döneminin başında iklim ılımanlaşmaya başlamış sonuçta buzullarda depolanan sular erimiş yoğun taşkınlar ve yağmurlarda çok fazla artışlar olmuştur. Bunların neticesinde bütün dünyada bitki yoğunluğunda çok büyük artışlar olmuştur. Bunun sonucunda da atmosferik oksijen içeriği daha düşük düzeylerden bu günkü %20 lik düzeylere yükselmiştir. Tabiki bü yüselme yüzlerce veya binlerce yıl içinde de olsa çok ani bir yükselmedir. Yine bu zamanlarda çok iri olan hayvanların da nesli yok olmuştur(mamutlar,dev kediler vs..)

Sanılanın aksine bilimsel çalışmalar atmosferik oksijen basıncının düşük olduğu yerlerde yaşayanların(dağlar veya holocene devri öncesi?) çok uzun süre yaşama ihtimallerinin daha fazla olduğunu göstermektedir.

Dağlar gibi yüksek ve düşük atmosfer basıncında daha az oksiyen soluyan insanların yüz yaşını geçmesi sahildekilere oranla daha muhtemeldir.

Bu bilgilerin ışığında şöyle bir tahminde bulunabiliriz: Nuh peygamber M.Ö 10000-13000 yıllarında yaşamıştır. Düşük oksijenik bir atmosferde yaşadığından o dönemin insanları gibi çok uzun bir süre yaşayabilmiştir.

Daha sonra atmosferik oksijen düzeyi yükseldiğinden çok iri ve uzun yaşayanlar yavaş yavaş azalmış ve bize mitolojilerdeki dev insanların hikayeleri kalmıştır.

Nuh peygamber bugünkü basra körfezinde bulunan bir şehirde yaşamış ve holocene döneminde sellerin ve yağmurların çok çok olduğu bir dönemde tufanı yaşamış ve bu olayı vahiy ile önceden öğrenip gemiyi yapmıştır. Nuhun torunlarıda Sümerlerin çok uzun yaşadığını bildirdikleri eski krallarıdır. Böylece tufan hikayesi ataları Nuhdan sümerlere miras kalmıştır.

Kuranda Ad kavminden bahsedilmektedir. Oysa Tevrat'ta Ad kavminden hiç bahsedilmez. Ad kavmi Nuh kavminden sonra yaşamış ve her konuda çok güçlenmiş ve gelişmiş bir toplulukdur.Yine kuran ın bildirdiğine göre bu kavim çok soğuk bir kasırga ile donarak helak olmuştur. Bilimsel araştırmalarda M.Ö 8000 veya 9000 li yıllarda holocene dönemi içinde 1000 yıl süren çok soğuk bir dönem olduğu saptanmıştır.

Tevrat'ta bulunan ARARAT kelimesi Nuhun tufandan sonra yerleştiği ve sumerlerin ARATTA dediği şehirden kaynaklanabilir. Çünkü tevrat sonradan toplamadır. Kelime yanlış aktarımış olabilir.

Tufanın sonunda gemi su seviyesi tam çekilmeden zagros dağlarında bulunan GUTİ (ingilizce yazılış) ,(CUDİ) ülkesine oturmuştur. Nuh'un çocukları sümerlilerin bahsettiği eski krallıkları oluşturmuş ve bu olaylar sümer mitolojine kaynaklık etmiştir.

Holocene dönemindeki bu çok yağışlı ve sellerin görüldüğü dönem sadece Nuh kavmi tarafından yaşanmamıştır. Dünyanın diğer yerlerinde yaşayan insanlarda bu tufan benzeri olaylar yaşadığından onlarda da başka tufan hikayeleri ve dev hikayeleri mevcuttur.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
İbrahimi peygamberlerin yaşadıklarını gösteren kesin bir delil elimizde yoktur.
Gemicilik, Fenikeliler, Sümerler, Eski Mısırlılar, Avustralya yerlileri, Mayalar, Aztekler ve İnkalarda vardır. Fakat bunların hiçbiri okyanuslara açılmaya ve tonlarca yük taşımaya yeterli değildir. Okyanusa açılmak ve binlerce ton yük taşımak için omurgası ve kaburgası olan gemilerin olması gerekir.

1574507503177.png


Omurgası ve kaburgaları olan bir tekne.

Bu tip bilinen en eski gemi eski Mısırlılar dan kalma ve M.Ö. 3000 yıllarına aittir. Bu gemiler tahta levhalar ile bir birine geçme tarzında (zıvana) yapılmış ve halatlarla güçlendirilmiştir.

Kamer 13. Ayet: وَحَمَلْنَٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَٰحٍ وَدُسُرٍ

Ve onu, tahtalardan yapılmış ve zıvana ile kenetlenmiş bir gemide taşıdık.

1574507530112.png


Bir zıvana örneği.

Bu ayete geçen “dusur” kelimesine çivi anlamı verilir. Oysa “dusur” kelimesinin Akkad dilindeki(eseru;esru) anlamı: engellemek, içine almak, sınırlamak, kapamak, tutmaktır. Kısacası “zıvana” dır.
Gemicilik Mezopotamya bölgesinde gelişip bütün eski dünyaya yayılmışken, Yeni Dünya dediğimiz Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Avustralya kıtasında ise hemen hemen hiç gelişmemiştir. Kütükten oyma sandal yapma safhasında kalmıştır. Eğer aksi olmuş olsaydı. Avrupalılar kıtaları keşif edeceğine, Onlar Avrupalıları veya bizi keşif edeceklerdi!

Her peygamber uygarlık için insanların geliştiremeyeceği yeni yollar ve kavramlar getirmiştir. Mesela ilk hece sistemi ile yazı ve akılcılık Hz. İbrahim, İlk yazılı kanun ve alfabe Hz. Musa, İlk kıyasi hukuk ve kişi hakları Hz. Muhammed tarafından insanlığa getirilmiştir. Gemi yapım yöntemi de Nuh peygamber tarafından insanlığa hediye edilmiştir.

Ankebut 15. Ayet: Onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu, alemlere ayet olarak kıldık.

Ayetindeki “ayet kılınan” aslında geminin kendisi değil de gemi yapım tekniği midir?

Aşağıdaki ayeti düşününce bu ihtimalin yüksek olabileceğini düşünüyorum.

Şura 32. Ayet: وَمِنْ اٰيَاتِهِ الْجَوَارِ فِي الْبَحْرِ كَالْاَعْلَامِۜ

Denizde büyük dağlar gibi akıp giden gemiler de O'nun ayetlerindendir.

En doğrusunu Allah bilir
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
İbrahimi peygamberlerin yaşadıklarını gösteren kesin bir delil elimizde yoktur.
Şuara 17:

İsrailoğullarını bizimle beraber gönder.»

Araf suresi 109-110:

Firavun milletinin ileri gelenleri, «Doğrusu bu bilgin bir sihirbazdır, sizi memleketinizden çıkarmak istiyor» dediler. Firavun: «Ne buyurursunuz?» dedi.

Taha 47: Hemen gidin de Firavun’a deyin ki: «Biz Rabbinin (sana gönderilen) elçileriyiz. Artık İsrailoğulları’nı bizimle gönder, onlara azap etme; biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik. Selam doğru yolda gidenleredir.»

Kasas 76: Karun, Musa’nın kavminden idi de, onlara karşı azgınlık etmişti. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlü kuvvetli bir topluluk zor taşırdı. Kavmi ona demişti ki: «Şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.»

Yukarıdaki ayetlerden Musa’nın İsrailoğullarını kendisi ile beraber göndermesini istediği anlaşılmaktadır. Oysa Firavunun yanındakiler “sizi yerinizden yurdunuzdan etmek istiyor” diyerek bir takım İsrailoğullarına öğüt vermektedirler. Muhtemelen bu İsrailoğulları beylikler, ayrıcalıklar edinmiş Hiksoslardır. Karun da bu Hiksoslulardan biridir. Bu durum yani Hiksos hakimiyeti kısmen de olsa Musa zamanında mevcut olduğunu göstermektedir. M.Ö. 1620 yılında hüküm süren Hiksosların 2. Kıralının isminin de Khyan, Khian veya Khayan olması da ilgi çekicidir.

Bakara 58: Hani bir zamanlar «Şu şehre girin de onun nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve «Hıttatün» deyin ki, size, hatalarınızı mağfiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttıracağız» dedik

Bu ayette geçen “Hıttatün” kelimesi Hititli demektir. Hititlerin Filistin bölgesini işgali ise Hitit kralı 1. Mürşili (M.Ö. 1620- 1590) tarafından gerçekleştirilmiştir.

Tarihi kaynaklardan ise en dikkati çekici olan Artapanus (Artapanus of Alexandria )’un Musa hakkında yazdıkları bilgilerdir. Artapanus M.Ö. 300’lerde Mısır’da yaşamış bir Yahudi tarihçidir. Artapanus’un verdiği bilgilere göre Musa M.Ö. 1700’lerde doğmuştur. Musa’nın doğduğu dönemdeki firavun Chaneferre (Khaneferre Sobekhotep IV) dir. Bu firavun on yıl hüküm sürmüştür. Musa’nın Mısırdan çıkış esnasında 80 yaşında olduğu söylenmektedir. Bu da Mısır’dan çıkış tarihinin M.Ö. 1620-1630 tarihleri arasında olması gerektiğini düşündürmektedir. Bu bilgi de Musa’nın Mısırdan İsrailoğulları ile çıkışı zamanındaki firavunun Sekhemre Seusertawy Sobekhotep VIII olduğunu göstermektedir. Çünkü bu firavun M.Ö. 1645-1629 yılları arasında firavunluk yapmıştır. Yine Musa’nın dönemindeki firavunun bu kişi olduğunu düşündüren başka bir bilgi de şudur:

Yunus 92. Ayet :

فَالْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ آيَةً وَإِنَّ كَثِيرًا مِنَ النَّاسِ عَنْ آيَاتِنَا لَغَافِلُون()

«Artık bugün senin kadavranı, kalıntını dışlayacağız, Tâ ki, senin haleflerine bir ibret olasın. Ve şüphe yok ki, insanlardan birçokları bizim ayetlerimizden elbette gâfillerdir »

Bu ayette iki kelimeye dikkat etmek gerekir. Birincisi “necceyke” kelimesidir. Necceyke kelimesi “seni çok kez kurtardık” olarak çevrilmektedir. Oysa Kuran’da kurtuluş kelimesi “fwz” dir. Ncw kelimesi ise dışlamak, hariç tutmak, ayrı tutmak, kaçmak, kaçınmak, sakınmak, sakındırmak demektir. Necve ise başkalarından sakınarak, baş başa konuşmadır.

İkinci kelime ise “bedenike” kelimesidir. Bedenike “vücudun” olarak çevrilmektedir. Oysa Kuran’da vücut anlamına gelen kelime “ceset”, ölü beden anlamına gelen kelime “sewt” kelimesidir. Beden kelimesi karkas, kalıntı anlamında olup “ölü vücut, ölü gövde” anlamına da kullanılmaktadır. Vücut kelimesi ise Kuran’da “bulmak, hazır bulunan şey” anlamındadır. İbranicede ise beden “form, figür” anlamına gelmektedir. Bu anlam stele tanımı ile uyuşmaktadır. Stele figürler içeren dikili taşlardır. Antik Mısır’da steleler mezarların üzerine dikilen ve ölünün ruhunun bu yaşam ve diğer yaşam arasında kapı görevi gören yapılar olarak inanılmıştır. Yani bir çeşit vücuttur.

Ayette “senin haleflerine bir ibret olasın” ifadesi vardır. Burada “senden sonra firavun olanlar” denmektedir. Peki, kendinden sonra gelen Mısır toplumu ve firavunlara ibret olan bir firavun var mıdır?

Evet vardır.

Bu firavunda Sekhemre Seusertawy Sobekhotep VIII’ tir, çünkü Karnak’ta ki bir tapınakta bu firavuna ait olan bir stele, inşaat kalıntısı içinde bulunmuştur. Bu steleda bu firavunun hükümdarlığının 4. Yılında kendini Antik Mısır yaratılış mitolojisindeki yaratıcı tanrı Atum’un selden ortaya çıkması gibi bir tören yaptığı ve bunu bir stele haline getirdiği anlaşılmaktadır. Yani kendini yaratıcı tanrı Atum ile bir tutmaktadır (The Inundation Stela of Sebekhotpe VIII, Egyptian story of the creation Heliopolis, Thebes). Oysa antik Mısır’da firavunların yalnızca tanrının yeryüzündeki temsilcisi olarak kabul edilmektedirler. Bulunan bu stelenin daha sonra bir yapıda, parçalar halinde dolgu malzemesi olarak kullanıldığı saptanmıştır. Yani bu firavundan sonraki firavunlar kendini yaratıcı tanrıyla bir tutan bu firavunun stelesine parçalayıp yapı malzemesi olarak kullanmışlardır. Bu bulgu kendinden sonra gelen firavunların Sekhemre Seusertawy Sobekhotep VIII’ sevmedikleri ve saygı duymadıkları anlamına gelmektedir. Bundan sonrada kendini Atum gibi ilan eden bir firavun da bilinmemektedir.
1574508481649.png



Bu durumu aşağıdaki ayetlerden de anlayabiliriz.

Kasas 38:

Firavun: «Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir tanrınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman! Benim için, toprak üzerine bir ateş yak, tuğla hazırlayıp bana bir kule yap; çıkar belki Musa’nın tanrısını görürüm. Doğrusu onu yalancılardan sanıyorum» dedi

Naziat 24:

(Firavun) «Sizin en yüce rabbiniz benim» dedi

Naziat 17:

«Firavun’a git; doğrusu o haddi aşmıştır.»

Taha 24:

«Firavun’a git, doğrusu o haddi aşmıştır.»

Duhan 24:

Denizi açık halde bırak. Çünkü onlar suda boğulacak bir ordudur

İsrailoğullarına işkence eden firavunlar bu firavundan öncede vardır. Fakat onların hesabı hemen bu şekilde yani suda boğularak olmamıştır. Fakat Sobekhotep VIII’ün ölümü suda boğularak olmuştur. Bu bilgi Firavunun neden başka yollardan öldürülmediğini, neden boğularak öldürüldüğünü açıklamaktadır. Çünkü antik Mısır dininde yaratıcı tanrı Atum veya Amon sudan çıkarak kendini yaratmıştır. Daha sonra ise diğer her şeyi ve kutsal olanları yaratmıştır. Sekhemre Seusertawy Sobekhotep VIII ise stelesinden de anlaşıldığı gibi kendini Yaratıcı Tanrının yerine koymuştur.

En doğrusunu Allah bilir
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
4000 YILLIK PAPİRÜS

Tarih 1828'di.. Mısır'da bir papirüs bulundu.. MÖ 1600'lü yıllara aitti.. Papirüs'ü İpuwer isimli bir Mısırlı yazmıştı.. 1909 yılında çevrildi.. Yazılanlar inanılmazdı..


1580756108809.png



Mısır'daki kıtlık, kuraklık ve felaket dönemini anlatıyordu.. Nehirlerden kan akmıştı.. Sular zehirlenmişti.. Gökyüzü karalara boyanmıştı.. Mısır yerinden sarsılmış, büyük yangınlar çıkmıştı.. Kurbağalar, çekirgeler heryeri sarmıştı.. Tarlalarda ekinler mahvolmuştu..

İsrailoğullarının Mısır'dan çıktığı dönemden söz ediyordu..

“Biz de onların üzerine ayrı ayrı mucizeler olarak tufan, çekirge, kımıl (haşereler), kurbağalar ve kan gönderdik. Yine de büyüklük tasladılar. Ve suçlu bir topluluk oldular."

"Üzerlerine azap çökünce: 'Ey Musa! Sana verdiği söz hürmetine bizim için Rabbine duâ et. Eğer bu azabı bizden kaldırırsan, sana kesinlikle inanacağız ve İsrailoğullarını mutlaka seninle göndereceğiz.'

"Biz, geçirecekleri bir süreye kadar onlardan azabı kaldırınca, hemen yeminlerini bozdular.”
(Araf, 7/133-135)

En doğrusunu Allah bilir
 

Minik Kuş

Üye
Mesajlar
716
Tepki puanı
43
Düşünce
Sünni
Sesten anlarsın ama sesin söz olduğunu anlayamazsın! Sadece ses ezberlersin. Neee ayaksın! Ne kolsun! Nemiyim ben? Bektaşiye apaşın biri sorar "Babalık senin adın ne?" Bektaşi sorar nedecen? Apaş der "Hiç kıçımın kenarına yazacam!" Bektaşi cevap verir. "At Yarağı!"
kardes hikayeyi yanlış anlamışsın.bektaşi at yarağı derken aslında "ay tarrağı" demek istiyor.orda ki apaşın kıçtan kastettiği de aslında "saç". xD

şimdi hikayeyi bastan okursan belki anlarsın.apaş, bektaşiden tarak istiyor.apaş aslında berber.demek ki tüm olay aslında berberde geçiyor.tabi tüm bunları anlamak için yüksek zekaya sahip olmak lazım. xD xD xD
 

bilgelikyolunda

☆☆☆☆☆
Üye
Mesajlar
7,325
Tepki puanı
494
Düşünce
Sünni
Hz Yusuf meselesine bilimsel veriler ışığında bakalım:

İmhotep M.Ö.2600 lerde yaşamış Eski mısırlı bir vezirdir. İlk basamaklı piramidin mimarıdır. Filozof, din adamı ve hekimdir. Bilinenin aksine Hipokrat tan binlerce yıl önce, bu günkü anlamda modern tıbbın ilk uygulayıcısıdır. Mısır belgelerine göre rüya tabircisidir. Yedi yıl sürecek kıtlığı önceden bilmiş ve tedbir alarak halkının kıtlıktan zarar görmesini engellemiştir. Onbir kardeşi vardır. 110 yaşında ölmüştür. Bir rivayete göre ise öldürülmüş ve diri diri mumyalanmıştır.

Hz. Yusuf ise bir peygamberdir. Hz. İbrahim’in oğlu olan Hz. İshak’ın torunudur. Yani Hz. Yakup (İsrail)’un oğludur. Onbir kardeşi vardır. Mısırlılara satılmış köle olmuş ve rüyaları doğru yorumlayarak yedi yılık kuraklığı önceden bilmiş ve Firavunun veziri olmuştur. Hz. Yusuf da hekim, astronom ve mimardır. O da 110 yaşında ölmüştür.

Mümin suresi 34. Ayet meali: «And olsun ki, Yusuf da, daha önce, size belgelerle gelmişti. Size getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Sonunda Yusuf helak olunca, Allah onun ardından hiçbir peygamber göndermeyecek demiştiniz. Allah, aşırı şüpheciyi işte böylece saptırır.»

Bu ayette bu cümleyi söyleyen firavun ailesinden iman eden birisidir. Ve Hz. Musa’yı desteklemektedir.

Bu ayetin bütün meallerinde “helak” kelimesi hep “vefat” şeklinde verilmiştir.

Mümin süresi 34. Ayeti tetkik ettiğimizde Hz. Yusuf’un sadece İsrailoğulları’nın değil aynı zamanda Eski Mısırlılara da gönderilmiş bir peygamber olduğunu anlıyoruz. Ayrıca bu ayetten Hz. Yusuf’un normal olarak ölmediğini anlıyoruz. Hz. Yusuf’un helak olduğunu; yani kaza sonucu öldüğünü veya öldürüldüğünü anlıyoruz.

Bu bilgiler İmhotep in Hz. Yusuf olabileceği hakkındaki fikrimizi güçlendirmektedir.

En doğrusunu Allah bilir
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
3,110
Tepki puanı
1,384
Düşünce
Ateist
Birisi gelse babanın bana seksen bin lira borcu vardı ödemedi, sen ödersen ben sana dua ederim sekizyüz bin kazanırsın dese...

Dua et de o sekiz bini kendine kazan dersin. Ödemezsin. Ya doğru söylüyorsa sekizyüz bin gider haybeye, en iyisi ödeyeyim şu seksen bini, sekizyüz bini kazanabilirim demezsin.

Din de buna benzer bir iddia.
 
Üst