Yeni Bir Din Teorisi İçinde Kavramlaştırılmış Terimler

Reptilius

Üye
Mesajlar
40
Tepki puanı
7
Düşünce
Agnostik
Din, en azından islam kendi içinde tutarlıdır. Bunu her platformda tartışmaya da hazırım. Ancak bir şeyin kendi içinde tutarlılık göstermesi onun mutlak doğru anlamına gelmeyeğini biliyorum. Aşağıda islam'ın mottosu olan (çünkü Kuran'daki her surenin başında yazılı) Besmele'nin, bir din teorisi içinde yeniden kavramlaştırılmasının örneğini vereceğim.

Not: Kavramlaştırma; bir dizi gözlem, duygu ve düşünceyi özetleyen bir zihinsel imge oluşturma çabasıdır.

Rahim ismi acıyan, merhamet eden. bağışlayıcı, sevdiklerine ve müminlere (âhirette) merhamet eden, onları koruyan, onlara acıyan demektir. Rahman ismi de kâfir mümin ayırmaksızın bütün insanlara merhamet edip acıyan anlamına geliyor. Ve elbette bütün mahlukata bu ismiyle merhamet ediyor. Besmele'deki bu iki ismi karşılaştırdığımız zaman ortaya şu çıkıyor: Rahman Allah'ın sahiplenmeden sevmesi, Rahim ise sahiplenerek sevmesi anlamına geliyor. Rahman; ister kulum ol ister olma, ben yine seni sevecek ve koruyacağım anlamına geliyor. Rahim ise sadece kullarımı sever ve korurum anlamına geliyor. Henüz mülkiyetin olmadığı ilkel anaerkil klan döneminde insanın bilip yaşadığı tek sevgi rahmaniydi. Evlilik yoktu, çocuklar klandaki kadınlar ve erkekler tarafından büyütülüyordu. Hem erkekler hem kadınlar çok eşli bir hayat sürüyordu. Kimse kimsenin karısı veya kocası değildi. Böyle bir ortamda seversiniz ama sahiplenmeden seversiniz. Birbirinize aşıkken partnerinizin başkasıyla yatmasını engellemek bile istemezsiniz. Çünkü onun sahibi değil sadece sevdiğisiniz. Sonra insanlar mülkiyet olgusuyla tanışıyor ve anaerkil klan çözülüp yerine ataerkil aile çıkıyor. Bundan sonra sahiplenmeden sevmek diye bir şey yok. Karı-Koca, Baba-Çocuk ilişkisi bir tür efendi-köle ilişkisine dönüyor. İslam inancına göre Tanrı'nın Rahim ismine mazhar olabilmek için önce O'nu Rabbiniz (efendiniz) kendinizi de onun kulu (kölesi) kabul etmeniz gerekiyor. Buna göre Allah; yarattığı andan neolitik devrime kadar ki süreçte insana Rahman ismiyle, neolitik devriminden sonra ise Rahim ismiyle tecelli ederek yakınlaşmıştır. Bunun nedeni insandaki ilahi güçleri ayağa kaldırmaktır. Rahman Tanrı'nın doğada ve cümle mahlukatta müşahade edilebilen analık (dişil) yönüdür. Rahim ise Tanrı'nın insanda müşahade edilebilen babalık (eril) yönüdür. Yahve kelimesi ibranice "Yod, Het, Vav, Het" harfleriyle yazılır ve ayrıca Yahova şeklinde de okunur. Bu harflerin Arapça tam karşılığı "Ya, He, Vav, He"dir. Yahve veya Yehova kelimesini arapça yazılışıyla tersten okursanız "HüveHiye" demiş olursunuz. Anlamı o erkek, o kadın'dır. İbrani ve Arapça'nın kardeş diller olduğunu ve Yahve'nin hiç bir dilde anlamı olmadığını biliyoruz. Belki de Yahve bir isim değil şifredir. HÜVEHİYE (O-O) birleşik kelimesinin tersten yazımı/söylenişi olmalıdır. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla İnsanlık tarihin geçirdiği iki büyük evre (mülkiyetsiz toplumdan mülkiyete geçiş) insan bilincinin evrimine en büyük delildir. Buna göre neolitik devrime kadarki ilahi yasalar (şeriatlar) Rahman olan Allah'ın adıyla, sonraki yasalar ise Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla iniyordu. Rahman isminin tecellisi altındaki insanda mülkiyet bilinci gelişemiyordu. Lakin Allah, insanı Rahim isminin de tecellisi altına alınca onda mülkiyet bilinci gelişmeye başladı. Elbette mülkiyetsiz bir toplumla ve mülkiyet esaslı bir toplum aynı yasalarla (şeriatla) yönetilemez. Rahim, sahiplenerek sevmek olduğu için belli bir grubu da dışarıda tutmayı gerektirir. Allah'ın bu özel rahmetinden dışlananlar Racim (kovulmuş) olarak nitelenir. En başta şeytan ve avanesi tabi. Ancak Rahman ismi dışarıda kimseyi bırakmaz. Cümle mahlukat rahman isminin tecellisine mazhar olarak varlığını devam ettirir. Bu sebeple Rahman'ın isminin kavramsal olarak adaşı yoktur. Ancak Rahim ve Racim kavramsal adaştır. Rahman olan Allah'ın hiç bir düşmanı yokken (mantıken olamaz da) Rahim olan Allah'ın düşmanları vardır. Elbette düşmanlığın olduğu yerde çatışma hiç bitmez. Bu ikinci şeriatta Allah için öldürmek ve sevmek vardır. Rahim isminin Kuran'daki sembolü Nuh'un gemisidir. Kafirler gemiye alınmamış sadece müminler kurtarılmıştır. Bu ikinci şeriat ilk kez Nuh'a vahyedilmiştir. Böylece Rahmani/ruhani olan yasadan Rahimi/nurani olan yasaya geçilmiştir. Yani insanla Allah arasındaki hukuk, ruhsal normların ötesine geçerek aklî hüvviyet kazanmıştır. Bu Allah'ı aklın otoritesi altına alma değil, aklı Allah'ın otoritesi altına alma meselesidir. Kadının güçlü tarafı ruhsal (sezgisel-içedoğuşsal) tarafıdır. Erkeğin güçlü tarafıysa mantığıdır. Rahman ismi hükümferma iken insan toplumu anaerkildi. Rahim ismi hükümferma olunca ataerkil oldu. İnsanın yapısı değişince Allah'ın yasası değişti. Rahmani olan yasasının amacı insanı boyunduk altından kurtarmak iken, Rahimi olan yasanın amacı insanı boyunduruk altına almaktır. (İlki ana ikincisi baba gibidir) Öyleki insan Tanrı'dan başka bir şeyin boyunduruğu altında kalamayacak kadar büyüsün ve işte o insan Tanrı boyunduruğu altına alınabilsin. Elbette büyüyen insanın aklıdır. Ancak bu durumu kavrayamayanlar aklı en büyük otorite kabul edip Tanrı'yı dışlamıştır. Nuh'tan sonraki şeriatların amacı aklı, Tanrı boyunduruğu altına alabilmektir.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,172
Tepki puanı
446
Düşünce
Ateist
Henüz mülkiyetin olmadığı ilkel anaerkil klan döneminde insanın bilip yaşadığı tek sevgi rahmaniydi. Evlilik yoktu, çocuklar klandaki kadınlar ve erkekler tarafından büyütülüyordu. Hem erkekler hem kadınlar çok eşli bir hayat sürüyordu. Kimse kimsenin karısı veya kocası değildi. Böyle bir ortamda seversiniz ama sahiplenmeden seversiniz. Birbirinize aşıkken partnerinizin başkasıyla yatmasını engellemek bile istemezsiniz.
Öyle bir şey yok. Hayvanlarda bile şiddetli kıskançlık vardır. Bir kurt sürüsünü ele alırsak sürü lideri erginleşen erkek kurtları kıskançlık nedeniyle derhal sürüden kovar. Geri gelmeye çalışanı hemen öldürür. Hiç aman vermez.

İnsan da hayvanlardan evrildiğine göre aynıdır. Doğal şekilde, içinden gelerek dişisinin doğurduğu çocuğun babası olduğundan emin olmak ister. Bu doğal bir dürtüdür. Teorin baştan yanlış olduğu için gerisini eleştirmeye gerek yok. Richard Dawkins'in gen bencildir kitabını okumanı şiddetle tavsiye ederim. Bu kitabı okumayan, doğa hakkında hiç bir şey bilmiyor demektir. Bu kitabı okumamış birini cahil sayarım.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,172
Tepki puanı
446
Düşünce
Ateist
Öteden beri domuzların eşini kıskanmadığı iddia edilir. Bu iddianın aslı yoktur. Domuz da bir sürü hayvanıdır ve diğer hayvan sürülerinde olduğu gibi sürü içi hiyerarşi çalışır. Sürü lideri ergenleşen erkekleri sürüden kovar. Diğer sürü hayvanlarının davranışlarından farklı değildir. Erkek domuzlar dişileri için ölümcül kavgalara girerler.

Hayvanların en asili olarak tanıtılan aslan ise bu konuda sınıfta kalır. Bir erkek sürü lideri aslan diş geçiremediği bir erkek aslanla haremini paylaşır. Dişileri için ölümüne savaşmaz. En asil hayvan bildikleri aslanın bu özelliğini anlattığımda şok olan kişiler bilirim. Eğer rakip güçlüyse hiç savaşmadan dişileri ona bırakır. Gücü denk ise yine savaşmaz, paylaşmaya razı olur. Aslan hiç bilindiği gibi değil, böyle bir hayvandır. Cahilce suçlanan domuz ise dişlerini birbirine sürterek biler, tüylerini çamurla sıvar, bir tür zırh kuşanır ve rakip erkekle ölümüne bir dövüşe girer. Bu dövüşler sert geçer ve ölümle sonuçlanabilir. Domuz dişleri son derece tehlikelidir. Eğer çamur sıvayıp takviye etmese, sert derisi bile rakibin dişlerine dayanamaz. Takviyeli olduğu halde domuz dövüşleri yaralanma ve ölüm ile sonuçlanır.

Aslandan başka bütün türlerde yenilen ve haremini kaptıran erkek savunma savaşında ölmediyse uzaklaşıp kısa sürede kahrından ölür. Fazla yaşamaz. Aslan ise haremine ortak çıkmasından hiç rahatsız olmaz. Ali miydi o allahın aslanı olan? :D
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,172
Tepki puanı
446
Düşünce
Ateist
Yalnız vurgulanması gereken önemli bir husus var: Kedi haricinde tüm evcilleştirilmiş hayvanların doğal yapısı deformasyona uğrar. Sadece kedi doğal halini korumuş, binlerce yıllık insan evcilleştirmesini hiç umursamamıştır. Köpek evcilleştirme sonucu tanınmaz hale gelmiş, şekilden şekile girmiştir. Tüm diğer hayvanlar böyledir. Evcil hayvanlara bakıp vahşi doğada da öyle olduklarını sanmayacaksınız. Evcilleştirilen hayvanlar çok büyük deformasyonlara uğramışlardır. Sadece fizik olarak değil, davranış olarak da.

Kedinin asaleti burdan gelir. Ne fiziği değişmiştir, ne huyu. İnsanı hiç umursamaz asil bir tavrı vardır. Kedinin tanrıyı bile hiç takmadığı inancı ile satanizmde kedi simge olmuştur. Şeytanların kedi biçimine çok girdiğine inanılır. Kedi hep olağanüstü olarak görülmüştür tarih boyunca. Bu küçük, güçsüz hayvanın bu kadar yücelmesi inanılmaz ama gerçek.

Aciz korkak insanlar kedi sevmez. Onlar aşağılık duygularını köpeğin sadakati ile takviye etmeyi tercih eder. Kediye düşmanca davranan aşağılık insanlar vardır. Kendisinden bu kadar küçük bir hayvana düşmanca davranmak bir insanlık utancıdır. Aşağılık duygularını tatmin ederler kedi düşmanlığı ile. Sorduğun zaman da "bilmiyorum, sevmiyorum nedense" derler. Bu standart aşağılık duygusu ifadesidir. Ülen kediyi sevmeyecek ne var? Kedi bu yahu, nesini sevmiyorsun? Kedi sevmiyorum diyen insan gördüm mü buz keserim. Bir daha onunla tek kelime konuşmak içimden gelmez.

Aslında güçsüz olan kedinin bu kadar öne çıkması şaşırtıcıdır. Kedi yani küçük ve güçsüz bir hayvan. Ama punduna getirirse bir insanı rahatlıkla öldürecek kapasiteye sahiptir. Çünkü iyi anatomi bilir. Kedi matematik ve fizik de bilir. Bir hastane çalışanından bir kedi tarafından öldürülen bir adamın hikayesini dinledim. Meşru savunma. Adam kediyi sopa ile öldürmeye kalkmış. Kedi bir iki sopa darbesi yeyince bir şey yapmazsa öleceğini anlayıp adamın boynuna atlayıp şah damarını koparmış. Hastaneye yetiştirilirken kan kaybından ölmüş adam.
 

bilgelikyolunda

☆☆
Üye
Mesajlar
2,713
Tepki puanı
199
Düşünce
Sünni
Matematik, fizik ve anatomiyi kedi biliyor da insan niye bilmiyor acaba?
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,172
Tepki puanı
446
Düşünce
Ateist
Kaplan ile kedi çok benzerdir. Kedi aşkı bambaşka bir şeydir. Bir hayvanat bahçesinde bakıcısını ağır yaralayan bir kaplanın uyutulmasına karar verilmiş. Yaralanan bakıcının bir arkadaşı yalvarmış onu öldürmeyin bana verin diye. Vermişler. Adam kaplanı çiftliğine götürmüş. Kaplan özgürleşince agresifliği düzelmiş. Adam onunla yuvarlana yuvarlana güreşiyormuş, hiç ısırmıyormuş. Çok iyi dost olmuşlar. Kaplanın dostluğuna güvenilmez. Bu sıra dışı bir olay.

Kaplanın iyiliği adamın çiftliğe bir kız arkadaşının gelmesine kadar sürmüş. Kıskançlığa kapılan kaplan kıza saldırmış. Adam zorlukla kaplanı engellemiş. Bu kaplan böyle serbest mi dolaşıyor diye sormuş kız. Evet o özgür bir hayvan. Kısıtlandı mı strese giriyor demiş adam. Olmaz demiş kız, ya ben, ya kaplan. Tercihini yap. Adam kaplanı tercih ediyorum demiş! Kız çekip gitmiş!!

Çok olağan dışı bir hikaye ama gerçek. Ben olsam bir kaplanın dostluğuna asla güvenmezdim. Kaplandan dost olmayacağını görmek için Pi'nin Yaşamı filmini izleyiniz. Sibirya kaplanı olabilir, ama Bengal kaplanı çok agresiftir. Güvenmek delilik olur. Hikayedeki kaplan Sibirya kaplanı olabilir.
 

Burcuva

☆☆☆☆☆
Genel Kurul Üyesi
Mesajlar
1,172
Tepki puanı
446
Düşünce
Ateist
Bir seferinde kedimle oynarken birden boynuma atıldı. Dişlerini boynuma taktı fakat ısırmadı tabii. Bu hareketi sadece bir kez yaptı, bir daha yapmadı. Kedinin gerçekten bilge bir hayvan olduğuna inanıyorum. Diş temasının hissi kaybolmadan hemen parmağımı dişlerinin temas ettiği yere koyup aynaya bakmaya gittim. Tam tahmin ettiğim gibi! Tam şah damarı!

Bunun neden yaptı? "İstesem seni öldürebilirim" mesajı vermek için. Bu mesajı niye verme gereği duymuş olabilir? Kediler umursamazdır ama bazen yeteneklerinin bilinmesini isterler. Buna çok şahit olmuşudur. "Bak bil bunu yani" der gibi mesaj verirler. Kedilerin mesajlarını çok iyi alırım. Bir kedi gözünüzün içine bakarak niyet okuyabilir. Böyle bir yeteneği de var. Direk gözünün içine bakar. Kedi ile göz göze bakışmak en rahatladığım bir terapidir benim için. Kedimin gözüne baktım o da benim gözüme baktı mı çok rahatlarım.

Bir kere de spor yaparken müziği çok açmam ve zıplamamdan tedirgin olup agresifleşti ve beni uyarmak için yine sadece tek bir kez yaptığı bir davranış sergiledi. Tek tırnağını hançer gibi ayağıma saplayıp çekti. Tek hareket ve tek tırnak! Bunun bu kadar etkili olduğunu o zamana kadar bilmiyordum. Tek bir nokta delik ama kan bir süre kesilmedi. Ayağımda da damarı mı gördü, lan yoksa kızılötesi röntgen yeteneği de mi var bunun diye düşündüm. Bu olabilir mi bilmiyorum. Saplayıp bir de çekip yırtsa ne olurdu hastanelik olurdum. Tırnakları jilet gibi de keser. Bunu bir daha yapmaması için ilk ve tek kez ona vurdum. Çok pişmanım ve üzgünüm. Bunu hak etmemişti, onu tedirgin eden bendim. Bir daha ona asla vurmamaya söz verdim. Bir süre ona her elimi uzattığımda kulaklarını kıstı ve tedirgin oldu. Sonra geçti ama kediler asla unutmaz.

Küçücük kedi böyleyken kaplanla oynamak çok büyük cesaret. Belgesellerde görüyorum ve şaşırıyorum. Büyük cesaret doğrusu. Bir kaplan için bir insanın kolunu koparmak çok kolay iştir. Büyük cesaret, bu insanları çok takdir ediyorum.
 
Üst