YAŞAMIN KÖKLERİ Mahlon Hogland

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,149
Çözümler
1
Tepki puanı
3,500
Düşünce
Ateist
Bitirmek üzereyim. Küçük, hap gibi mükemmel bir kitap. Bir zamanlar Tübitak böyle mükemmel kitapları ucuza tercüme eder basardı. Yazarın anlatımı son derece akıcı ve açıklayıcı. Temelden, hiç biyoloji bilmeyenlerin bile anlayacağı şekilde başlayıp konuyu biyolojideki en önemli sorunlara getiriyor. Tabii ki tüm sorunlar epigenetikte toplanıyor.

Genetiği çok başarılı bir şekilde çözdük. Bu biyolojide bir devrim sağladı. Yazar o zaman henüz bu kavram dile getirilmediği için epigenetik sözcüğünü kullanmıyor ama genetiğin üzerinde bir kavramın varlığını çok iyi ortaya koyuyor. Bu çok yeni kavram konusunda bir çok yanıtlanmamış soru var. Genetik nasıl çalışıyor kavradık ama onu da kontrol eden epigenetik fazla karmaşık.

Hogland, genetiği neyin kontrol ettiği sorununu çok güzel ortaya koyuyor. Önce en basitten, neden bakteriler bölünüp ayrı ayrı organizmalar oldukları halde, doku hücrelerinin de bölünüp fakat birbirlerine sıkıca tutundukları, bunu yapmaları gerektiğini nasıl öğrendikleri sorununu ortaya koyuyor. Sonra embriyonun yeterli hücre sayısına ulaşınca bir organın büyümesinin tamam olduğunu nasıl bilip hücre bölünmesini durdurduğunu ortaya getiriyor. Tabii bunlar teistlerin en sık kullandıkları argümanlar. Bunları hücrelere hep tanrının öğrettiğini iddia ediyorlar. Sorunu iyice ortaya koyuyor. Hücrelerin nasıl uzmanlaştıkları, örneğin beyin hücresi olan bir embriyo hücresinin niye karaciğer değil de beyin hücresi olmaya karar verdiğini, bu kararı vermesindeki etkeni sorguluyor.

Enfes bir anlatım, bugün epigenetik dediğimiz ve mekanizmasını çözmeye çalıştığımız sorunu mükemmel ortaya koyuyor. Fakat sadece sorunu ortaya koymakla kalmıyor, olası çözümleri de çok güzel anlatıyor. Bakterilerin yeni enerji kaynağı keşfetme yöntemlerinden, antibiyotik direnci kazanmalarından bahsederek bunların asla canlının kendisinden veya onu yaratan yöneten bir güçten kaynaklı bir zeka eseri olmadığını ortaya koyuyor. Bunlar tamamen doğal, maddi süreçlerle yönetilen olaylar. Ne bir virüs bir bakteriyi ele geçirip ona kendini ürettirdiği için çok zeki, ne de bakteri böyle bir oyuna geldiği için çok aptal.

Genler bir yerlerden direktif filan almıyorlar. Şunu şöyle yapın bunu böyle yapın, sen karaciğer hücresi ol sen ise beyin hücresi ol filan diyen olmuyor. Yani bilinçli bir varlık olarak olmuyor. Bunlar tamamen maddi süreçler. Evrimle milyarlarca yılda gelişmiş süreçler. Molekül işaretçiler bu konularda işlev görüyor. Keşfedilmesi gerekenin bu molekül işaretçiler olduğunu söylüyor. BU konuda da çarpıcı bir örnek veriyor. Yapışık ikizlerden birinin karaciğerinin üçte ikisi alınırsa ikisinin de karaciğeri büyümeye başlıyor. Eksilen karaciğer tamamlanırken, normal olan karaciğer de gereksiz büyüyor. Bu deney, molekül işaretçiyi kesin ortaya koyuyor. Mekanizmada bir zeka etkin değil. Molekül işaretçi tabii ki kan dolaşımında iki bedeni de etkiliyor ve yenilenmesi gereken ile gerekmeyen karaciğerleri ayırt edemiyor.

Acımasız bir deney ama tabii ki insanlar değil fareler üzerinde yapılmış ve bilimin gelişmesi için zavallı farelere etmediğimiz kalmadı maalesef. Ama doğanın, iddiaya göre tanrının yaptıkları yanında bu deneyler hiç bir şey. Doğayı çözmek ve biçimlendirmek için bu deneyleri yapmaktan başka çaremiz yok. Epigenetik gelişecek ve genetik devrimine benzer bir yeni devrim yaratacak.

Hogland sürecin bilinçli olmadığını kanıtlayan bir veri daha sunuyor: Embriyo besin ve oksijen ihtiyacını göbek bağı yoluyla plasentadan aldığı halde, hiç ihtiyacı olmayan solungaçları bir süreliğine çıkardığını, sonra kaybolduklarını belirtiyor. (Kuyruk da böyle) Embriyonun bir safhasının balığa çok benzemesini ve embriyolojinin evrimi özetle tekrarladığını vurguluyor. Embriyoda bu niye oluyor bilmiyoruz. Embriyo evrimsel kökenlerini apaçık özetliyor. Bu da molekül işaretçilerle ilgili olmalı.

Bu molekül işaretçiler evrimsel biyolojide çok önemli bir anahtar ve bunların ne yapılıp edilip çözülmesi gerekiyor. Bu çözülürse tedavi, yenilenme, kanseri önleme, ölümsüzlük bile mümkün!
 

minerva

☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
814
Tepki puanı
488
Düşünce
Agnostik
böyle kitapların ucuz olması çok güzel oluyor.
bir roman okuyalım diyoruz bir kitap 50 tl
 

Hype

☆☆
Yazar
Mesajlar
242
Tepki puanı
314
Düşünce
Nihilist
Arthur Schopenhaur Toplu Eserler 1 ve Toplu Eserler 2'yi öneririm. Tüm kitaplarının tek cilt altında toplanmış versiyonu. Amazon'dan aldım toplam 15-16 TL bir şey iki kitap.
 

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,149
Çözümler
1
Tepki puanı
3,500
Düşünce
Ateist
Önemli kısımlarını okudum diye, bir de yoğunluktan son kısmını okumadan bırakmıştım. Artık bitireyim deyip elime tekrar aldım ve bitirdim. Dimağımda böyle tat bırakan kitap az olur. Ne kötü ki bu Tübitak yayınlarını okudukça ve bu hazzı aldıkça öfkem de artıyor. Tübitak artık böyle kitapları ülkeye kazandırma işine bakmıyor! Lanet olsun ki gerçekten lanet olsun ve kahretsin üstelik yani! Bu çok kötü bir his ve bunu hissetmek istemezdim! Bu kitapları fiyat artmama garantili, ucuza satardı Tübitak.

Elimdeki kitap 20. basım. Bu kadar kişi okumuş bu kitabı! Şimdi? Özel bir yayınevi basarsa eh... Yoksa yok. Ben öfkelenmeyeyim de kim öfkelensin? Neyse...

Kitap final ile mest ediyor. Arka arkaya enfes yorumlar, bilimin arkasından biraz da felsefe... Tek kelimeyle enfes!

Öncelikle temel bilim ve uygulamalı bilim ayrımını son derece güzel ortaya koyuyor. Temel bilimlerin etikten tam bağımsızlığı ile uygulamalı bilimlerin etikle sıkı bağlantısını ben de hep vurgularım ama Hogland enfes anlatmış.

Bununla kalmıyor. Temel bilimler ile uygulamalı bilimlere ayrılan bütçeleri vurguluyor. Kitabın konusu bağlamında biyolojik araştırmalara harcanan paranın tıbba harcanan paranın binde beşi kadar olduğunu vurguluyor! Bunun da nedeninin yoğun nüfus olduğuna vurgu yapıyor.

Ama en enfes belirlemeleri bunlar değil. Neden bir kısmımız dindar, bir kısmımız ateistiz, bunu öyle enfes açıklıyor ki hayran kaldım. Bunun nedeninin, tanrının yanlışlanamaz oluşundan bazılarımızın hoşlanması, bazılarımızın ise bilimin yanlışlanabilirliğine aşık olan benim gibilerin bundan nefret etmesi olduğunu söylüyor! Onikiden! Son zamanlarda duyduğum en enfes belirleme! On numara yani, süper!

Bununla bitse iyi! Toplumun biyolojik araştırmalardan tedirgin olmasının, I'm Legend türü korkuların ortaya çıkmasının ne kadar yersiz olduğunu bu kadar süper anlatan biri görmemiştim. Biz diyor milyarlarca yıllık evrim ile asla aşık atamayız! Doğanın en tehlikeli katilleri milyarlarca yıl doğal seleksiyonun potasında amansızca dövüldü ve profesyonel katiller oldular. Bizim iki üç genle oynayarak bundan kötüsünü yapmamız hayal bile edilemez diyor!

Yine de asgari sızıntı önlemlerinin biyoloji laboratuvarlarında alınması gerektiğini de ihmal etmiyor. Bu kitabın verdiği hazzı gölgeleyen tek şey Tübitak'ın artık böyle "ateist" kitapların basımını bırakmış olması.

Bitse?! Bitmedi! Kısa bir final bölümünde patlattığı bir bomba daha var: Bilimin motoru olan merak dürtüsünün "temel içgüdü" ler arasında sayılması gerektiğini söylüyor!!! Bomba! Müthiş. Bu kitaba hayran kaldım! Bunları ben yazmalıydım! Feci şekilde kıskandım!

Ama tabii Hogland bizzat biyolog. Biyolojiye yön vermiş çalışmaları olan biri. Onunla aşık atmaya elbette kalkışamam. Bir teknikerin biyoloji kitabı yazmaya kalkışması... Yazabilirim de... Hogland enfes yazmış. Enfes yani, başka kelime bulamıyorum.
 

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,149
Çözümler
1
Tepki puanı
3,500
Düşünce
Ateist
Aslında kısacık bir bitiş bölümüne sığan bunlardan da fazlası. Hâla bitmemiş, bir de bilim/teknoloji ayrımına ışık tutmuş. Bilim olmadan teknolojinin allahına sahip olsak bile durumun ne kadar saçma olacağını öyle enfes anlatmış ki, teknolojiye yapılan yatırımın birazını daha temel bilimsel araştırmalara aktarın dedirtecek türden!

Ben bu kitabı artık daha nasıl öveyim! Bu tür kitapların basımını bırakan Tübitak için nasıl öfkeye kapılmayayım! Ben dünyanın en değerli bilim yazarlarının kitaplarını Tübitak yayınları sayesinde ucuza alıp okudum. İyi ki zamanında hepsini almış, kitaplığıma koymuşum! Böyle bir karanlık yobazlık çökeceğini hissetmişim herhalde.

Bunu bırakayım, benim kişiliğimin, hayatımın bir parçası olan Bilim ve Teknik dergisini acı çekerek, sevgilimden ayrılır gibi ızdırap duyarak almayı bıraktım! Daha da ne diyeyim... Lanet olsun ve allahları olsa da bin türlü belalarını elvan elvan vereydi...
 

minerva

☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
814
Tepki puanı
488
Düşünce
Agnostik
Oha desem ayıp olurmu ? Okadar oldumu bir kitap ya
maalesef.
Kitap 50 ₺ çünkü vergileri çıkarınca yazara 10 ₺ bile kalmıyordur herhalde.
felsefe kitapları ucuz oluyor da romanlar aşırı pahalı.
Metro 2033 almıştım geçen yıl toplu 90 ₺ ama tek tek almaya kalkışsam tanesine 48 ₺ vermek zorunda kalırdım. (90 ₺ indirimli haliydi sanırım)
Nerede yaşıyorsun ki ?
 

Ahu akanyıldız

Yazar
Mesajlar
331
Tepki puanı
183
Düşünce
Agnostik
maalesef.
Kitap 50 ₺ çünkü vergileri çıkarınca yazara 10 ₺ bile kalmıyordur herhalde.
felsefe kitapları ucuz oluyor da romanlar aşırı pahalı.
Metro 2033 almıştım geçen yıl toplu 90 ₺ ama tek tek almaya kalkışsam tanesine 48 ₺ vermek zorunda kalırdım. (90 ₺ indirimli haliydi sanırım)
Nerede yaşıyorsun ki ?
Macera dolu amerikaaa
Geçen hafta "Guns, Germs, and Steel" isimli bir kitabı indirimde 8 dolara aldım normalde 14 dolardı (kitaptan birşey anlamadım)
 

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,149
Çözümler
1
Tepki puanı
3,500
Düşünce
Ateist
Şöyle söyleyeyim, Tübitak bu bahsettiğim kitabı bugünün parasıyla 2,5 liraya satıyordu! Bu inanılmaz bir fiyat. Bir de üzerine basılı fiyattan farklı satılamaz ibaresi koyuyordu!
 

minerva

☆☆☆☆
Yazar
Mesajlar
814
Tepki puanı
488
Düşünce
Agnostik
Şöyle söyleyeyim, Tübitak bu bahsettiğim kitabı bugünün parasıyla 2,5 liraya satıyordu! Bu inanılmaz bir fiyat. Bir de üzerine basılı fiyattan farklı satılamaz ibaresi koyuyordu!
2,5 ₺ kitap mı var. 2 ekmek parasına vay be.
 

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,149
Çözümler
1
Tepki puanı
3,500
Düşünce
Ateist
"Guns, Germs, and Steel"

Tübitak bunu da Türkçeye kazandırmıştı. Fakat almamıştım. Nerden bileyim yobaz karanlığı basacağını, bilsem ne kadar tübitak kitabı varsa kredi çeker hepsini alırdım. Ucuz ucuz satılıyorken almadığım böyle çok kitap var. Akdeniz Kıyılarında Hesap filan... Nerden bilirdim, şimdi başka yayınevinde o da bulursan, kaç para kim bilir!

Modern İnsanın Kökeni örneğin. Enfes bir kitap. 6 liraya almışım 2000 yılı baskısını Tübitak'tan zamanında. Şu an SAY yayınlamış, internette 41 lira.
 

Ahu akanyıldız

Yazar
Mesajlar
331
Tepki puanı
183
Düşünce
Agnostik
Tübitak bunu da Türkçeye kazandırmıştı. Fakat almamıştım. Nerden bileyim yobaz karanlığı basacağını, bilsem ne kadar tübitak kitabı varsa kredi çeker hepsini alırdım. Ucuz ucuz satılıyorken almadığım böyle çok kitap var. Akdeniz Kıyılarında Hesap filan... Nerden bilirdim, şimdi başka yayınevinde o da bulursan, kaç para kim bilir!

Modern İnsanın Kökeni örneğin. Enfes bir kitap. 6 liraya almışım 2000 yılı baskısını Tübitak'tan zamanında. Şu an SAY yayınlamış, internette 41 lira.
Ne diyeyim bilemedim bildiğim kadarıyla Türkiye selüloz'u da ithal ediyor birde vergiler de binince geçmiş olsun sevgili bakanınızda geçen siz maaşı dolarla mı alıyorsunuz diye zırvalıyordu sadece bu lafı bile ülke dışındaki yatırımcıların geri çekilmesine sebep tir :D
 

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,149
Çözümler
1
Tepki puanı
3,500
Düşünce
Ateist
(kitaptan birşey anlamadım)

Kızılderili asimilasyonu... Karmaşık değil. Okumadım ama öyle.

Son Apaçi savaşçısı Geronimo'nun Temsilciler Meclisi ölümünün 100. yılında itibarını iade etti ve kahraman ilan etti. Geronimo ona beyazların taktığı isim. Asıl adı Kızılderili dilinde Çığlık Atan Kartal mı ne öyle bir şeydi. Zaten Kızılderili bile onlara soluk benizlilerin koyduğu isim.

Teslim olmak zorunda kaldı ve beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anladığında, doğanın kutsal olduğunu öğrendiğinde dünya kurtulabilir dedi. Kendisi aslında bir şamandı. Ailesi öldürülünce silaha sarıldı. Teslim olmak zorunda kaldığında yanında sadece 16 savaşçı kalmıştı. Soluk benizliler gemilerle Avrupa'dan Amerika'ya dalgalar halinde akıyorlardı. Yapılabilecek hiç bir şey yoktu.
 

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,149
Çözümler
1
Tepki puanı
3,500
Düşünce
Ateist
bildiğim kadarıyla Türkiye selüloz'u da ithal ediyor

Evet tüm dünyanın selüloz ihtiyacını okaliptüs ağaçları sağlıyor. Bu ağaçlar başta Madagaskar olmak üzere farklı yerlerde yetiştiriliyormuş. Hızlı büyüyen bir tropikal ağaç. Dönüm dönüm kesilip yenileri büyüyor. Okaliptüs tarımı yüzünden Madagaskar doğası yok olmanın eşiğinde. İnsanların ellerine bir kağıt peçete aldıklarında bile yok olan Madagaskar ormanlarını düşünmesi gerekiyor ama düşünen çok az.

Madagaskar izole bir ada olduğu için doğasının bir eşi yok. Son yayınlanan bir bilimsel rapor bir milyon türün yok olması için geçecek sürenin bir yüzyılın yarısını bulmayacağının hesaplandığını bildiriyor. Bu bir katliam. Bu bir soykırım olmanın ötesinde bu bir yokoluş. Dinozor yokoluşu ile kıyaslanan bir yokoluş. İnsan türü ise bu yokoluşlarda en çok etkilenen türün besin zincirinin en tepesinde olan tür olduğunun bilincinde değil.
 

DemoKratos

Vll ☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
6,149
Çözümler
1
Tepki puanı
3,500
Düşünce
Ateist
Uzaylı uygarlıkları bulamayışımızın nedenini belli bir düzeye gelen uygarlıkların intihar etmesine, kendi yok oluşunu hazırlamasına bağlayan görüşler bile var.
 

Ahu akanyıldız

Yazar
Mesajlar
331
Tepki puanı
183
Düşünce
Agnostik
Evet tüm dünyanın selüloz ihtiyacını okaliptüs ağaçları sağlıyor. Bu ağaçlar başta Madagaskar olmak üzere farklı yerlerde yetiştiriliyormuş. Hızlı büyüyen bir tropikal ağaç. Dönüm dönüm kesilip yenileri büyüyor. Okaliptüs tarımı yüzünden Madagaskar doğası yok olmanın eşiğinde. İnsanların ellerine bir kağıt peçete aldıklarında bile yok olan Madagaskar ormanlarını düşünmesi gerekiyor ama düşünen çok az.

Madagaskar izole bir ada olduğu için doğasının bir eşi yok. Son yayınlanan bir bilimsel rapor bir milyon türün yok olması için geçecek sürenin bir yüzyılın yarısını bulmayacağının hesaplandığını bildiriyor. Bu bir katliam. Bu bir soykırım olmanın ötesinde bu bir yokoluş. Dinozor yokoluşu ile kıyaslanan bir yokoluş. İnsan türü ise bu yokoluşlarda en çok etkilenen türün besin zincirinin en tepesinde olan tür olduğunun bilincinde değil.
Vay be bu gibi şeyleri duyunca şu eldivenli abiye (thanos) hak veriyorum ve düşününce insanların 7 milyarı aşkın bir nüfusa ulaşması baştaki sorun olabilir yani dünya böyle bir bilişsel devrimi kaldırma potansiyeline sahip değil belkide
 

Ahu akanyıldız

Yazar
Mesajlar
331
Tepki puanı
183
Düşünce
Agnostik
Uzaylı uygarlıkları bulamayışımızın nedenini belli bir düzeye gelen uygarlıkların intihar etmesine, kendi yok oluşunu hazırlamasına bağlayan görüşler bile var.
Evrimleşme nin sonu budur belkide yada yeni yaşanılabilir gezegenler buluruz evrendeki enerjinin tamamını tüketip yokoluruz diyecektimki, bu mümkün değil termodinamik yasalarına aykırı olurdu yani enerji yok olamazsa bizde sonsuza dek varolabilriz belki :D kafamda deli sorular
 

Son konular

Üst