• AntiDogmatik
    Sorgulamaktan korkmayanlar için özgür düşünce platformu.
  • Din toplumun afyonudur.
    Karl Marx
  • Din; sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar içinse kullanışlıdır.
    Lucius Annaeus Seneca
  • Din, sıradan insanları pasif ve sessiz tutmak için bulunmaz bir kaynaktır.
    Napoléon Bonaparte
  • Sorgulamayan insan cahildir, sorgulatmayansa zalim!
    Mustafa Kemal Atatürk
  • Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.
    Carl Sagan
  • Aptal bir şeyi 50 milyon kişi de söylese, o hala aptal bir şeydir.
    Anatole France
  • Aydınlanma; kişinin kendi aklını kullanmaya cüret etmesidir.
    Immanuel Kant
  • Dünyada iki çeşit insan var: Aklı olan ve dini olmayanlar, dini olan ve aklı olmayanlar.
    Ebu Ala el Maarri
  • İnsanı yaratmak mı tanrının büyük hatası, tanrıyı yaratmak mı insanın büyük hatası?
    Friedrich Nietzsche
  • İmana sarılmak, aklı terk etmektir.
    George Smith
  • İnsanlar gerçek olmasını diledikleri şeylere inanırlar.
    Julius Caesar
  • En tehlikeli insan tipi az anlayan, çok inanandır.
    Anton Chekhov

Zürafa Anatomisindeki Akılsız Tasarım

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Linkten alıntılar:
"Dolayısıyla Behe'nin tutumunu, "akıllı tasarıma dayalı, sınırlı evrim görüşü" gibi bir şekilde özetleyebiliriz."
"Dolayısıyla Behe'nin yaptığını tamamen bilim dışı bir efor olarak görmek hatalı olacaktır."
Makalede Behenin sadece bilimsel temelli olmadığı iddiasına kendi itirafı denilerek şu ifadelerini delil gösteriyor:
"Resmi Açıklama: İndirgenemez karmaşıklık ve akıllı tasarım hakkındaki görüşlerim tamamen bana aittir. Bunlar, hiçbir şekilde genel olarak Lehigh Üniversitesi, spesifik olaraksa Biyolojik Bilimler Departmanı'nın görüşlerini yansıtmamaktadır. Aslında, departmandaki birçok iş arkadaşım görüşlerimi tamamen/güçlü bir şekilde reddetmektedir."
Ben buradan Behe'nin yazdıklarında bilimsel temelin dışına çıkmasının itirafını değil, birlikte çalıştığı bilim adamlarıyla hemfikir olmadıklarının açıklamasını görüyorum.
"Darwincilerin açıklaması gereken iki soru vardır: ilki, tüm karmaşıklıklarına rağmen, evrimin basamaklarının tam sırası. İkincisi, bu basamaklar eğer açıklanıyorsa, Darwinizmin bizi bir basamaktan diğerine nasıl geçirdiğidir." (Darwin'in Kara Kutusu, Michael Behe, sf. 34)
Bunlara halen bilimsel kanıtlarla cevap verilemedi.
"Bilimsel literatür siyah noktasıyla birlikte bir gözün, siyah noktasız bir gözün, bir göz kapağının, bir lensin, bir retinanın, rodopsinin doğal seçilimin mutasyon üzerine etki etmesiyle nasıl oluşabileceğine dair hiçbir içeriğe sahip değildir. Darwinciler vardıkları sonuçlara tamamen duygusal ve öyle olması gerektiğini düşündükleri için varmaktadırlar." (Darwin'in Kara Kutusu, Michael Behe, sf. 224)
Linkten başka bir çarpıtma örneği:
"Ancak halen evrimin temel gerçekleri inkar edilmekte, türlerin aşırı kapsamlı değişimlerden geçemeyeceğine inanılmaktadır (elimizde bulunan sayısız kanıta rağmen). "
Mikroevrimle ilgili evet kanıtlar var ama makroevrimle ilgili tek bir kanıt bile yokken sayısız kanıt varmış gibi göstererek okuyucu açıkça aldatılıyor.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Behe evrime karşı değildir. Evrimin mümkün olduğunu, türlerin evrimleştiğini, eski türlerden yenilerinin evrimleşebileceğini, türleşmeyi ve evrimin tüm mekanizmalarını kabul eder.

''Örneğin, hem insanlar hem de şempanzelerde diğer memelilerde C vitamininin üretimini sağlayan genin kırık bir kopyası bulunmaktadır. Şempanzeler ile insanların ortak bir atadan geldiklerine dair nasıl daha güçlü bir kanıt bulunabileceğini hayal etmek güçtür. Yapbozun kalan bazı parçaları olmasına rağmen, Darwin'in Dünya'daki bütün yaratıkların biyolojik olarak akraba oldukları konusundaki açıklamasının isabetli olduğundan şüphe duymak için hiçbir neden bulunmamaktadır." (Evrimin Sınırı, Michael Behe, sayfa 71-72)

Behe bunun dışında, adaptif evrim anlayışı yerine konu hakkında kendi şahsi düşüncesini savunmaya çalışmıştır. Hatta kendi üniversite sayfasından şu cümleleri yayımladığını öğreniyoruz:

"Resmi Açıklama: İndirgenemez karmaşıklık ve akıllı tasarım hakkındaki görüşlerim tamamen bana aittir. Bunlar, hiçbir şekilde genel olarak Lehigh Üniversitesi, spesifik olaraksa Biyolojik Bilimler Departmanı'nın görüşlerini yansıtmamaktadır. Aslında, departmandaki birçok iş arkadaşım görüşlerimi tamamen/güçlü bir şekilde reddetmektedir."

Evrimagaci.org'ta şöyle bir yorum bulunmaktadır:

Bu, Behe'nin karalanmayacak kadar açık yürekli olduğunu göstermektedir. Zaten bizim de hakkında bu kadar detaylı bir analiz yapma sebebimiz de budur. Behe, açıkça fikirlerini ileri sürmektedir ve bilime lazım olan da bu yürekliliktir.
Ben de mikroevrim anlamında evrime karşı değilim ama makroevrimin doğruluğunu gösteren elimizde hiçbir bilimsel kanıt yok.
Elbette ki Behe'nin her fikrine katılmıyorum ve savunmuyorum. Sadece makroevrimin bilimsel kanıtlanmış bir durum olmadığını, akıllı tasarımı savunan bilim adamları da olduğunu ve bu konuda da yayınlanmış bilimsel makale ve kitaplar da var olduğunu göstermek için örnekler verdim
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Başından sonuna kadar diğer başlıklarda da olmak üzere hep aynı şeyi söylediğimi göreceksiniz:

Yani bana bunu akademik bir dilde de anlatabilir misiniz?

Çünkü sizi evrimi daha bilimsel olarak yanlışlamaya davet ediyorum.

Bundan çok büyük bir zevk alacağım. Evrimcilerde çok mutlu olacaklardır. :)

"Şu ana kadar Evrim Kuramı'nı çürütebilen bir argüman var olmadı. Ancak eğer ki bir gün olursa, bunu keşfeden bir bilim insanı olacaktır, bir aptal değil." - Richard Dawkins

Yani öyle bak ben hop dedim, oldu bitti değil. Ben sizi bilim sahnesine çekiyorum. Sizin gibi evrim biyologlarına ihtiyaç var.

Tarihin dönüm noktasındasınız ama adım atmaktan geri duruyorsunuz. Yazık. Halbuki sizin yüzünden kaç kişi İslam'dan dönecek.

Yani madem Kuran ve hadislerin söylediği noktaya geleceksek sizi Allah'tan başka ne korkutabilir, ne vazgeçtirebilir?

Bir tek sizin de hipotezinize aslında güvenmeyip, tartışılabilecek ve sonunda kazanabileceğniz bir tezinizin olmamasıdır.

Hipotezini, akademik düzeyde tartışabilir bir tez haline getirecek misiniz?

ABD'deki Evanjelistler, İsraildeki koyu Ortodoks Yahudiler, Ümmet-i İslam sizin yanınızda.

Nasıl yapamayacağınızı söylersiniz, anlayamıyorum.

Şimdiye kadar evrimcileri bu gücünüz ile dövüp dövüp soğana çevirmeniz gerekirdi.
Mantıksız olduğunu akademik düzeyde yazacağın yazı ile ispat et. Olumsuz korelasyon olduğu görülsün. Gerçekleşmeyeceği ilan edilsin. Böylece incelenebilir, tartışılabilir bir şey ortaya çıkar. Hakemli akademik dergiler bana yüz çevirir mi diyeceksin; en basitinden sorularlaevrim.com sitesine gönder veya burada o makaleni yayınla, nedenlerini sırala.

Ben evrim biyoloğu değilim, paleontolog değilim. Senin yazdığın yazacağın şeylerden ben, biz ne anlarız.

Ellerine sağlık, evrimi çökerttim diyorsun, bir de işin ehli olanlar baksın. Burada kendi kendimize gelin güvey olmayalım.
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Sadece makroevrimin bilimsel kanıtlanmış bir durum olmadığını, akıllı tasarımı savunan bilim adamları da olduğunu ve bu konuda da yayınlanmış bilimsel makale ve kitaplar da var olduğunu göstermek için örnekler verdim
Adam makroevrime karşı çıkmıyor ki, makroevrimin salt kendi kendine değil de bir bilinç tarafından gerçekleştirildiğini savunuyor. Bu adamda benim gibi bir teistik evrimci. Hakeza insanların ortak ataları hakkında da çok kısa da olsa bir yorumu da var. :)

Behe evrime karşı değildir. Evrimin mümkün olduğunu, türlerin evrimleştiğini, eski türlerden yenilerinin evrimleşebileceğini, türleşmeyi ve evrimin tüm mekanizmalarını kabul eder.

''Örneğin, hem insanlar hem de şempanzelerde diğer memelilerde C vitamininin üretimini sağlayan genin kırık bir kopyası bulunmaktadır. Şempanzeler ile insanların ortak bir atadan geldiklerine dair nasıl daha güçlü bir kanıt bulunabileceğini hayal etmek güçtür. Yapbozun kalan bazı parçaları olmasına rağmen, Darwin'in Dünya'daki bütün yaratıkların biyolojik olarak akraba oldukları konusundaki açıklamasının isabetli olduğundan şüphe duymak için hiçbir neden bulunmamaktadır." (Evrimin Sınırı, Michael Behe, sayfa 71-72)
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Adam makroevrime karşı çıkmıyor ki, makroevrimin salt kendi kendine değil de bir bilinç tarafından gerçekleştirildiğini savunuyor. Bu adamda benim gibi bir teistik evrimci. Hakeza insanların ortak ataları hakkında da çok kısa da olsa bir yorumu da var. :)
Bu konuda size katılmıyorum. başından beri makroevrimin imkansızlığını savunuyorum. Bilimsel makale vaktim olursa yazmaya çalışırım ama bırakın profluğu doktor bile olmadığım için yayınlarlar mı bilmiyorum. Ama yazılan bilimsel makaleler var:
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Bu konuda size katılmıyorum. başından beri makroevrimin imkansızlığını savunuyorum. Bilimsel makale vaktim olursa yazmaya çalışırım ama bırakın profluğu doktor bile olmadığım için yayınlarlar mı bilmiyorum. Ama yazılan bilimsel makaleler var:
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Tamam, vaktimin müsadesi ölçüsünde burada yazılanlara itirazımı tek tek belirteceğim
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Nurcuların sitesi şunun üzerine kuruluydu;

- Ama bakın bu türlerin hemen öncesi yok.

+ Var, bakın

- Siz bunları hayalinizden uyduruyorsunuz

+ O.O
 
Yazarı tarafından düzenlendi:

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Nurcuların sitesi şunun üzerine kuruluydu;

- Ama bakın bu türlerin hemen öncesi yok.

- Var, bakın

- Siz bunları hayalinizden uyduruyorsunuz

- O.O
Fosillerin öncesinde başka yaşamış canlıların olması hayali değil. Birinin diğerinin atası olma iddiası hayali.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
"Abiyogenez yazı dizimizde tek hücreli en ilkin canlıların cansız varlıklardan nasıl evrimleşebileceklerini detaylıca anlatmıştık."
deniliyor. Linke tıklayınca ilgili makaleye gitmiyor. Ama ilk canlı heterotrof,fotoototrof veya kemoototrof olmak zorunda. Bunların hangisi olursa olsun, canlı karmaşık kimyevi reaksiyonlar gerçekleştirmeli ki canlılığını devam ettirebilsin. Hiçbir canlı bile, insan gibi akıllı olanlar hariç, bu karmaşık kimyevi reaksiyonları öğrenemez. Kaldı ki ilk canlıyı oluşturan cansız maddeler bunu nasıl öğrensin? Hadi diyelim ki, Yaratıcı kemosentez yapabilen bir canlı yarattı. Günümüzde fotosentez, oksijenli ve oksijensiz solunum yapabilen canlılar da var. Tüm bu canlıların kemosentez yapabilen canlıdan evrimleşmiş olması imkansız. Çünkü fotosentez gibi oldukça karmaşık bir kimyasal reaksiyonu öğrenmiş olamaz. Tek bir mutasyonla da bu iş olmaz. Çünkü fotosentez için çok fazla enstrümanın bir araya gelmesi gerekir. Hadi bundan sonra fotosentez yapalımla olmaz. İlgili enzimlerin de varlığı şart. Bu enzimler için de bu enzimlerin kodlandığı ilgili genlerde enzim sayısınca mutasyon olması gerekir. Sonuç olarak fotosentez veya solunum yapan bir canlı kemosentez yapan ilk canlıdan evrimleşmiş olamaz. Ya da tersi de olamaz. Bu yazdıklarım bütün makroevrim sürecini baştan imkansız hale getiriyor. Yaratıcı ancak bu mutasyonları bilinçli tasarımla gerçekleştirip kemosentez yapan canlıdan fotosentez yapan canlı evrimleştirebilir ama hem bu oldukça fazla sayıda olması gereken mutasyonların olduğunu gösteren hiçbir bilimsel kanıt yok. Hem de kemosentez yapan canlının fotosentez yapabilmesi için meydana gelecek ilk mutasyonda canlı kemosentez yapamaz hale gelir. Henüz fotosentez de yapamadığı için ölür. Yani Yaratıcı bütün mutasyonları birden yapmış olması şart. Buna da makroevrim değil, canlıların zaten bu özelliklere sahip olarak yaratılması denir. Bu yazdıklarımı çürütmeden makroevrim imkansız.
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
"Abiyogenez yazı dizimizde tek hücreli en ilkin canlıların cansız varlıklardan nasıl evrimleşebileceklerini detaylıca anlatmıştık."
deniliyor. Linke tıklayınca ilgili makaleye gitmiyor. Ama ilk canlı heterotrof,fotoototrof veya kemoototrof olmak zorunda. Bunların hangisi olursa olsun, canlı karmaşık kimyevi reaksiyonlar gerçekleştirmeli ki canlılığını devam ettirebilsin. Hiçbir canlı bile, insan gibi akıllı olanlar hariç, bu karmaşık kimyevi reaksiyonları öğrenemez. Kaldı ki ilk canlıyı oluşturan cansız maddeler bunu nasıl öğrensin? Hadi diyelim ki, Yaratıcı kemosentez yapabilen bir canlı yarattı. Günümüzde fotosentez, oksijenli ve oksijensiz solunum yapabilen canlılar da var. Tüm bu canlıların kemosentez yapabilen canlıdan evrimleşmiş olması imkansız. Çünkü fotosentez gibi oldukça karmaşık bir kimyasal reaksiyonu öğrenmiş olamaz. Tek bir mutasyonla da bu iş olmaz. Çünkü fotosentez için çok fazla enstrümanın bir araya gelmesi gerekir. Hadi bundan sonra fotosentez yapalımla olmaz. İlgili enzimlerin de varlığı şart. Bu enzimler için de bu enzimlerin kodlandığı ilgili genlerde enzim sayısınca mutasyon olması gerekir. Sonuç olarak fotosentez veya solunum yapan bir canlı kemosentez yapan ilk canlıdan evrimleşmiş olamaz. Ya da tersi de olamaz. Bu yazdıklarım bütün makroevrim sürecini baştan imkansız hale getiriyor. Yaratıcı ancak bu mutasyonları bilinçli tasarımla gerçekleştirip kemosentez yapan canlıdan fotosentez yapan canlı evrimleştirebilir ama hem bu oldukça fazla sayıda olması gereken mutasyonların olduğunu gösteren hiçbir bilimsel kanıt yok. Hem de kemosentez yapan canlının fotosentez yapabilmesi için meydana gelecek ilk mutasyonda canlı kemosentez yapamaz hale gelir. Henüz fotosentez de yapamadığı için ölür. Yani Yaratıcı bütün mutasyonları birden yapmış olması şart. Buna da makroevrim değil, canlıların zaten bu özelliklere sahip olarak yaratılması denir. Bu yazdıklarımı çürütmeden makroevrim imkansız.
Biz her şeye baştan mı başlayacağız @bilgelilyolunda?

Bu abiyogenez teorisi, evrim teorisi değil ki.
Aslında evrim kuramı canlılığın nasıl başladığıyla ilgilenmez; bu, kuramın bir sorusu veya parçası değildir, bilinçsiz atomlar nasıl bir araya gelerek bilinçli bir canlı var edebilirler sorusu evrimle alakalı değildir; bu soruya verilecek cevaplar evrimin doğru olup olmadığını doğrulamaz veya yanlışlamaz.

Cansızlıktan canlılığa geçiş abiyogenez teorisinin bir parçasıdır. Miller-Urey deneyi de bu konuda yapılmış en ünlü çalışmadır.

Her halükarda canlılığın başlangıcında ister ilahi bir el arayın, isterseniz de materyalist yaklaşımları takip edin; bu konunun evrim kuramının doğruluğu veya yanlışlığı ile ilgili olmadığını unutmayın.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Biz her şeye baştan mı başlayacağız @bilgelilyolunda?

Bu abiyogenez teorisi, evrim teorisi değil ki.

Ben ilk cansızdan canlıya geçişten ziyade ilk canlıların kemosentez yapanlardan fotosentez yapanlara geçişinin imkansızlığı üzerinde durmuşum. Lütfen tekrar dikkatli okuyarak evrimin konusu olan bu değişimin imkansızlığıyla ilgili yazdıklarımı ya çürütünüz ya da makroevrim iddiasından vazgeçiniz
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Hatta ben seni buraya yönlendirdim.

Mart 2013'te Science dergisinde yayımlanan bir makale, Dünya'nın karanlık okyanus tabanlarında yaşayan mikropların, etraflarındaki kayalarda meydana gelen kimyasal tepkimelerden faydalanarak, tamamen kemosentez (kimyasal sentezleme) yöntemiyle enerji üreterek hayatta kalabildiklerini göstermektedir.

Tam da beklendiği gibi, bu mikroorganizmalar da volkanik bacaların etrafında ve bu bacalar içerisindeki odacıklarda yaşamaktadırlar.

Ama yine de dedim ki ben de yaratıcıya inanıyorum.
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
Ben her şeye baştan başlamaktan yoruldum.

Bunca zamandır, forum aracılığıyla yazışırken bilimsel ya da daha emprik haliyle araştırma metodolojisini öğrenemediysen de herhangi bir şey yapamam.

Ama sonuçta, evrim ve ilgili alanlarında belki biraz daha toplu olarak iyi bir dijital arşiv bıraktığımı düşünüyorum.

Ben zamanımı artık sana ayırmayacağım.

Kişisel bir kariyerim var, bununla ilgileneceğim.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
"Sonuç olarak fotosentezin biyokimyasal tepkimeleri birdenbire ortaya çıkmamıştır. Farklı işlere yarayan yolların birleşmesi sonucu, kademeli olarak oluşmuştur. Önce oksijensiz fotosentez ortaya çıkmış ve farklı görevler üstlenmiş olan pigment ve apoproteinlerin sürece katılmasıyla oksijenli fotosentez ortaya çıkmıştır."
deniliyor ama oksijensiz fotosentezin nasıl evrimleştiğine bir cevap yok. Yazdıklarım kemosentezden oksijenli veya oksijensiz fotoenteze geçişin imkansızlığını ortaya koyuyor
İlk canlı heterotrof,fotoototrof veya kemoototrof olmak zorunda. Bunların hangisi olursa olsun, canlı karmaşık kimyevi reaksiyonlar gerçekleştirmeli ki canlılığını devam ettirebilsin. Hiçbir canlı bile, insan gibi akıllı olanlar hariç, bu karmaşık kimyevi reaksiyonları öğrenemez. Kaldı ki ilk canlıyı oluşturan cansız maddeler bunu nasıl öğrensin? Hadi diyelim ki, Yaratıcı kemosentez yapabilen bir canlı yarattı. Günümüzde fotosentez, oksijenli ve oksijensiz solunum yapabilen canlılar da var. Tüm bu canlıların kemosentez yapabilen canlıdan evrimleşmiş olması imkansız. Çünkü fotosentez gibi oldukça karmaşık bir kimyasal reaksiyonu öğrenmiş olamaz. Tek bir mutasyonla da bu iş olmaz. Çünkü fotosentez için çok fazla enstrümanın bir araya gelmesi gerekir. Hadi bundan sonra fotosentez yapalımla olmaz. İlgili enzimlerin de varlığı şart. Bu enzimler için de bu enzimlerin kodlandığı ilgili genlerde enzim sayısınca mutasyon olması gerekir. Sonuç olarak fotosentez veya solunum yapan bir canlı kemosentez yapan ilk canlıdan evrimleşmiş olamaz. Ya da tersi de olamaz. Bu yazdıklarım bütün makroevrim sürecini baştan imkansız hale getiriyor. Yaratıcı ancak bu mutasyonları bilinçli tasarımla gerçekleştirip kemosentez yapan canlıdan fotosentez yapan canlı evrimleştirebilir ama hem bu oldukça fazla sayıda olması gereken mutasyonların olduğunu gösteren hiçbir bilimsel kanıt yok. Hem de kemosentez yapan canlının fotosentez yapabilmesi için meydana gelecek ilk mutasyonda canlı kemosentez yapamaz hale gelir. Henüz fotosentez de yapamadığı için ölür. Yani Yaratıcı bütün mutasyonları birden yapmış olması şart. Buna da makroevrim değil, canlıların zaten bu özelliklere sahip olarak yaratılması denir. Bu yazdıklarımı çürütmeden makroevrim imkansız.
 

bilgelikyolunda

☆☆☆
Üye
Mesajlar
4,141
Tepki puanı
334
Düşünce
Sünni
Ben her şeye baştan başlamaktan yoruldum.

Bunca zamandır, forum aracılığıyla yazışırken bilimsel ya da daha emprik haliyle araştırma metodolojisini öğrenemediysen de herhangi bir şey yapamam.

Ama sonuçta, evrim ve ilgili alanlarında belki biraz daha toplu olarak iyi bir dijital arşiv bıraktığımı düşünüyorum.

Ben zamanımı artık sana ayırmayacağım.

Kişisel bir kariyerim var, bununla ilgileneceğim.
Dönüp dolaşıp başa gelmemiz normal. Çünkü makroevrim iddiası baştan çürük, hayali ve imkansız. Yazdıklarımı çürütmeden hiç kimse makroevrimin bilimsel olarak doğru olduğunu iddia edemez. Bunun için mesai harcayıp harcamayacağınız sizin tercihiniz. Ben Yaratıcının olduğu ve olmadığı bütün makroevrim senaryolarını yazdıklarımla çürüttüm. Aksini iddia eden yazdıklarımı çürütsün. Hodri meydan!
İlk canlı heterotrof,fotoototrof veya kemoototrof olmak zorunda. Bunların hangisi olursa olsun, canlı karmaşık kimyevi reaksiyonlar gerçekleştirmeli ki canlılığını devam ettirebilsin. Hiçbir canlı bile, insan gibi akıllı olanlar hariç, bu karmaşık kimyevi reaksiyonları öğrenemez. Kaldı ki ilk canlıyı oluşturan cansız maddeler bunu nasıl öğrensin? Hadi diyelim ki, Yaratıcı kemosentez yapabilen bir canlı yarattı. Günümüzde fotosentez, oksijenli ve oksijensiz solunum yapabilen canlılar da var. Tüm bu canlıların kemosentez yapabilen canlıdan evrimleşmiş olması imkansız. Çünkü fotosentez gibi oldukça karmaşık bir kimyasal reaksiyonu öğrenmiş olamaz. Tek bir mutasyonla da bu iş olmaz. Çünkü fotosentez için çok fazla enstrümanın bir araya gelmesi gerekir. Hadi bundan sonra fotosentez yapalımla olmaz. İlgili enzimlerin de varlığı şart. Bu enzimler için de bu enzimlerin kodlandığı ilgili genlerde enzim sayısınca mutasyon olması gerekir. Sonuç olarak fotosentez veya solunum yapan bir canlı kemosentez yapan ilk canlıdan evrimleşmiş olamaz. Ya da tersi de olamaz. Bu yazdıklarım bütün makroevrim sürecini baştan imkansız hale getiriyor. Yaratıcı ancak bu mutasyonları bilinçli tasarımla gerçekleştirip kemosentez yapan canlıdan fotosentez yapan canlı evrimleştirebilir ama hem bu oldukça fazla sayıda olması gereken mutasyonların olduğunu gösteren hiçbir bilimsel kanıt yok. Hem de kemosentez yapan canlının fotosentez yapabilmesi için meydana gelecek ilk mutasyonda canlı kemosentez yapamaz hale gelir. Henüz fotosentez de yapamadığı için ölür. Yani Yaratıcı bütün mutasyonları birden yapmış olması şart. Buna da makroevrim değil, canlıların zaten bu özelliklere sahip olarak yaratılması denir. Bu yazdıklarımı çürütmeden makroevrim imkansız.
 

virac

☆☆☆
Üye
Mesajlar
855
Tepki puanı
155
Düşünce
Deist
"Sonuç olarak fotosentezin biyokimyasal tepkimeleri birdenbire ortaya çıkmamıştır. Farklı işlere yarayan yolların birleşmesi sonucu, kademeli olarak oluşmuştur. Önce oksijensiz fotosentez ortaya çıkmış ve farklı görevler üstlenmiş olan pigment ve apoproteinlerin sürece katılmasıyla oksijenli fotosentez ortaya çıkmıştır."
deniliyor ama oksijensiz fotosentezin nasıl evrimleştiğine bir cevap yok. Yazdıklarım kemosentezden oksijenli veya oksijensiz fotoenteze geçişin imkansızlığını ortaya koyuyor
Yapman gereken tek şey araştırmak olduğu halde araştırmıyorsun.

Ben sana zamanımı sana ayırmak zorunda değilim, çünkü benim için artık önemli değilsin. Çünkü kendine önem vermiyorsun, bilime yardımcı olmuyorsun. Yapsaydın, bunu baştan yapardın, Behe gibi biz seni konuşuyor olurduk.


Sadece bir dakikalık araştırmamdan sonra 2019'daki şu çalışmayı buldum; buna göre anoksijenik fotosentez, oksijenik fotosentezden önce olamaz. Cevap; fotokimyasal su oksidasyonu olmalıdır.

Yapman gereken tek şey bu, araştırmak, araştırma sonuçlarını analiz etmek, bilime katkı vermek.

Hiçbirini çürütmediğiniz halde sadece karşımızda tabir-i caiz ise her sözünüz ile mental mastürbasyon yaptınız.
 
Yazarı tarafından düzenlendi:
Üst