Yapay Seçilim - Heike Yengeci - 1

Şarlo

☆☆☆
ÖDG Üyesi
Mesajlar
261
Beğeniler
195
Düşünce
Agnostik
#1
Yeryüzündeki yaşam müziğinin küçük bir bölümüne ilişkin bir öykü anlatmak isterim, 1185 yılında Japon imparatoru, Antoku adında yedi yaşında bir çocuktu. Genji Samurayları kabilesiyle kıran kırana bir savaşa girişen Heike samurayları kabilesinin lider adayıydı Antoku. Her iki grup da imparatorluk tahtında cedlerinin üstünlüğü nedeniyle hak iddia ediyordu. Son çatışma, İmparatorun da başkomutan gemisinde bulunduğu 24 Nisan 1185 günü Japon iç denizi Danno-ura'da yer aldı. Heike'-ler yenildiler ve çoğu öldürüldü. Geriye kalanlar da, dalga dalga kendilerini denize atarak boğuldular. İmparatorun anneannesi Sultan Nü, Antoku'yla birlikte düşmanın eline geçmemesi gerektiği kararına vardı. Başlarına neler geldiğini Heike Öykü-sü'nden izleyelim. İmparator yedi yaşındaydı o yıl. Fakat daha büyük görünüyordu, öyle sevimliydi ki, beline kadar inen uzun ve simsiyah saçlarının çevrelediği yüzünden ışık parıltısı saçılıyordu. Şaşkın bir ifadeyle Sultan Nii'ye, «Beni nereye götürüyorsun?» diye sordu. Gözlerinden yaşlar boşalan Sultan Nü, genç hükümdara dönerek onu teselli etti ve uzun saçlarım güvercin renkli pelerinine doladı. Gözleri dolan küçük hükümdar ellerini kavuşturdu. Önce başını doğuya çevirip Tanrı İse'ye veda etti, sonra da batıya dönerek Nembutsu'sunu (Budda'ya ya- — 38 — pılan bir dua) söyledi. Sultan Nii, çocuğu göğsüne sıkıca bastırıp, «Okyanusun diplerindedir bizim sarayımız,» diye mırıldandı. Böylece dalgalar arasından birlikte deniz dibini boyladılar. Heike'lerin tüm filosu yok oldu. Yalnızca kırk üç kadın hayatta kaldı. İmparatorluk sarayında hizmetkârlık yapmış olan bu kadınlar, deniz savaşının yapıldığı yeria dolaylarında yaşayan balıkçılara çiçek satmaya ve onlara yakınlık göstermeye zorlandılar. Heike'ier tarih sahnesinden kaybolup gittiler. Bu arada saray hizmetkârlarından ayaktakımı olanlarının balıkçılardan peydahladıkları çocuklar, savaş gününü anma festivaü düzenlediler. Bugüne dek her 24 Nisan günü bu festival tekrarlanır. Heike'lerin torunları olan denizciler, boğulan imparatorun anıtkabirinin bulunduğu Akama tapınağına giderler. Orada Danno - ura deniz çarpışması olaylarının temsil edildiği bir oyunu izlerler. Aradan yüzyıllar geçtikten sonra bile insanlar burada Samuray ordusu hayaletlerinin kandan ve yenilgiden arınmak için denize doğru koştuklarını görür gibi olurlar. Balıkçılar, Heike Samuraylarnın o iç denizin derinliklerinde yengeç biçiminde dolaştıklarını söylerler. Gerçekten de burada, sırtlarındaki girintili çıkıntılı şekilleriyle samuray yüzünü andıran yengeçler vardır. Bunları yakalayan balıkçılar tekrar denize atarlar. Yeniden denize atmalarının nedeni Danno-ura olaylarının acısını anmalarındandır.
 

Şarlo

☆☆☆
ÖDG Üyesi
Mesajlar
261
Beğeniler
195
Düşünce
Agnostik
#2
Bu efsane ilginç bir soruna yol açıyor. Nasıl oluyor da bir savaşçının yüzü bir yengecin kabuğuna işlenmiş olabilir? Bunun yanıtı, o yüz şeklini yengeç kabuğuna insanların aktardığıdır. Yengecin kabuğundaki şekiller kalıtsaldır. Fakat insanlarda olduğu gibi, yengeçlerde de bfrçok değişik kalıtsal çizgiler vardır. Diyelim ki, rastlantı sonucu, bu yengecin çok eski cedle-ri arasından biri, azıcık da olsa insan yüzüne benzer bir şekille ortaya çıkmış olsun. O takdirde, balıkçıların, Danno - ura Savaşı sözkonusu olmadan da, insan yüzünü andıran bir yengeci ye- — 39 — mek istemeyecekleri söylenebilir. Balıkçılar yakaladıkları yengeçleri yeniden denize atmakla evrim kurammın bir sürecini harekete geçirmiş oluyorlar. O da şudur: Eğer bir yengeç olağan bir yengeç kabuğuna sahipse, insanlar onu yerler ve o yengecin soyundan gelenlerin sayısı azalır. Eğer kabuğu insan yüzünü andırıyorsa, yengeç yeniden denize atılacağından o yengecin soyundan üreyecek olanlar daha yüksek sayılara ulaşacaktır. Yengeçler, böylesi kabuklara sahip bulunmaktan yararlanmışlardır. Yengeç ve insan kuşakları zaman içinde akıp gittikçe Samuray yüzüne en çok benzerlik gösteren kabukluların yaşamlarını sürdürmeleri olanağı doğmuştur. Tüm bu olgunun yengeçlerin isteği'yle bir ilintisi yoktur. Ayıklama (seleksiyon) onların dışından gelen ve kendini kabul ettiren bir güçtür. Samuray yüzüne benzediğiniz oranda hayatta kalma olasılığınız artıyor. Sonunda Samuray yüzüne benzer kabukluların sayısı bir hayli çoğalacaktır da. Bu sürece doğal değil, yapay ayıklama denir. Heike yengeci olgusu, balıkçıların hemen hemen bilinçsizce davranışları sonucu ortaya çıkmıştır. İnsanların hangi bitkilerin ya da hayvanların yaşamlarım binlerce yıl sürdürmeleri ya da sürdürmemeleri konusunda seçim yaptıkları durumlar da vardır. Kendimizi bildiğimiz günden itibaren çevremizde belirli çiftlik ve evcil hayvanlarla karşı karşıya geliriz. Çevremizdeki meyvalar, sebzeler ve ağaçlar da belirlidir. Bunların doğuşu nasıl olmuştur? Bu aşamaya nereden gelmişlerdir? Acaba bir zamanlar yabani hayvan ya da bitkiydiler de çiftliğin daha az çetin yaşam koşullarına mı alıştırıldılar? Hayır, gerçek tümüyle başkadır. Bunların çoğunu bugünkü duruma getiren bizleriz. On binlerce yıl ence mandıra ineği, tazı ya da mısır başağı yoktu. Bu hayvanların ve bitkilerin soylarım evcilleştirdiğimiz-de, üremelerini denetleyerek yönlendirdik. Bugünkü bu hayvanlarla bitkilerin eski soyları bütünüyle değişik görünüşteydi» ler. Bunlar arasında özelliklerinin sürüp gitmesini istediklerimizin üremesini yeğledik. Koyunlarımızın gözetimi için kullanacağımız köpeği yetiştirmek için uyanık, itaatkâr ve sürü otlatmaya yatkın olan türlerini seçtik. Mandıra ineklerinin kocaman ve yayvan memeleri, insanoğlunun süte ve peynire olan ilgisinin sonucudur. Bizim bugün yediğimiz mısır, çelimsiz olan ilk türünden bugünkü tadını ve yüksek besin değerini kazanabilmesi için, on binlerce yıl yetiştirilmiştir. Sonuçta ilk halinden öylesine uzaklaştı ki, şimdi artık insanoğlunun müdahalesi olmadan kendi kendine üreyemiyor. îster Heike yengeci, ister bir köpek ya da sığır veya mısır için olsun yapay ayıklamanın ilkesi şudur: Bitkilerin ve hayvanların çoğunun fiziksel ve davranış özellikleri kalıtsaldır. Buna göre ürerler. İnsanlar şu ya da bu nedenle bazı türlerin üremesini yeğliyorlar, bazı türlerin üremesiniyse istemiyorlar. Üremesi istenen tür çoğalıyor, istenmeyen de azalıyor, hatta türün tükendiği de oluyor. Peki ama, eğer insanlar yeni bitki ve hayvan türleri yetiştirebiliyorlarsa doğanın da aynı şeyi yapması gerekmez mi? Bu sürece doğal ayıklama adı veriliyor.
 

Şarlo

☆☆☆
ÖDG Üyesi
Mesajlar
261
Beğeniler
195
Düşünce
Agnostik
#3
Carl Sagan'ın Kozmos kitabından. Yapay seçilimin güzel bir anlatımı yanında dini bir inancın nasıl oluştuğuna dair de güzel bir örnek.
 
Üst Alt